Ankara’da Uluslararası Yangın Zirvesi: ATO’dan kritik uyarı
“Uluslararası Ankara Yangın Zirvesi”nde ATO Başkanı Gürsel Baran, büyük yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık %40’ının faaliyete dönemediğini söyledi.
Ankara’da “Uluslararası Ankara Yangın Zirvesi”, 18 Şubat 2026’da Ankara Ticaret Odası (ATO) ev sahipliğinde yapıldı. TÜMBİFED tarafından düzenlenen program, ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşti. Zirveye ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, ATO 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay ile ATO 61 No’lu Özel Eğitim-Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Abidin Memili katıldı. Toplantıda sektör temsilcileri ve davetliler de yer aldı. Açılış konuşmalarında yangınların yalnızca acil bir güvenlik başlığı olmadığı, aynı zamanda üretim, istihdam ve tedarik zinciri üzerinde doğrudan etkisi bulunan bir ekonomik risk alanı olduğu vurgulandı.
GÜRSEL BARAN: “YANGINLAR EKONOMİNİN DAMARLARINI DA YAKIYOR”
ATO Başkanı Gürsel Baran, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada yangınların can güvenliğinin yanı sıra üretim gücünü ve ekonomik sürdürülebilirliği tehdit ettiğini belirtti. Baran, “Yangınlar can güvenliğimizi, üretim gücümüzü ve geleceğimizi tehdit eden, toplumda derin sosyal yaralar bırakan, ağır ekonomik yükü olan bir gerçek” dedi. Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ının yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çeken Baran, bir fabrikanın yanmasının yalnızca bir binanın kaybı anlamına gelmediğini söyledi. “Tedarik zinciri kopuyor, pazar kaybı yaşanıyor, çalışanlar işini kaybediyor. Yani yangın, ekonominin damarlarını da yakıyor” ifadelerini kullandı.

“1 BİRİMLİK ÖNLEM, 100 BİRİMLİK ZARARI ÖNLEYEBİLİYOR”
Baran, yangın güvenliğine ayrılan kaynağın bir maliyet kalemi gibi görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. “Oysa gerçek çok net. Yangın önleme sistemlerine harcanan 1 birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor” diyen Baran, yangın güvenliğini “masraf değil yatırım” olarak tanımladı. Baran, konuyu yalnızca işletmelerin iç güvenlik prosedürleriyle sınırlı görmediklerini de dile getirdi. “Hatta daha da ötesi bir kalkınma ve sürdürülebilirlik meselesi” sözleriyle yangın risk yönetiminin, üretimin devamlılığı ve rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti. Zirvede, yangın sonrası oluşan sigorta, yeniden inşa, makine parkı, hammadde ve iş gücü kaybı gibi başlıkların işletmelere uzun süreli yük bindirdiği de değerlendirildi.

ORMAN YANGINLARI VE SANAYİ TESİSLERİ: RİSK NEDEN ARTIYOR?
İklim değişikliği, hızlı kentleşme, sanayileşme ve teknolojik dönüşümün yangın riskini artırdığını söyleyen Baran, yangınların daha yıkıcı sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. Baran, “1937’den 2024’e kadar ülkemizde 126 bini aşkın orman yangını çıktı. Yaklaşık 1 milyon 907 bin hektar alanı kaybettik” dedi. Bu kayıpların yalnız çevresel etkilerle sınırlı kalmadığını, sosyal ve ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirtti. Baran ayrıca, riskin yalnız orman alanlarıyla sınırlı olmadığını vurguladı; sanayi tesisleri, fabrikalar ve iş yerlerinin de ciddi tehlike altında olduğunu söyledi. Elektrik altyapısından kaynaklanan arızalar başta olmak üzere birçok nedenle çıkan yangınların milyarlarca liralık zarara yol açtığını kaydetti.

DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEKÂ İLE ERKEN UYARI SİSTEMLERİ ÖNE ÇIKTI
Yangın güvenliğinde dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının daha etkin kullanılması gerektiğini söyleyen Baran, “Akıllı yangın algılama sistemlerini, erken uyarı teknolojilerini, modern müdahale araçlarını üretim tesislerimize ve iş yerlerimize entegre etmek artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi. Baran, bu alanın aynı zamanda ekonomik fırsat sunduğunu da dile getirdi. Yangın güvenliği ekipmanları, akıllı bina teknolojileri ve risk analiz yazılımlarının; katma değerli üretim, ihracat ve istihdam için yeni bir pencere açtığını ifade etti. Baran, sektörün ATO’da 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi tarafından temsil edildiğini belirterek, komite aracılığıyla sektörü yakından takip ettiklerini söyledi.

TİMUR KANAY: “YANGIN GÜVENLİĞİ YAŞAM SİGORTASI”
ATO 22 No’lu Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, konuşmasında son dönemde yaşanan yangınların önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti. Kanay, “Son dönemlerde Bolu Kartalkaya ve Bursa Uludağ’daki otellerde yaşanan hepimizi derinden sarsan yangınlar bize bir gerçeği yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlatmıştır” dedi. Yangın güvenliğinin maliyet unsuru gibi ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Kanay, “Yangın güvenliği bir maliyet kalemi değildir. Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır” ifadelerini kullandı. Sorunun teknoloji eksikliğinden çok uygulama zafiyetinden kaynaklandığını söyleyen Kanay, “Sorun bilginin uygulamaya dönüşmemesi, standartların sahada aynı titizlikle sürdürülmemesidir” diye konuştu.
“YANGIN ÖNCESİ ÖNLEM ALAN BİR ÜLKE OLMALIYIZ”
Kanay, yangının işletmelere etkisinin yalnız fiziksel hasarla sınırlı kalmadığını anlattı. “Bir işletmede yangın çıktığında yalnızca bir bina yanmaz. Marka değer yanar, yatırım güveni yanar, canlar yanar, istihdam etkilenir. Tedarik zinciri zarar görür” diyen Kanay, risk yönetiminin kurumsal kültüre dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Kanay, “Artık yangın sonrası konuşan değil, yangın öncesi önlem alan bir ülke olmalıyız” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Zirvede, işletmelerde denetim, eğitim, tatbikat, standartlara uyum ve modern yangın algılama/erken uyarı çözümlerinin birlikte yürütülmesinin önemine dikkat çekildi; paydaşlar arası koordinasyonun güçlenmesi gerektiği kaydedildi.