Ankara’daki 8 Mart eyleminde rahatsız edici ''erkek'' vurgusu
Şiddetsiz Toplum Derneği 8 Mart’ta Sakarya Caddesi’nde “8’li eylem” yapacak. Eylem şiddete dikkat çekecek ancak “erkekler utanacak” vurgusu risk taşıyor.
Ankara’da 8 Mart 2026 Pazar günü, Dünya Kadınlar Günü kapsamında Şiddetsiz Toplum Derneği’nin düzenleyeceği “8’li eylem” için Ankara Valiliği izin verdi. Eylem, Sakarya Caddesi’nde saat 12.08’de yapılacak. Organizasyona göre 8 kadın ve 8 erkek üye, 8 dakika sürecek bir duruş sergileyecek ve 8 cümlelik yazılı açıklama okunacak.
SAKARYA CADDESİ PROGRAMI
Davet metninde yer alan plana göre erkekler duruş boyunca başlarını öne eğik tutacak, kadınlar ise başlarını dik tutacak. Dernek, eylemin amacını kadına yönelik şiddete karşı çıkmak ve “erkeklerin utanması gerektiğini” vurgulamak olarak duyurdu. Organizatörler, eylemi “Türkiye ve dünyada ilk” olarak tanımladı ve kamuoyundan ilgi, destek ve yaygınlaştırma talep etti.
“ERKEKLER UTANSIN” GENELLEMESİ
Kadına yönelik şiddete karşı güçlü, net ve toplumu birleştiren mesajlar gerekiyor; bu konuda tartışma yok. Ancak “erkeklerin utanması” ifadesi, şiddet uygulayan faille şiddetin karşısında duran erkeği aynı çuvala koyan bir genelleme gibi okunuyor. Bu dil, şiddetle mücadelede ihtiyaç duyulan ortak zemini genişletmek yerine daraltma riski taşıyor; iyi niyetli bir çağrı, kolayca savunmacı bir tepkiye dönüşebiliyor.
BAŞ EĞME SEMBOLÜ TARTIŞMASI
Eylem tasarımındaki “erkekler başı önde” görseli de benzer bir sorun üretiyor. Sembolik dil elbette farkındalık yaratabilir; fakat bir grubun topluca “suçluluk” imgesiyle konumlandırılması, şiddete karşı duruşu güçlendirmekten çok kutuplaştırıcı bir görüntüye yol açabiliyor. Şiddeti üreten davranışla (fail) şiddeti reddeden insanı (toplumsal destekçi) aynı kareye mahkûm eden bir sahne, mesajın hedefini şaşırtabiliyor.
ŞİDDET ERKEKLİK DEĞİL, İNSANLIK MESELESİ
Bu noktada temel ayrım cinsiyetten önce insanlık üzerinden kurulması gerekiyor. Bir erkeğin “Ben hayatımda bir kadına şiddet uygulamadım, kabalık etmedim; çocuklara da hep nazik davrandım, neden utanayım?” deme hakkı var. Utanç, “erkeklik” etiketine değil, şiddete ve zulme ait olmalı. Zira şiddet görüldüğünde insanın yüzünü yere eğdiren şey cinsiyeti değil, insanlığın zedelenmesi olduğu hakikati herkesçe biliniyor.
MESAJ NASIL GÜÇLENİR?
Kadına yönelik şiddetle mücadelede dil, en az eylem kadar belirleyici oluyor. “Fail utansın, şiddet utansın, susanlar utansın” gibi hedefi netleştiren ifadeler tercih edilmiş olsaydı, hem mağdurun yanında durulmuş hem de şiddete karşı duran geniş toplumsal kesim dışlanmamış olacaktı. Erkekleri “toptan” suçlu konumuna itmeyen bir yaklaşım, şiddetle mücadelede erkeklerin sorumluluk almasını da kolaylaştırıyor; çünkü sorumluluk, toplu mahkûmiyetten değil, ortak vicdandan doğuyor.