Ankara’da AVM’lerden önce gençler nerede buluşurdu? Tunalı Pasajı ile Karum nasıl bir kültür yaratırdı?

Ankara’da AVM’ler yokken gençler Tunalı Pasajı ve Karum’da nasıl sosyalleşirdi, “Tunalı turu” kentin gri havasını nasıl renkli bir ritme dönüştürürdü?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da AVM’lerden önce gençler nerede buluşurdu? Tunalı Pasajı ile Karum nasıl bir kültür yaratırdı?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da 80’ler sonu ile 90’lar boyunca gençliğin, modanın ve sosyalleşmenin kalbi Tunalı Hilmi Caddesi’nde, Tunalı Pasajı ve Karum İş Merkezi etrafında atar; kuşaklar bu iki mekân arasında gidip gelen “Tunalı turu” geleneğiyle hem kent kültürünü hem kendi sosyal kimliğini inşa eder, gri başkentte canlı bir sokak hafızası oluştururdu.

ANKARA’DA AVM ÖNCESİ SOSYALLEŞME MERKEZLERİ NASIL ŞEKİLLENİR?

Ankara’da bugün her semtte karşımıza çıkan dev AVM’ler hayatımıza girmeden önce, kentli olmanın temel sahnesi sokaklardı. Bu sokakların en görünür, en “şehirli” vitrini ise Tunalı Hilmi Caddesi’ydi. Caddenin iki ikonik durağı, Tunalı Pasajı ile Karum İş ve Alışveriş Merkezi, başkentin “AVM öncesi” döneminde hem sosyal buluşma noktası hem de birer kültürel laboratuvar olarak işledi.

Tunalı Pasajı, daha eski İstanbul pasajlarını hatırlatan, küçük dükkânlı, sıcak ve esnaf ilişkilerinin öne çıktığı bir yapı olarak Ankara’nın bohem yüzünü temsil etti. 

Karum ise 1991’de açılarak hem mimarisi hem de barındırdığı markalarla başkentte modernizme ve tüketime açılan en gösterişli kapılardan biri haline geldi. İki yapı, aynı cadde üzerinde, farklı sosyal sınıfları, tarzları ve kuşakları aynı ritüelde buluşturdu: “Tunalı turu”.

Bu dönemin şehir pratiği, günümüzün kapalı ve kontrollü AVM atmosferinden farklı olarak, sokakla iç içe, tesadüfi karşılaşmalara açık, kamusal alanı gerçekten “kamusal” kılan bir sosyalleşme anlayışı yarattı. Ankara’nın “gri” algısına rağmen, bu hat üzerinde yaşanan gündelik hayat, kentin hafızasında canlı ve renkli bir yer edindi.

TUNALI PASAJI ANKARALI GENÇLERİN ALT KÜLTÜRÜ NASIL BESLER?

Tunalı Pasajı, dönemin Ankara’sında özellikle gençler için bir “eşik mekân” işlevi gördü. Dışarıdan bakıldığında sade bir pasaj gibi görünse de içeri adım atıldığında, şehirden kopmadan şehir içinde başka bir dünyaya geçiş hissi yaratıyordu.

Pasajın labirente benzeyen planı, loş ama sıcak ışıklandırması ve dar koridorları, kullanıcıya hem mahremiyet hem de tanıdıklık sunuyordu. Burada dükkân işleten esnafla müşteri arasındaki ilişki, klasik “AVM mağazası–müşteri” ilişkisinden çok daha samimi ve süreklilik içeren bir forma sahipti. Aynı dükkâna defalarca gidilir, satıcıyla sohbet edilir, yeni gelen ürünler üzerine uzun uzun konuşulurdu.

Ürün çeşitliliği, Tunalı Pasajı’nı Ankara’nın gençlik alt kültürleri açısından özel hale getirdi. Gümüş yüzükler ve kolyeler, metal ve rock gruplarının tişörtleri, posterler, kasetler ve CD’ler, o dönem kendine kimlik arayan gençler için sadece “tüketim ürünü” değil, aynı zamanda birer aidiyet simgesiydi. Bu pasajda kurulan tezgâhlar, aslında Ankara gençliğinin müzikle, giyim tarzıyla ve duruşuyla kendini konumlandırma biçimlerini şekillendirdi.

Bir diğer güçlü bellek unsuru ise koku. Tunalı Pasajı denildiğinde, pek çok Ankaralı’nın zihninde ilk beliren şey, girişteki büfelerden yükselen tost ve waffle kokusudur. Bu koku, sıradan bir yiyecek kokusunun ötesine geçerek mekânın gayriresmî logosuna, adeta “kokuya kazınmış” kimliğine dönüştü.

Cep telefonunun olmadığı yıllarda, “Pasajın önünde buluşalım” ifadesi, Ankara’da gençler için en net ve en pratik koordinat bilgisiydi. Saatler, planlar, arkadaşlıklar ve ilk flörtler çoğu zaman Tunalı Pasajı’nın önü ya da içindeki koridorlar etrafında örüldü. Dolayısıyla pasaj, sadece ekonomik bir alışveriş alanı olarak değil, kentin gündelik sosyal örgüsünü kuran temel düğüm noktalarından biri olarak önem kazandı.

KARUM İŞ MERKEZİ ANKARA’DA MODERNİZME NASIL KAPI AÇAR?

Karum, 1991’de kapılarını açtığında Ankara için sadece yeni bir “iş merkezi” değildi; aynı zamanda hem mimari hem de toplumsal algı düzeyinde bir dönüm noktasıydı. Adını, Anadolu tarihindeki Asur ticaret kolonilerinden alması, daha ilk andan itibaren mekâna ticaret ve prestij odaklı sembolik bir anlam yükledi.

Silindirik cam yapısı, geniş avlusu, yürüyen merdivenleri ve o günün Ankara’sında “devasa” algılanan ölçeğiyle Karum, başkentte modern, şeffaf ve yukarıya doğru yükselen bir mimari anlayışın vitrini olarak görüldü. Pek çok Ankaralı için Karum, ilk kez bu ölçek ve formda bir kapalı ticaret alanıyla tanışma tecrübesiydi.

Karum’un içindeki mağaza yapısı da Tunalı Pasajı’ndan belirgin şekilde farklıydı. Burada ithal parfümler, yabancı markalı kıyafetler, lüks aksesuarlar ve daha yüksek fiyat segmentindeki ürünler öne çıkıyordu. Tunalı Pasajı’nın bohem, öğrenci dostu, “alternatif” çizgisine karşılık; Karum, beyaz yakalılar, “tiki” olarak anılan daha varlıklı gençlik grupları ve aileler için statü göstergesi sayılabilecek bir alışveriş ve sosyalleşme sahnesi sundu.

Karum’dan elinde poşetle çıkmak, o dönem Ankara’sında sembolik bir anlam taşıyordu. Bu, sadece bir alışveriş eyleminin değil, belli bir yaşam tarzına ve tüketim kültürüne yakınlığın görünür göstergesi olarak algılanıyordu. Kent sosyolojisi açısından bakıldığında, Karum, Ankara’da orta ve üst sınıfın kendini yeniden tanımladığı, görünür kıldığı ve kendi iç sosyalleşme ritüellerini oluşturduğu bir merkez haline geldi.

KARUM ÇİMLERİ ANKARA’DA AÇIK HAVA SOSYAL KULÜBÜ OLARAK NASIL İŞLER?

Karum’un önündeki yeşil alan, yani “Karum çimleri”, çoğu zaman binanın kendisinden bile daha önemli bir sosyal işleve sahip oldu. Ankara’nın kısıtlı yeşil alanları düşünüldüğünde, Tunalı Hilmi aksında bu büyüklükte bir çim alan, özellikle gençler için benzersiz bir buluşma ve zaman geçirme mekânı sundu.

Alışveriş yapmak Karum deneyiminin tek şartı değildi. Pek çok genç, çimlerde oturmak, arkadaşlarıyla sohbet etmek, gitar çalmak ve çevreyi izlemek için burayı tercih etti. Bu alan, AVM mantığının tam tersine, içeri girmeye ve tüketmeye mecbur bırakmayan, aksine dışarıda kalmayı ve kamusal alanda var olmayı teşvik eden bir düzen üretti.

Karum çimleri, gündüz saatlerinde daha sakin, akşamüstü ve hafta sonlarında ise yoğun bir sosyal etkileşim alanına dönüşüyordu. Kimin kiminle oturduğu, kimlerin kimlerle yeni tanıştığı, kentteki gençlik gruplarının nasıl gruplaştığı, bu çim alan üzerinden okunabilir hale geldi. Böylece Karum, yalnızca bir alışveriş merkezi değil, Ankara’nın gençlik sosyolojisini açıkça gözlemleyebileceğiniz bir sahneye dönüştü.

“TUNALI TURU” ANKARA’DA NASIL BİR SOSYAL RİTÜEL YARATIR?

Ankara’da 90’lı yılları yaşayanlar için “Tunalı’da turlamak” ifadesi, başlı başına bir şehir ritüelini anlatır. Bu ritüelin omurgası Kuğulu Park, Tunalı Pasajı ve Karum üçgeni üzerinde kuruluydu.

Genellikle Kuğulu Park’tan başlanır, park içindeki kısa mola sonrası Tunalı Hilmi boyunca yürüyüşe geçilirdi. Yol üzerinde vitrinler incelenir, tanıdık birine rastlanırsa ayaküstü kısa sohbetler yapılırdı. Tunalı Pasajı’na girildiğinde, yeni gelen kasetler, posterler, takılar gözden geçirilir, belki tost yenir, biraz oyalanılırdı. Ardından cadde yukarı doğru yürünür ve Karum’a ulaşılırdı.

Karum’da içeride kısa bir tur atmak, yeni mağazalara bakmak ya da sadece çimlerde oturmak bu ritüelin önemli duraklarından biriydi. Tur, çoğu zaman aynı rotanın tersine yürünmesiyle tamamlanırdı. Bu yürüyüşün kendisi, sadece fiziksel bir hareket değil, toplumsal bir “podyum” etkisi yaratıyordu. Kim ne giymiş, kim kiminle geziyor, kim hangi müziği dinliyor, hangi tarzı benimsiyor; tüm bu soruların görünür cevapları Tunalı hattında saklıydı.

Bu anlamda “Tunalı turu”, Ankara’da sokak üzerindeki kamusal yaşamın, kendini gösterme ve başkalarını gözlemleme pratikleriyle iç içe geçtiği bir sosyal laboratuvar işlevi gördü. AVM’lerin kontrollü ve güvenlikli alanlarına sıkışmadan, kentin gerçek dokusu içinde, yürüyerek, duraklayarak ve karşılaşarak kurulan bir sosyal ağdan söz ediyoruz.

TUNALI PASAJI VE KARUM’UN MİRASI ANKARA’DA NASIL YAŞAMAYA DEVAM EDER?

Bugün Ankara’nın pek çok noktasında dev alışveriş merkezleri yükselmiş durumda. Ancak bu mekânların sunduğu kapalı, iklimlendirilmiş ve yüksek güvenlikli ortam, Tunalı Pasajı ve Karum’un tarihsel olarak ürettiği “sokakla iç içe sosyal hayat” deneyimini bütünüyle ikame edemiyor.

Tunalı Pasajı’nın samimi, esnaf temelli, alt kültürleri besleyen yapısı ile Karum’un modern, ışıltılı ve statü odaklı yüzü, birlikte düşünüldüğünde Ankara’nın 80’ler sonu ve 90’lar başındaki sınıfsal, kültürel ve estetik dönüşümlerini okumak mümkün hale geliyor. 

Bir yanda öğrenciler, rockçılar, alternatif tarz peşinde koşan gençler; diğer yanda beyaz yakalılar, marka meraklısı aileler ve “tiki” gençlik… 

Aynı cadde üzerinde, farklı mekânlarda, ama çoğu zaman aynı “Tunalı turu” rotasını paylaşarak karşılaşıyor, birbirini gözlemliyor ve farkında olmadan ortak bir kent hafızası örüyor.

Bugün Tunalı Hilmi Caddesi hâlâ Ankara’nın en canlı damarlarından biri olmayı sürdürüyorsa, bu canlılığın önemli bir bölümü, Tunalı Pasajı ve Karum’un geçmişte inşa ettiği güçlü sosyal hafızaya dayanıyor. Yeni kuşaklar bu mekânları artık farklı biçimlerde kullanıyor olsa da, Ankara’nın kent kültürüyle ilgili pek çok anlatı, hâlâ bu iki yapının etrafında şekilleniyor.

Bu açıdan bakıldığında, Ankara pratiğine uygun kent politikaları ve mekânsal planlamalar yapılırken, yalnızca yeni AVM’ler ve kapalı ticaret alanları değil; Tunalı Pasajı ve Karum örneğinde olduğu gibi sokakla bütünleşen, kamusal alanla bağını koparmayan, tesadüfi karşılaşmalara izin veren yapılar da göz önünde bulundurulmalı. Çünkü bir kentin hafızasını, sadece beton kütleler değil; o kütleler arasında yürüyen, oturan, sohbet eden ve hatıra biriktiren insanlar oluşturuyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa