Ankara’da Cumhuriyet Dönemi Yapıları Nerede, Hangileri Hâlâ Ayakta?

Ankara’da Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne hangi tarihi kamu binaları, anıtlar ve konut yapıları ayakta kaldı, hangileri özgün kimliğiyle korunuyor, hangileri işlev değiştirerek yaşamaya devam ediyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da Cumhuriyet Dönemi Yapıları Nerede, Hangileri Hâlâ Ayakta?
EP
Esra Polat Editör

Ankara, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte başkent ilan edildikten sonra, yeni rejimin kimliğini taşıyan yapılarla planlı biçimde dönüştürüldü. Ulus, Yenişehir, Kızılay, Sıhhiye ve Çankaya aksında şekillenen bu mimari miras, hem mevzuat hem de koruma kurulları kararlarıyla kültür varlığı statüsünde yaşatılıyor. Bugün pek çok yapı müze, kültür merkezi, kamu binası ve konut olarak kullanılmayı sürdürüyor.

ANKARA’DA CUMHURİYET MİMARİSİ AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİ YAŞIYOR

Ankara’nın başkent ilanı sonrası hazırlanan imar planları, yeni rejimin simgesel merkezinin Ulus ve çevresi olmasını öngördü. Bu dönemde çıkarılan imar ve yapı mevzuatı, sadece yeni yollar ve meydanlar değil, “Cumhuriyet yapısı” denilen özgün bir mimari dilin oluşmasına da zemin hazırladı. 

1930’lardan itibaren Yenişehir, Kızılay ve Bakanlıklar bölgesine doğru gelişen kent dokusu, modernleşme hikâyesini katman katman ortaya koyuyor.

Bugün bu aks üzerinde yapılan yürüyüşte, I. Ulusal Mimarlık Akımı’ndan modernizme, oradan II. Ulusal Mimarlık Akımı’na uzanan bir mimari silsile, neredeyse kronolojik sırayla takip edilebiliyor. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları kararları ile tescilli olan bu yapılar, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde restore edilerek kamusal kullanıma açık tutuluyor.

Ankara Palas

ULUS BÖLGESİ CUMHURİYET’İN İLK YILLARINI TAŞIYOR

Cumhuriyet’in ilk dönemini yansıtan I. Ulusal Mimarlık Akımı yapıları, ağırlıklı olarak Ulus ve çevresinde yer alıyor. Bu yapıların ortak özelliği, Selçuklu ve Osmanlı süsleme unsurlarını taşısa da tamamen modern bir devletin kurumlarına ev sahipliği yapmaları.

II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası (Cumhuriyet Müzesi)

  • Mimar Vedat Tek imzalı II. TBMM binası, bugün “Cumhuriyet Müzesi” olarak kullanılıyor. Meclis’in kritik yasalarının kabul edildiği bu yapı, çini bezemeleri, kemerli pencereleri ve ahşap tavan süslemeleriyle I. Ulusal Mimarlık döneminin karakteristik özelliklerini koruyor. Kültür varlığı olarak tescilli ve müze işleviyle halkın ziyaretine açık bulunuyor.

Ankara Palas Devlet Konukevi Olarak KULLANILIYOR

  • Vedat Tek tarafından tasarlanıp Mimar Kemaleddin tarafından tamamlanan Ankara Palas, uzun yıllar Cumhuriyet’in diplomatik ve sosyal hayatının kalbi oldu. Bugün de devlet konukevi işleviyle, özgün mimari kimliğini büyük ölçüde koruyarak varlığını sürdürüyor. Kubbeleri, sivri kemerleri ve cephe oranlarıyla hâlâ Ulus meydanının en seçkin yapılarından biri.

Ziraat Bankası Ulus Şubesi TARİHİ KİMLİĞİNİ KORUYOR

  • Giulio Mongeri tarafından tasarlanan Ziraat Bankası Ulus binası, günümüzde de bankacılık hizmetleri için kullanılmaya devam ediyor. Anıtsal girişi, taş cephe düzeni ve simetrik kompozisyonu ile dönemin kamusal güç ve güvenlik vurgusunu mimariye taşıyor. Koruma mevzuatı kapsamında dış cephe dokusu korunarak işlevini sürdürmesi sağlanıyor.

Etnografya Müzesi KÜLTÜREL BELLEĞİ TAŞIYOR

  • Arif Hikmet Koyunoğlu’nun eseri olan Etnografya Müzesi, Namazgâh Tepesi üzerinde konumlanıyor. Atatürk’ün naaşı Anıtkabir tamamlanıncaya kadar 15 yıl boyunca burada muhafaza edildi. Bugün, tescilli bir Cumhuriyet yapısı olarak hem mimari karakteri hem de koleksiyonuyla Ankara’nın kültürel belleğini canlı tutuyor.

Saraçoğlu Mahallesi

MODERNİZM ANKARA’DA DEVLET MİMARİSİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR

1930 sonrasında Ankara, planlı şehircilik ve modernist mimari ile yeni bir evreye geçti. Bu dönemde, özellikle Avrupa’dan davet edilen mimarlar kent siluetini belirledi. Sade cepheler, kübik kütleler ve işlevi öne çıkaran tasarım anlayışı, başkentin merkezine yerleşti.

Mevcut TBMM Binası FAALİYETİNİ SÜRDÜRÜYOR

  • Clemens Holzmeister tarafından tasarlanan ve 1939–1961 arasında inşa edilen mevcut TBMM binası, bugün hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ev sahipliği yapıyor. Anıtsal klasisizm ile modernizmi birleştiren yapıda, ağırbaşlı kütle kompozisyonu ve geniş merdivenli giriş öne çıkıyor. Kompleks, güvenlik ve koruma mevzuatı çerçevesinde işlevini sürdürürken, mimari kimliğini büyük ölçüde muhafaza ediyor.

Ankara Opera Binası KÜLTÜR MERKEZİ OLARAK YAŞIYOR

  • Şevki Balmumcu’nun sergi evi olarak tasarladığı, sonrasında Paul Bonatz tarafından opera binasına dönüştürülen yapı, Ankara’nın kültür sanat hayatının merkezlerinden biri. Mimarinin yalın çizgileri ve iç mekân akustiği, modernist yaklaşımı yansıtıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak etkin kullanımda ve koruma-kullanma dengesi gözetilerek restore ediliyor.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi EĞİTİME DEVAM EDİYOR

  • Bruno Taut tasarımı DTCF binası, bugün de Ankara Üniversitesi’nin temel fakültelerinden biri olarak kullanılıyor. Taş ve tuğla örgülü cephesi, geniş pencereleri ve fonksiyonel plan şemasıyla modernist eğitim yapısı tipolojisini temsil ediyor. Tescilli kültür varlığı statüsüyle, hem üniversite hem de koruma kurulları denetiminde yaşatılıyor.

SOSYAL YAŞAM VE KONUT DOKUSU CUMHURİYETLE ŞEKİLLENİYOR

Cumhuriyet’in mekânsal devrimi yalnızca meclis ve bakanlık binalarıyla sınırlı kalmadı. Konut alanları, mahalle dokusu ve anıt yapılar da yeni rejimin toplum tahayyülünü yansıttı.

Saraçoğlu Mahallesi RESTORASYONLA YENİDEN KAZANDIRILIYOR

  • Paul Bonatz tarafından tasarlanan Saraçoğlu Mahallesi, Türkiye’nin ilk planlı toplu konut projesi olarak biliniyor. Geniş avluları, ağaçlıklı sokakları ve insan ölçeğindeki yapılarıyla, kamu görevlilerine çağdaş yaşam alanı sunmak amacıyla geliştirildi. Uzun süre atıl ve tartışmalı bir süreç yaşasa da, son yıllarda yürütülen restorasyon çalışmalarıyla yeniden canlandırıldı. Mevzuat gereği tescilli konut dokusu korunarak, karma kullanımlı bir kentsel alan olarak kente geri kazandırılıyor.

Çankaya Köşkü CUMHURİYETİN SİYASİ MERKEZİ OLARAK ANILIYOR

  • Atatürk’ün hem konutu hem de çalışma ofisi olarak kullanılan Çankaya Köşkü, Cumhuriyet devrimlerinin planlandığı mekân olarak sembolik öneme sahip. Bugün Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin bir parçası olarak, belirli bölümleri protokol ve temsil amaçlı kullanılıyor. Tarihi yapı grubu, resmi koruma statüsü içinde, dış müdahalelerden arındırılmış biçimde varlığını sürdürüyor.

Anıtkabir ANKARA’NIN VE CUMHURİYETİN EN GÜÇLÜ SEMBOLÜ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

  • Emin Onat ve Orhan Arda tarafından tasarlanan Anıtkabir, İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en güçlü örneği olarak, 1944–1953 yılları arasında inşa edildi. Anıtsal akslar, geniş tören alanı, kuleler ve mozole kütlesiyle yalnız Ankara’nın değil, modern Türkiye’nin de en önemli mimari simgeleri arasında yer alıyor. Anıt, resmî törenler, vatandaş ziyaretleri ve müze alanlarıyla sürekli kullanılan, aynı zamanda en sık denetlenen ve korunan yapılardan.

Etnografya Müzesi

MEVZUAT VE KORUMA KARARLARI YAPILARI AYAKTA TUTUYOR

Ankara’daki Cumhuriyet dönemi yapılarının büyük bölümü, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili koruma kurulları tarafından “kültür varlığı” olarak tescil edilmiş durumda. Bu statü, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, bu yapıların:

  • Ruhsatlı tadilatlarının kurul onayına tabi olmasını
  • Cephe, plan şeması ve tarihi dokuyu bozacak müdahalelerin engellenmesini
  • Restorasyon projelerinin bilimsel ve özgün malzemeye uygun biçimde yürütülmesini

zorunlu kılıyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri ise, imar planlarında bu yapıların konumlarını, yoğunluklarını ve çevre düzenlemelerini koruma amaçlı planlarla birlikte ele alıyor. Böylece hem kentsel gelişim hem de tarihi miras, mevzuata uygun biçimde bir arada yaşatılmaya çalışılıyor.

Anıtkabir

ANKARA’DA CUMHURİYET ROTASI ZİYARETÇİLERE ÖNERİLİYOR

Kent dinamikleri ve turizm stratejisi açısından bakıldığında, Ankara’da Ulus’tan başlayıp Kızılay, Sıhhiye, Bakanlıklar ve Anıttepe’ye uzanan bir “Cumhuriyet mimarisi rotası” pratikte zaten kullanılıyor. Yerel yönetimler ve sivil inisiyatifler, bu yapıları kapsayan yürüyüş turları ve rehberli geziler düzenleyerek, hem Ankaralıların hem de kenti ziyaret edenlerin bu mirası yerinde deneyimlemesini teşvik ediyor.

II. TBMM’den Ankara Palas’a, Ziraat Bankası’ndan Etnografya Müzesi’ne, TBMM yerleşkesinden DTCF’ye, Saraçoğlu’ndan Çankaya Köşkü ve Anıtkabir’e kadar uzanan bu mimari zincir, Ankara’nın yalnızca bir bürokrasi kenti olmadığını; Cumhuriyet’in mekâna işlenmiş hafızası olduğunu ortaya koyuyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa