Mesut Özarslan'dan Özgür Özel'e: İspatlamayan onursuzdur, şerefsizdir!
Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CNN Türk’te CHP lideri Özgür Özel’e yönelik ağır ifadeler kullandı. Özarslan, “ülkücü ve milliyetçi-muhafazakârız” dedi; Keçiören’in kentsel dönüşüm ve heyelan sorunları için Murat Kurum’la görüştüğünü anlattı.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CNN Türk’e yaptığı açıklamada CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik çok sert sözler söyledi. Özarslan, kendisine gönderildiğini ifade ettiği mesajlarda ailesinin de hedef alındığını dile getirdi; bu mesajların “ağır hakaret” içerdiğini belirtti. Konuşmasında siyasi kimliğini de tanımlayan Özarslan, “Biz ülkücü, Türk milliyetçisi, milliyetçi-muhafazakâr insanlarız” dedi. Özarslan’ın açıklamaları, Ankara’da Keçiören’de başlayan istifa tartışmasının bu kez ulusal yayın üzerinden yeni bir boyuta taşınmasına yol açtı.
KEÇİÖREN’İN SORUNLARI: “HEYELAN, KENTSEL DÖNÜŞÜM, ÇEVRE”
Özarslan, konuşmasının önemli bölümünü Keçiören’in temel sorunlarına ayırdı. İlçede “heyelan sorunu, kentsel dönüşüm problemi, çevre problemleri” bulunduğunu söyleyen Özarslan, bu başlıklarda uzun yıllardır “akademik yönüyle çalışma” yapılmadığını, bu nedenle sürece müdahil olmak istediklerini kaydetti. Belediye hizmetlerinde parti ayrımı yapmadıklarını da vurgulayan Özarslan, kapılarına gelen herkese “Halka hizmet, Hakk’a hizmet” anlayışıyla yaklaştıklarını ifade etti. Bu çerçevede teknik kadrolar ve akademik yapılarla çalıştıklarını, hizmetin ölçüsünün sahada görüldüğünü dile getirdi.
MURAT KURUM ZİYARETİ: “TOKİ VE İLLER BANKASI’NA YÖNLENDİRDİ”
Özarslan, Keçiören’deki sorunları görüşmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u ziyaret ettiğini söyledi. Kurum için “dürüst, çalışkan bir bakan” ifadelerini kullanan Özarslan, görüşmenin ardından TOKİ Başkanı ve İller Bankası Genel Müdürü ile de temas kurulduğunu aktardı. “Çok güzel görüşmeler geçti” diyen Özarslan, kentsel dönüşüm konusunda “bir başarıya doğru gidiyorduk” sözleriyle süreçte ilerleme sağlandığını belirtti. Özarslan, Kurum’un “siyasi parti gözetmeden elinden geldiğince yardım” ettiğini de ifade etti.
CHP İÇİ TARTIŞMA: “NEDEN GÖRÜŞÜYORSUN DEDİLER”
Özarslan, bu temasların ardından CHP içinde kendisine yönelik eleştirilerin arttığını söyledi. Parti içindeki bazı isimlerin, “Sen neden gidip görüşüyorsun?” ve “AK Parti’ye mi geçiyorsun?” gibi ifadelerle baskı kurduğunu dile getiren Özarslan, bunun Keçiören’e yapılacak çalışmalara zarar vereceğini vurguladı. Hükümetle gereksiz bir gerilim istemediğini kaydeden Özarslan, Cumhurbaşkanı ve Murat Kurum hakkında “durduk yere kötü açıklama yapmayacağını” da ifade etti. Kendisini “devlet kültürüyle yetişmiş” bir çizgide tanımlayan Özarslan, partideki tartışmanın odağına yerleştirilen “parti değişikliği” söylemlerinden rahatsız olduğunu söyledi.
TELEFON GÖRÜŞMESİ VE MESAJLAR: “KAYITLI, DURUYOR”
Özarslan, Özgür Özel’in kendisini telefonla aradığını ve sosyal medyadaki tartışmalara yanıt vermesini istediğini söyledi. Özarslan, görüşmenin ardından mesaj geldiğini, bu mesajın telefonunda kayıtlı olduğunu belirtti. “Çıksın, yalanlasın… duruyor, kayıtlı” diyen Özarslan, elindeki kaydın içeriğini yayın sırasında tarif etti. Bu bölümde, kendisine gönderildiğini söylediği mesajların devamında “ağza alınmayacak hakaretler” bulunduğunu ifade etti ve mesajların 23.59 ile 00.06 arasında peş peşe geldiğini dile getirdi. Özarslan, bu ifadeler nedeniyle CHP’de görev yapamayacağını söylediğini de kaydetti.
“AĞIR HAKARET” TEPKİSİ VE SİYASİ ÜSLUP TARTIŞMASI
Özarslan, mesajlarda ailesine yönelik de “ağır ve aşağılayıcı” sözler yer aldığını söyleyerek tepki gösterdi; Özel’e yönelik çok sert ifadeler kullandı. Yayında, hakaret içerikli bazı kelimeleri doğrudan kullanarak konuştuğu görüldü; bu bölüm kamuoyunda “siyasi dil ve üslup” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Özarslan ayrıca, “Komünistlik yapacaksan Nazım Hikmet’le yap, Lenin’le değil” sözleriyle de gündem olan bir çıkış yaptı. Açıklamalar, Keçiören’de belediye yönetimi ve meclis dengeleri üzerinden büyüyen krizde tansiyonu daha da yükseltti.
ANKARA’DA SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK: GÖZLER RESMÎ ADIMLARDA
Özarslan’ın CNN Türk’teki açıklamalarının ardından, Keçiören’deki siyasi gündemin hem parti kanadında hem yerel yönetim kulvarında daha fazla hareketlenmesi bekleniyor. Bu aşamada belirleyici olan, taraflardan gelecek resmî açıklamalar, parti yönetimlerinin atacağı adımlar ve belediye meclisindeki gelişmeler olacak. Keçiören’de kentsel dönüşüm, heyelan riski ve çevre sorunları gibi başlıklar ise tartışmaların gölgesinde kalsa da ilçenin temel gündemi olmayı sürdürüyor.
İşte Mesut Özarslan'ın CNNTürk'te yaptığı açıklama:
"Biz Keçiören’imizde, bizim kapımıza kim gelirse hiçbir partisine bakmadan, bize oy veren vermeyen herkese 'Halka hizmet Hakka hizmet' mantığıyla belediyecilik yapıyoruz. Bu çerçevede de Keçiören’imizin birçok sorunu; heyelan sorunu, kentsel dönüşüm problemi, çevre problemleri var. Malumunuz, senelerdir buralara ilişkin böyle akademik yönüyle bir çalışma olmadığından biz el atalım istedik. Sağ olsun, hem okul arkadaşım hem de TOKİ’den mesai arkadaşım Sayın Bakan'ımız Kurum’un yanına ziyarete gittim bu konuları görüşmek üzere. Sağ olsun, var olsun; Sayın Kurum çok başarılı bir bakan biliyorsunuz, çok dürüst, çalışkan bir bakan; yüzyılın projelerini gerçekleştiriyor. Kendisiyle onur ve gurur duyuyoruz. Sağ olsun, hiçbir siyasi parti gözetimi yapmadan elinden geldiğince de yardım yapan birisi. Onu da bütün herkes, bütün partilerin birimleri de çok iyi bilir kendisini.
Biz de dedik ki 'Ülkemizin en büyük kanayan yaralarından biri kentsel dönüşüm, bizim Keçiören’imizde sıkıntılar var.' Bunları konuştuk, çok güzel görüşmeler geçti. Sağ olsun, TOKİ Başkan'ımız Levent Bey’e yönlendirdi, İller Bankası Genel Müdür'ümüze yönlendirdi, kendi birimlerine yönlendirdi ve bir başarıya doğru gidiyorduk. Bu noktada da ciddi çalışmalar içerisine girmiştik. Ama ne hikmetse, mevcutta içinde bulunduğumuz, Cumhuriyet'in kurucu unsuru dediğimiz Cumhuriyet Halk Partisinde bir belediye başkanlığı yapıyorduk; yani burada ülkemiz adına ne yapabiliriz derdinde olan insanlarız.
Ben köken itibarıyla da muhafazakâr, ülkücü bir insanım yapı olarak. Biz buraya ekip hâlinde, Mansur Başkan'ımızla birlikte ülkeye daha iyi değerler sunabilmek, katkıda bulunabilmek için geldik Cumhuriyet Halk Partisine ve burada siyaset yapıyorduk. Bir başarıya da imza attık. Şu ana kadar hem Cumhuriyet Halk Partisinin kendi anketleri olsun, diğer anketlerde de öyle bazı çevrelerin dediği gibi değil; tam tersine mevcutta aldığımız oyun üzerinde gözüküyoruz. Tabii bu öyle hokuspokusla olmuyor bu işler. Bu işler halka kapıyı açmakla, teknik kadroları, akademik yapıları yanınızda tutmakla oluyor.
Yani biz ülke sevdalısı insanlar olarak bunları yaparken ne hikmetse Cumhuriyet Halk Partisinin içerisinde bazı klinikler, bazı sıkıntılı tipler bizleri hedef aldılar; kendi istikballerinin önünde görmeye başladılar. Ve bunun üzerine bize devamlı saldırıda bulundular. Bizim mevcutta bulunan İlçe Başkan'ımız Gökhan Yıldırım olsun, mevcutta bulunan İl Başkanlığımız, Genel Merkez yöneticileri... Gayet bundan yaklaşık bir hafta, 10 gün-15 güne diyeyim kadar hep uyum çerçevesinde çalıştık. Ama bir el attı, anlayamadığımız bir şekilde; 'Sen neden gidip görüşüyorsun?', 'Sen neden hükümetin işte oradaki insanlarıyla hangi ilişkidesin?', 'Sen AK Parti'ye mi geçiyorsun?' gibi ithamlarda bulunmaya başladılar. Biz de dedik ki 'Arkadaşlar, yapmayın bakın; bu işin partizanlığı olmaz. Keçiören değerlerine katkı ortaya koymak lazım, Keçiören halkı bizden bunu bekliyor. Yapmayın; ben hükümete karşı ne durduk yere bir kötü açıklama yapabilirim ne o kıymetli Bakan'ımız Murat Kurum'a böyle bir şey yapabilirim ne de ülkemizin başında bulunan Cumhurbaşkanıma yapabilirim.'
Biz devlet kültürüyle yetişmiş; ülkücü, Türk milliyetçisi, milliyetçi-muhafazakâr insanlarız. Bizim davamız tektir, davamız insanlık davasıdır; ötesini bilmeyiz, ötesini tanımayız. Yetiştirildiğimiz kodlarımız da bizim bu kodlar üzerine kuruludur. Onun için ne hikmetse sanki bu duruşumuzdan birileri rahatsız oldu; sanki işte 'Ya efendim işte sen bunlarla ilişki kuruyorsun, AK Parti'ye geçeceksin, yok işte MHP’ye geçeceksin.' gibi bizi rahatsız edici cümlelerin üzerine yoğunlaşmaya başladılar. Ben de bunu defalarca İlçe Başkanım Gökhan Yıldırım’a, benim parti meclis üyem Berk Kılıç’a, İl Başkanım Ümit Erkol’a; 'Bakın, böyle bir şey yok, yapmayın. Beni hükümetle karşı karşıya getirecek, yapmak istediğim çalışmalara darbe verecek, zarar verecek açıklamalarda bulunup ne yapmaya çalışıyorsunuz? Yapmayın bunu, ben bu şekliyle bundan dolayı yapıyorum.' dememe rağmen üzerime üzerime gelindi.
En sonunda yoğun bir ateş altında kaldım sosyal medyada, haberlerde vesaire... Gelen en son noktada, dün değil evvelsi gün gecesinde Sayın Genel Başkanım beni telefonla aradı. 'Mesut' dedi, 'sakın geçme, yapma. Sen ne istediysen ben seni dikkate aldım, elimden geldiğince yaptım; hatta' dedi 'bak o çocuğu da aldım, senin için PM üyesi yaptım.' dedi. Bizim Berk Kılıç’tan bahsediyor. Diğer taraftan ben de dedim ki; 'Genel Başkanım, benim yaptığım çalışmalar Keçiören’e ilişkin çalışmalar var; böyle bir açıklama niye yapayım?' dedim. 'Ne yapmam... Neden yapayım?' dedim. 'Ya gözünü seveyim' dedi, 'bunlara öyle bir cevaplar ver ki' dedi 'sana olan güvenim yeniden gelsin, yeniden tazelensin. Hadi' dedi, 'yine de sen bilirsin.' dedi, kapattı. Kapattıktan sonra bir de yine mesaj attı. Orada da yine aynı şekilde, aynı şekilde mesajında; 'İşte bu sosyal medyada dönenlere cevap ver, gözünü seveyim.' diye mesajı bende duruyor. Çıksın, yalanlasın Genel Başkanım! Öyle bir şey yok, yalanlayamaz çünkü duruyor, kayıtlı. Aynen bana yazdığını okuyorum, bana şey... Yani demek istediğini, kastettiğini söylüyorum: 'Başkanım şunları boşa düşür, mahcup edecek beni, inancımı yenileyecek, güçlendirecek bir şeyler yap gözünü seveyim.' dedi.
Ondan sonra neyse ertesi gün oldu, ertesi gün yine bütün televizyon medyası, sosyal medya yıkılıyor. Ondan sonra ben dedim herhâlde geçer bunlar da, dikkate almaz bu işleri; ama maalesef, maalesef o kadar üzücü bir şey oldu ki... Ben Cumhuriyet Halk Partisinin bir belediye başkanıydım; bana 23.59’da ilk mesajı geldi ve 00.06’ya kadar da devam etti üst üste, üst üste... Ama ağza alınmayacak hakaretler, ağza alınmayacak adi seviyesizlikler... Yani böyle bir irade dışı mesaj ben görmedim! Koskoca Cumhuriyet’in kurucu unsurunun bir partisinin Genel Başkanı, Atatürk’ün kurmuş olduğu bir partinin Genel Başkanı bu hafiflikte asla ve kat'iyen olamaz! Ve 'İktidar' diyen o kadar insanlar inanıp onun altından mitinglere kadar inanan insanlara burada sesleniyorum: Ey Özgür Özel! Sen hangi hakla benim anamı kataraktan, benim ölmüş rahmetli Hacı Babamı kataraktan ve beni 'piç' suçlamasıyla ortaya bu mesajları koyaraktan senin ne insanlığın var ne Cumhuriyet Halk Partiliğin var ne adamlığın var ne ahlakın var! Sende şeref ve namus varsa partinin başından istifa edersin!
Ben bütün samimiyetiyle söylüyorum; çıksın yalanlasın, yalanlasın! İspat etmeyen de onursuzdur, şerefsizdir! Ben Keçiören Belediye Başkanlığından istifa edeceğim, kendisi de ispatlayamazsa genel başkanlıktan istifa ediyor mu? Niye şu ana kadar açıklamalar yapamıyor? Cesaretin nerede? Yalandan boş beleş meydanlarda öyle haykırmaktan olmuyor! Ülkemizin komünisti olacaksan da Nazım Hikmetlerle, Sabahattin Alilerle bu ülkenin gerçek komünistleriyle komünistlik yap; Che Guevaralarla, Leninlerle komünistlik yapmasın!"