Ankara’da “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı” yapıldı
Türk Dil Kurumu, “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı”nın üçüncüsünü 16-17 Şubat 2026’da Ankara’da düzenledi. Spiker, sunucu ve yayıncılar; diksiyon, söyleyiş ve standartları ele aldı.
Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından düzenlenen “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı”nın üçüncüsü 16-17 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da yapıldı. Çalıştaya Yüksek Kurum Başkanı BE Prof. Dr. Derya Örs, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin’in yanı sıra spiker, sunucu ve yayıncılar katıldı. Programın, 18 Nisan 2024 ve 15 Nisan 2025’te Ankara’da yapılan ilk iki çalıştayın devamı niteliği taşıdığı ifade edildi. İki gün süren buluşmada konuşma dilinin söz varlığı, söyleyiş özellikleri ve günlük kullanım örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapıldı; ortak ilke ve öneriler masaya yatırıldı.

AÇILIŞTA HANGİ MESAJLAR VERİLDİ: “İŞ BİRLİĞİ ŞART”
Çalıştayın açış konuşmalarını BE Prof. Dr. Derya Örs, Prof. Dr. Osman Mert ve Başspiker, TDK Bilim Kurulu Üyesi Şener Mete yaptı. BE Prof. Dr. Örs, Türk Dil Kurumunun Türkçenin doğru ve etkili kullanımını yaygınlaştırmaya dönük çalışmalarına değindi. Düzenlenen bilimsel toplantıların Türk dilinin gelişimine ivme kazandırdığını belirten Örs, bu tür çalıştayların güncel meselelere bütüncül bir bakış getirdiğini vurguladı.

Örs, çalışmalarda kapsayıcı ve yönlendirici yaklaşımın temel ilke olduğunu dile getirdi; ilgili bakanlıkların sürece aktif katılımının kritik önemde olduğunu ifade etti. Sorunların çözümünde iş birliğinin şart olduğunu söyleyen Örs, TDK’nin bilimsel zemini oluşturan çatı kuruluş rolünü sürdüreceğini kaydetti.

OSMAN MERT: “TÜRKÇENİN DOĞRU VE ESTETİK KULLANIMI KÜLTÜREL MİRAS”
TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, dilin yaşayan ve sürekli değişen bir varlık olduğuna işaret etti. Mert, bu değişimin bilinçli bir yönlendirmeyle ele alınması gerektiğini belirtti. Konuşma dilinin sadece iletişim aracı olmadığını, toplumun ortak hafızası ve estetik anlayışını da taşıdığını hatırlatan Mert, Türkçenin doğru, anlaşılır ve estetik kullanımını kültürel miras meselesi olarak nitelendirdi. Çalıştayın hedefinin teorik tartışmaların ötesine geçip sahada karşılığı olan öneriler üretmek olduğunu dile getiren Mert, bilimsel birikim ile mesleki deneyimin bir araya geldiğini vurguladı. Çalışma sonunda çıkacak verilerin akademik ve pratik çalışmalara yol haritası olacağını, dil politikalarının uygulama aşamasına katkı sunacağını ifade etti.

İLK GÜN OTURUMU: “DİKSİYON KİTAPLARI”NDA HANGİ BAŞLIKLAR KONUŞULDU?
Çalıştayın ilk gününde “Diksiyon Kitapları” başlığıyla Billur Adalet İbrahimhakkıoğlu, Şener Mete, Nurcihan Ergün, Seyhan Karaman ve Gülnur Günay bildiri sundu. Sunumlarda diksiyon kitaplarında ele alınan konu başlıkları, disiplinler arası yaklaşımın neden gerekli olduğu ve Türkiye’de yayımlanan eserlerin karşılaştırmalı incelenmesi değerlendirildi. Ayrıca alandaki içerik standartları, diksiyon kitaplarıyla eğitim uygulamaları arasındaki uyum ve yapısal eksiklikler üzerinde duruldu. Tartışma bölümünde, kitapların sahadaki eğitim ihtiyacına ne ölçüde cevap verdiği ve güncel kullanım örneklerinin eserlere nasıl yansıtılacağı konuları öne çıktı.

“DİKSİYON EĞİTİMLERİ” OTURUMLARINDA SOSYAL MEDYA VE DENETİM GÜNDEMİ
Aynı gün yapılan “Diksiyon Eğitimleri” başlıklı oturumlarda Cüneyt Gündoğdu, Cüneyt Kıran, Gürsel Kaya, Halil Murat Atıl, Nedim Atak ve Murat Can Canbay görüşlerini paylaştı. Ardından Füsun Ünsal, Gözde Baranoğlu, Nilgün Doruk, Erdoğan Arıkan ve Şener Mete söz aldı. Oturumlarda eğitim süreçlerinin niteliği ayrıntılı biçimde ele alındı. Sosyal medyada verilen eğitimlerde yetkinlik sorunu, eğitmenlerin alan yeterliliği, program içeriklerinin standartlaşması ihtiyacı ve denetim eksikliği gündeme getirildi. Diksiyon eğitiminin sosyal, kültürel ve ekonomik boyutu ile dijital sistemlerin eğitim süreçlerine etkisi de değerlendirmeler arasında yer aldı; hatalı uygulamaların yol açtığı sorunlar ve programların nasıl yapılandırılması gerektiği konuşuldu.

ÇALIŞTAY SONUCU: RAPOR YAZILDI, KAPANIŞ OTURUMU YAPILDI
Oturumların ardından yapılan tartışma bölümlerinde, diksiyon alanında yayın ve eğitim süreçlerinde içerik bütünlüğünün sağlanması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, “ehliyet” ilkesinin güçlenmesinin hem eğitim kalitesine hem de kamusal iletişimde dilin doğru kullanımına katkı vereceğini dile getirdi. Çalıştayın ikinci gününde sonuç raporu yazıldı. Program, Prof. Dr. Osman Mert’in katılımıyla yapılan “Kapanış ve Değerlendirme” oturumuyla bitti. İki gün süren çalıştayda, konuşma dili olarak Türkçenin doğru, etkili ve nitelikli kullanımına katkı sunacak değerlendirme ve önerilerin kayda geçirildiği belirtildi.


