Ankara'da gençler neden artık ofis yerine kafelerde çalışıyor?

Laptopunu kucağına al, Wi-Fi şifresini sor, flat white'ını sipariş et — Ankara'nın yeni ofisi artık dört duvar arasında değil, kahve kokulu masalarda...

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara'da gençler neden artık ofis yerine kafelerde çalışıyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara sokaklarında sabah 09:00'da bir kafeye adım attığınızda karşılaşacağınız manzara artık şaşırtıcı değil: masaların yarısında dizüstü bilgisayarlar açık, kulaklıklar takılı, ekranlarda Figma, Notion ya da Google Meet var. Başkentin gençleri — freelancer'lar, uzaktan çalışanlar, üniversite öğrencileri ve startup kurucuları — geleneksel ofis kavramını sessizce terk ediyor. 

Bu sadece bir "trend" değil; çalışma kültüründe, mekan anlayışında ve sosyal alışkanlıklarda köklü bir dönüşümün yansıması. 

Peki bu dönüşümün arkasında ne var? Xinhua'nın Ankara odaklı kahve kültürü araştırmasından Dergipark'ın akademik analizine, Michael Page'in Z kuşağı raporundan sektörel verilere kadar birçok kaynağı harmanlayarak bu soruyu derinlemesine ele alıyoruz.

ANKARA'NIN KAHVE KÜLTÜRÜ DÖNÜŞTÜ, KAFELER "ÜÇÜNCÜ MEKAN" OLDU

Sosyolog Ray Oldenburg'un ortaya attığı "üçüncü mekan" kavramı — ev birinci, iş yeri ikinci, sosyalleşilen yer üçüncü mekan — Ankara'da artık bambaşka bir anlam kazandı. Kafeler sosyalleşme mekanı olmaktan çıkıp çalışma, üretme ve ağ kurma mekanına dönüştü.

Xinhua'nın 2025 tarihli Ankara odaklı araştırmasında bu dönüşüm net biçimde ortaya konuyor: "Birçok kişi için kafede çalışmak sadece bir meslek değil, başkalarıyla bağ kurmanın bir yolu. Giderek daha fazla genç insan kafeleri çalışma alanı olarak tercih ediyor." 

Dergipark'ta yayımlanan akademik çalışmada ise "kafe ofis" kavramı doğrudan ele alınıyor ve bu mekanların "sosyalleşme imkanı olarak diğer ofis türlerinin önüne geçtiği, özellikle Y ve Z kuşağının dijital olarak çalışan bireyleri tarafından tercih edildiği" belirtiliyor. 

Para Dergi'nin sektör analizine göre kahve sektörü 2024'ün ilk altı ayında adetsel bazda yüzde 13'lük bir büyüme kaydetti; cirosal olarak ise son iki yıldır üç haneli büyüme devam ediyor. 

 Bu rakamlar, kafelerin sadece kahve satış noktası değil, yaşam alanına dönüştüğünün somut kanıtı.

Z KUŞAĞI OFİSE DÖNMEK İSTEMİYOR AMA EVDE DE ÇALIŞAMIYOR

Bu dönüşümün en büyük itici gücü kuşak dinamikleri. Michael Page'in Türkiye özelindeki Z kuşağı araştırması çarpıcı veriler sunuyor: Z kuşağı çalışanların %37'si maaşın yanında yan haklardan memnun olmadığı için iş aramaya başlamış; sağlık ve iş-özel yaşam dengesi en önemli öncelikler arasında. 

Diem'in ofis araştırmasında ise tamamen uzaktan çalışmayı tercih edenlerin oranı %0 iken, tamamen ofiste çalışmak isteyenlerin oranı da sadece %8'de kaldı. 

Yani Z kuşağı ne tam ofis ne tam ev istiyor — hibrit ve esnek bir model arıyor.

İşte tam bu noktada kafeler devreye giriyor. Instagram'da viral olan bir paylaşımda "Evde çalışamıyorum ya… diyorsan yalnız değilsin!" başlığıyla Ankara'nın en rahat çalışma kafeleri listeleniyor ve "Wi-Fi'ı sağlam, ortamı sakin" mekanlar öne çıkarılıyor. 

Reddit'teki Ankara topluluğunda da "bol prizli, interneti olan, sakin bir kafe var mıdır?" sorusu onlarca yorum alarak bu ihtiyacın ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne seriyor. 

KLASİK OFİSİN ÇEKİCİLİĞİ NEDEN AZALDI?

Gençlerin ofisten kaçışının arkasında birden fazla yapısal neden var. Bunları tek tek ele almak, resmin bütününü görmek açısından önemli.

  • Maliyet Baskısı

Ankara'da bir ofis kiralamak, özellikle freelancer'lar ve küçük ekipler için ciddi bir mali yük. Celsus Habitat'ın 2026 Ankara paylaşımlı ofis rehberinde "özellikle freelancer'lar, startup'lar ve küçük ekipler için paylaşımlı ofislerin hem maliyet avantajı hem de profesyonel bir iş ortamı sunduğu" vurgulanıyor. Ancak paylaşımlı ofis bile aylık sabit bir gider demek. Bir kafede günlük 80-120 TL'lik kahve ve atıştırmalık harcamasıyla 6-8 saatlik çalışma alanı elde etmek, birçok genç profesyonel için çok daha ekonomik.

  • Esneklik İhtiyacı

Zoom'un 2025 çalışan deneyimi istatistiklerine göre iş dünyası "son beş yılda önceki 50 yıldan daha fazla değişti." 

Bu değişimin merkezinde esneklik var. Sabah Çankaya'daki bir kafede başlayan iş günü, öğleden sonra Tunalı'daki başka bir mekanda devam edebiliyor. Bu "göçebe çalışma" modeli, sabit bir masaya bağlı kalmak istemeyen Z kuşağının doğasına çok daha uygun.

  • Sosyal İzolasyon Korkusu

Evden çalışmanın en büyük dezavantajı yalnızlık. Kafeler bu sorunu doğal yoldan çözüyor. Xinhua'nın araştırmasında belirtildiği gibi, kafede çalışmak "başkalarıyla bağ kurmanın bir yolu" haline geldi. İnsan sesleri, kahve makinesi sesi ve hafif müzik — bu arka plan gürültüsü, birçok araştırmaya göre yaratıcılığı ve odaklanmayı artırıyor.

ANKARA'DA "LAPTOP DOSTU" KAFE KÜLTÜRÜ NASIL ŞEKİLLENDİ?

Ankara'nın kafe haritası son birkaç yılda dramatik biçimde değişti. Artık kafeler sadece "kahve içilen yer" değil, güçlü Wi-Fi, bol priz, sessiz köşeler ve uzun oturma toleransı sunan yarı-profesyonel çalışma alanları.

  • Kafelerin Sunduğu Yeni Standartlar

Kolektif House'un Ankara coworking rehberinde "Ankara'daki coworking space kültürünün iş birliğini ve büyümeyi teşvik etmek için oldukça elverişli olduğu, açık planlı çalışma alanlarının giderek yaygınlaştığı" belirtiliyor.

Bu coworking anlayışı artık geleneksel kafelere de sızmış durumda. Birçok kafe, menüsünün yanına "çalışma paketi" eklemiş: sınırsız Wi-Fi, priz garantisi ve belirli saatler için sabit fiyatlı içecek paketi.

Instagram'da TikTok'ta "Ankara ders çalışma kafeleri" araması yapıldığında Maidan gibi mekanların öne çıktığı, rahat kütüphane kafeleri ve çalışma alanları hakkında içeriklerin viral olduğu görülüyor. 

 Bu dijital ağızdan ağıza yayılma, kafelerin çalışma mekanı olarak konumlanmasını daha da hızlandırıyor.

  • Üçüncü Dalga Kahvenin Etkisi

Kahve.com'un 2025 trend analizinde sürdürülebilirlik, fonksiyonel kahveler ve dijitalleşmenin sektördeki dönüşümü hızlandırdığı vurgulanıyor.

Üçüncü dalga kahve akımıyla birlikte kafeler artık sadece içecek değil, deneyim satıyor. Bu deneyimin bir parçası da "burada saatlerce oturabilir, üretebilir, ilham alabilirsin" mesajı. Dergipark'taki akademik çalışmada da üçüncü dalga kahve akımının "kahve yapımını bir sanata dönüştürdüğü ve baristaların görevlerinin sıradan bir kahve yapmanın ötesine geçtiği" belirtiliyor. 

PSİKOLOJİK VE SOSYOLOJİK BOYUT: NEDEN KAFEDE DAHA VERİMLİYİZ?

Bu tercihin arkasında sadece ekonomik ya da pratik nedenler yok. Psikolojik dinamikler de güçlü bir rol oynuyor.

  • "Gözlemlenme Etkisi" (Hawthorne Effect)

Kafede çalışırken etrafınızda başka insanların da üretken olduğunu görmek, bilinçaltında bir sosyal hesap verebilirlik yaratıyor. "Herkes çalışıyor, ben de çalışmalıyım" hissi, evdeki kanepe cazibesiyle mücadelede güçlü bir silah.

  • Ortam Değişikliğinin Yaratıcılığa Etkisi

Aynı masada, aynı duvarlara bakarak çalışmak zamanla zihinsel yorgunluk yaratır. Farklı kafelere gitmek, farklı müzikler duymak ve farklı insanlar görmek beynin varsayılan mod ağını (default mode network) harekete geçirerek yaratıcı düşünceyi tetikliyor.

  • Ritüel ve Rutin Oluşturma

"Sabah kahvemi alıp o köşeye oturuyorum" cümlesi, aslında bir çalışma ritüeli tanımı. Z kuşağı, kurumsal ofislerin dayattığı katı rutinleri reddederken, kendi ritüellerini kafede oluşturuyor. Bu paradoks — yapıyı reddetmek ama kendi yapını kurmak — kuşağın en belirgin özelliklerinden biri.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ: KAFEDE ÇALIŞMANIN ZORLUKLARI

Her şey güllük gülistanlık değil elbette. Reddit'teki Ankara topluluğunda bir kullanıcı durumu şöyle özetliyor: "Ya İslamcı muhafazakar kafeleri var ya da ergenusların doluştuğu çok gürültülü kafeler var. Bol prizli, interneti olan, sakin bir kafe var mıdır?" 

Bu yorum, Ankara'da laptop dostu kafe bulmanın hâlâ kolay olmadığını gösteriyor.

  • Sık Karşılaşılan Sorunlar

Priz yetersizliği birçok kafenin kronik sorunu olmaya devam ediyor; laptop bataryası bittiğinde çalışma da bitiyor. Gürültü seviyesi özellikle öğle saatlerinde kontrol edilemez hale gelebiliyor. Uzun oturma baskısı da cabası — bazı kafeler 2-3 saatten fazla oturan müşterilere dolaylı yoldan "sipariş ver ya da git" mesajı veriyor. Ergonomik sorunlar ise uzun vadede ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor; kafe sandalyeleri 8 saatlik çalışma için tasarlanmamış.

GELECEK: KAFE Mİ, COWORKİNG Mİ, HİBRİT Mİ?

Celsus Habitat'ın analizine göre Ankara'da paylaşımlı ofis sektörü hızla büyüyor ve "freelancer'lar, startup'lar ve küçük ekipler" için giderek daha cazip hale geliyor. 

Kolektif House ise Ankara'daki coworking kültürünün "iş birliğini ve büyümeyi teşvik etmek için oldukça elverişli" olduğunu vurguluyor. 

Gelecekte muhtemelen üç modelin iç içe geçtiği bir yapı göreceğiz. Kafeler "çalışma paketi" sunmaya devam edecek, coworking alanları kafe konforunu entegre edecek ve geleneksel ofisler de kafe-lounge alanları oluşturacak. Melk on the Road'un dijital göçebe şehirleri analizinde "hızlı internet, sayısız coworking alanı ve 7/24 yaşayan sokaklar" bir şehrin çalışma cazibesi için temel kriterler olarak sıralanıyor. Ankara bu kriterleri karşılama yolunda hızla ilerliyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa