MSB'den o yazıya ilişkin açıklama
Milli Savunma Bakanlığından (MSB), Gazeteci Barış Terkoğlu tarafından kaleme alınan 'Depremin Ortaya Çıkardığı Hastalık' başlıklı yazıyla ilgili bir açıklama yapılarak iddialar yalanlandı.
Okunma Süresi: 4 dakika 11 saniye
MSB, 27 Şubat tarihinde Gazeteci Barış Terkoğlu tarafından kaleme alınan “Depremin Ortaya Çıkardığı Hastalık” başlıklı yazıyla ilgili ‘Cevap ve Düzeltme Metni’ yayımlandı.
Açıklamada yazının, Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK), Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK mensuplarını hedef aldığı ve kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığı bildirilerek, söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğu ifade edildi.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
"Akla ve mantığa aykırı şekilde kaleme alınmıştır"
“Devletimizi, Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK), Sayın Bakanımızı ve TSK’nın şerefli mensuplarını hedef alarak kamuoyunu yanıltma amacı taşıyan söz konusu haberde özetle, askerin depreme müdahalede geç kaldığı, 2’nci Ordu Komutanı’na beklemede kal emri verildiği ve bunun üzerine üzüntüden ağladığı, Millî Savunma Bakanımızın başarısız olduğu, Suriye’deki operasyonların zafiyet oluşturduğu ve iki ülke sınırlarının askerî sorunlardan kurtarılmadığı vurgulanmaktadır.
Bu kapsamda ortaya atılan mesnetsiz iddialar; Millî Savunma Bakanlığının başta terörle mücadele ve hudut güvenliği olmak üzere depremle mücadelede de ortaya koyduğu özverili ve başarılı faaliyetleri kamuoyu nezdinde küçültmek, asker-sivil arasına nifak sokmak maksadıyla, şahsi hırsı tatmin ve ülkede kaotik bir ortam oluşturma hevesiyle akla ve mantığa aykırı şekilde kaleme alınmıştır.
Daha önce defalarca açıklandığı ve resmî kayıtlarda yer aldığı üzere Millî Savunma Bakanlığı ve TSK felaketin yaşandığı ilk andan itibaren ilgili tüm kurum/kuruluşlarla koordineli olarak seferber olmuş ve olmaya devam etmektedir.
Bakanımız ve TSK Komuta Kademesi de ilk günden itibaren deprem bölgesinde görev almış ve görevlerini aralıksız sürdürmektedir. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi başta olmak üzere ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliği için PKK/PYD/YPG, DEAŞ ve FETÖ gibi terör örgütlerine karşı azim ve kararlılıkla mücadele edilmektedir.
Tamamen siyasi saiklerin gölgesinde yazıldığı anlaşılan ve subjektif bir bakış açısı ile kaleme alınan bu haber, Cumhuriyet tarihinin terörle mücadelede en yoğun faaliyetlerini yürüten Bakanlığımızı yıpratmaya, kahraman Mehmetçiğin moral ve motivasyonunu bozmaya ve kamuoyunda olumsuz algı oluşturmaya yöneliktir.”
Barış Terkoğlu'nun yazısı
Milletler de insanlar gibi hastalanırlar mı? Tedavi için ilaç ararlar mı? En çok pandemide konuştuk. Biriyle bütün hastalıklar suyun üstüne çıkıyordu. Bünyenin zayıf düşmesi tetikliyor, birikmiş rahatsızlıklar görünür oluyordu.
Deprem, milletin yaşadığı en büyük felaketse o da bize bütün sorunlarımızı gösterdi. Ekonomik krizimiz, kurumlarımızın yıkılmış olması, hukuki çöküşümüz, mülteci politikalarındaki hatalar... Hatta Suriye meselesi bile...
Baştan söyleyeyim, Türkiye, Erdoğan’ın yanlış Esad politikasının sonucu olarak afeti daha derinden hissetti. Hatta elinin kolunun bağlanmasının nedenlerinden biri de Suriye kriziydi.
Şöyle anlatayım... Geçen hafta, eski asker Ahmet Zeki Üçok’la deprem meselesini konuştuk. Askerin depremlere müdahalesi konusunda çalışıyor, danışmanı olduğu İYİ Parti için bir politika oluşturmaya uğraşıyordu. En önemlisi elbette ilk 48 saatti. TSK’nin elinin kolunun nasıl bağlandığını anlattı. “2010 yılına kadar Türkiye’nin uyguladığı bir sistem vardı, bundan vazgeçildi” diyen Üçok, TSK’nin devre dışı bırakılarak bütün yetkilerin AFAD’da toplandığını anlattı. “Emir komuta zinciri, Ankara’dan Adıyaman’a ulaşıncaya kadar ne yazık ki iki gün geçti” diyen Üçok, ilginç bir iddiada bulundu: “Benim şöyle bir duyumum var. 2. Ordu Komutanı, bir an önce depreme müdahale etmemiz lazım demiş. Beklemede kalalım denilince üzüntüden ağlamış.”
AKP’nin FETÖ ile birlikte gerçekleştirdiği kumpaslar sürecinde, EMASYA Protokolü’nü ve buna bağlı olarak DAFYAR’ı (Doğal Afet Yardım Planları) iptal ettiğini hatırlattı. Üçok, DAFYAR’ın önemini şöyle anlattı:
“TSK’nin bölük komutanlığı seviyesine kadar, her türlü afette, hiçbir yerden emir beklemeksizin neler yapacağının planıdır. Her askeri birlik, kendi güvenliğini sağladıktan sonra, hemen mahallinde hangi adrese gideceği, hangi bölgede çadır, fırın, hastane kuracağı, nerenin güvenliğini ele alacağı, kamyon, TIR, kepçe, vinç gibi hangi sivil araçların birliğin emrine gireceği ve nerelerde kullanılacağı, arama kurtarmaya kimlerin hangi araçlarla katılacağı, intikal planları...”
Üçok, depremden sonra, Hulusi Akar’ın da liyakatinin tartışmaya açılması kanısında: “Akar tümgeneralken, devre arkadaşlarıyla beraber terfi edememiş bir askerken bir yıl sonra, sonuncu sıradan korgeneral olmuş. Herkes TSK geleneklerine göre emekli olmasını beklerken; kendisinden başarılı, kıdemli ve liyakatli olan altı korgeneral, Balyoz-Ergenekon-Askeri Casusluk gibi kumpas davaları ile emekli edilince, önü açılıp orgeneral olmuş. O da yetmemiş, Genelkurmay başkanı yapılmış birisi. Hal böyle olunca da emrindeki askerlerin 251 vatandaşımızı şehit ettiği, Cumhuriyet tarihimizin en başarısız Genelkurmay başkanı olarak tarihe geçti. Ama iktidar, ne yazık ki bu başarısızlıkları görmezden gelip kendisini milli savunma bakanı yaptı. Depremde de kötü sınav vererek Cumhuriyet tarihimizin en başarısız milli savunma bakanı olmaya aday olmuştur.”
Üçok, Akar’ın açıklamasının bir kandırmaca olduğu kanısında: “Bakanın açıklaması çok uzun ama ilk 48 saatte sahaya sürdüğü askeri birliklerin sayısı çok kısa. Sadece iki tugay, beş uçak, iki helikopter, üç çıkarma gemisi ve iki fırkateynden ibaret. 2. Ordu’nun hangi birliklerinin katıldığını bile sayamamış.” Deprem bölgesinde her ilde en az 5 bin civarında asker olduğunu düşünürsek en az 50 bin asker mevcut. Ama Akar’ın ilk açıklamasına göre 3 bin 500 asker, bütün deprem bölgesinde göreve çıktı.
Üçok’un yaptığı hesaba göre TSK’deki mevcut askeri personelin üçte biri Suriye ve Irak operasyonlarında. Üçok, “Bu birliklerimiz en muharip ve hareket kabiliyetine sahip birliklerimiz. Şüphesiz ki ülke sınırları içinde olsalardı daha etkin olarak deprem felaketine müdahale edebilirlerdi. Buradan çıkan sonuç, Suriye meselesinin çözümlenmesinin ne kadar hayati olduğu” diyor.
Deprem bize bir kez daha gösterdi ki Suriye krizi çözülmeden, Şam’la barışmadan, iki ülke sınırını askeri sorunlardan kurtarmadan, afetlere müdahale etmek bile zor. Adım atılmazsa millet de komutanlar da daha çok ağlayacak!
“İnsanın başı ağrımayagörsün, bütün organlar acıdan payını alır” diyor Cervantes. Bir hastalıktan kurtulunca, bütün vücudumuzu acılardan kurtaracağız.