Ankara'da sosyal medya paylaşımından ifade verenin hakkı ne?
Ankara’da Twitter, Instagram, TikTok ya da WhatsApp paylaşımı sonrası emniyet ya da savcılığa ifadeye çağrılanlar hangi haklara sahip, avukat olmadan ifade vermek zorunda mı, telefon ve hesaplara el konulduğunda itiraz yolu var mı, hangi paylaşımlar ifade özgürlüğü kapsamında korunuyor?
Ankara’da sosyal medya nedeniyle hakkında soruşturma açılanlar, Türk Ceza Kanunu, CMK, Anayasa’nın ifade özgürlüğü hükümleri ve AİHM içtihatları çerçevesinde sorgulanıyor. Emniyet, savcılık ve sulh ceza hâkimliklerinde yürüyen süreçte; şüphelinin susma hakkı, avukat isteme hakkı, ifade tutanağını düzeltme ve ek beyan verme hakkı ile arama–elkoyma işlemlerine itiraz hakkı bulunuyor.
Ankara pratiğinde; paylaşımın “hakaret, nefret söylemi, terör propagandası veya halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu oluşturup oluşturmadığı kadar, hesabın gerçekten şüpheliye ait olup olmadığı ve bağlamın ne olduğu da kritik önem taşıyor.
ANKARA’DA SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI SIK SIK SORUŞTURMA KONUSU OLUYOR
Ankara’da son yıllarda, özellikle:
- Twitter/X paylaşımları,
- TikTok videoları,
- Instagram story ve yorumları,
- WhatsApp ve Telegram grubu mesajları
üzerinden pek çok kişi hakkında resen veya şikâyet üzerine soruşturma açılıyor.
Gündeme gelen başlıca suç başlıkları:
- TCK 125: Hakaret,
- TCK 216: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik,
- TCK 299: Cumhurbaşkanına hakaret,
- TCK 301: Devlet kurumlarını aşağılama,
- Terörle mücadele kapsamında “propaganda” suçları,
- Şahıslara yönelik tehdit ve iftira.
Soruşturmalar çoğunlukla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Güvenlik Şube, Siber Suçlarla Mücadele ve ilgili diğer birimler üzerinden yürütülüyor. Vatandaş, çoğu zaman “bilgi alma” veya “ifade verme” çağrısıyla süreçten haberdar oluyor.
ŞÜPHELİLERİN SUSMA VE AVUKAT İSTEME HAKKI BULUNUYOR
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, Ankara’da ifade vermeye çağrılan herkes için temel güvenceler geçerli:
Susma hakkı: Kişi, hiçbir soruyu cevaplamak zorunda değil; bu durum tek başına “suç ikrarı” gibi yorumlanamaz.
Müdafi (avukat) isteme hakkı: İfadeye başlamadan önce “avukatımla görüşmek istiyorum” deme hakkı var.
Baro’dan ücretsiz avukat: Maddi durumu elverişli olmayanlar için Ankara Barosu üzerinden CMK görevlendirmesi yapılabiliyor.
İfade metnini okuma ve düzeltme hakkı: Tutanağa yanlış veya eksik geçen ifadeler anında düzelttirilebiliyor.
Ankara’daki avukatlar, özellikle sosyal medya dosyalarında avukatsız ifade verilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor; zira tek kelimelik bir “kabul” veya yanlış bir cümle, ileride mahkemede aleyhe kullanılabiliyor.

ELEKTRONİK DELİLLER TOPLANIRKEN TELEFON VE BİLGİSAYARA EL KONULABİLİYOR
Sosyal medya soruşturmalarında asıl tartışma, paylaşımın şüpheliye ait olup olmadığının nasıl ispatlanacağı. Ankara’da polis ve savcılık:
- Kullanılan telefon ve bilgisayarı,
- SIM kart ve hafıza kartını,
- Sosyal medya hesaplarına giriş bilgilerini
- arama–elkoyma kararı ile incelemeye alabiliyor.
Bu noktada şüphelinin:
- Arama kararını görme,
- Elkoyma tutanağını alma,
- Gerekiyorsa sulh ceza hâkimliğine itiraz etme hakkı mevcut.
Ayrıca; telefonun uzun süre geri verilmemesi durumunda, Ankara’daki uygulamada “eşya iadesi talebi” ile savcılığa veya sulh ceza hâkimliğine başvuru yapılabiliyor.
HANGİ PAYLAŞIMLAR İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİYOR?
Ankara’da savcı ve hâkimler, sosyal medya içeriklerini değerlendirirken Anayasa’nın 26. maddesi ve AİHM kararlarına göre bir denge arıyor.
Genel çerçeve:
Sert eleştiri, rahatsız edici ifade, mizah ve hiciv, kural olarak suç değil.
Açık nefret söylemi, şiddet çağrısı, linç yönlendirmesi, terör propagandası içeren paylaşımlar ise çoğu zaman soruşturma konusu oluyor.
Bir politikacıyı, kamu görevlisini sert dille eleştirmek ile sistematik küfür ve hakaret arasında çizgi çekiliyor.
Ankara’daki adliyelerde aynı içerik için farklı kararlar görülebilse de, özellikle somut şiddet çağrısı içermeyen, bağlamı siyasî eleştiri olan paylaşımlarda takipsizlik kararları da veriliyor.
KULLANICI HESABINI BAŞKASININ KULLANMASI SORUŞTURMAYI KARMAŞIKLAŞTIRIYOR
Sosyal medya dosyalarında en tipik savunma:
“Hesabı ben açtım ama o paylaşımı ben yapmadım”,
“Telefonu arkadaşım/çocuğum kullandı”,
“Hesabım çalındı.”
Ankara’da bu iddialar:
IP ve log kayıtları,
Cihaz incelemesi,
Hesabın önceki kullanım geçmişi,
Mesajlaşma tarzı ve dil analizi
gibi delillerle birlikte inceleniyor.
Savcılık bu savunmaları otomatik kabul etmiyor; bu nedenle, gerçekten hesap çalınması veya yetkisiz kullanım söz konusuysa, bunu destekleyecek:
Önceki şikâyet kayıtları,
Şifre değiştirme bildirimleri,
Platforma yapılan “hesabım ele geçirildi” başvuruları
Ankara’daki dosyalarda önem kazanıyor.
ANKARA’DA SORUŞTURMA AŞAMASINDA TAKİPSİZLİK ŞANSI BULUNUYOR
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle başlatılan dosyaların önemli bir kısmı, Ankara’da soruşturma aşamasında sonuçlanıyor.
Savcı:
- İçeriğin suç oluşturmadığı,
- Delilin yeterli olmadığı,
- Şüphelinin kastının bulunmadığı,
- Paylaşımın bağlamının farklı olduğu
- kanaatine varırsa kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı veriyor.
Takipsizlik kararına:
- Şikâyetçi itiraz edebiliyor;
- İtiraz reddedilirse dosya kapanıyor.
Bu nedenle avukatlar, Ankara’daki şüphelilere, daha iddianame yazılmadan savunma ve delillerini sunmalarını, lehlerine olan tüm ekran kayıtlarını, bağlamı, önceki paylaşımları ve niyeti gösteren içerikleri dosyaya kazandırmalarını öneriyor.
DAVA AÇILIRSA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE AİHM İÇTİHADI GÜNDEME GELİYOR
İddianame düzenlenip Ankara’da ceza davası açıldığında, savunma stratejisi değişiyor.
Hedef:
Paylaşımın şiddet çağrısı içermediğini,
Kamusal tartışma kapsamında kalan bir ifade özgürlüğü kullanımı olduğunu,
İmaj, mizah, karikatür veya alıntı bağlamında görülmesi gerektiğini
mahkemeye anlatmak.
Savunmalarda sıklıkla:
Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü kararları,
AİHM’in Türkiye hakkında verdiği emsal kararlar
Ankara’da mahkemelerin önüne konuluyor.
Bazı dosyalarda, mahkemeler “ceza yerine tazminat davası daha uygun yol” gerekçesiyle beraat veya cezasızlık hükümleri uygulayabiliyor.
SOSYAL MEDYA SORUŞTURMALARINDA ANKARALILARA KRİTİK TAVSİYELER
Uzmanlar, Ankara’da sosyal medya nedeniyle soruşturma geçirenlere şu uyarıları yapıyor:
- Emniyet veya savcılığa çağrıldığınızda avukat talep etmekten çekinmeyin.
- Esprili veya ironik olduğunu düşündüğünüz içeriğin bağlamını mutlaka anlatın; sadece tek tweet üzerinden yargılanmayın.
- Paylaşımı gerçekten siz yapmadıysanız, bunu destekleyen teknik ve yazılı delilleri toplayın.
- İfade tutanağını imzalamadan önce baştan sona okuyun, yanlış gördüklerinizi düzelttirin.
- Sosyal medyada “tehdit, hedef gösterme, açık hakaret, nefret söylemi” içeren ifadelerden uzak durun; eleştiriyi olabildiğince somut ve makul seviyede tutun.
Ankara pratiği, ilk anda panikleyip “ne derlerse imzaladım” diyenlerin, daha sonra mahkemede bu ifadeyi düzeltmekte çok zorlandığını gösteriyor.

SIK SORULAN SORULAR
Ankara’da sosyal medya nedeniyle karakola çağrıldım, gitmek zorunda mıyım?
- Çağrı kâğıdı savcılık talimatına dayanıyorsa, gitmemeniz halinde zorla getirme kararı çıkarılabilir. Gitmeden önce bir avukatla görüşmeniz ve mümkünse avukatla gitmeniz önemli.
İfade verirken susma hakkımı kullanırsam aleyhime yorumlanır mı?
- Susma hakkı CMK ile güvence altına alınmış; tek başına suç kabul edilemez. Ama tamamen susmak yerine, avukatınızla belirleyeceğiniz çerçevede sınırlı da olsa açıklama yapmanız bazı dosyalarda daha faydalı olabilir.
Telefonuma el konuldu, Ankara’da ne yapabilirim?
- El koyma işlemi için kararın bir örneğini isteyin. Makul sürede geri verilmezse avukatınız aracılığıyla savcılığa veya sulh ceza hâkimliğine “eşya iadesi” ve elkoymaya itiraz başvurusu yapılabilir.
Retweet veya beğeni yaparsam da sorumluluk doğar mı?
- Evet, belli şartlarda doğabilir. Ankara’daki dosyalarda retweet ve paylaşım zincirleri de delil kabul edilebiliyor; özellikle terör propagandası ve nefret söylemi içeren içeriklerde dikkatli olmakta fayda var.
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakkımda dava açılırsa Ankara’da nerede yargılanırım?
- Genellikle ikamet ettiğiniz yer veya paylaşımın tespit edildiği yer mahkemeleri yetkili olur. Ankara’da çoğunlukla Asliye Ceza Mahkemeleri bakıyor; bazı ağır suçlarda Ağır Ceza Mahkemesi devreye girebiliyor.