Ankara’da küçük esnaf nasıl ayakta kalıyor?

Ankara'nın mahalle kültüründe direnen bakkal, terzi ve manavlar dev market zincirlerine karşı nasıl hayatta kalıyor ve bu direncin hukuki temeli ne?

ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da küçük esnaf nasıl ayakta kalıyor?
ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör

Ankara genelinde faaliyet gösteren binlerce küçük işletme, artan maliyetlere ve zincir marketlerin baskısına rağmen mahalle kültürünü koruyarak ekonomik varlığını sürdürüyor. Başkentteki esnaf odalarının desteği ve vatandaşların güvene dayalı alışveriş alışkanlıkları, bu yerel işletmelerin modern ticaretin zorlu şartlarına karşı dirençli bir yapı sergilemesini sağlayarak kentin ekonomik dokusunu canlı tutmaya devam ediyor.

ANKARA'DA MAHALLELİ VERESİYE DEFTERİNE GÜVENİYOR

Ankara’nın Keçiören, Mamak ve Sincan gibi yoğun nüfuslu ilçelerinde küçük esnafın en büyük kozu, büyük market zincirlerinin asla sunamayacağı "güven" ilişkisi. Mahalle bakkalı veya manavı, sadece bir ticari işletme değil, aynı zamanda mahallenin sosyal bir paydaşı olarak kabul ediliyor. Vatandaşlar, ay sonu geldiğinde veya nakit sıkışıklığı yaşadığında "veresiye defteri" geleneği sayesinde temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam edebiliyor. Bu durum, Ankara’nın toplumsal yapısında esnafı bir "sigorta" mekanizması haline getiriyor.

Esnafın müşterisini ismen tanıması, evinin anahtarını emanet edebilmesi veya çocuğunun okul dönüşü bekleme noktası olması, dijitalleşen dünyada insani bir bağ kuruyor. Bu bağ, fiyatlar zincir marketlere göre bazen biraz daha yüksek olsa bile, mahallelinin yerel esnafı tercih etmesini sağlıyor. Sadakat programlarının yerini alan bu samimiyet, Ankara esnafının ekonomik kriz dönemlerinde bile ayakta kalmasının en temel psikolojik ve sosyal nedenini oluşturuyor.

YASAL DÜZENLEMELER REKABETİ DENGELİYOR

Küçük esnafın varlığını korumasında sadece sosyal bağlar değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuat da kritik bir rol oynuyor. 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, esnaf ve sanatkarların korunması amacıyla çeşitli düzenlemeler içeriyor. Bu kanun çerçevesinde, büyük mağaza ve zincir marketlerin açılış ve faaliyete geçiş süreçlerinde esnafın zarar görmemesi için belirli kriterler gözetiliyor. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin ruhsatlandırma süreçlerindeki denetimleri, haksız rekabetin önüne geçilmesinde önemli bir bariyer oluşturuyor.

Ayrıca, esnafın "Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu" (5362 sayılı Kanun) ile örgütlü bir yapıya sahip olması, haklarının savunulmasında onlara kurumsal bir güç katıyor. 

Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB), yerel yönetimlerle sürekli diyalog halinde kalarak esnafın otopark, tabela vergisi ve çalışma saatleri gibi konulardaki taleplerini hukuki zeminde takip ediyor. Bu yasal koruma kalkanı, esnafın dev sermaye grupları karşısında tamamen savunmasız kalmasını engelliyor.

ANKARA ESNAF ODALARI AKTİF ROL OYNUYOR

Ankara, Türkiye’nin en güçlü esnaf teşkilatlanmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Başkentteki meslek odaları, sadece aidat toplayan kurumlar olmanın ötesine geçerek, esnafın dijital dönüşümüne ve finansal okuryazarlığına katkı sağlıyor. 

ANKESOB ve bağlı odalar, küçük esnafın e-ticaret platformlarına entegre olması, modern ödeme sistemlerini kullanması ve hijyen standartlarını yükseltmesi için düzenli eğitimler veriyor. Bu profesyonelleşme süreci, Ankara esnafının "geleneksel ama modern" bir kimlik kazanmasına yardımcı oluyor.

Özellikle pandemi döneminden bu yana artan eve servis taleplerine hızlıca uyum sağlayan mahalle esnafı, telefonla veya mobil uygulamalar üzerinden sipariş alarak hizmet ağını genişletti. 

Ankara’daki esnaf odalarının sağladığı düşük faizli kredi imkanları ve KOSGEB destekleri hakkındaki danışmanlık hizmetleri, işletmelerin nakit akışını yönetmelerine olanak tanıyor. Bu kurumsal destek mekanizması, bireysel olarak zayıf görünen esnafın bir bütün olarak güçlü kalmasını sağlıyor.

BASİT USULDE VERGİLENDİRME MALİYETLERİ DÜŞÜRÜYOR

Ekonomik sürdürülebilirliğin bir diğer ayağı ise vergi avantajları. Ankara’daki pek çok küçük esnaf, "Basit Usulde Vergilendirme" sisteminden faydalanıyor. 

Bu sistem, esnafın defter tutma yükümlülüğünü ortadan kaldırırken, vergi yükünü de minimize ediyor. Büyük şirketlerin katlandığı ağır muhasebe ve operasyonel maliyetler, küçük esnaf için geçerli olmadığından, bu işletmeler düşük ciro ile bile varlıklarını idame ettirebiliyorlar.

Küçük esnaf ile zincir marketler arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir: Küçük esnaf müşterisiyle kişisel ve samimi bir ilişki kurarken, zincir marketler standart ve mesafeli bir hizmet sunar. Esnaf veresiye ve esnek ödeme imkanı tanırken, marketler sadece nakit veya kredi kartıyla işlem yapar. 

Esnaf kazancını yine mahallede harcayarak yerel ekonomiyi döngüsel olarak desteklerken, marketlerin sermayesi genellikle merkezi veya uluslararası alanlara akar. Bu maliyet ve operasyonel avantajlar, Ankara'nın her sokağında bir bakkalın ışığının yanmaya devam etmesini sağlıyor.

Ankara’da her geçen gün zorlaşan ekonomik şartlar altında ezilen küçük esnafın en büyük sorunları neler ve bu krizden çıkış yolu nerede aranıyor?

Ankara genelinde faaliyet gösteren mahalle esnafları, artan kira maliyetleri ve yüksek enerji giderleri nedeniyle son dönemde ciddi bir ekonomik dar boğazdan geçiyor. 

Başkentin tarihi çarşılarında ve mahalle aralarında hizmet veren işletmeler, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ve yeni usta yetişmemesi gibi yapısal sorunlarla mücadele ederek ticari varlıklarını korumaya gayret ediyor.

KİRA ARTIŞLARI ESNAFIN BELİNİ BÜKÜYOR

Ankara’nın özellikle Çankaya, Bahçelievler ve Kızılay gibi merkezi noktalarında dükkan işleten esnaflar için en büyük kabus haline gelen kira artışları, sürdürülebilirliği imkansız kılıyor. Borçlar Kanunu çerçevesinde iş yeri kiralarına getirilen artış oranları, çoğu zaman mülk sahiplerinin beklentilerinin altında kaldığı için esnaf ile mal sahibi arasında ciddi hukuki ihtilaflar yaşanıyor. Ankara Adliyesi’ndeki kira tespit ve tahliye davalarının büyük bir kısmını küçük işletmelerin oluşturması, krizin boyutunu gözler önüne seriyor.

Mülk sahiplerinin "yüksek kira" talebi karşısında direnemeyen pek çok emektar esnaf, dükkanını kapatmak veya şehrin daha ücra köşelerine taşınmak zorunda kalıyor. Bu durum, Ankara’nın semt kültürünün simgesi olan dükkanların yerini, ruhu olmayan zincir mağazaların almasına neden oluyor. Esnaf, iş yeri kiralarında kalıcı bir üst sınır veya vergi düzenlemesi bekleyerek bu mali yükün altında ezilmemeyi umut ediyor.

ENERJİ MALİYETLERİ KAR MARJINI ERİTİYOR

Özellikle fırıncılar, terziler ve berberler gibi enerji tüketimi yüksek olan meslek grupları, elektrik ve doğalgaz faturalarıyla baş etmekte zorlanıyor. 

Ankara’nın soğuk kış aylarında ısınma giderlerinin de eklenmesiyle birlikte, dükkanın ışığını açmak bile bir maliyet kalemi haline gelmiş durumda. Esnaf, sattığı ürünün ya da sunduğu hizmetin fiyatına bu artışları tam olarak yansıtamıyor; çünkü mahallelinin alım gücünün düşmesi, müşteri kaybına yol açıyor.

Bu noktada esnafın en büyük şikayeti, ticari işletmelere uygulanan enerji tarifelerinin yüksekliği. Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) üyeleri, sık sık esnafa özel "can suyu" tarifeleri uygulanması gerektiğini dile getiriyor. 

Enerji maliyetleri, küçük işletmelerin sadece büyümesini engellemekle kalmıyor, aynı zamanda günlük operasyonlarını döndürmelerini bile imkansız kılan bir "görünmez vergi"ye dönüşüyor.

YENİ NESİL ÇIRAKLAR YETİŞMİYOR

Ankara’nın Siteler bölgesindeki mobilyacılardan Ulus’taki bakırcılara kadar pek çok geleneksel meslek dalı, "insan kaynağı" kriziyle karşı karşıya kalıyor. Mesleki eğitim merkezlerine olan ilginin azalması ve gençlerin zanaatkarlık yerine masa başı işleri tercih etmesi, Ankara’nın ahilik geleneğini tehdit ediyor. Bir terzinin yanına çırak bulamaması veya bir oto tamircisinin kalfa yetiştirememesi, on yıl sonra bu mesleklerin tamamen yok olması riskini doğuruyor.

Mevzuattaki çıraklık eğitimi düzenlemelerine rağmen, gençlerin bu alanlara yönlendirilmesi konusunda toplumsal bir teşvik eksikliği yaşanıyor. Ankara’daki usta esnaflar, "Bizden sonra bu dükkanın kepengini indirecek kimse yok" diyerek sitemlerini dile getiriyor. Bu durum, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda Ankara’nın kültürel mirasının ve teknik bilgi birikiminin de silinmesi anlamına geliyor.

ZİNCİR MARKETLER HAKSIZ REKABET YARATIYOR

Ankara’nın en ücra sokaklarına kadar giren ve "üç harfliler" olarak adlandırılan zincir marketler, sadece gıda değil; kırtasiyeden hırdavata, tekstilden züccaciyeye kadar her alanda satış yaparak mahalle esnafının alanını daraltıyor. Perakende Yasası’ndaki boşluklar nedeniyle bu dev yapılarla rekabet edemeyen küçük esnaf, fiyat rekabetinde havlu atmak zorunda kalıyor. Zincir marketlerin lojistik gücü ve toplu alım avantajı karşısında, Ankara bakkalı veya kırtasiyecisi dezavantajlı duruma düşüyor.

Esnafın bu konudaki en büyük talebi, zincir marketlerin çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve belirli ürün gruplarının satışının sınırlandırılması.

Pazar günleri bu marketlerin kapalı olması veya mahalle aralarına açılacak mağaza sayısına nüfus kotası getirilmesi gibi öneriler, Ankara esnafının nefes alabilmesi için hayati önem taşıyor. Haksız rekabetin önlenmesi, yerel sermayenin Ankara içinde kalmasını sağlayacak en önemli adım olarak görülüyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa