İYİ Parti 'Ekonomide Kurtuluş Planı' açıkladı
İYİ Parti, “Ekonomide Kurtuluş Planı'' kapsamında BDDK, SPK, TMSF, Türkiye Varlık Fonu'na ilişkin atılacak adımları açıkladı. Yapılan sunumda enflasyon hedefinin yüzde 5 olduğu belirtildi.
İYİ Parti, bugün Genel Başkan Meral Akşener’in de katıldığı programla "Ekonomide Kurtuluş Planı"nı açıkladı.
Meral Akşener'in konuşmasının ardından İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz bir sunum yaptı.
Kısa, orta ve uzun vadeli planların yer aldığı planda para politikasının normalleşmesine yönelik adımların atılacağı ve orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 5 olarak açıklandı.
"Para politikası" bölümünde açıklanan politikalar şöyle:
15 gün içerisinde:
- Tam kapsamlı enflasyon hedeflemesi rejimine geçiş sürecinde para politikasının normalleşmesine yönelik adımlar atılacaktır. Bu bağlamda, politika faiz oranı ülkemizin olağanüstü makroekonomik şartlarını dikkate alarak fiyat istikrarının teminine uyumlu bir seviyeye getirilecektir.
- Merkez Bankası’nın sorumluluğu dışında kalan ve enflasyon hedeflemesi rejimi ile uyumlu olmayan uygulamalar tespit edilerek kamuoyuyla paylaşılacaktır.
- Para politikası araçlarının kullanımında genel kabul görmüş uluslararası standartlar göz önüne alınarak sadeleşmeye gidilecektir.
1 ay içerisinde:
- Orta vadeli enflasyon hedefi yüzde 5 seviyesinde tutulacak, makroekonomik çerçeve ile uyumlu olan dezenflasyon patikası kamuoyuyla paylaşılacaktır. Söz konusu üçer aylık patika, kademeli bir şekilde enflasyonu orta vadeli hedefe yaklaştırarak beklentiler için bir çıpa oluşturulacaktır.
- Açıklanacak bir takvim çerçevesinde Merkez Bankası’nın sorumluluk alanına girmediği tespit edilen uygulamalara son verilecektir.
- Merkez Bankası’nın döviz piyasasına müdahaleleri enflasyon hedeflemesi rejiminin temel prensipleriyle uyumlu hale getirilecektir. Bu bağlamda, kamu bankaları aracılığıyla döviz piyasasına müdahale uygulamasına son verilecek ve kamuoyuna önceki yönetimler tarafından yapılan döviz müdahaleleri hakkında kapsamlı bir rapor sunulacaktır.
- Döviz kuruna isteğe bağlı müdahale edilmeyecek ve döviz alım/satış ihaleleri öngörülebilir ve şeffaf bir şekilde önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yapılacaktır. İhaleler uluslararası normlara uygun bir şekilde tek fiyat ihalesi olarak yapılacak ve ihale sonuçları düzenli bir şekilde kamuoyuna açıklanacaktır.
- Hazine ile yakın ilişki içinde olması gereken Merkez Bankası birimleri de yeniden Ankara’ya nakledilecektir.
3-6 ay içerisinde:
- Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için yapılması gereken yasal değişiklikler tespit edilecektir. Bu bağlamda Merkez Bankası üst düzey yönetimin keyfî kararlarla görevden alınmasını engelleyecek uluslararası standartlara uygun hukuki değişiklikler belirlenecektir. Merkez Bankası Başkan, Başkan Yardımcıları ve Kurul üyelerinin görev süreleri tekrar 5 yıla çıkartılacaktır.
- Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için gerekli görülen yasal değişiklikler TBMM’ye sunulacaktır. İlk Anayasa değişikliği ile Merkez Bankası’nın bağımsızlığı Anayasal güvence altına alınacaktır.
- Para Politikası Kurulu’na (PPK) dışarıdan atanan üyeler için uluslararası normlara uygun yeterlilik kriterleri uygulanacak ve Kurul’un bağımsızlığını ve işleyişini güçlendirecek adımlar atılacaktır.
- Merkez Bankası’nın sermayesi ve Hazine’ye yapmış olduğu kâr transferi süreci—özellikle kur hareketlerinden kaynaklanan değerlenmeler ve yedek akçe transferleri—para politikasının bağımsızlığını ve Merkez Bankası’nın bilanço yapısını güçlendirmek amacıyla gözden geçirilecek ve gerekli görülen hukuki değişiklikler ivedi bir şekilde gerçekleştirilecektir.
- Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü tarafından PPK için hazırlanan bilgi notu, Kurul ile kamuoyunun aynı bilgi setine sahip olmasını sağlamak amacıyla faiz kararı toplantısından bir gün önce Merkez Bankası’nın internet sitesinde yayınlanacaktır.
- Merkez Bankası’nın iletişimi çok daha şeffaf bir hale getirilecektir. Bunun için Para Politikası Kurulu (PPK) kararları açıklandıktan sonra kurul üyelerinin verdikleri oyların dengesi açıklanacaktır.
12-18 ay içerisinde:
- Piyasa koşulları dikkate alınarak Merkez Bankası’nın bankalarla yapmış olduğu yaklaşık 45 milyar dolar civarında olan döviz swap işlemlerinin seviyesi kademeli bir şekilde azaltılacaktır.
- Merkez Bankası’nın rezerv yönetimi şeffaf ve hesap verebilir bir hale getirilecektir. Bu bağlamda, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla her altı ayda bir kapsamlı rezerv yönetimi raporları hazırlanacaktır.
- Merkez Bankası’nın para politikası için yaptığı önemli tahminlerin (çıktı açığı, doğal faiz oranı, vs.) metodolojileri detaylı bir raporla kamuya açıklanacaktır.
BDDK, SPK ve TMSF’nin bağımsızlıkları güçlendirilecek
“Ekonomide Kurtuluş Planı”nın “Bankacılık sektörü düzenlemeleri” bölümünde BDDK, SPK ve TMSF Kurullarının bağımsızlığını ve işleyişinin güçlendirileceği vurgulandı ve bankacılık sektöründeki adil rekabet şartlarını bozan, kamu bankaları ile diğer bankalar arasında fark yaratan uygulamalara son verileceği söylendi.

“Bankacılık sektörü düzenlemeleri” bölümünde açıklanan politikalar şöyle:
1 ay içerisinde:
- Bankacılık sektörünün aktif kalitesinin ortaya konulabilmesi için güvenilir bir varlık kalitesi gözden geçirme planı açıklanacaktır.
- BDDK, SPK ve TMSF Kurullarının bağımsızlığını ve işleyişini güçlendirecek adımlar atılacaktır.
- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) atanan üyelere ve bahse konu kurumların üst düzey yöneticilerine ilişkin yeterlilik kriterleri ilgili görevlerin etkin biçimde yerine getirilebilmesini sağlayacak şekilde ve liyakat göz önünde bulundurularak yeniden belirlenecektir.
- Kamu bankalarının yönetim kurulları ve üst düzey yönetimleri liyakat esas alınarak gözden geçirilerek gerekli görülen değişiklikler ivedilikle yapılacaktır.
- İlgili kurumlarla koordineli bir şekilde, mevduattaki dolarizasyonunun azaltılması ve Türk Lirası’na güvenin teminine ilişkin yol haritası açıklanacaktır.
- Uygulanacak dezenflasyon programının şirketler ve bankacılık sistemi üzerindeki etkilerini analiz edecek stres testleri yapılacaktır. Stres testlerinden elde edilecek bulgular ışığında atılacak destekleyici maliye politikası adımları, sıkı para politikasının yaratacağı yükün hafifletilmesini ve adil dağılmasını hedefleyecektir.
3-6 ay içerisinde:
- Varlık kalitesi gözden geçirme programı sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Gerek duyulması halinde program sonuçları dikkate alınarak bankacılık sektörünün olası kırılganlığını ortadan kaldıracak düzeyde yeterli sermaye bulundurmasını teminen yeniden sermayelendirme planı açıklanacaktır.
- Kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesi kamuya maliyeti en aza indirecek şekilde tasarlanacaktır. Kamu bankalarında tespit edilen zararlara sebep olan kamu yӧneticileri hakkında ivedilikle soruşturma açılacaktır.
- Bankacılık sektöründe yapısal risklerin azaltılması amacıyla mevduatın vadesini uzatmaya ve vade uyumsuzluğunu azaltmaya dönük teşvik mekanizmaları açıklanacaktır.
- TCMB ve BDDK arasındaki koordinasyonu güçlendirecek, makro ihtiyati politikaların uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlayacak uygulamalar hayata geçirilecektir.
- İlgili kurumların sistemin etkinliğini artıracak düzenleme, hukuk işleri, mali işler ve strateji geliştirme gibi birimleri yeniden Ankara’ya nakledilecektir.
- Finansal istikrarın sağlanmasında büyük önem arz eden bağımsız düzenleyici kurumların nitelikli personel alabilmesi ve bu personeli bünyesinde tutabilmesi icin 666 sayılı KHK ile mali haklara ilişkin olarak getirilen kısıtlamalar kaldırılacaktır.
- BDDK, SPK, TMSF ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) görev alanındaki teknik düzenlemeler gözden geçirilecek, uluslararası en iyi uygulamalar ile uyumlu olmayan hususlar (örneğin sermaye yeterliliği hesaplamasında ortalama kur/geçmiş yıl kuru kullanımı, menkul kıymet değerleme farklarının özkaynaklara yansıtılmaması, vb.) bir plan dahilinde ortadan kaldırılacaktır.
6-12 ay içerisinde:
- Kamu bankalarının yeniden esas faaliyet alanlarına yönelmesi sağlanacak, Halk Bankası KOBİ odaklı, Ziraat Bankası ise tarımın desteklenmesine odaklı faaliyetlere ağırlık verecektir.
- Kamu bankalarının esas faaliyet alanları dışında agresif büyüme stratejileri sonlandırılacaktır.
- Bankacılık sektöründeki adil rekabet şartlarını bozan, kamu bankaları ile diğer bankalar arasında fark yaratan uygulamalara son verilecektir.
12-18 ay içerisinde:
- Finansal mimari; Finansal İstikrar Kurulu, TCMB, BDDK, SPK, TMSF ve SEDDK’yı kapsayacak ve çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirilecek ve finansal mimaride gerekli görülen değişiklikler yapılacaktır.
“Türkiye Varlık Fonu lağvedilecek”
Açıklanan planın “Kamu mali yönetimi” bölümünde Türkiye Varlık Fonu’nun lağvedileceği söylendi
“Kamu mali yönetimi” bölümünde açıklanan diğer politikalar şöyle:

15 gün içerisinde:
- Hazine ve Maliye Bakanlığı (HMB) birimleri Bakana bağlı iki müsteşarlık (Hazine ve Maliye Müsteşarlıkları) altında yapılanacaktır. Ayrıca çıkarılacak yasal düzenleme ile Hazine ve Maliye Müsteşarlıklarının yanı sıra bakanlıklarda da müsteşar ve müsteşar yardımcılıkları yeniden tesis edilecektir.
- Hazine Müsteşarlığı kamu varlık ve yükümlülüklerinin (kamusal sermayeli kuruluşlar, nakit ve borç yönetimi, dış ekonomik ilişkiler) yönetiminden sorumlu olacak, bütçenin hazırlanması ve uygulanması, gelir politikaları, muhasebat ve raporlama konularında Maliye Müsteşarlığı yetkili olacaktır.
- Kamu borçlarının etkin yönetimine yönelik düzenlemeler kapsamında, yakın dönemde kurulmuş olan ve borç yönetiminde parçalı bir yapının ve etkin olmayan bir borç stoku yapısının ortaya çıkmasına neden olan Borçlanma Genel Müdürlüğü kapatılacak, görev yetkilileri Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü’ne devredilecektir. Böylelikle, İstanbul’a gönderilmiş olan Hazine birimleri etkin bir varlık yükümlülük yönetimi için yeniden Ankara’da tek çatı altında toplanacaktır.
1 ay içerisinde:
- Hazine birliği prensibi çerçevesinde Türkiye Varlık Fonu lağvedilecek, kamu varlıklarının Hazine çatısı altında tek elden yönetimi sağlanacaktır.
- İşsizlik Fonu asli görevine dönecek ve asli görevi dışında yaptığı kamu harcamalarına son verilecektir.
- Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın bütçeye ilişkin görev ve yetkileri Maliye Müsteşarlığı çatısı altında kurulacak Bütçe Genel Müdürlüğü’ne devredilecektir.
- HMB bünyesinde ilgili denetim ve uygulama birimlerinden görevlendirmeler ile özel bir araştırma birimi kurulacak, söz konusu birim ivedilikle göreve başlayacak ve aşağıda yer alan konularda olası kamu zararının tespitine yönelik incelemeler yürütecektir:
- Kamu-Özel İş birliği (KÖİ) Projeleri
- Hazine ve kamu bankaları üzerinden döviz rezervlerinin eritilmesi
- Kamu bankalarının kuruluş amaçları dışındaki sektörlere (medya, AVM vb.) verdikleri krediler
- Türk Telekom ve benzeri özelleştirme uygulamaları
- HMB/HM Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesindeki KÖİ Dairesi Genel Müdür Yardımcılığı seviyesinde yeniden yapılandırılarak, KÖİ projelerinde kamu yükümlüklerinin tekrar müzakeresi, uluslararası tahkim süreçlerinde devletin temsili, projelerin uluslararası kreditörleriyle irtibat halinde projelere verilmiş olan kredilerin incelenmesi ve benzeri konularda yetkilendirilecektir.
Kamu yükümlülüklerinin görevi
1 ay içerisinde:
- Kamu borç yönetimi stratejisi piyasa koşulları da göz önüne alınarak orta-uzun vadeli bir bakış açısıyla yeniden belirlenecek ve kamuoyuna duyurulacaktır. Bu süreçte, piyasa katılımcılarıyla istişare edilecektir.
- Borçlanma stratejisinin temel ilkesi (başta iç borç olmak üzere) borç stokunun dövize duyarlılığının kademeli olarak düşürülmesi ve TL cinsi borçlanma araçlarının piyasa katılımcıları tarafından piyasa koşullarına uygun olarak tercih edilebilirliğinin artılması olacaktır.
- Borçlanma stratejisi çerçevesinde kullanılan borçlanma araçları seti sadeleştirilecek, altın vb. endeksleme yöntemleri (bu senetlerin itfası sonrasında) sonlandırılacaktır.
- Hükümetin enflasyonla mücadelede kararlılığını göstermek ve kamunun borç yükündeki artışı sınırlamak için enflasyona endeksli devlet tahvilleri ihracına hız verilmesi değerlendirilecektir.
3-6 ay içerisinde:
- Likidite riskinin yönetilmesine yönelik olarak güçlü nakit rezervi taşınması uygulaması devam edecektir. Piyasalara güven verici adımların atılmasıyla, ülkemiz piyasalarına dış yatırımcı girişlerinin artması ve yapılacak ilave borçlanmalar ile Hazine rezervleri daha da güçlendirilecek, bu durum piyasadaki olası ilave likiditenin Merkez Bankası tarafından yönetilmesine katkı sağlayacaktır.
- Borç yönetimi stratejisi kapsamında, likidite riskinin hafifletilmesine yönelik olarak, piyasa koşulları kapsamında ve gönüllülük esasına dayanan senet değişimi işlemleri, yüksek maliyetli senetlerin nakit karşılığı geri alımı vb. yükümlülük yönetimi teknikleri kullanılması değerlendirilecektir.
6 ay içerisinde:
- Hazine bünyesinde KÖİ yükümlülüklerinden kaynaklanan kur ve finansman riskinin yönetimi ve azaltılması için gerekli kurumsal ve yasal altyapı hazırlanacaktır.
12 ay içerisinde:
- Bütçe disiplininin yeniden tesisi ve güçlendirilmesi, uzun dönemli mali sürdürülebilirliğin sağlanması, makro istikrarın desteklenmesi için maliye politikalarının kurallarla sınırlandırılmasına yönelik bir ‘mali kural’ getirilecektir. Mali kuralın ana ilkeleri kolay anlaşılır, ölçülebilir, sürdürülebilir ve uygulanabilir olacaktır. Bu çerçevede bütçe açığı ve kamu borcu üzerine Anayasal bir limit getirilmesi hedeflenecektir. Kamu borcu limitine devletin koşullu yükümlülüklerinden doğan borçlarının bugünkü veya nominal değeri de dahil edilecektir. Tanımlanan borç ve bütçe açığı limitinden savaş, pandemi ve net tanımlanmış resesyon durumlarında geçici olarak çıkılmasına imkân tanınacak, ancak en geç üç sene içerisinde tanımlanan limitlere dönülmesi gerekecektir.
Garanti verme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devredilecek

“Ekonomide Kurtuluş Planı”nın “Kamu-özel işbirliği” kısmında süreçlerin mali açıdan şeffaf bir şekilde yürütüleceği vurgulandı ve devlet adına her türlü garanti verme yetkisi yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devredileceği söylendi.
“Kamu-özel işbirliği” bölümünde açıklanan diğer politikalar ise şöyle:
1 ay içerisinde:
- Bu süreçlerde mali şeffaflık ilkesi çerçevesinde, kamu adına girilmiş olan tüm taahhütlerin detaylarının kamuoyuna duyurulması için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.
- Söz konusu projelerin hazırlık ve sözleşme süreçleriyle ilgili olarak ellerinde bulunan bilgi ve belgeleri paylaşmak ve/veya görgü tanıklığı yapmak isteyenler için yasal koruma sağlayan düzenlemeler yapılacaktır.
3 ay içerisinde:
- Projelerle ilgili sözleşmeler ve garantiler detaylı olarak gözden geçirilecek ve kamu yükümlülükleri kamuoyuna duyurulacaktır.
- Proje sözleşmelerinde kamu lehine olabilecek hakların (mücbir sebep, vazgeçilen/ertelenen kamu alacakları ve benzeri hakların) tespiti ve kullanılması sağlanacaktır.
- Devlet adına her türlü garanti verme yetkisi yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devredilecek ve devleti uzun vadeli yükümlülük altına sokan sözleşmeleri de kapsayacak şekilde limitler getirilecektir.
6 ay içerisinde:
- Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yürütülecek incemeler neticesinde kamu zararına hükümler içerdiği kanaatine varılan sözleşmeler ile ilgili Sayıştay süreçleri başlatılacak, projelerin yeniden müzakeresi veya iptali için harekete geçilecektir.
12 ay içerisinde:
- Sayıştay soruşturması ile hazırlanma ve uygulanma süreçlerinde usulsüzlük tespit edilen projeler için ulusal ve uluslararası tüm hukuki ve diplomatik yollar kullanılacak, gerekirse tahkim süreçleri işletilecek, varsa kamuyu zarara uğratan yüklenici şirketler, bunların ortakları ve sorumlu şahıslar ile ilgili yasal işlemler başlatılacaktır. Nihai hedef oluşan zararların ilgililerinden tahsili olacaktır.
12-18 ay içerisinde:
- KÖİ projelerinin etkin bir şekilde yürütülmesi için mevcut parçalı mevzuat ve kurumsal yapı gözden geçirilecek, kamu yatırımlarının fayda/maliyet/risk analizleri çerçevesinde uzun vadeli bir perspektifle hayata geçirilmesi için gerekli altyapı oluşturulacaktır. Bu süreçte Maliye Bakanlığı bünyesinde yeniden tesis edilecek Hesap Uzmanları Kurulu’ndan da destek alınacaktır.
- Kamu İhale Kanunu şeffaflık ve adil rekabet ilkeleri doğrultusunda değiştirilecek, kamu ihalelerinin sonuçları ve bu ihaleleri alan şirketlerin sahiplik durumları ile ilgili bütün bilgiler kamuoyu ile paylaşılacaktır.
KKM uygulamasına son verilecek
Planın “Bütçe uygulamaları” kısmına kademeli olarak son verileceği açıklandı ve “Bu süreçte bankacılık sektörünün sağlıklı yapısının korunması temel ilke olarak gözetilecektir” dendi.

“Bütçe uygulamaları” bölümünde açıklanan diğer politikalar ise şöyle:
3 ay içerisinde:
- Merkez Bankası ile koordineli olarak, kamu maliyesi üzerinde önemli bir yük yaratmakta olan KKM uygulamasından kademeli çıkış stratejisi hazırlanacak ve bu süreçte bankacılık sektörünün sağlıklı yapısının korunması temel ilke olarak gözetilecektir. Enflasyonla mücadele kapsamındaki uygulamalar ile döviz kurlarında oynaklığın azaltılmasına yönelik para politikası önlemlerinin bu süreçte önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
- Kamu harcamalarının etkinliği, kurulacak olan Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü tarafından veri odaklı ekonomik analizler yapılarak gözden geçirilecek, sosyal ve ekonomik politika hedefleri açısından verimsiz harcamalara yönelik tasarruf önlemleri uygulamaya alınacaktır.
- Bütçe disiplinini bozucu etki yaratan tüm uygulamalara son verilecek, Meclis’ten yetki alınmadan bütçe ödeneklerinin aşılmasına imkân tanınmayacaktır.
- Vergiyle ilgili bölümde daha detaylı açıklandığı gibi profesyonel amaç dışında başlatılmış teftişler ve davalar özel bir incelemeye tabi olmak üzere durdurulacaktır. Maliye Bakanlığı çalışanlarının siyasi baskıya tabi olmaksızın, mevcut yasaları her vergi mükellefini eşit tutacak şekilde uygulamaları esas alınacaktır. Vergi mevzuatına siyasi amaçlı veya acil kaynak yaratmak amaçlı eklenmiş muafiyetler veya ek yükümlülükler askıya alınacak ve vergiyle ilgili bölümde belirtildiği gibi şeffaf bir inceleme sürecinde yeniden değerlendirilecektir. Kapsamlı bir vergi reformuna yönelik çalışmalar, halkın aktif katılımına açık olmak üzere derhal başlatılacaktır (detaylar için vergi bölümüne bakınız).
6-12 ay içerisinde:
- KÖİ projelerinin detaylı olarak gözden geçirilmesi ile bu konuda yapılan ödemelerden tasarrufların başlayacağı öngörülmektedir.
- Döviz kurlarında ve enflasyondaki artış eğiliminin etkin para politikaları kapsamında durdurulmasıyla, bütçe faiz yükündeki artışın da duracağı beklenmektedir.
- Vergi bölümünde detaylandırıldığı üzere, vergi idarelerinde yapılacak teknolojik ve kurumsal değişiklikler, planlı denetleme kampanyaları, her gelirin tabi olduğu vergilerin tam olarak uygulanması, vergisiz iş hayatına son verilmesi girişimleriyle, vergi gelirlerinin bütçe için tahmin edilebilir ve kararlı bir gelir kaynağı olması sağlanacaktır.
“Vergi aflarına son verilecek“
“Ekonomide Kurtuluş Planı”nın “Vergi politikaları” kısmında haksız vergi incelemelerine son verileceği söylendi ve vergi aflarına son verileceği açıklandı.
“Vergi politikaları” bölümünde açıklanan diğer politikalar ise şöyle:

3 ay içerisinde:
- Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde bulunan Vergi Konseyi, kapsamlı bir vergi reformuna yönelik çalışmalar yapmak üzere görevlendirilecek, nitelikli uzman kadrolarla yeniden yapılandırılarak, halka açık toplantılarda yasa ve uygulamalardaki olası değişiklikleri tartışarak bir Vergi Reformu kanun teklifi oluşturmaya başlayacaktır.
- Vergi Konseyi’nin çalışmalarında ve reform programının oluşturulmasında kullanılmak üzere Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü’nün katkılarıyla olası her vergi politikasının ve vergi oran değişikliğinin ne kadar vergi gelir kazanımına veya kaybına yol açacağını tahmin eden ve sürekli yenilenen kapsamlı bir çalışma yapılacaktır. Böylece vergi reformu geliştirilirken her vergi önerisinin kamu maliyesi ve ekonomi üzerindeki etkisi dikkate alınabilecektir.
- Haksız incelemelere son verilecektir. Vergi Denetleme Kurulu ve diğer mercilerce, siyasi amaçlara alet olabilecek teftişler ve davalar Vergi Konseyi tarafından özel bir incelemeye tabi olmak üzere durdurulacaktır. Maliye Bakanlığı çalışanlarının siyasi baskıya tabi olmaksızın, mevcut yasaları her vergi mükellefini eşit tutacak şekilde uygulamaları esas alınacaktır.
- Yamalı uygulamalar sonlandırılacaktır. Vergi mevzuatına siyasi amaçlı veya acil kaynak yaratmak amaçlı eklenmiş muafiyetler veya ek yükümlülükler askıya alınacak ve Vergi Konseyi’nin çalışmaları çerçevesinde yeniden değerlendirilecektir. Bu tür rastgele uygulamaların en zararlı olanı ise sürekli tekrarlanan ve mükelleflerde yeni bir af beklentisine yol açarak vergi disiplinini zedeleyen vergi aflarıdır.
- Vergi adaleti sağlanacaktır. Ülkemizde tüm gelirin vergiye tabi olmaması hem vergi tabanını daraltmakta hem de vergi adaletsizliğine yol açmaktadır. Vergi Reformu’nu beklemeden, mevcut vergi yasaları çerçevesinde vergiye tabi ‘kazanç’ tanımı genişletilerek, mümkün olduğunca gerçek anlamda anlaşılan gelirle örtüşür hale getirilecektir. Her gelir türü için yasalarca belirlenmiş vergi oranlarında vergiye tabi olacaktır. Vergi adaletsizliğinin ortadan kaldırılması toplumsal barış için de önemli bir adım olacaktır.
- İdare ve Denetim Koordinasyonu sağlanacaktır. Bu doğrultuda Vergi Denetim Kurulu siyasi baskıları en aza indirecek şekilde yapılandırılarak, Gelir İdaresi Başkanlığı ile idari ve fonksiyonel koordinasyonu güçlendirilecektir.
6-12 ay içerisinde:
- İdari Performans Artışı: Vergi Denetleme Kurumu ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın çalışma süreçlerinin etkinleştirilmesi ve formların basitleştirilmesi için, iş dünyasında yaygın olarak kullanılan ‘six sigma’ veya benzeri bir sürekli iyileştirme metodunu kullanılarak yeni vergi reformunu uygulayabilecek bir kurumsal kapasite yaratılacaktır.
- Teknolojik Yetkinlik: Uluslararası deneyimlerden ve kurumlardan faydalanarak vergi dairelerinin enformasyon teknoloji altyapısının geliştirilmesine öncelik ve hız verilecektir. Bu amaçla bağımsız bir danışmanlık şirketi şeffaf bir süreçle seçilerek bu konu bütçesi ve zamanlaması belirlenmiş bir proje haline getirilecektir. Bu alanda üyesi bulunduğumuz OECD’nin vergi idarelerinin dijital dönüşümüyle ilgili geliştirdiği programa katılıp, bu konuda önümüzde giden ülkelerin yaptığı hataları ve en başarılı uygulamaları dikkate alarak ve ülkemizin dijital ekosisteminden de faydalanarak, dünyanın en başarılı dijital vergi idaresi konumuna geçebiliriz.
- Şeffaf Denetleme Kampanyaları: Vergi adaletinin sağlanması doğrultusunda, vergi denetlemeleri ve tahsilatları için öncelikli alanlar belirlenerek kamuoyuna açıklanacak ve bu alanlarda vergi mükelleflerinin haklarını ihlal etmeyecek şekilde denetleme kampanyaları başlatılacaktır. Denetleme kampanyaları öncesinde kamunun bilgilendirilmesine ve denetleme yöntemlerinin standardize edilmesine öncelik verilecektir.
- Vergisiz İş Hayatına Son: Vergi mükellefi olmayan, düzenli vergi ödemesi yapmayan iş insanlarının ve şirketlerin kredi kullanımına, bankacılık ve diğer piyasa işlemlerini yapmalarına engel uygulamalar getirilecektir. Bu tür uygulamalar küçük işletmeleri mağdur etmeden uygulamaya konulacaktır. Vergi tabanının genişletilmesi sürecinde kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için gerekli düzenlemeler yapılacak, kendi işinde çalışanlar ve küçük işletmelerin korunması dışında istisnasız olarak uygulanacaktır.
- Nakitsiz Ödeme Kampanyası: Vergi toplama ve denetlemeden sorumlu birimlere bilgi akışını azami düzeye çıkarmak için mal ve özellikle hizmet alımlarında nakitsiz ödeme yapmaları özendirilecektir.
- Kayıt Dışının Azaltılması: Türkiye’de kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin kayıtlı ekonomiye kazandırılması için bu plan çerçevesinde istihdam politikalarında yapılacak değişiklikler vergi uygulamalarıyla güçlendirilecektir.
12-18 ay içerisinde:
- Vergi Akademisinin Kurulması: Üniversiteler, özel sektör ve uluslararası kuruluşların katkı ve katılımlarıyla, başlangıçta sanal ortamda olmak üzere bir Vergi Akademisi kurularak öncelikle Vergi Denetleme Kurumu ve Gelir İdaresi Başkanlığı personelinin, daha sonra da mali müşavirler ve şirket vergi yetkililerinin vergi yasaları, uygulamaları ve halkla ilişkiler konularında yoğun eğitimlerine başlanacaktır.
- Vergi Reformu: Vergi Konseyi raporlarını veri alarak, emeği korumak, girişimciliği desteklemek, âtıl kazanç yollarını (spekülasyon ve rantçılığı) zorlaştırmak prensipleri çerçevesinde kapsamlı bir Vergi Reform taslağı geliştirilecek ve TBMM’ye sunulacaktır. Vergilerin gelir dağılımı, üretim, tüketim ve yatırım üzerindeki bozucu etkilerinin önlenmesi, çalışan ve üretenlerin üzerindeki vergi yükününün azaltılması ekonomik büyümenin önünü açacaktır. Genel bir vergi affı içermeyecek olan Vergi Reformu’nun amacı; kamu harcamalarının şeffaflaşması ve verimliliklerinin artırılması için atılacak adımlarla birlikte kamu gelirlerinin daha etkin ve adil olarak toplanmasıdır. Bu doğrultuda, kişilerin vergiye tabi olan ücret, gayrimenkul ve menkul sermaye iratları gibi farklı gelir kaynaklarının bütüncül bir yapı içinde vergilendirilmesi amaçlanacak, vergi ayrıcalık ve istisnaları azaltılacaktır. Vergi reform çalışmaları sırasında uluslararası koordinasyon ve uyumluluğa öncelik verilecektir.
- Sanayi Teşvik Programlarına Tam Destek: Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret Bakanlıklarının veriye dayalı teşvik politikalarıyla koordineli bir şekilde hem yerli hem de yurt dışından gelen girişimcileri ve yatırımcıları teşvik etmek için kolay anlaşılabilir, öngörülebilir, kararlı ve tutarlı vergi politikaları siyasi müdahalelere yer bırakmadan uygulanacaktır. Veri odaklı vergi etkileri analizlerinden faydalanarak, teşvik politikalarının Hazine’ye tam maliyetini ve elde edilecek ekonomik kazanımları değerlendirmek mümkün olacaktır.
- Kurumlar Vergisinde Global Rekabet Atılımı: Kurumsal vergi oranlarımız ve sistemimiz uluslararası vergi anlaşmaları ve uygulamalarıyla tam olarak uyumlu hale getirilerek yabancı şirketlerin ülkemizde yatırım yapmaları için cazip bir ortam yaratılacak, ayrıca yerli şirketlerin uluslararası açılımlarını Türkiye üzerinden gerçekleştirebilmeleri kolaylaştırılacaktır. Bu alanda G-20 tarafından başlatılan ve OECD tarafından koordine edilen çalışmalar neticesinde uluslararası vergi sistemi yeniden yapılandırılmaktadır. Bu çalışmanın II. Ayak uygulaması ile önümüzdeki iki yıl içinde en az yüzde 15 oranında küresel asgari kurumlar vergisi uygulaması başlayacaktır. Kurumsal vergi yasalarımızı bu uygulamadan yerli ve yabancı şirketlerin en az zarar göreceği şekilde yapılandırıp şirketleşme ve şirket ticari işlemleri için vergi ve vergi dışı maliyetleri en aza indirmek, ülkemizin yeniden dünya ekonomiyle bütünleşmesinin önünü açacaktır.
- Vergi İndirimleri: Bütçe olanakları elverdiği ölçüde, kademeli olarak KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı azaltılacak, gelir ve kurumlar vergisi gibi doğrudan vergilerin payı artırılarak vergi tabanının genişletilmesi yoluna gidilecektir.
- Türkiye Vergi İdaresi: Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın koordinasyonu geliştirilerek, vergiyle ilgili bütün kamu kurumlarını ve idarelerini bir araya getiren, siyasi etkilerden korunması için yarı-özerk statüsü olan, diğer OECD ülkelerindekilere benzer bir Vergi İdaresi kurulacaktır.
TÜİK Yasası gözden geçirilecek
Planda ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), güvenilirliğini yeniden kazanması için TÜİK Yasası gözden geçirilerek kuruma hem operasyonel hem mali bağımsızlık sağlanacağı vurgulandı.

İstatistiki verilere olan güvenin yeniden tesis edilmesi ve Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü‘nde açıklanan politikaların tamamı şöyle:
6-12 ay içerisinde:
- TÜİK’in güvenilirliğini tekrar kazanması için TÜİK Yasası gözden geçirilerek Kurum’a hem operasyonel hem mali bağımsızlık sağlanacaktır.
- Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü için acil kaynak yaratılacak, uluslararası kuruluşlardan ve deneyimlerden faydalanarak en kısa sürede çalışmalara başlanacaktır. Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü’nün çekirdek kadrosunda liyakat sahibi, iyi eğitimli, her biri iktisat, istatistik ve ekonometri alanlarında uzmanlaşmış profesyoneller yer alacaktır. Bu ekibin görevi, farklı kurumların kısa vadedeki politika analizlerine ivedilikle birinci elden yardım etmek olacaktır.
- Kamu Politikaları Etki Analizi Enstitüsü öncelikle; kamu harcamalarının, sanayi ve dış ticaret teşvik programlarının, iş gücü ve sosyal destek programlarının, vergi uygulamalarının etkinliği üzerinde çalışmalar başlatacak, kurumsal kapasite genişlediği ölçüde diğer kamu programlarının da etkinliği üzerine çalışmalar yürütecektir.
12-18 ay içerisinde:
- TÜİK’in ileriye dönük bir strateji geliştirebilmesi için uluslararası saygınlığı olan bir akademisyen/uzman gurubu tarafından Kurum’un son 20 yılda yaptığı çalışmaları gözden geçirecek kapsamlı bir rapor hazırlanacaktır.
- En yüksek uluslararası standartlara uygun veri yayınlanmasına (SDDS Plus) başlanacaktır.
AB ile Gümrük Birliği müzakereleri yapılacak
Planın “Dış ekonomik ilişkiler ve dış ticaret politikası” bölümünde AB ile Gümrük Birliği modernizasyonu müzakerelerine başlanacağı söylendi ve Türkiye’nin yatırım, ihracat ve katma değerli üretim performansını iyileştirecek düzenlemeler yapılacağı vurgulandı.
“Dış ekonomik ilişkiler ve dış ticaret politikası” bölümünde açıklanan politikaların tamamı şöyle:

3-6 ay içerisinde:
- AB ile Gümrük Birliği modernizasyonu müzakerelerine başlanacaktır. Öncesinde, müzakereye açılacak alanlarla ilgili olarak bütün ekonomik paydaşları da içerecek şekilde veri temelli ekonomik etki analizleri hazırlanacak, müzakere stratejisi ve mevzuat uyum yükümlülüğü bu analizler doğrultusunda belirlenecektir.
- İhracatçı Birliklerin yapısı revize edilecek, siyasi baskı üzerinden rant dağıtım mekanizması olmaları mutlak surette önlenecektir. Harcadıkları kaynakların performans analizi düzenli olarak yapılacaktır. Böylelikle kaynakların siyasi bağlantılar yerine asıl ihtiyacı olan ihracatçı kurumlara yönelmesi sağlanacaktır.
- Ticaret Bakanlığı’na bağlı birimleri Bakan’a bağlı üç müsteşarlık (Dış Ticaret, İç Ticaret ve Gümrükler) altında yapılanacaktır. Dış Ticaret Müsteşarlığı altında Ticari Korunma Önlemlerine dair bir Genel Müdürlük tesis edilmek suretiyle, bir yandan ihracatımızı tehdit eden korumacı önlemlere diğer yandan iç pazarda haksız rekabete yol açan ithalata karşı daha etkin ve yetkin bir mekanizma kurulacaktır.
- Türkiye, dijital alanda uluslararası ticareti etkileyen normların oluşturulması çalışmalarına aktif olarak katılacaktır. Dijital ekosisteme dair ulusal mevzuatımız bu yaratıcı ve yüksek katma değerli sektörün önünü açan bir niteliğe kavuşturulacaktır. Bu bağlamda özellikle kişisel verilerin korunması, veri transferi, veri yerelleşmesi ve girişim sermayesine erişim gibi alanlarda Türkiye’nin yatırım, ihracat ve katma değerli üretim performansını iyileştirecek düzenlemeler yapılacaktır.
6-12 ay içerisinde:
- İyi tasarlanmış, orta vadede AB’nin emisyon ticaret sistemi ile de entegre olabilecek bir karbon ticareti sistemine geçilecektir. Üretici sektörlerimize rekabet açısından olumsuz etkilenmemeleri adına miktarı tedricen azalacak ve 10 yıl içinde sıfırlanacak emisyon kotaları bila bedel sağlanacaktır.
- Yeşil dönüşüm maliyetinin firmalarınızın rekabet gücünü olumsuz etkilememesi amacıyla, uluslararası yatırım finansmanına yönelik araçlar hayata geçirilecektir. Bu bağlamda,
- Özellikle yeşil dönüşüme yönelik yatırımların finansmanı bakımından AB IPA III fonundan çok daha yüksek miktarda pay alınması garanti altına alınacaktır.
- Ayrıca hâlihazırda yalnızca Afrika ülkelerinin erişimine açık olan AB’nin sürdürülebilir yatırımlara dair garanti fonu niteliğindeki European Fund for Sustainable Development Plus’a (EFSD+) Türkiye’nin erişimine açılması sağlanarak, bu alanda yatırım yapacak şirketlerimizin finansman maliyetlerini azaltacak bir dış garanti fonundan istifade etmeleri sağlanacaktır.
- Dünyada üretim modelleri çok hızlı değişmektedir ve dijital ekonomi artık yadsınamaz bir gerçektir. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki dünyada dijital altyapısına yatırım yapan firmalar, pazar paylarını çok hızlı şekilde artırmaktadır. Yapılacak kanuni düzenlemeler, sağlıklı veri transferini sağlayabilecek altyapı yatırımları, sanayicilerimizin ve çalışanlarının yazılım okuryazarlıklarını artırmaları için düzenlenecek eğitim faaliyetleri ile sanayimizin dijital dönüşüme ayak uydurması sağlanacak, uluslararası yatırım finansmanına yönelik araçlar hayata geçirilecektir. Bu bağlamda,
- Türkiye’nin dijital dönüşümünün finansmanını kolaylaştıracak ve dijital teknolojilere erişimini güçlendirecek AB’nin “Digital Europe” programına katılımı sağlanacaktır.
- AB’nin Horizon Europe programı altında yeralan CONNECT ve SCALEUP eylemleri üzerinden finanse edilecek bir AB-Türkiye startup odak programı oluşturulacaktır. Böylelikle AB’de ve Türkiye’deki startup’ların teknoloji, sermaye ve pazara erişimlerine yönelik ortaklıklar kurmaları kolaylaştırılacaktır.
- Fonların fonu yaklaşımı ile 2019 yılında kurulan ancak küçük çaplı kalan Turkey Future Fund’a ulusal katkımızın yanı sıra, Avrupa Komisyonu, Avrupa Yatırım Fonu ile Uluslararası Finansman Kuruluşlarının katkısı arttırılmak suretiyle, girişimci ve yenilikçi şirketlerin risk sermayesine erişimleri kolaylaştırılacaktır.
- Avrupa Yatırım Bankası’nın özel sermaye finansmanına yönelik Avrupa Yatırım Fonu’nun (AYF) siyasi nedenlerle de zaman içinde azalan Türkiye finansmanına ayırdığı pay behemehâl artırılacaktır. 2020 yılında Türkiye, AYF finansmanı bakımından 15’inci sıradaydı. Ülkemizin AB’nin yakın coğrafyasında en büyük ekonomi olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’nin ilk 5 sırada yer almasını hedefleyeceğiz. Keza Avrupa Yatırım Bankası şemsiyesi altında faaliyet gösteren hibrid finansman mekanizması niteliğindeki “European Growth Finance Facility”nin Türk şirketlerinin erişimine açılması sağlanacaktır.
- Benzer bir bakış açışı ile EBRD-Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası’nın teknoloji odaklı özel sermaye enstrümanlarına erişim artırılacaktır. Bugüne kadar Türk şirketleri EBRD’nin startup programından henüz yararlanamamışlardır. EBRD ile yürütülecek müzakerelerde Türkiye’ye yönelik finansman önceliklerinin teknoloji şirketlerine daha fazla odaklı olması sağlanacak, “Early Stage Innovation Facility” ve “Venture Capital Investment Program” gibi finansal enstrümanlardan daha fazla katkı alınması hedeflenecektir.
12-18 ay içerisinde:
- AB ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna yönelik müzakereler tamamlanacaktır. İlgili Ortaklık Konseyi Kararı öncesinde TBMM’de onaylanacaktır.
- Birleşik Krallık ile mevcut Serbest Ticaret Anlaşması’nın kapsamı, hizmetler sektörünü de kapsayacak şekilde revize edilecektir.
- ABD ile varolan stratejik iş birliği mekanizması dahilinde Türkiye-ABD ekonomik iş birliği ikili ticaretin güçlendirilmesinin yanı sıra, özellikle dijital alanda yatırım ve ortak girişimlerin artırılması, başta Afrika olmak üzere farklı coğrafyalarda tamamlayıcı iş birlikleri sayesinde ekonomik beklentilerin artırılması hedeflenecektir.
- İhracatımızın çeşitlendirilmesi amacıyla Güney Amerika ve Asya-Pasifik gibi bölgeler özelinde hazırlanacak Bölgesel Açılım Politikaları hayata geçirilecektir.
“İŞKUR yeniden yapılandırılacak”
İşgücü piyasaları ve sosyal destekler bölümünde İŞKUR’un yeniden yapılandırılacağı vurgulandı ve “İşgücü istatistikleri güncelleneceği belirtildi. Planda ayrıca asgari ücretin bir siyasi malzeme olmaktan çıkarılacağını söyledi.

3 ay içerisinde:
- İş gücü piyasalarının sorunlarının tespiti ve çözümü için gerekli sosyal uzlaşma ve iş birliği ortamının sağlanması için kamu, özel sektör ve akademinin katılımı ile oluşacak Sosyal ve Ekonomik Konsey (SEK) çalışmalara başlayacaktır.
- İşsizlik Fonu asli amacına dönecektir. İşsizlik Fonu’ndan bu fonun ana amacı dışında yapılan harcamalar sonlandırılacak, harcamalarda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri yerleştirilecek ve bugüne kadar yapılan harcamalarla ilgili detaylı bilgiler kamuoyu ile paylaşılacaktır. İşsizlik Fonu’nun yönetiminde özel sektör de yer alacaktır.
- İşbaşı eğitim programları desteklenecektir. Otomasyon ve iş yapış biçimlerindeki değişikliklerin sebep olabileceği potansiyel işsizlikle mücadele için risk altındaki çalışanların beceri dönüşümü ve gelişimine yönelik şirketlerin kendi bünyelerinde yapacakları kurum içi işbaşı eğitim programlarının desteklemesi için şirketlerden alınan ve İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarılan yüzde 2’lik payın yarısının şirketlerce kullanılmasına olanak sağlayan yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılacaktır. Böylelikle mevcut çalışanların beceri setlerinin güncellenmesine de imkân sağlanacaktır.
- İŞKUR yeniden yapılandırılacaktır. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) yürüttüğü işe yerleştirme aracılığı gibi istihdam hizmetleri ve mesleki eğitim kursları ve işbaşı eğitim programları gibi aktif iş gücü hizmetlerinin, veriye dayalı ve tarafsız bir değerlendirmesi yapılacaktır. Bu değerlendirme sonuçları doğrultusunda bu hizmetlerin daha etkin bir yapıya kavuşturulması için gerekli kurumsal düzenlemeler başlatılacaktır. Hedef; İŞKUR’u doğrudan eğitim veren bir kurum olmaktan çıkartıp, özel sektörün mesleki eğitimlerini fonlayan ve denetleyen, aynı zamanda özel sektör ve üniversiteler arasında mesleki eğitimin etkinleştirilmesi için köprü vazifesi gören bir kuruma dönüştürülmesidir. Bu görevin etkin bir şekilde yapılabilmesi için, ortaöğretim ve yükseköğretimden mezun olan herkesin İŞKUR’a kaydı yapılacak, işe yerleşmeleri SGK ile takip edilecektir. Böylelikle eğitim ve istihdam ilişkisi güçlendirilecektir.
- Beceri uyumsuzlukları tespit edilecektir. Türkiye’de istihdamın ve ücretlerin düşüklüğünün ana nedenlerinden birisi işverenlerin aradığı bilgi ve beceri donanımı ile iş arayanların sunabildikleri bilgi ve beceriler arasındaki uyumsuzluktur. İŞKUR bünyesinde iş gücü arz ve talep uyumsuzluğunun boyutlarının tespiti için kapsamlı bir çalışma başlatılacak ve sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Türkiye’nin beceri envanterinin çıkarılmasından sonra, beceri politikaları geliştirilecek ve uygulanacaktır. Kısa vadede politikalar mesleki eğitim seferberliğine odaklanacaktır. Orta ve uzun dönemde, Türkiye’de günümüzde yaşanan ve gelecekte yaşanması muhtemel beceri uyumsuzluğu problemlerini çözmenin tek yolu, eş güdümlü ve uyumlu çalışan bir tarım, eğitim, sanayi ve iş gücü politikasıyla hem kaliteli iş gücü arzının hem de kaliteli iş gücü talebinin desteklenmesidir.
- Sosyal desteklerin halka ulaşması hızlandırılacaktır. Halkın kayıtlı emek piyasalarına katılmamasındaki bir diğer etken, işe başladıktan sonra kaybedilen sosyal desteklerin işsizlik anında yeniden kazanılmasının uzun zaman almasıdır. Bu doğrultuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hane halkına sunulan sosyal desteklerin, bu desteklere hak kazananlara acil bir şekilde eriştirilmesi için gerekli altyapı çalışmaları başlatılacaktır. Sosyal desteklerin hak temelli bir sosyal anlayışla verilmesi ana ilke olarak yerleştirilecektir. Bu doğrultuda, detaylı bir veri tabanı oluşturularak, verilen sosyal desteklerin etki analizi, veriye dayalı ve tarafsız olarak, yapılacaktır. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki bilgi alışverişi ve koordinasyon azami düzeye çıkarılacaktır.
- İş gücü istatistikleri güncellenecektir. İş gücü istatistiklerinin güncellenmesi için gerekli mikro veri toplama altyapısı güçlendirilerek, zengin, şeffaf ve bilimsel araştırmacıların kullanımına açık bir iş gücü veri tabanının oluşturulması için çalışmalar başlatılacaktır.
6-12 ay içerisinde:
- Mesleki eğitim seferberliği başlatılacaktır: İş gücü arz ve talep uyumsuzluğunun boyutlarının tespiti ile tüm ülke çapında mesleki eğitim seferberliği başlatılacaktır. Bu seferberlik kapsamında:
- Gençlere yönelik olarak günümüz şartlarında iş dünyasının talep ettiği teknolojik yetkinlikleri ve insani becerileri kısa süreli ve yoğun eğitim programlarıyla elde edebilmeleri için Teknoloji Kampüsleri kurulacaktır. Bu kampüsler, İŞKUR-Özel Sektör-Üniversite iş birliği ile oluşturulacak ve faaliyet gösterdikleri bölgelerde öne çıkan sektörlerin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere kısa dönemli eğitimler verecektir.
- Uzun süredir işsiz olan veya iş gücünden çıkmış kişilerin yeni beceriler ve yetenekler kazanarak istihdama geri dönüşlerini sağlamak için yine İŞKUR-Özel Sektör-Üniversite iş birliği ile İkinci Şans Okulları kurulacaktır.
- Çalışanların bilgi ve becerilerini artırmak ve işverenlerin yeni teknolojilere yönelmelerini teşvik etmek için yüzde 2 olan İşsizlik Fonu işveren katkısının bir kısmının işverenlerce belli bir proje dahilinde çalışanlarının işbaşı mesleki eğitimi için kullanılmasına olanak sağlanacaktır. Nitelikli iş gücü açığı bulunan alanlarda verilen eğitimler ile genç ve kadınların istihdama kazandırılmasına yönelik istihdam garantili şekilde işveren tarafından sağlanan eğitim programları desteklenecektir. Bu tür projeler tek bir şirketi ya da belli bir coğrafya veya sektördeki farklı şirketleri kapsayabilecektir. Bu tür işbaşı eğitim projeleri önce pilot projelerle denenecek, sonuçların veriye dayalı ve tarafsız bir değerlendirmesinden sonra daha yaygın olarak uygulanacaktır.
- Ara eleman ihtiyacının karşılanması için Meslek Yüksek Okulları iş garantili olarak tekrar tasarlanacaktır. Meslek lisesi öğrencileri okula başladıkları günden itibaren uzun dönem sigortalı statüsüne kavuşmuş olacaklardır. Yine meslek lisesi mezunlarının askerlik süresinde iyileştirme yapılacaktır. Meslek liselerinin yönetiminde özel sektörün payı artırılacaktır. Meslek liselerinde mütevelli heyetleri oluşturularak bu okulların yönetiminde özel sektörün söz sahibi olması sağlanacaktır.
- Üniversite öğrencilerinin etkin bir staj imkânına kavuşması için ortak eğitim modeli tüm üniversiteler için zorunlu tutulacaktır. Üniversite öğrencilerine staj imkânı sağlayan firmalar performansa dayalı teşvik edilecektir.
- Okul öncesi çocuk bakım sisteminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, Türkiye’nin sürdürülebilir bir büyüme sürecine girebilmesinin en önemli koşullarından birisidir. Çalışan annelerin gün içinde çalıştıkları süre boyunca okul çağı öncesi çocuklarını bırakabilecekleri kaliteli ve uygun fiyatlı çocuk bakım kurumlarının sayısı son derece yetersizdir. Ekonomi literatürü çocuk bakım kurumlarının yaygınlaşmasının ve sosyal yardım programlarıyla annelerin çocuk bakımı için yaptıkları harcamaların devlet tarafından desteklenmesinin kadınların iş gücüne katılımını ciddi bir düzeyde artırdığını göstermektedir. Çocuk bakım sektörünün gelişmesi hem doğrudan çalışan annelerin iş gücüne katılımını artıracak, hem de bu sektörün daha çok kadın iş gücü istihdam etmesi nedeniyle dolaylı olarak da kadınların iş gücüne katılımını destekleyecektir. Bu doğrultuda, okul öncesi çocuk bakım sisteminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için bütüncül bir teşvik politikası uygulanacaktır:
- Çocuk bakım hizmetlerinin özel sektör için çekici bir yatırım alanı olması için mevcut mevzuattaki kısıtlayıcı düzenlemeler gözden geçirilecektir.
- Özel sektör yatırımlarına yönelik mevcut teşviklerin miktarı ve kapsamı genişletilecektir.
- Şirketlerin çalışanlarına çocuk bakım hizmetleri sağlaması teşvik edilecektir.
- Çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, belli bir gelir düzeyinin altında bulunan çalışan annelerin okul öncesi çocuk bakımı için yaptıkları masraflar, bütçe olanakları dikkate alınarak hazırlanacak bir programla desteklenecektir.
- İlkokul öncesi eğitim kademeli olarak zorunlu hale getirilmesi hedeflenecektir.
- Kayıtlı istihdam reformu yapılacaktır. Türkiye’de istihdam düşüklüğü ve aşırı sayıda asgari ücretli çalışan olmasının nedeni işçilerin kayıtlı olarak çalıştırılmasının işverenler için yüksek bir vergi yükü oluşturmasıdır. İşverenlerin vergilendirilmesindeki noksanlıklar nedeniyle işverenler vergiden düşememelerine rağmen kayıt dışı ücret ödemeyi tercih etmektedirler. Öte yandan, kayıt dışı istihdam bir yandan işsizliğin yüksek olduğu bir ortamda işçileri asgari ücretin altında ve temel çalışma haklarından yoksun işleri kabul etmeye zorlamakta, diğer yandan da devletin vergi gelirlerini azaltmaktadır. Suriyeli sığınmacılar ile ilgili sorunlar kayıt dışı istihdamın azaltılmasının önemini daha da artırmıştır. Tüm çalışanların kayıtlı iş imkanına kavuşması Eylem Planı’nın bir hedefidir. Bu doğrultuda, kayıt dışı işçi çalıştıran şirketlerin bu işçileri kayıtlı hale getirmelerini özendirici önlemler alınacaktır:
- Yaratılacak kayıtlı istihdamın sosyal güvenlik sisteminin dengeleri üzerinde yapacağı olumlu etki dikkate alınarak, bordro üzerinden alınan vergiler azaltılacak ve ödemelerinde kolaylık sağlanacaktır.
- Yarı zamanlı çalışanların kayıt dışı istihdamının azaltılması için işçi ve işverenler mevzuat konusunda bilgilendirilecek, kayıtlı yarı zamanlı çalışmanın hem işçiler hem de işverenler için çekici olması sağlanacaktır.
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işverenler üzerindeki rehberlik görevinin güçlendirilmesi ve etkinliğinin artırılması yasal ve kurumsal düzenlemelerle sağlanacaktır. Kurallara uymayan işverenler üzerindeki yaptırımlar artarken kurallara uyanların üzerindeki yük de hafifletilecektir. Belirlenecek süreler dahilinde hiç kayıt dışı istihdam cezası almamış, tüm prim ve vergi yükümlülüklerini eksiksiz ve gecikmesiz yerine getirmiş işverenler için denetim süreçlerinde kolaylık ve dijital denetim imkânı ile prim yükünde hafifletici teşvikler uygulanacaktır. Sağlanacak teşviklerin de kurallara uymayan işverenlere verilen cezalardan fonlanması amaçlanacaktır.
- Kayıt dışı istihdam tespitinde risk denetimi odaklı anlayış hayata geçirilecektir. Girdileri ile çıktıları uyumlu olmayan, üretilen iş miktarı ile çalışan sayısı uyumsuz olan, sektör ortalamaları ile uyumsuz göstergelere sahip olan, prim ve vergi uyumluluğu düşük olan veya hakkında şikâyet bulunan işverenlere yönelik oluşturulacak risk skorlarına bağlı olarak yüksek riskli gruba yönelik denetimlerin sıklığı artırılırken, riski düşük olan işverenlere yönelik denetimler yalınlaştırılacaktır.
- Tarımda ücretsiz aile işçisi kavramı kademeli olarak kaldırılarak tarımdaki sigortalılık artırılacaktır. Bunun için sektörün gerçeklerine uygun bir sosyal güvenlik sistemi hayata geçirilecektir.
12-18 ay içerisinde:
- Asgari ücret siyasi malzeme olmaktan çıkarılacaktır. Makroekonomik dengelerin tesisi ve yüzde 5´lik enflasyon hedefine ulaşılmasıyla birlikte hem gelişmiş hem de gelişmekte olan birçok ülkede başarıyla uygulanan asgari ücretin yoksulluk sınırı, verimlilik artışı, GSYH büyümesi, işsizlik oranı, gerçekleşen ve beklenen enflasyon gibi makroekonomik değişkenlerin kullanıldığı bir formülle belirlenmesine başlanacaktır. Bu formül tüm kesimlerin katılacağı, şeffaf ve yapıcı bir süreçle belirlenecektir. Bu sayede hem çalışanların hem de işverenlerin önünü daha net görebilmesi, tasarruf ve yatırım planlarını yaparken karşılaşacakları belirsizliğin azaltılması sağlanacaktır.
- İyi planlanmış ve etkin sosyal destekler devreye alınacaktır. İstihdam ve ücretlerdeki iyileşmeler, tüm vatandaşların yaşanabilir bir gelir seviyesine ulaşabilmesi için sosyal yardımlarla desteklenecektir. Bu doğrultuda, vergi gelirlerinde sağlanacak artışlarla birlikte bütçe olanaklarının elverdiği ölçüde sosyal yardımlar iki alana odaklanacaktır:
- Birinci olarak vatandaşların belli bir gelir seviyesinin altına düşmemesini hedefleyen İYİ Yaşam Gelir Modeli uygulamaya konulacaktır. Bu model çerçevesinde 18-26 yaş arasındaki tüm gençlere ve medyan gelirin yarısının altında kalan 4 milyon hanedeki kadına, düzenli olarak ve herhangi bir şarta bağlı olmadan aylık nakit ödeme yapılacaktır.
- İkinci olarak, okullarda çocuklara ücretsiz yemek sunma programı Rüzgârgülü hayata geçirilecektir. Bu program, çocuklarımızın yeterli beslenmesini sağlayarak fiziksel ve zihinsel gelişimlerini destekleyecek, okullaşma oranını artıracak ve kadınların iş gücüne katılımını yükseltecektir.
- Yeni Nesil Çalışma Modelleri yaygınlaştırılacaktır. Gençlerin, ailesine daha fazla zaman ayırmak isteyen kişilerin, anne ve baba adaylarının, teknik uzmanlık ve yetkinliğini birden çok iş imkânı ile kullanmak isteyenlerin, tam zamanlı çalışmayı tercih etmeyenlerin istekleri ve değişen iş ve özel yaşam dengesi anlayışı ile ortaya çıkan toplumsal beklentilere cevap verecek nitelikte yeni nesil çalışma modelleri yaygınlaştırılacaktır. Geleneksel mesai saatleri ve günlerine kısıtlı kalmak istemeyen veya herhangi bir sebeple uyamayan fakat istihdama katılmak isteyen herkese daha fazla fırsat yaratacak bir anlayış benimsenecektir. Bir çalışanın birden fazla işveren ile çok daha kolay ve verimli şekilde çalışabilmesi, bir işin birden fazla kişi tarafından yerine getirilmesi veya tam zaman doldurmayan işler için kolaylıkla ve güvenceli şekilde istihdam yaratılabilmesi için dünya örnekleri ile paralel yenilikçi çalışma modelleri kuralları net ve tüm taraflar için açık şekilde tanımlanacak ve bu modellerin hem çalışanlar hem de işverenler için çekici ve tercih edilebilir olmasını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilecektir.
- Güvenceli Esnek İstihdam desteklenecektir. Dünyada işsizlik oranlarının düşük olduğu, genç ve kadınların istihdama katılımının yüksek olduğu, iş gücü verimliliğinin yüksek olduğu tüm ülkelerde yarı-zamanlı ve geçici iş temelli çalışan oranlarının belirgin şekilde yüksek olduğu görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde toplam iş gücü içinde yarı-zamanlı çalışan oranlarının yüzde 20-25 seviyelerinde olduğu, OECD ortalamasının yüzde 16,5 seviyesinde olduğu fakat ülkemizde bu oranın yüzde 10’un altında kaldığı görülmektedir. İş fırsatları ve istihdam olanaklarını artırmak, iş gücü verimliliğimizi de yükseltmek için Güvenceli Esnek İstihdam yaklaşımı hayata geçirilirken herkesin gönül rahatlığı ile istihdama katılabileceği bir çözüm anlayışı benimsenecektir.
- Esneklik kavramı sanılanın ya da korkulanın aksine çalışanların sosyal haklarından ve güvencelerinden feragat edecekleri bir yapıda gündeme gelmeyecektir. Güvenceli esneklik anlayışı ile yarı-zamanlı ve geçici çalışma modellerinde de adil ve tüm tarafların haklarını gözeten bir anlayış ile politika geliştirilecektir. Sosyal tarafların tüm görüş ve isteklerini dikkate alan Güvenceli Esnek İstihdam çalışması, yeni nesil çalışma modellerinin yaygınlaştırılması hedefine de hizmet edecek şekilde sosyal uzlaşma ve iş birliği ortamının yaratılması için oluşturulacak Sosyal ve Ekonomik Konsey (SEK) tarafından ele alınacaktır.