Ankaralılar 'La' derken aslında birbirlerine ne anlatıyorlar? Sadece Ankara'da görülen 10 davranış!

Ankara'da yaşayanlar ''la'' ünlemi, ''bebe'' kavramı ve ''gardaş'' hitabesiyle bilinirler. Kızılay'a çıkan yokuşlar, Ankara ayazında bekleme ve Seğmenler Parkı geleneği, Ankara'lı kimliğini şekillendirir. Peki sadece Ankaralılara özgü bu davranış kalıpları ve gelenekler tam olarak nedir?

ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankaralılar 'La' derken aslında birbirlerine ne anlatıyorlar? Sadece Ankara'da görülen 10 davranış!
ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör

Ankara'da yaşayan insanlar, belirli davranış kalıpları, söylem tarzları ve toplumsal pratiklerle tanınırlar. Karakteristik dil özellikleri, coğrafi referanslar, iklime karşı direnç ve sosyal gelenekleri, Ankara'lı olmayı sadece coğrafi bir tanımlamadan çok daha fazla şey haline getirir. Bu özellikler, yıllar içinde organik olarak oluşmuş, Ankara'nın topraklarından gelen belirli karakterler...

ANKARA'DA YAŞAYAN BİRİ TÜRETİLEN ÖZELLİKLERİ TAŞIYOR

Ankara, Türkiye'nin başkenti olmaktan çok daha fazlasıdır. Bu şehir, kendi başına bir yaşam tarzı, kendi özel sosyolojisi ve kendi dili olan bir medeniyettir. Ankaralı olmak, coğrafi bir tesadüf değildir; belirli davranış kalıplarını, söylem tarzlarını ve toplumsal pratikleri içeren bir kimliktir. 

ANKARA'LININ DİL YAPISI AYIRT EDİCİDİR

Ankaralıların en karakteristik özelliği, her cümlenin başına, sonuna veya ortasına "la" ünlemini eklemesidir. Bu sadece konuşma biçimi değildir; bu, bir yaşam tarzı ve iletişim kültürüdür. "La" kelimesi, Ankaralı için cümlenin tuzu biberi, ruhudur. 

"Dur la!", "Gel la bebe!", "Yap la onu!" gibi ifadeler, Ankara sokaklarının özüdür. Dilberay ve Kahtalı Mıçe gibi ünlü oyuncular bu kalıbı sinema ekranlarına taşıdıktan sonra tanınır olsa da, bu sadece Ankara'da yaşayanda bulunur. 

Ankaralıların bir diğer vazgeçilmezi "bebe" kavramıdır. Beş yaşında olsun, elli yaşında olsun, herkes "bebe"dir. "Dur la, bebeyi bekliyoruz" gibi cümlelerle 40 yaşındaki bir adamı "bebe" olarak adlandırmak, Ankara'da sevgi ve yakınlığın işaretidir. Ancak asıl Ankara hitabesi "gardaş"tır. Bu kelime, sadece arkadaşlık değil; ön koşulsuz, derin bir bağlılığı, ağabey-kardeş ilişkisini ve sıcak dostluğu ifade eder. 

ANKARA'NIN COĞRAFi REFERANSLARI AYIRT EDER

Ankara'da hangi yokuştan inerseniz inin, hangi sokaktan yürüyünüz yürüyün, sonunda Kızılay'a çıkarsınız. Bu coğrafi realite, bir Ankara mizahı haline gelmiştir. Kızılay, Ankara'nın merkezi noktası, kalbi, dönüş noktasıdır. Tüm yollar, tüm sokaklar, tüm hatıralar Kızılay'a açılır. Bir Ankaralı, bir yerden başka bir yere gitmek istediğinde, çoğu zaman Kızılay'ı referans alır. 

BİR ANKARALI ANKARA AYAZINDA DİRENÇ GÖSTERİR

Ankara'nın kışı ünlüdür, Ankara ayazı legendiktir. Gerçek bir Ankaralı, soğuğun en keskin olduğu günün en soğuk saatinde, 30 dakika boyunca servis bekleyebilir. 

Bunun adına "Ankara disiplini" denilmektedir. Bir Ankaralı, -15 derecede kıyafetini sıkı sıkı bağlayıp, dolmuş bekler. Bu, sadece bir bekleme değildir; Ankara'ya ait olmanın, onun iklim koşullarına alışmışlığının kanıtıdır. 

ANKARA'LI YAŞAM TARZINI KORUR

Yetişkin bir Ankaralı, boş bir pazar gününü Seğmenler Parkı'nda, hiçbir şey yapmadan geçirebilir. Oturmak, bakmak, çiçeklerin üzerine eğilip koku almak, sıcak çay içmek—bu, Ankara'lı olmanın katmanlarından biridir. Seğmenler Parkı, hem doğa ile iç içe olmak hem de sosyal ilişkileri sürdürmenin merkezi olmak gibi iki işlevi barındırır. 

ANKARA'DA YAŞAYAN KİŞİNİN SORUMLULUK DUYUŞU

Ankaralılar, misafirperverlikleriyle tanınırlar. Şehre bir kişi geldiğinde, bir Ankaralı onu evine davet etmek için bahaneler arar. 

Başkent olmak Ankara'lıyı otomatik olarak siyasete daha yaklaştırır. Sokakta, çay ocağında, berber koltuğunda siyaset ve ülke meseleleri konuşulur. Bir Ankaralı, diğer şehirde yaşayan bir vatandaştan çok daha fazla, ülkenin idari, siyasi ve sosyal işleyişine dikkat eder. 

ANKARA'NIN MUTFAK KÜLTÜRÜ VE DOST MECLİSLERİ

Ankara denilince akla gelen bir diğer vazgeçilmez ritüel ise ASPAVA kültürüdür. Bu, sadece bir yemek yeme eylemi değil; bir ikram şöleni ve Ankara’ya özgü bir cömertlik gösterisidir. 

"Allah Sağlık Para Afiyet Versin Amin" duasının kısaltması olan bu mekanlar, gecenin bir yarısı bile olsa Ankaralıyı bir araya getiren birer sığınaktır. Şehrin dışarıdan "gri" ve "soğuk" olarak yaftalanan çehresinin aksine, bu sofralardaki samimiyet ve bitmek bilmeyen ikramlar, Ankara'nın içten gelen sıcaklığının en somut örneğidir.

Bir Ankaralı için şehri sevmek, onun griliğindeki saklı renkleri keşfetmektir. Denizsiz bir şehirde yaşamanın verdiği o vakur hüzün, Ankaralıyı birbirine daha çok kenetler. 

Sonuç olarak Ankara, sadece bir koordinat değil; "la" ile başlayan bir dostluğun, ayazda pişmiş bir karakterin ve Kızılay'da kesişen binlerce hikayenin ortak adıdır.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa