STK’lardan Melih Okan Keskin açıklaması: “Haysiyet davası”
Polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybettiği istasyon önünde toplanan STK’lar siyah çelenk bıraktı.
Emekli Polis Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Emniyet Teşkilatı Sendikası, Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı, Kamu Teşkilatları Sendikası, Kolluk Kuvvetleri Personeli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Şehit ve Gazi Çocukları Eğitim Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri, polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybettiği istasyonun önünde bir araya geldi. Gruba, Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli gazi Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz da katıldı. Katılımcılar, istasyon girişine siyah çelenk bıraktı; ardından basın açıklaması yapıldı.

“BASİT BİR KAVGA DEĞİL” VURGUSU YAPILDI
Grup adına konuşan Emekli Polis Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Latife Meltem Savaş Yasankal, “Bugün sadece bir taziye için değil, bir isyanı ve bir adaletsizliği haykırmak için toplandık” dedi. Yasankal, 44 yaşındaki, iki çocuk babası polis memuru Melih Okan Keskin’in “hizmet almak için geldiği istasyonda zorbalıkla hayattan koparıldığını” söyledi. Olayın “sistematik bir sorun, kurumsal bir sorumsuzluk ve mesleki bir vefasızlık” tablosu olduğunu dile getiren Yasankal, görüntüler ortaya çıkana kadar olaya “kavga” denildiğini, kamera kayıtları sonrası ise sessizlik yaşandığını belirtti. Yasankal, “Melih kardeşimiz tek bir yumruk sallamadı, sadece canını korumaya çalıştı” ifadelerini kullandı.

TÜVTÜRK’E “HUKUK ÖNÜNDE HESAP” ÇAĞRISI YAPILDI
Yasankal, TÜVTÜRK yönetimine seslenerek istasyonun “hizmet verilen yer” olması gerekirken “infaz alanına dönüştüğünü” söyledi. “Artık personelimiz değil” yaklaşımının sorumluluğu kaldırmayacağını vurgulayan Yasankal, olay anında “25-30 personelin bir insanı linç etmesini” sorguladı. İşe alım süreçleri ve olayda rol alan çalışanlar için “hukuk önünde hesap sorulacak” dedi. Yasankal, açıklamasında ayrıca “TÜVTÜRK derhal kamulaştırılmalıdır” ifadesini de kullandı.
“ASAYİŞ VAKASI DEĞİL, BİR HAYSİYET DAVASI” DENİLDİ
Yasankal, olay yerine gelen bir komiserin, beyin sarsıntısı geçiren mesai arkadaşına destek olmak yerine Keskin hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla şikâyetçi olmasını da eleştirdi. Bu tutumun teşkilatın üniformasına yakışmadığını söyleyen Yasankal, “Bu vefasızlığı unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi. Keskin’in ameliyata girerken eşinin elini öperek veda ettiğini anlatan Yasankal, “Bu davanın sadece bir asayiş vakası değil, bir haysiyet davası olduğunu ilan ediyoruz” diye konuştu. Yasankal, linçe katılan, azmettiren, yardım etmeyen ve olayı “basit bir kavga” gibi göstermeye çalışan herkesin en ağır cezayı alana kadar sürecin takipçisi olacaklarını söyledi; kolluk kuvvetlerinin can güvenliği ve yetki kullanımına ilişkin yasal düzenlemelerin “derhal hayata geçmesi” gerektiğini vurguladı.