İlk yardım çantası yıllardır yanından ayırmadığı bir dost oldu

Hemofili A hastası Doğantan Çelik, evde uyguladığı profilaksi tedavisi ve yanından ayırmadığı ilk yardım çantasıyla özgür bir yaşam sürdürüyor.

DHA
Kaynak DHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
İlk yardım çantası yıllardır yanından ayırmadığı bir dost oldu
DHA
Kaynak DHA

Ankara’da yaşayan 30 yaşındaki biyomedikal mühendisi Doğantan Çelik’e, henüz 6 aylıkken Hemofili A tanısı konuldu. Çocukluk yıllarında yaşadığı her kanama, onun için hastane yolunu tutmak ve iğne tedavisi almak anlamına geliyordu. Bu süreç, özellikle küçük yaşlarda hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlayıcı bir deneyim olarak hafızasında yer etti.

Ancak yıllar içinde uygulanan tedavi yöntemlerindeki gelişmeler, Çelik’in yaşamını kökten değiştirdi. “Profilaksi” adı verilen koruyucu tedaviye geçilmesiyle birlikte kanama atakları önemli ölçüde azaldı. Evde kendi kendine ilaç uygulayabilmesi sayesinde hastaneye gitme zorunluluğu ortadan kalktı.

“NEREYE GİTSEM İLACIM BENİMLE”

Yaklaşık 10 yıldır ilk yardım çantasını yanından ayırmadığını belirten Çelik, hayatının artık çok daha kontrol edilebilir hale geldiğini ifade etti. Günlük yaşamını planlarken eskisi gibi sürekli kanama riski düşünmek zorunda kalmadığını dile getiren Çelik, profilaksi tedavisinin sağladığı güven duygusunun kendisi için çok değerli olduğunu söyledi.

Yanında taşıdığı çantada ilaçlarını bulundurduğunu belirten Çelik, herhangi bir travma ya da ani gelişebilecek kanama durumuna karşı hazırlıklı olduğunu vurguladı. İlacın sağladığı koruma süresinde normal bir birey gibi hareket edebildiğini ifade eden Çelik, seyahatlerinde bile bu çantayı asla ihmal etmediğini dile getirdi.

PROFİLAKSİ TEDAVİSİYLE KALİTE ARTIYOR

Uzmanlar da hemofili tedavisinde profilaksinin önemine dikkat çekiyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Tekin Güney, Hemofili A’nın pıhtılaşma için gerekli olan faktör 8 proteininin eksikliğinden kaynaklandığını ve en yaygın kalıtsal kanama bozukluklarından biri olduğunu belirtti.

Dünya genelinde yüz binlerce hemofili hastası bulunduğunu ifade eden Güney, Türkiye’de ise yaklaşık 7 bin 500 kişinin tanı aldığını söyledi. Günümüzde uygulanan düzenli koruyucu tedaviler sayesinde, hastaların kanama yaşamadan günlük aktivitelerini sürdürebildiğini vurguladı.

ERKEN TANI VE TEDAVİ HAYAT KURTARIYOR

Prof. Dr. Güney, hemofili hastalarında erken teşhisin kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi. Çocukluk döneminden itibaren başlanan düzenli tedavilerin, eklem hasarını önlediğini ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde yükselttiğini belirtti.

Geçmişte yalnızca kanama anında müdahale edilen bir hastalık olan hemofili, günümüzde koruyucu tedaviler sayesinde kontrol altına alınabiliyor. Ayrıca tedavi seçeneklerinin SGK kapsamında olması, hastaların bu hizmetlere daha kolay erişmesini sağlıyor.

GEN TEDAVİSİ UMUT OLUYOR

Son yıllarda tıp dünyasında yaşanan gelişmeler, hemofili tedavisinde yeni umutlar doğurdu. Eskiden yalnızca kan ürünleri kullanılırken, günümüzde faktör tedavileri ve gen tedavisi çalışmaları ön plana çıkıyor.

Uzmanlara göre gelecekte hemofili, sadece kontrol altına alınan bir hastalık olmaktan çıkıp tamamen tedavi edilebilir bir rahatsızlık haline gelebilir. Bu gelişmeler hem hastalar hem de hekimler için büyük bir motivasyon kaynağı oluşturuyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa