TÜİK 2025 verileri yayımlandı: Ankara eğitim süresinde zirvede
TÜİK’in 2025 eğitim istatistiklerine göre Ankara, 25 yaş ve üzeri nüfusta 10,9 yıllık ortalama eğitim süresiyle ilk sırada yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılı Ulusal Eğitim İstatistikleri’ni yayımladı. Veriler, Türkiye’de yükseköğretim mezun oranının genç nüfusta hızla arttığını, okuryazarlık seviyesinin yükseldiğini ve 25 yaş üzeri nüfusta ortalama eğitim süresinin en yüksek olduğu ilin Ankara olduğunu gösterdi.
ANKARA ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİNDE İLK SIRADA YER ALDI
TÜİK’in 2025 yılı Ulusal Eğitim İstatistikleri’ne göre 25 yaş ve üzeri nüfusta ortalama eğitim süresinin en yüksek olduğu il Ankara oldu. Başkentte ortalama eğitim süresi 10,9 yıl olarak hesaplandı. Ankara’yı İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti.
Ortalama eğitim süresinin en düşük olduğu il ise 7,6 yıl ile Ağrı olarak kayıtlara geçti. Ağrı’nın ardından Şanlıurfa, Muş, Kastamonu ve Van, eğitim süresinin daha düşük seviyede kaldığı iller arasında sıralandı.
Veriler, büyükşehirlerde ve sanayi, üniversite, kamu istihdamı açısından güçlü merkezlerde eğitim süresinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Ankara’nın kamu kurumları, üniversiteleri, araştırma merkezleri ve nitelikli iş gücü yapısı, ortalama eğitim süresindeki liderliğini destekleyen unsurlar arasında yer aldı.
YÜKSEKÖĞRETİM MEZUN ORANI GENÇ NÜFUSTA YÜKSELDİ
Türkiye’de 25-34 yaş grubundaki nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı 2008 yılında yüzde 13,5 iken, 2025 yılında yüzde 45,6’ya ulaştı. Böylece genç yetişkin nüfusta üniversite mezuniyet oranı on yedi yıllık dönemde belirgin biçimde arttı.
Aynı yaş grubunda kadınların yükseköğretim mezun oranındaki yükseliş daha güçlü gerçekleşti. Kadınlarda oran 2008’de yüzde 12,5 iken 2025’te yüzde 50,3’e çıktı. Erkeklerde ise aynı dönemde yükseköğretim mezun oranı yüzde 14,6’dan yüzde 41,0’a yükseldi.
Bu tablo, genç kuşaklarda eğitim düzeyinin önceki yıllara göre daha yüksek seyrettiğini gösterdi. Üniversite, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının payındaki artış, Türkiye’nin beşeri sermaye yapısında yaşanan değişimi de yansıttı.
TÜRKİYE OECD ORTALAMASINA YAKLAŞTI
OECD ülkelerine ait en güncel veri yılı olan 2024 sonuçlarına göre, 25-34 yaş arası nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı OECD ortalamasında yüzde 48,7 olarak hesaplandı. Türkiye’de aynı yaş grubunda oran yüzde 44,9 seviyesinde gerçekleşti.
OECD ülkeleri içinde yükseköğretim mezun oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 70,6 ile Güney Kore oldu. En düşük oran ise yüzde 29,1 ile Meksika’da görüldü. Türkiye’nin oranı, OECD ortalamasına yaklaşan bir seviyeye ulaştı.
TÜİK verileri, Türkiye’de özellikle genç nüfusta yükseköğretime erişimin genişlediğini gösterdi. Buna karşın ülkeler arası karşılaştırmada eğitim kalitesi, mezunların iş gücüne katılımı, istihdam alanları ve mesleki beceri uyumu gibi başlıklar da eğitim göstergeleri açısından önemini korudu.
YİRMİ BEŞ YAŞ ÜZERİNDE MEZUNİYET SEVİYESİ ARTTI
Türkiye’de 25 yaş ve üzerindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının aynı yaş grubundaki oranı 2008 yılında yüzde 9,8 olarak ölçüldü. Bu oran, 2025 yılında yüzde 26,1’e yükseldi.
Ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyelerinden mezun olanların oranında da artış yaşandı. 25 yaş ve üzeri nüfusta bu oran 2008’de yüzde 26,5 iken, 2025 yılında yüzde 50,5’e çıktı. Böylece toplumun genel eğitim düzeyinde yıllar içinde güçlü bir artış kaydedildi.
Yükseköğretim mezunlarının yaş dağılımına bakıldığında, mezunların genç yaş gruplarında daha yoğun olduğu görüldü. İleri yaş gruplarında oranların daha düşük kalması, eğitimde kuşaklar arası farkın devam ettiğini gösterdi. 2008’de yükseköğretim mezuniyet dağılımı erkekler lehine seyrederken, 2025’e gelindiğinde genç yaş gruplarında kadınlar lehine bir yapı oluştu.
OKUMA YAZMA BİLENLERİN ORANI YÜZDE 97,9 OLDU
Türkiye’de 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı 2008 yılında yüzde 91,8 olarak hesaplanmıştı. 2025 yılında bu oran yüzde 97,9’a çıktı. Böylece okuryazarlık oranında on yedi yıllık dönemde artış sağlandı.
Kadınlarda okuma yazma bilenlerin oranı 2008’de yüzde 86,9 iken, 2025’te yüzde 96,4’e yükseldi. Erkeklerde ise oran yüzde 96,7’den yüzde 99,3’e ulaştı. Cinsiyetler arasındaki fark azalsa da erkeklerde okuryazarlık oranı daha yüksek seviyede kaldı.
Ortalama eğitim süresi Türkiye genelinde 25 yaş ve üzeri nüfusta 2025 yılında 9,6 yıl olarak hesaplandı. Kadınların ortalama eğitim süresi 8,9 yıl, erkeklerin ortalama eğitim süresi ise 10,3 yıl oldu. Bu veriler, eğitim süresindeki cinsiyet farkının sürdüğünü gösterdi.
EĞİTİM SÜRESİNDE EN HIZLI ARTIŞ ŞIRNAK’TA GERÇEKLEŞTİ
TÜİK verilerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun aldığı ortalama eğitim süresinde 2016 ile 2025 yılları arasındaki en yüksek artış Şırnak’ta yaşandı. Şırnak’ta artış oranı yüzde 48,5 oldu. Bu ili yüzde 40,4 ile Hakkâri, yüzde 35,7 ile Muş, yüzde 35,5 ile Şanlıurfa ve yüzde 33,1 ile Van izledi.
Ortalama eğitim süresinde en düşük artış gösteren iller arasında Ankara da yer aldı. Başkentte son on yıllık artış yüzde 13,2 olarak hesaplandı. Eskişehir’de yüzde 14,5, Tekirdağ’da yüzde 14,6, İzmir’de yüzde 14,8 ve İstanbul’da yüzde 15,1 oranında artış görüldü.
Ankara’nın artış hızının düşük kalması, ilin başlangıç seviyesinin zaten yüksek olmasıyla ilişkili değerlendiriliyor. Eğitim süresinde üst basamakta bulunan illerde artış oranı daha sınırlı kalırken, daha düşük seviyeden başlayan illerde yükseliş oranları daha yüksek gerçekleşti.
AİLE EĞİTİM DÜZEYİ MEZUNİYET ORANLARINA YANSIDI
TÜİK’in verileri, anne ve babanın eğitim düzeyinin bireylerin eğitim seviyeleri üzerinde belirgin bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. 25 yaş ve üzeri nüfusta annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,2’si yükseköğretimi tamamladı.
Aynı grupta annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 13,1’i ortaöğretim, yüzde 2,7’si ise ortaöğretim altı eğitim düzeyinde kaldı. Babası yükseköğretim mezunu olan bireylerde yükseköğretimi tamamlama oranı yüzde 80,4 olarak hesaplandı.
Annesi ortaöğretim mezunu olan bireylerin yüzde 64,3’ü, babası ortaöğretim mezunu olan bireylerin ise yüzde 56,0’ı yükseköğretim mezunu oldu. Annesi ortaöğretim altı eğitim düzeyinde olanlarda yükseköğretim mezun oranı yüzde 29,4, babası aynı eğitim düzeyinde olanlarda ise yüzde 28,2 olarak belirlendi.