Ankara Marka Buluşmaları’nda dizi süreleri tartışıldı
ATO Congresium’da Ankara Marka Buluşmaları’nda Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan ve Oktay Kaynarca, uzun dizi sürelerinin sektör üzerindeki yükünü anlattı.
Ankara’da 25 Nisan’da ATO Congresium’da düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın ilk gününde, kimler Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan ve Oktay Kaynarca, neyi uzun dizi sürelerini, neden sektör üzerindeki baskı nedeniyle eleştirdi. Etkinlikte ATO Başkanı Gürsel Baran da sinema ve dizi sektörünün sorunlarının çözümü için destek vermeye hazır olduklarını açıkladı.
5. ULUSLARARASI ANKARA MARKA BULUŞMALARI’NDA DİZİ SÜRESİ GÜNDEMİ
Ankara Ticaret Odası tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları, iş dünyası ile kültür sanat alanını aynı platformda buluşturdu. Programın ilk gününde öne çıkan başlıklardan biri ise televizyon dizilerinin süresi ve bunun sektör üzerindeki etkisi oldu.

ATO Congresium Oditorium Salonu’nda gerçekleştirilen “Nasıl Efsane Oldular? İsmi Marka Olanlar” panelinde, Türk sinema ve televizyon dünyasının tanınmış isimleri deneyimlerini paylaştı. Panelin moderatörlüğünü Tarih TV Yönetim Kurulu Başkanı Mükremin Atmaca üstlendi.
YILMAZ ERDOĞAN: MARKA OLMAK GÜVEN VE ZAMAN İSTER
Panelde konuşan Yılmaz Erdoğan, marka olmanın kısa yoldan elde edilen bir unvan olmadığını, zamanla oluşan güven duygusuna dayandığını söyledi. Erdoğan, sanat hayatında kalıcılığın temelinde üretim istikrarı ve izleyiciyle kurulan sağlam bağın bulunduğunu vurguladı.

Son televizyon dizisi deneyimi üzerinden değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, yapımların yalnızca ticari kaygılarla şekillenmemesi gerektiğini belirtti. Reklam dengesi ve maliyet baskısının içerik kalitesini zorladığını ifade eden sanatçı, izleyicinin aynı gecede tek bir uzun yapım yerine daha kısa ve çeşitli işler izleyebilmesi gerektiğini dile getirdi.
UZUN DİZİ SÜRELERİ SANATÇILARI VE SET EKİPLERİNİ ZORLUYOR
Yılmaz Erdoğan, mevcut yayın düzeninde kalite kaybı yaşandığını açık biçimde ifade etti. Uzayan bölüm sürelerinin yalnızca oyuncuları değil, senaristten teknik ekibe kadar tüm üretim zincirini yorduğuna dikkat çekti.
Sektörde içerik üretiminin daha sürdürülebilir hale gelmesi için yeni bir model ihtiyacına işaret eden Erdoğan, bu konuda çözüm arayışının kurumlar arası destekle güçlenebileceğini söyledi. Ankara Ticaret Odası’nın bu süreçte öncülük edebileceğine dair beklentisini de kamuoyuyla paylaştı.
DEMET AKBAĞ: SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÜRETİM MODELİ GEREKİYOR
Demet Akbağ ise konuşmasında kariyerini belirleyen anlayışın “efsane olmak” hedefinden çok işini doğru yapma çabası olduğunu anlattı. Seyirci güvenini korumanın ve yapılan işe karşı mahcup olmamanın sanat hayatında belirleyici olduğunu ifade etti.

Akbağ, dizi süreleri konusundaki eleştirisini somut karşılaştırmalarla dile getirdi. Geçmişte “Yerli Dizi Yersiz Uzun” tartışmaları sırasında 90 dakika olan bölüm sürelerinin bugün 130 dakikaya çıktığını hatırlatan sanatçı, Türkiye’de tek bölüm olarak yayınlanan içeriklerin yurt dışında üç parçaya bölünerek haftalara yayıldığını söyledi. Bu yapının üretim temposu açısından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
OKTAY KAYNARCA: YAPAY ZEKA DUYGUNUN YERİNİ TUTAMAZ
Oktay Kaynarca da panelde teknolojinin sanat üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerini aktardı. Yapay zekânın son dönemde sık tartışıldığını belirten Kaynarca, buna karşın oyunculuk gibi insan merkezli alanlarda duygunun belirleyici olmaya devam edeceğini söyledi.

Canlı performansın izleyicide bıraktığı etkinin farklı olduğunu belirten Kaynarca, tiyatro ve sahne sanatlarına ilginin artmasını da bu duygusal bağla ilişkilendirdi. Oyunculuğun yalnızca teknik değil, doğrudan hissiyat ve insan teması gerektiren bir alan olduğunun altını çizdi.
ATO BAŞKANI GÜRSEL BARAN’DAN SİNEMA VE DİZİ SEKTÖRÜNE DESTEK MESAJI
Paneli salonda takip eden ATO Başkanı Gürsel Baran, programın son bölümünde sahneye çıkarak sanatçıların değerlendirmelerine yanıt verdi. Baran, sinema ve dizi sektörünün yalnızca kültürel değil, ekonomik açıdan da stratejik bir alan haline geldiğini söyledi.
Türkiye’nin dizi ihracatında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirten Baran, sektörün ABD’den İngiltere’ye, Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya kadar 100’den fazla ülkeye içerik ulaştırdığını ifade etti. 2024’te 500 milyon dolar seviyesinde olan dizi ihracatının 2025’te 1 milyar dolara çıktığını söyleyen Baran, bu artışın dikkat çekici olduğunu vurguladı.

DİZİ İHRACATI ARTIYOR, SEKTÖR SORUNLARI GÜNDEMDE KALIYOR
Baran, ihracat başarısına rağmen sektörün yapısal sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti. Özellikle içerik üretim yükü, set çalışma koşulları, yayın süreleri ve sürdürülebilir kalite başlıklarının sektörün geleceği açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
ATO’nun, çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ihracat yapan tüm sektörlerin yanında olduğunu belirten Baran, sinema ve dizi alanında da çözüm odaklı destek vermeye hazır olduklarını açıkladı. Bu açıklama, kültür endüstrilerinin ekonomik değerinin iş dünyasında daha güçlü biçimde kabul gördüğünü ortaya koydu.

ANKARA’DA KÜLTÜR EKONOMİSİ VE YARATICI ENDÜSTRİLER MASAYA YATIRILDI
Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ndaki panel, yalnızca ünlü isimlerin deneyimlerini aktardığı bir oturum olmanın ötesine geçti. Etkinlikte marka kavramı, yaratıcılık, güven, içerik üretimi, teknoloji ve kültürel ihracat gibi başlıklar birlikte ele alındı.
Ankara’da düzenlenen bu panel, yaratıcı endüstrilerin Türkiye ekonomisindeki ağırlığını ve sanat dünyasının çalışma koşullarına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle dizi sürelerine ilişkin ortak serzeniş, sektörün uzun süredir bekleyen yapısal meselelerinden birinin bir kez daha görünür olmasını sağladı.