Ankara’da Motokurye Kazaları Meslek Hastalığı mı Olmalı? Uzmanlar ‘Sessiz Afet’ Diyor

Ankara’da motokuryelerin yaşadığı trafik kazaları sadece “iş kazası” mı, yoksa hız baskısı ve yoğun stres nedeniyle artık meslek hastalığı sayılmalı mı?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da Motokurye Kazaları Meslek Hastalığı mı Olmalı? Uzmanlar ‘Sessiz Afet’ Diyor
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da her gün binlerce paket, yemek ve evrak yetiştirmeye çalışan şoför, kurye, motokurye ve kargo çalışanı, yoğun stres ve hız baskısı altında direksiyon başına geçiyor. Uzmanlar, bu grupta artan trafik kazalarının tesadüf değil, çalışma koşullarının ürettiği “sessiz bir afet” olduğunu, hukuken ise hâlâ yalnızca “iş kazası” olarak görüldüğünü vurguluyor. Tartışma, bu kazaların meslek hastalığı çerçevesinde yeniden tanımlanması gerektiği noktasında kilitleniyor.

ANKARA’DA YOĞUN STRES KAZALARI KAÇINILMAZ HALE GETİRİYOR

Ankara’da özellikle Çankaya, Keçiören, Yenimahalle ve Etimesgut hattında yoğunlaşan motokurye trafiği, “30 dakikada teslimat” türü kampanyalarla birlikte hız baskısını keskinleştiriyor.

Sahadan gelen bilgilere göre birçok kurye, günde 12–14 saate varan vardiyalarla çalışıyor; puanlama sistemi yüzünden de sipariş reddetmeye veya hızını düşürmeye çekiniyor.

İş güvenliği uzmanları, bu tabloyu “kaza geliyorum diyor” sözleriyle özetliyor. Hukuken iş kazasının “ani ve beklenmeyen olay” olarak tanımlandığını hatırlatan uzmanlar, Ankara trafiğinde motokuryelerin maruz kaldığı baskı, yorgunluk ve stres bir araya geldiğinde, kazanın artık öngörülebilir sistematik bir sonuç halini aldığını belirtiyor. Buna rağmen, mevzuatta bu durum hâlâ yalnızca “iş kazası” başlığı altında ele alınıyor.

MEVZUATA GÖRE TRAFİK KAZASI İŞ KAZASI SAYILIYOR

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, Ankara’da çalışan bir motokurye veya şoför, işinin gereği olarak yoldayken kaza geçirirse bu durum tereddütsüz şekilde iş kazası sayılıyor.

Bu statü, sigortalı çalışanlar için bazı temel hakları beraberinde getiriyor:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası)
  • Kalıcı sakatlık durumunda sürekli iş göremezlik geliri
  • Ölüm halinde yakınlarına ölüm geliri bağlanması

Ankara’daki uygulamada da, sigortalı (4/a) statüsünde çalışan kuryeler kaza geçirdiklerinde, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu’na iş kazası bildirimi yapması gerekiyor. Ancak sendikalar ve işçi sağlığı platformları, bildirimlerin çoğu zaman eksik ya da geç yapıldığını, birçok kazanın da istatistiklere yansımadığını aktarıyor.

“ESNAF KURYE” MODELİ ANKARA’DA HAK KAYBI YARATIYOR

Ankara’da son yıllarda hızla yaygınlaşan “esnaf kurye” modeli, hukuki tartışmanın en kritik başlığı haline gelmiş durumda.

Bu modelde kurye, şirketin işçisi olarak değil, kendi vergi levhası olan bir 4/b (Bağ-Kur)’lu “iş ortağı” gibi gösteriliyor.

Kağıt üzerinde kurye “kendi işinin patronu” görünse de pratikte:

  • Çalışma saatini şirket belirliyor
  • Güzergah ve bölge atamasını şirket yapıyor
  • Puanlama sistemi ve performans baskısını şirket yönetiyor

Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, bir kişiye fiilen emir ve talimat veren, işin nasıl yapılacağını belirleyen taraf varsa, aradaki ilişki çoğu durumda işçi–işveren ilişkisi sayılabiliyor. Yani Ankara’daki bir esnaf kurye, faturayla çalışsa bile, mağduriyet halinde mahkeme yoluyla “Ben aslında işçiyim” diyerek haklarını talep edebiliyor.

Ancak bu, uzun ve yıpratıcı bir dava süreci gerektiriyor. Bu yüzden uzmanlar, özellikle Ankara gibi büyükşehirlerde esnaf kurye modelinin, işverenin iş kazası sorumluluğundan kaçmasını fiilen kolaylaştırdığı görüşünde birleşiyor.

MESLEK HASTALIĞI SAYILABİLECEK RAHATSIZLIKLAR MEVCUT

Trafik kazaları mevzuatta doğrudan meslek hastalığı olarak sınıflandırılmasa da, Ankara’daki motokuryeler ve kargo çalışanları arasında sık görülen bazı rahatsızlıklar, hukuken meslek hastalığı kapsamında değerlendirilebiliyor.

Öne çıkan başlıklar şöyle:

Kas–iskelet sistemi hastalıkları: Uzun süre motor üzerinde kalmaya bağlı bel ve boyun fıtıkları, diz ve omurga problemleri

Titreşim kaynaklı hastalıklar: Motosiklet titreşimi nedeniyle elde ve kolda uyuşma, sinir sıkışması, dolaşım bozukluğu

Psikososyal rahatsızlıklar: Kronik stres, yoğun kaygı bozukluğu, tükenmişlik sendromu

Türkiye’de, özellikle psikososyal hastalıklar için meslek hastalığı tescili almak oldukça zor. Ankara’daki hekimler ve iş sağlığı uzmanları, çoğu vakanın “genel psikiyatrik rahatsızlık” başlığıyla ele alındığını, iş ile bağlantının resmi kayıtlara nadiren geçtiğini aktarıyor.

Bu da “sessiz afet” ifadesinin neden sadece metafor olmadığını, aynı zamanda görünmez bir hukuki boşluğa işaret ettiğini gösteriyor.

ILO VE UZMAN RAPORLARI SİSTEMİ İŞARET EDİYOR

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), dağıtım ve teslimat sektöründe çalışanların maruz kaldığı psikososyal risklerin (sürekli stres, hız baskısı, müşteri ve işveren şiddeti) fiziksel kazalara doğrudan zemin hazırladığını vurguluyor.

ILO raporlarında, motokuryelerin “geleceğin köleliği” riskine en açık gruplardan biri olduğu belirtiliyor.

Türkiye’de İSİG Meclisi ve Kurye Haber gibi platformlar, Ankara dahil pek çok ilde kuryelerin yaşadığı ölümlü kazaları “iş cinayeti” olarak tanımlıyor. 

Psikiyatristlerin yer aldığı uzman görüşlerinde, kuryelerin yaşadığı yüksek stres ve devamlı tetikte olma halinin, mesleki bir deformasyon yarattığı ifade ediliyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise, asıl hastalığın “güvencesizlik” olduğunu vurguluyor. TTB’ye göre, çalışma koşulları iyileştirilmedikçe, Ankara’da görülen kazalar sadece buzdağının görünen yüzü; altta yatan gerçek sorun ise, güvencesiz ve baskı altında sürdürülen çalışma hayatı.

ANKARA’DA KAZALAR MESLEK HASTALIĞI SAYILMALI MI?

Hukuki açıdan bakıldığında, bugün için cevap net:

  • Hayır, trafik kazası meslek hastalığı sayılmıyor; iş kazası olarak değerlendiriliyor.

Ancak işçi sağlığı ve iş hukuku alanında çalışan uzmanlar, Ankara pratiğinden çıkan tabloya bakarak farklı bir perspektif öneriyor:

  • Motokurye ve kargo işçiliği, “Ağır ve Tehlikeli İşler” kapsamına alınmalı
  • Bu meslek grubu için yıpranma payı, erken emeklilik ve ek koruma mekanizmaları tanınmalı
  • Psikososyal riskler, işverenin önlemekle yükümlü olduğu mesleki risk olarak açıkça tanımlanmalı
  • Uzun çalışma saatleri, performans ve hız baskısı, kazaların temel nedeni olarak mevzuatta görünür hale getirilmeli

Ankara özelinde tartışmayı büyüten nokta, motokuryelerin kent ekonomisi için artık vazgeçilmez hale gelmesine rağmen, hukuki korumanın hâlâ klasik iş kazası–meslek hastalığı ayrımının çok gerisinde kalması. Bu nedenle “sessiz afet” tanımı, hem kuryelerin yaşadığı görünmez yıpranmayı hem de mevzuatın sessizliğini anlatmak için kullanılıyor.

VATANDAŞLAR VE ÇALIŞANLAR NE YAPMALI?

Uzmanlar, Ankara’da hem kuryelere hem de vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulunuyor:

  • Kuryeler, yaptıkları her kazayı mutlaka iş kazası bildirimi kapsamına sokmaya çalışmalı
  • Esnaf kurye statüsündekiler, fiili çalışma koşullarına göre bir avukata danışarak işçi sayılma ihtimallerini değerlendirmeli
  • Vatandaşlar, sipariş verirken “ne kadar hızlı gelirse o kadar iyi” anlayışının, doğrudan bir insanın can güvenliği üzerinde baskı yarattığını unutmamalı

Ankara’da motokurye sayısı artarken, bu kazaların sadece “şanssızlık” değil, sistemin ürettiği bir sonuç olduğuna dair farkındalık da büyüyor. 

Hukuk, şimdilik bu kazaları sadece iş kazası olarak okuyor; fakat sahadaki gerçeklik, meslek hastalığı tartışmasının daha yüksek sesle yapılmasını gerektiriyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa