Ankara’da ramazan davulcusu nerede dinlenir? Mani geleneği hangi semtlerde yaşıyor?
Ankara’da gerçekten mani söyleyen, Osmanlı kıyafetli Ramazan davulcuları hangi semtlerde yaşıyor, hangi modern mahallelerde ise tamamen susturulmuş durumda?
Akıllı telefon alarmları, site yönetimi yasakları ve “gürültü kirliliği” şikâyetleri yükselirken, Ankara’nın bazı semtlerinde Ramazan davulcuları hâlâ Osmanlı kıyafeti, manisi ve ritüeliyle sahur vaktini doldurmaya devam ediyor. Başkent’te eski mahalle dokusunun korunduğu bölgelerde gelenek yaşarken, modern sitelerde ise hem mevzuat hem de pratik uygulamalar davul sesini sokağın dışına itiyor.
ANKARA’DA RAMAZAN DAVULCUSU GELENEĞİ NASIL SÜRÜYOR?
Ankara’da Ramazan davulcularının faaliyeti, genel olarak belediyelerin yetki ve sorumluluk alanına giriyor. Pek çok ilçe belediyesi, Ramazan öncesinde belirli kişilere resmî izin kartı vererek, davulcunun hangi sokaklarda dolaşabileceğini ve hangi saat aralığında çalışabileceğini belirliyor. Böylece hem gelenek korunuyor hem de gürültü şikâyetleri ve güvenlik endişeleri kontrol altında tutulmaya çalışılıyor.
Uygulamada ise tablo semtlere göre değişiyor.
Altındağ, Keçiören ve Mamak gibi mahalle kültürünün daha sıcak olduğu bölgelerde “tam teşekküllü” geleneksel davulcu profili hâlâ sahada görülebilirken, Çankaya’nın lüks sitelerinde, Çayyolu–Ümitköy hattında ya da İncek’te bu ses neredeyse tamamen dijital alarmlara bırakılmış durumda.
HAMAMÖNÜ VE KALE RAMAZAN GELENEĞİNİ YAŞATIYOR
Altındağ sınırlarındaki Hamamönü ve Ankara Kalesi çevresi, Ramazan’da adeta “açık hava sahnesi” görevi görüyor. Bu bölgede belediyenin organizasyonları ve turistik ilginin etkisiyle, sahur vaktinde gezen davulcular rastgele giyimli değil;
- fes, yelek, şalvar ve kuşakla Osmanlı dönemi siluetini andıran kostümlerle sokaklarda dolaşıyor.
Restore edilmiş konakların ışıkları arasında, Arnavut kaldırımlı sokaklarda yankılanan davul sesi sıradan bir uyarı sinyali olmaktan çıkıp görsel ve işitsel bir gösteriye dönüşüyor.
Kale içi sokakların darlığı sayesinde akustik güçleniyor; tok davul sesi tarihî duvarlara çarparak büyüyor, davulcunun okuduğu mani adeta bir “sokak tiyatrosu repliği” gibi duyuluyor.

Bu bölgelerde sıkça karşılaşılan geleneksel maniler, sadece sahura çağrı değil, aynı zamanda kültürel hafızanın canlı bir parçası:
- “Besmeleyle çıktım yola,
- Selam verdim sağa sola,
- A benim ağalarım beylerim,
- Ramazanınız mübarek ola.”
Özellikle Ramazan’ın ortasından itibaren fotoğraf meraklıları, sahur vaktinde bu sokaklarda tripodlarıyla dolaşıyor; sarı sokak lambaları, sisli Ankara ayazı ve geleneksel kıyafetli davulcu, belgesel tadında kareler sunuyor.
KEÇİÖREN VE MAMAK MAHALLE RUHUNU KORUYOR
Ankara’nın mahalle kültürü en dirençli kalan ilçelerinden Keçiören ve Mamak, Ramazan davulcusu geleneğinin günlük hayatın içindeki en doğal hâliyle sürdüğü yerler olarak öne çıkıyor.
Keçiören’de özellikle Etlik ve Aşağı Eğlence çevresinde, dar sokaklı eski mahallelerde davulcular hâlâ evleri tek tek tanıyan, apartman sakinleriyle selamı sabahı eksik etmeyen kişiler.
Mamak’ta da benzer şekilde, site mantığından uzak bölgelerde davulcunun kapı önünde bahşiş topladığı, apartman girişlerinde kısa sohbetlerin edildiği sahneler görmek mümkün.
Burada bahşiş toplama, sadece bir “gelir kapısı” değil;
bayramlaşmanın erken provası gibi yaşanıyor. Balkondan sepet sarkıtma geleneği azalmış olsa da, kapıda kısa diyaloglar hâlâ sürüyor.
Bu semtlerde birçok davulcunun, sadece ritim tutmakla kalmayıp yöreye özgü, doğaçlama maniler okuduğu da ifade ediliyor:
- “Ankara’nın yokuşu dik,
- Yüreğimiz oldu tik,
- Sahurda börek yiyelim,
- Orucu sağlam tutalım tik.”
Bu tür yerel göndermeli maniler, yöre halkı için “bizim mahalle” hissini pekiştirirken, dinleyenler açısından da davulcuyu sıradan bir gürültü kaynağından çıkarıp mahalle anlatıcısı konumuna taşıyor.
MODERN SİTELER DAVULCUSU SESSİZLİĞE MAHKÛM EDİYOR
Ankara’nın batı aksında, özellikle Çayyolu, Ümitköy, Batıkent ve İncek gibi bölgelerde ise tablo oldukça farklı. Bu semtlerde yüksek katlı siteler, rezidans mantığı ve sıkı site yönetimi politikaları, Ramazan davulcularının en büyük bariyeri hâline gelmiş durumda.
Birçok site yönetimi, “gürültü kirliliği”, gece huzuru, bebek ve yaşlıların rahatsız olması gibi gerekçelerle, iç yönetmeliklere “Ramazan davulcusu giremez” veya “Dışarıdan davulcu kabul edilmez” şeklinde hükümler ekliyor. Mevzuat anlamında genel gürültü yönetmelikleri ve kamu düzeni hükümleri, teori olarak her yerde geçerli olsa da; pratikte bu bölgeler, şikâyet mekanizmasını en aktif kullanan yerler olduğu için davul sesi burada hızla susturuluyor.
Sonuç olarak Ankara’da aynı Ramazan gecesinde, bir yanda Hamamönü’nde alkış alan mani, diğer yanda Batıkent’te istenmeyen gürültü olarak algılanabiliyor. Bu da geleneğin, sadece hukuki düzenlemelerle değil, sosyal sınıf, yaşam tarzı ve kentleşme biçimi ile de şekillendiğini gösteriyor.

SADECE “GÜM GÜM” VURANLAR TEPKİ ÇEKİYOR
Davulcu denildiğinde en sık gelen şikâyetlerden biri, “mani bilmeyen, sadece rastgele vuran davulcular” hakkında. Ankara’nın farklı ilçelerinde yurttaşlar;
sahur saati dışında dolaşan, gereğinden fazla gürültü yapan, manisiz ve özensiz kıyafetli davulculardan özellikle rahatsız.
Bu noktada belediyelerin verdiği resmî davulcu kartları önem kazanıyor. İzin belgesi olmayan kişilere yönelik yaptırımlar gündeme gelirken, kartlı davulculardan da belirli kurallara uyma şartı isteniyor:
Belirlenen saat aralığı, sokak güzergâhı, rahatsız edici ölçüde uzun turlardan kaçınma gibi. Ankara pratiğinde, özellikle merkezi ilçelerde, şikâyetlerin yoğunlaştığı noktalarda zabıta ekipleri devreye girerek davulcuları uyarabiliyor.
ANKARA’DA RAMAZAN GELENEĞİ NERELERDE HİSSEDİLİR?
Ankara’da bu Ramazan’da hem iftarı hem sahuru sokakta yaşamak ve “eski Ramazanlar” atmosferini hissetmek isteyenler için rota oldukça net:
Hamamönü, Kale içi ve Hacı Bayram Veli çevresi:
- Geleneksel kıyafetli, manili, turistik yönü güçlü davulculuk deneyimi; fotoğrafçılar için görsel zenginlik.
Keçiören (Etlik, Aşağı Eğlence) ve Mamak’ın eski mahalleleri:
- Daha içten, gündelik yaşamın parçası, mahalleliyle iç içe, doğaçlama manilerin hâlâ duyulabildiği sahur atmosferi.
Çayyolu, Ümitköy, Batıkent, İncek ve bazı Çankaya siteleri:
- Çoğunlukla sessiz; site kuralları, güvenlik uygulamaları ve gürültü şikâyetleri nedeniyle davulcu geleneğinin neredeyse tamamen çekildiği bölgeler.
FOTOĞRAF MERAKLILARI İÇİN SAHUR ROTASI
Sahur saatinde Ankara sokaklarını fotoğraflamak isteyenler için özellikle Hamamönü öne çıkıyor. Tarihî doku, sarı tonlu sokak lambaları, ince ayaz ve geleneksel kıyafetli davulcu;
uzun pozlamalı gece çekimleri için ideal bir sahne sunuyor. Tripod kullanımı, hem düşük ışıkta net görüntü hem de boş sokakların atmosferini yakalamak için neredeyse şart hâline geliyor.
Bölgede zaman zaman belediyenin organize ettiği Ramazan etkinlikleri, ilave ışık ve kalabalık sağlayarak karelere hareket katarken, daha sakin bir atmosfer arayanlar için hafta içi sahur saatleri daha uygun.

SONUÇ: MANİ GELENEĞİ ANKARA’DA TAMAMEN KAYBOLMUYOR AMA DARALIYOR
Ankara’da Ramazan davulcusu geleneği, ne tamamen nostaljik bir masal ne de baştan sona sorunsuz devam eden bir pratik. Mevzuatta gürültü kirliliği ve kamu düzeni çerçevesi, belediyelerin izin sistemiyle birleşince;
gelenek özellikle tarihî ve mahalle dokusu güçlü bölgelerde yaşarken, modern ve kapalı site kültüründe sessizce geri çekiliyor.
Yani Ankara’da hâlâ, Osmanlı kıyafetli bir davulcunun mani söyleyerek sokakları dolaştığı, bahşişin küçük bir bayramlaşmaya dönüştüğü semtler var; ancak bu ses, kentin batı aksındaki cam cepheli rezidanslara artık kolay kolay ulaşmıyor.