Ankara duvar resimleri: Gri başkent renkleniyor mu, sokak sanatı şehrin ruhunu mu değiştiriyor?

Ankara’da son yıllarda hızla çoğalan duvar resimleri, başkentin gri beton dokusunu dönüştürerek hem şehrin kimliğini hem de kamusal alan kullanımını etkiliyor. Murallar, özellikle öğrenci ve kültür akslarında Ankara’nın “memur kenti” imajının yanına entelektüel, muhalif ve nostaljik bir sokak kültürü kimliği ekliyor.

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara duvar resimleri: Gri başkent renkleniyor mu, sokak sanatı şehrin ruhunu mu değiştiriyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da ODTÜ çevresi, Tunalı Hilmi, Bahçelievler, Cebeci, Ayrancı ve Esat hattında yoğunlaşan duvar resimleri; belediye projeleri, bağımsız sanatçılar ve mahalle inisiyatifleri eliyle kamusal alana yayılarak şehrin görünür ruh halini değiştiriyor. Cumhuriyet temalı murallar, retro Ankara göndermeleri ve doğa tasvirleri, Ankara’nın hem tarihsel hafızasını hem de geleceğe dönük hayallerini yansıtan görsel bir dil kuruyor. Uygulamalar, imar ve görsel kirlilik mevzuatına takılmamak için çoğunlukla izinli, proje bazlı ve belirli cephelerle sınırlı yürütülüyor.

ANKARA’DA SOKAK SANATI GÖRÜNÜR HALE GELİYOR

Ankara, planlı kent dokusu ve kamu binalarının ağırlığı nedeniyle uzun yıllar “gri başkent” söylemiyle anıldı. Ancak özellikle son on yılda, duvar resmi pratiği bu imgenin altını oyan güçlü bir karşı anlatı kurdu. Büyük ölçekli murallar ve merdiven boyamaları, apartman yan cephelerinden dar sokak içlerine kadar uzanan geniş bir hatta şehrin gündelik hafızasına yerleşti.

Bu dönüşüm, salt estetik bir tercih olmanın ötesine geçiyor. Kent sosyologlarının dikkat çektiği üzere, Ankara’da duvar sanatı çoğu zaman politik mizah, toplumsal eleştiri ve kimlik beyanı taşıyor. İstanbul’daki daha turistik ve fotoğraf odaklı işlerden farklı olarak, Ankara’daki örnekler çoğunlukla metinle desteklenen, göndermeli ve tartışma açan bir dile sahip.

BELEDİYE UYGULAMALARI MEVZUATA GÖRE ŞEKİLLENİYOR

Duvar resimlerinin kent estetiği açısından “görsel iyileştirme” fonksiyonu taşıdığı gerekçesiyle, Ankara’daki pek çok uygulama belediyelerin proje ve protokolleri üzerinden yürütülüyor. 

3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler, taşıyıcı unsuru etkilemeyen, yapının kullanım amacını değiştirmeyen ve reklam niteliği taşımayan cephe müdahalelerine belirli sınırlar içinde izin veriyor.

Bu çerçevede, Ankara’da özellikle ana arterlere bakan yüksek cephelerdeki murallar, çoğunlukla belediyenin onayıyla ya da doğrudan belediye eliyle yapılıyor. 

Reklam ve tanıtım mevzuatına takılmamak için, logodan arındırılmış, ticarî mesaj içermeyen, kültürel ya da tematik çalışmalar tercih ediliyor. Bazı ilçelerde cephe iyileştirme projeleri “kentsel estetik komisyonu” veya ilgili teknik birimlerin onayından geçiyor.

Öte yandan, ara sokaklar ve öğrenci bölgelerinde, izinli–izinsiz ayrımı daha esnek, pratik daha fiili durumda işliyor. Uygulamalar, şikâyet gelmediği ve mülk sahibi rahatsız olmadığı sürece çoğunlukla sahada kalıyor.

ÖĞRENCİ BÖLGELERİ ANKARA’NIN ENTELEKTÜEL YÜZÜNÜ ÇİZİYOR

ODTÜ çevresi, 100. Yıl, Bahçelievler ve Cebeci hattı, Ankara sokak sanatının düşünsel yükünü taşıyan ana arterler olarak öne çıkıyor. Bu bölgelerdeki duvarlarda; felsefi alıntılar, edebi göndermeler, karikatürize siyasal figürler ve ince mizah içeren sloganlar sıkça görülüyor.

Bu durum, Ankara’nın “okuyan, tartışan, muhalif” yanını görünür kılıyor. Duvarlar, adeta kampüs içi panoların sokağa taşmış hâli gibi işliyor. Kimisi gece vakti hızlıca yapılan stencil ve yazılamalarla, kimisi ise günler süren kolektif mural çalışmalarıyla ortaya çıkıyor. Sonuçta aynı cadde üzerinde hem spontane hem de planlı sanat üretimleri yan yana konumlanıyor.

CUMHURİYET TEMALI MURALLAR HAFIZA TAZELİYOR

Başkent kimliği gereği Ankara’da sokak sanatı, Cumhuriyet ve Atatürk temalı işlere geniş yer ayırıyor. Çankaya, Ayrancı ve kimi merkezi akslarda, klasik Atatürk portrelerinin stilize, geometrik ya da soyut yorumları bina cephelerine taşınıyor.

Bu murallar, bir yandan Cumhuriyet değerlerine bağlılık beyanı işlevi görürken, diğer yandan kentlinin gündelik güzergâhına tarihsel bir referans noktası ekliyor. Hukuki açıdan ise Atatürk görsellerinin kullanımı, 5816 sayılı Kanun kapsamında hassasiyet gerektiriyor; belediyelerin ve sanatçıların bu alanda özellikle onay süreçlerine dikkat ettiği belirtiliyor.

Benzer biçimde, bazı sokaklarda eski Ankara gazinolarını, sinema afişlerini ve Yeşilçam karakterlerini hatırlatan retro kompozisyonlar görülüyor. Bu çalışmalar, kente özgü bir nostalji üretirken, “eski Ankara” anlatısını görsel hafızaya kazıyor.

DOĞA VE SÜRREAL SAHNELER BETONU YUMUŞATIYOR

“Ankara’da deniz yok” ifadesi, yıllardır kent mizahının parçası. Ancak duvarlarda durum farklı: mavi tonlarda deniz sahneleri, balıklar, dev çiçekler ve sürreal orman betimlemeleri, özellikle sıkışık yerleşim bölgelerinde sıkça kullanılıyor.

Ayrancı ve Esat çevresindeki merdiven boyamalarıyla birlikte ele alındığında, bu üretimler kent psikolojisi açısından “betonu yumuşatan”, kapalı hissini azaltan bir işlev üstleniyor. Uzmanlar, yoğun yapılaşmanın bulunduğu alanlarda doğa temalı muralların, kullanıcıların mekân algısını olumlu etkilediğini, sokak güvenliği hissini dahi artırabildiğini vurguluyor.

ANKARA’NIN RENK PALETİ MELANKOLİK AMA UMUTLU DURUYOR

Ankara’daki duvar resimlerinde kullanılan renk paleti, çoğu zaman pastel ve toprak tonlarıyla keskin kontrastların dengelendiği bir yapı sergiliyor. Bu tercih, hem Ankara ayazının sertliğini görsel olarak yumuşatıyor hem de şehrin melankolik yanını bütünüyle bastırmadan umutlu bir ton yakalıyor.

Duvarlar, “takım elbisenin altındaki renkli çoraplar” benzetmesini doğrular biçimde, kentin resmî kimliğine zarar vermeden, ona karakter derinliği ekleyen bir yan unsur hâline geliyor. Sokak sanatı, ciddi başkent imajıyla çatışmaktan çok, onu çoğul ve katmanlı bir kimliğe dönüştürüyor.

MAHALLELER SOKAK SANATINI SAHİPLENİYOR

Ankara pratiğinde dikkat çeken unsurlardan biri de mahalle sakinlerinin murallara gösterdiği sahiplenme. Birçok bölgede, duvar resmine zarar verilmesi ya da üzerinin gelişigüzel boyanması, bizzat mahalleli tarafından tepki görüyor.

Bu sahiplenme, kentsel aidiyet açısından kritik kabul ediliyor. Duvar resmi, sadece sanatçının üretimi olmaktan çıkıp, mahallenin kimliğinin parçasına dönüşüyor. Komşuluk ilişkilerinin görece daha sıcak olduğu bölgelerde bu sahiplenme daha da belirginleşiyor; bazı yerlerde yeni çalışma yapılmadan önce doğrudan apartman toplantılarında konu istişare ediliyor.

MEVZUAT İLE SOKAK PRATİĞİ ARASINDA DENGE ARANIYOR

Duvar sanatı, hukuken ince bir çizgide ilerliyor. Kamu düzenini bozmadığı, nefret söylemi içermediği, mülkiyet hakkını ihlal etmediği ve reklam–tanıtım sınırını aşmadığı sürece, yerel idareler bu üretimlere çoğu zaman “kent estetiği” ve “kültürel faaliyet” başlıkları altında alan açıyor.

Ankara’da da pek çok mural, bu yaklaşım doğrultusunda proje dosyaları, taslak görseller ve sanatçı bilgileri sunularak onaya bağlanıyor. Siyasi içerikli ya da yüksek gerilim yaratma potansiyeli bulunan tasarımlarda ise genellikle uzlaşı aranıyor ya da daha sembolik, dolaylı anlatım tercih ediliyor.

SOKAKLAR ANKARA’NIN GÜNLÜĞÜNÜ YAZIYOR

Bugün Ankara’da Tunalı’da bir pasajdan geçerken ya da Ayrancı’da bir yokuş tırmanırken karşınıza çıkan mural, kentin resmî tarih kitabından çok, kişisel günlüğüne benziyor. Duvar resimleri; öğrencinin kaygısını, mahallelinin özlemini, kentlinin mizahını ve başkentin tarihsel yükünü aynı yüzeyde buluşturuyor.

Gri başkent imgesine inat, Ankara duvarları şehre dair şu cümleyi kuruyor: Hava soğuk, binalar gri olabilir; ama bu şehrin kalbi renkli, tartışan ve hâlâ çok canlı atıyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa