Erken tanı kalp hastalıklarında hayat kurtarıyor
Doğuştan kalp hastalıklarında erken teşhis ve zamanında tedavi, yenidoğan bebeklerin yaşam şansını artırırken ciddi sağlık risklerinin önüne geçiyor.
Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cemşit Karakurt, doğuştan kalp hastalıklarının yenidoğanlarda en sık görülen doğumsal sağlık sorunlarının başında geldiğini belirtti. Her bin canlı doğumun yaklaşık 10’unda doğuştan kalp hastalığına rastlandığını ifade eden Karakurt, Türkiye’deki doğum oranları dikkate alındığında her yıl yaklaşık 13 ila 14 bin bebeğin bu hastalıklarla dünyaya geldiğini söyledi. Uzman değerlendirmelerine göre bu bebeklerin yaklaşık yüzde 35 ila 40’ı, yaşamlarının ilk günlerinde tanı ve tedavi gerektiren ağır kalp rahatsızlıklarıyla doğuyor. Bu durumun, doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde yapılacak kontrollerin önemini daha da artırdığı belirtiliyor.

ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI YÜKSELTİYOR
Prof. Dr. Karakurt, ciddi doğuştan kalp hastalıklarının bir bölümünün gebelik döneminde yapılan fetal ekokardiyografi ile belirlenebildiğini ifade etti. Bu yöntemin, anne karnındaki bebeğin kalp yapısının ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine olanak sağladığını belirten Karakurt, erken teşhisin tedavi planlamasında önemli rol oynadığını kaydetti. Erken dönemde tanı konulan bebeklerde ilaç tedavilerinin zamanında başlanabildiğini, gerekli durumlarda girişimsel kardiyoloji uygulamalarının yapılabildiğini ve cerrahi müdahalelerin uygun zamanda gerçekleştirilebildiğini vurgulayan Karakurt, bu sayede yaşam şansının önemli ölçüde artırılabildiğini söyledi.
ANKARA'DAKİ UZMANDAN FETAL EKOKARDİYOGRAFİ UYARISI
Ankara’da hizmet veren Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Cemşit Karakurt, fetal ekokardiyografinin özellikle riskli gebeliklerde büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Anne veya fetüste doğuştan kalp hastalığı riskini artırabilecek sağlık sorunlarının bulunması, gebeliğin ilk üç aylık döneminde kalp gelişimini etkileyebilecek hastalıkların geçirilmesi, teratojen ilaçlara maruz kalınması, genetik problemlerin varlığı ya da ayrıntılı ultrason incelemelerinde kalp ve diğer organlara ilişkin anormalliklerin tespit edilmesi durumlarında bu incelemenin yapılmasının önerildiğini belirtti. Fetal ekokardiyografinin ideal olarak gebeliğin 18’inci ve 22’nci haftaları arasında gerçekleştirildiğini aktaran Karakurt, bu dönemde yapılan değerlendirmelerin doğum sonrası tedavi planlarının hazırlanmasına katkı sağladığını ifade etti.
YENİDOĞAN TARAMALARI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Doğumun ardından gerçekleştirilen ayrıntılı fizik muayene ve nabız oksimetre taramalarının da kalp hastalıklarının erken saptanmasında önemli rol oynadığını belirten Karakurt, şüpheli bulguların görülmesi halinde çocuk kardiyolojisi uzmanları tarafından kapsamlı değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi. Uzmanlar, doğumdan hemen sonraki dönemde yapılan bu kontroller sayesinde birçok ciddi kalp hastalığının belirti vermeden önce tespit edilebildiğini ve gerekli müdahalelerin gecikmeden planlanabildiğini ifade ediyor.
AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN BELİRTİLER
Doğuştan kalp hastalıklarının yalnızca yenidoğan döneminde değil, erken bebeklik sürecinde de çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Karakurt, ailelerin bazı işaretleri dikkatle takip etmeleri gerektiğini söyledi. Bebekte yeterli kilo artışının sağlanamaması, emzirme ya da beslenme sırasında çabuk yorulma, aşırı terleme, ciltte morarma görülmesi ve sık sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirilmesinin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını ifade eden Karakurt, ayrıca kalp hastalıklarıyla birlikte görülebilen kalıtsal rahatsızlıkların bulunduğu çocukların da çocuk kardiyolojisi uzmanlarınca değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
ZAMANINDA MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR
Erken teşhis ve doğru zamanda uygulanan tedavilerin çok sayıda bebeğin yaşamını kurtardığını vurgulayan Prof. Dr. Cemşit Karakurt, ailelerin şüphe duydukları durumlarda vakit kaybetmeden uzman desteği almaları gerektiğini belirtti. Uzmanlar, doğuştan kalp hastalıklarında erken tanının hem tedavi başarısını artırdığını hem de ilerleyen dönemlerde oluşabilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesine katkı sağladığını ifade ediyor.