Ankara’da 20 yıldır plak ve kaset dükkânı işleten Harun Han

Ankara’da 20 yıldır plak ve kaset satan Harun Han, dijitalleşmeye rağmen analog müziğin ruhunu yaşatıyor; nostaljinin arttığını anlatıyor.

HA
Kaynak İHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da 20 yıldır plak ve kaset dükkânı işleten Harun Han
HA
Kaynak İHA

Ankara’da yaklaşık 20 yıldır plak ve kaset dükkânı işleten Harun Han, Kızılay’daki dükkânında analog müziğe meraklı dinleyicileri ağırlıyor. Neşet Ertaş’ın bazı kayıtlarını bulmak isterken başladığı bu yolculuk, zamanla bir mesleğe dönüştü. Han, dijital platformlara rağmen plağın “iğne sesi”ni sevenlerin arttığını ve kültürün yaşayacağını anlatıyor.

ANKARA’DA ANALOG MÜZİK KÜLTÜRÜ

Harun Han, teknolojinin hızına rağmen eski plakların ve kasetlerin “ruhu”nu koruduğunu söylüyor. Dijital platformların müziği hızlı tüketilen bir ürüne çevirdiğini dile getiren Han, her plağın ve kasetin içinde ayrı bir dönem, kapak tasarımı, baskı kalitesi ve kayıt hikâyesi bulunduğunu belirtiyor. Ona göre analog kayıt, yalnızca ses değil; bir koleksiyon kültürü, arşivcilik ve hatıra biriktirme biçimi.

NEŞET ERTAŞ PLAĞINI ARARKEN BAŞLADI

Plakçılığa girişinin bir ihtiyaçla başladığını anlatan Han, Neşet Ertaş’ın bazı kasetlerini aradığını ancak bulamadığını, bunun ardından kendisini sektörün içinde bulduğunu söyledi. Zamanla dükkânındaki arşivin büyüdüğünü, kaset ve plak merakının özellikle son yıllarda yeniden yükseldiğini vurguladı. Han, gençlerin plaklara ilgisinin arttığını, “makara kayıt” olarak bilinen sistemlerin ve plakların ses kalitesinin yüksek olduğunu da ekledi.

GENÇLERDE PLAK MERAKI ARTIYOR

Han, plağın yalnızca dinleme aracı olmadığını; ritüeli olan bir deneyim sunduğunu ifade ediyor. Plak temizleme, doğru iğne seçimi, pikap ayarı, kapak ve iç zarf gibi detaylar nedeniyle koleksiyonerlerin daha bilinçli hareket ettiğini anlatıyor. Ona göre kaset ve plak kültürü, insan var oldukça sürecek; ilgi de zamanla daha da büyüyecek.

CEM KARACA ANIYI UNUTULMADI

Dükkânına her kesimden insanın geldiğini söyleyen Han, bazı sanatçıların ve tanınmış isimlerin de uğradığını belirtti. Sagopa Kajmer’in iki kez geldiğini, Selçuk Balcı’nın sık ziyaret ettiğini aktaran Han, en unutamadığı anının Cem Karaca ile yaşadığı karşılaşma olduğunu dile getirdi. 90’lı yıllarda Kızılay’da fotoğraf çektirmek istediğinde Karaca’nın önce mesafeli davrandığını, ardından konuşmaları sonrası gönlünü alıp imzalı fotoğrafını bir büfeye bıraktığını ve o fotoğrafın hâlâ dükkânda asılı durduğunu söyledi. Han, daha sonra bu anıyı Cem Karaca’nın oğlu Emrah’a da anlattığını, onların da gelip gittiklerini ifade etti.

SAHTE ÜRÜNLER VE PİYASA SORUNU

Mesleğin hem zor hem yıpratıcı olduğunu anlatan Han, piyasada çok sayıda sahte ürün bulunduğuna dikkat çekti. Bazı gençlerin düşük fiyata aldıkları ürünlerle kıyas yaparak orijinal plağın neden daha pahalı olduğunu sorduğunu, orijinalliğin değerini anlatmanın zaman zaman yorucu olduğunu söyledi. Baskı kalitesi, dönem baskısı, kondisyon, kapak durumu ve nadirlik gibi unsurların fiyatı belirlediğini de hatırlattı.

“DEĞERLER UNUTULMASIN” MESAJI

Harun Han, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif ve Selda Bağcan gibi sanatçıların unutulmaması gerektiğini vurguladı. Herkese “sağlıklı, mutlu, huzurlu ve müzikli dünyalar” dileyen Han, en büyük isteğinin bu büyük isimlerin yeni kuşaklar tarafından da tanınması ve eserlerin yaşatılması olduğunu söyledi.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa