Ankara Beytepe soğuğu neden bu kadar sert, Hacettepe öğrencileri kışla nasıl başa çıkıyor?

Ankara'da hava ılıkken Beytepe Kampüsü neden buz kesiyor, Hacettepe öğrencileri bu mikro iklimde kışa nasıl hazırlanıyor, günlük hayatını nasıl sürdürüyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara Beytepe soğuğu neden bu kadar sert, Hacettepe öğrencileri kışla nasıl başa çıkıyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’nın Çankaya ilçesinde yer alan Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü, rakım farkı, rüzgâr koridoru etkisi ve kampüs yerleşimi nedeniyle şehir merkezinden birkaç derece daha soğuk, daha rüzgârlı ve daha karlı bir mikro iklim sunuyor. Bu durum, özellikle kış aylarında öğrencilerin ulaşım alışkanlıklarını, giyim tercihlerini, kampüs içi hareketliliğini ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.

ANKARA BEYTEPE KIŞI NEDEN AYRI BİR İKLİM YARATIYOR?

Ankara denince akla kuru ayaz gelse de Beytepe, klasik şehir kışının ötesine geçen bir “soğuk senaryosu” yaratıyor. Hacettepe öğrencilerinin “Beytepe Cumhuriyeti” diye andığı kampüs, özellikle Aralık–Mart döneminde Ankara merkezinden belirgin şekilde farklı bir hava tablosu yaşatıyor.

Kızılay, Bahçelievler veya Ümitköy hattında hava 5 derece civarında, parçalı bulutlu ve nispeten sakin seyrederken; Beytepe’nin nizamiye kapısından içeri girildiğinde sıcaklık çoğu gün 0 dereceye kadar düşebiliyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde sert rüzgârla birlikte hissedilen sıcaklık, öğrencilerin anlatımına göre zaman zaman eksi 10 derece seviyesinde algılanıyor.

Rakım farkı, kampüsün ormanlık yapısı ve açık alanların genişliği, rüzgârı kesen yapıların azlığı ile birleşince, Beytepe’de kış şartları kısa süreli değil, dönem boyunca hissedilen bir gerçeklik hâline geliyor. Bu yüzden şehir merkezine bakarak giyinip Beytepe’ye giden öğrenciler, çoğu zaman ilk haftadan itibaren stratejilerini tamamen değiştiriyor.

HAVA FARKI ANKARA MERKEZ İLE BEYTEPE ARASINDA NASIL HİSSEDİLİYOR?

Ankara merkezinde 5 derece ve hafif rüzgâr varken, Beytepe’de karla karışık yağmur ya da doğrudan kar görülebiliyor. 

Öğrencilerin günlük gözlemlerine göre:

Ankara merkezde ince mont, trençkot veya deri ceketle rahatça dolaşılırken,

Beytepe’de kalın şişme mont, su geçirmez bot, bere, atkı ve eldiven neredeyse standart hâle geliyor.

Merkezde “hafif serin” diye tarif edilen hava, Beytepe’de “yüzü kesen, gözü yaşartan, kemiklere işleyen” ayaz olarak tanımlanıyor. Yürüyüş tarzı bile buna göre değişiyor: Kızılay’da vitrin bakarak, rahat adımlarla gezen öğrenciler; Beytepe’de rüzgâra karşı eğilerek, kaymamak için kısa ve kontrollü adımlarla ilerliyor, kendi tabirleriyle “penguen yürüyüşüne” geçiyor.

Bu şartlar, sadece hissiyatı değil, öğrencilerin ruh hâlini de etkiliyor. Merkezde “Biraz serinledi galiba” diye düşünülen günler, Beytepe’de “Bu yokuşu nasıl çıkacağım, eve nasıl döneceğim” kaygısına dönüşebiliyor. Özellikle sabah erken dersleri ve akşam geç biten laboratuvarlar, bu iklim farkının en çok hissedildiği zaman dilimleri oluyor.

HACETTEPE ÖĞRENCİLERİ BEYTEPE KIŞINA NASIL GİYİNEREK HAZIRLANIYOR?

LAHANA USULÜ GİYİM BEYTEPE’DE NEDEN ZORUNLU HALE GELİYOR?

Beytepe’de tek kat kalın mont çoğu gün yeterli olmuyor. Öğrenciler arasında “lahana usulü” diye anılan katmanlı giyim, hem ısınmak hem de gün içinde değişen mekân sıcaklıklarına uyum sağlamak için temel bir hayatta kalma taktiğine dönüşüyor.

İç katmanda termal içlik, soğuğu kesen görünmez bir kalkan işlevi görüyor.

Orta katmanda çoğunlukla kapüşonlu polar ya da kalın sweatshirt tercih ediliyor.

Dış katmanda rüzgâr geçirmeyen, su itici özellikli, mümkünse dizlere kadar inen şişme montlar öne çıkıyor.

Aksesuarlar da Beytepe modasının ayrılmaz parçaları: Bere, atkı ve eldiven “opsiyonel” değil, çoğu zaman “zorunlu ekipman” olarak görülüyor. Özellikle ring kuyruğu beklerken elleri ve boynu açıkta bırakmak, öğrencilerin anlattığına göre birkaç dakika içinde hissedilir sıkıntı yaratıyor.

Bu katmanlı düzen, kapalı ve sıcak mekânlara girildiğinde pratik şekilde çıkarılabiliyor. Kütüphane, kantin veya amfiye giren öğrenciler, montunu açıp orta katmanı çıkartarak hem terlememeye hem de dışarı tekrar çıkarken hızlıca yeniden ısınmaya odaklanıyor.

RİNG KUYRUKLARI BEYTEPE KIŞINDA ÖĞRENCİLERİ NASIL ZORLUYOR?

ANKARA METRO ÇIKIŞINDA BEYTEPE RİNGİ NEDEN EN ZOR SINAVLARDAN SAYILIYOR?

Ankara Metro’suyla Beytepe durağına gelen öğrenciler için asıl sınav çoğu zaman turnikeden çıktıktan sonra başlıyor. Özellikle sabah ders saatlerinde ve akşam dönüşlerinde, kampüse giden ring otobüslerinin önünde uzayan kuyruklar, kış aylarında “soğukla toplu mücadele” alanına dönüşüyor.

Öğrenciler, metro çıkışında ve kampüs içi ring duraklarında, -özellikle rüzgârlı günlerde- birkaç sefer boyunca araçlara binemeden beklemek zorunda kalabiliyor. Bu süreçte, kalın giyinmiş olmak tek başına yeterli olmayabiliyor; yüz, burun ve kulak çevresinde “sızlama” hissi sıkça dile getiriliyor.

Ring otobüsüne binildiği anda hissedilen ılık hava, öğrencilerin anlatımında “günün en iyi anlarından biri” olarak tarif ediliyor. Buharlaşan nefesler, camlarda oluşan buğu ve dışarıda devam eden tipiyi içeriden izlemek, Beytepe kışının tanıdık manzaralarından biri hâline geliyor.

KAMPÜSTE ÖĞRENCİLER KIŞIN NERELERİ SIĞINAK OLARAK KULLANIYOR?

KÜTÜPHANE VE KANTİNLER BEYTEPE KIŞINDA NASIL ISI MERKEZİNE DÖNÜŞÜYOR?

Beytepe’de A noktasından B noktasına gitmek, kış aylarında sadece zaman planlaması değil, aynı zamanda “ısı planlaması” gerektiriyor. Öğrenciler, gün içindeki ders ve boşluklarını, ısınabilecekleri kapalı alanlara göre yeniden organize ediyor.

Kütüphane, sadece ders çalışmak için değil, ısınmak için de en yoğun kullanılan alanlardan biri. Uzun boşluklarda dışarıda vakit geçirmek yerine, öğrenciler kitaplığın sıcak ortamına geçmeyi tercih ediyor.

BAM, City ve fakülte yemekhaneleri, soğukta uzun yol yürüyen öğrenciler için hem yemek hem de “ısınma molası” noktası hâline geliyor. Özellikle çay ve çorba tüketimi, hem vücut ısısını yükseltmek hem de elleri ısıtmak için pratik bir çözüm sunuyor.

Bölüm kantinleri ve koridorlardaki petek yanları, kısa ders aralarında en hızlı sığınma noktaları olarak öne çıkıyor. Öğrenciler bir yandan arkadaşlarıyla sohbet ederken, diğer yandan montlarını bile çıkarmadan petek yanında ısınmayı tercih ediyor.

Bu stratejik “ısı durakları”, Beytepe’de kış boyunca sosyal hayatın da merkezine dönüşüyor. Birçok arkadaşlık, grup çalışması veya kulüp buluşması, bu sıcak alanlarda kendiliğinden şekilleniyor.

ANKARA BEYTEPE KIŞI ÖĞRENCİLER İÇİN NASIL BİR HATIRAYA DÖNÜŞÜYOR?

BEYTEPE KAR MANZARASI VE ÖĞRENCİ HAFIZASI NASIL BİRLEŞİYOR?

Zorlayıcı koşullara rağmen, Beytepe’de kışın kendine özgü bir çekiciliği de bulunuyor. Yeşil Vadi’nin beyaza bürünmesi, ağaçların üzerini kaplayan kar tabakası ve kampüs yollarındaki sessizlik, öğrencilerin hafızasında güçlü görüntüler bırakıyor.

Kütüphaneden dışarıya bakarak tipi izlemek, ringten iner inmez karla kaplı yokuşu tırmanmak, arkadaşlarla birlikte karda yürürken yaşanan küçük kazalar ve kahkahalar, mezuniyetten yıllar sonra bile anlatılan anılara dönüşüyor. “Biz Beytepe’de ne kışlar gördük” cümlesi, hem hafif bir sitemi hem de gururu aynı anda taşıyor.

Ankara’nın başka hiçbir noktasında bu kadar keskin yaşanmayan soğuk, Hacettepeliler için ortak bir deneyim, ortak bir dil ve dayanışma alanı yaratıyor. Aynı ring kuyruğunda üşüyen, aynı yokuşu rüzgârla boğuşarak tırmanan öğrenciler, bu zorluğu paylaştıkça birbirine daha çok yaklaşıyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa