Destici’den Yazıcıoğlu suikastıyla ilgili 8 kritik soru
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 8 kritik soru yönelten Mustafa Destici, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya göndermesiyle umutlandıran bir sürece geçildiğini söyledi.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 8 kritik soru yönelten Mustafa Destici, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya göndermesiyle umutlandıran bir sürece geçildiğini vurguladı. Mustafa Destici, MKYK ve MDK toplantıları öncesi basına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Kıymetli Merkez Karar ve Merkez Disiplin Kurulu üyesi arkadaşlarım, değerli basın mensupları, bizleri takip eden, izleyen kıymetli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; öncelikle sizleri sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
13. Büyük Kurultayımızda seçilen Merkez Karar Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerimizle bir araya geldiğimiz bu toplantımızın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.
KURUL ÜYELERİNE BAŞARI DİLEKLERİ
Öncelikle her birinize görevlerinizde başarılar diliyorum ve her birinize ayrı ayrı hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum. Özellikle partimize bu kurultay ve kurultay öncesi katılan kıymetli Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimize ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerimize tekrar hoş geldiniz diyorum.
İnanıyorum ki hem varlıklarıyla hem çalışmalarıyla hem geçmiş dönemdeki siyasi birikimleriyle, devlet tecrübeleriyle, siyaset tecrübeleriyle hareketimize güç katacaklardır ve kurullarımıza yeni bir zenginlik ve yeni bir heyecan getirmişlerdir.
Kendilerine tekrar hoş geldiniz diyor, sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Kendileri için de aileleri için de camiamız için de hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
BASINA AÇIK BÖLÜM VE İÇ TOPLANTI SÜRECİ
Değerli dava arkadaşlarım, bu basına açık bölümde ülke ve dünya gündemine ait bazı konu başlıklarını değerlendirdikten sonra basınımızla vedalaşacağız ve kendi iç toplantımızı gerçekleştireceğiz.
Merkez Karar Yönetim Kurulu ayrı toplanacak, Merkez Disiplin Kurulu ayrı toplanacak. Merkez Disiplin Kurulu kendi içinden Başkanlık Divanı üyelerinin seçimini gerçekleştirirken Merkez Disiplin Kurulu da kendi yönetimini belirleyecek.
Şimdiden bu kararların da görev alacak arkadaşlarımıza, partimize, camiamıza, Türk ve İslam âlemine hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
HİCRİ YILBAŞI VE MUHARREM AYI MESAJI
Değerli kardeşlerim, değerli basın mensupları, bugün 1 Muharrem. Öncelikle Hicri yılbaşı. Hicri yılın 1448. dönemindeyiz. Öncelikle bütün İslam âleminin Hicri yılını ve Muharrem ayını tebrik ediyorum.
Bu yeni yılın ve Muharrem ayının ülkemiz başta olmak üzere tüm İslam âlemine, Müslüman kardeşlerimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Aynı şekilde İslam dünyası dışında kalan tüm insanlık için de huzur ve barış getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Özellikle Gazze’den Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Myanmar’a, Türkmeneli, Somali, Sudan, Yemen, dünya coğrafyasındaki pek çok İslam ve Türk ülkesi maalesef işgal, kan, gözyaşı içinde. Bunların kurtuluşuna da vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Özellikle bu ayda Muharrem orucu tutan Alevi Bektaşi kardeşlerimizin, canların da Muharrem ayını hasreten tebrik ediyor; oruçlarının, ibadetlerinin, dualarının Allah katında makbul olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Muharrem ayı hepimizin ortak mübarek bir ayıdır. Hakeza 10 Muharrem hepimiz için anlamlıdır, değerlidir, kıymetlidir. Cenab-ı Hak bu ayların, bugünlerin kıymetini bilenlerden ve ona göre yaşayanlardan eylesin diyorum.
HZ. OSMAN’IN ŞEHADET YIL DÖNÜMÜ
Kıymetli kardeşlerim, 17 Haziran 656, 3. İslam Halifesi Hz. Osman Efendimiz’in Medine’de isyancılar tarafından öldürülüşünün de yıl dönümü. Resul-i Ekrem Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından en cömert olanı, zenginliği çok yüksek ve üçüncü İslam halifesi.
Onu da rahmetle, hürmetle yâd ediyoruz. Onlar zaten aşere-i mübeşşereden, yani cennetle müjdelenmiş on kişiden birisi. İnanıyoruz, iman ediyoruz ki Cenab-ı Hak onları cennetinin en yüksek katında misafir edecektir.
Bizlere de onlara komşu olmayı, yakın olmayı Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah diyorum. Bu vesileyle sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’yı sevgiyle, saygıyla ve hürmetle, ihtiramla selamlıyoruz. Salat ve selam onun üzerine olsun. Onun ehlibeytinin ve ashabının üzerine olsun diyoruz.
SÜLEYMAN DEMİREL’İ ANMA
Kıymetli kardeşlerim, bugün aynı zamanda Türkiye’nin dokuzuncu cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in vefat yıl dönümü. 17 Haziran 2015.
Türk siyasetinde uzun yıllar farklı bir renk getirmiş, hep demokrasi demiş, millete hizmet yolunda, biz aynı kulvarda olmasak da millete hizmet yolunda bir ömür tüketmiş ve bugün devlet büyüğü mertebesinde bulunan bir isim.
Biz de Büyük Birlik camiası olarak kendisini rahmetle yâd ediyoruz. Mekânı cennet olsun. Geride kalan aile efradına tekrar başsağlığı, sabır niyaz ediyoruz. Kendi siyasi geleneğini sürdüren partilere ve o partilerin başındaki arkadaşlara da yine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.
MİLLÎ TAKIMA BAŞARI DİLEĞİ
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, millî takımımız Dünya Kupası’na hiçbirimizin arzu etmeyeceği bir skorla başlayarak hepimizi ilk maçta hayal kırıklığına uğrattı. Ama tabii ki ümitsizliğe yer yok.
Biz inanıyoruz ki Türk millî takımı, bizim çocuklar, cumartesi sabahı inşallah geçmiş maçını bize unutturacaklar, güzel ve farklı bir galibiyetle yollarına devam edeceklerdir. Buna yürekten inanıyorum.
Millî takımımıza, Türk millî takımına, bizim çocuklara cumartesi sabahı oynayacakları maçta Paraguay karşısında başarılar diliyorum.

MUHSİN YAZICIOĞLU VE YOL ARKADAŞLARINI ANMA
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları, 25 Mart 2009 bizim için, Büyük Birlik Partililer için, Türk milletinin tamamına yakını için bir acı gündü. Bir hüzün günüydü. Bir kayıp günüydü.
O gün şehit liderimiz, Muhsin Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu, onun yol arkadaşları Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe, helikopterin henüz nedeni ortaya çıkarılmamış bir sebeple düşmesi sonucu hayatlarını kaybettiler ve şehit oldular.
Başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu başkanımız olmak üzere hepsini tekrar rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun inşallah diyorum.
HUKUKİ SÜREÇ VE SORUŞTURMA TAKİBİ
25 Mart 2009’da başlattığımız hukuki süreç, 17 yıl aralıksız bir şekilde takibimizde devam ettirildi. Bu süre zarfında önce Kahramanmaraş adliyesinden dosya, biliyorsunuz o dönemde kurulan, Malatya’da bulunan özel yetkili mahkemelere, adliyelere, savcılıklara sevk edildi.
Oradan da bir netice çıkmadı. Özel yetkili mahkemelerin kapatılmasıyla birlikte 2013 sonunda dosya tekrar Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcılığına geldi. 2014 yılında dosyanın tamamına takipsizlik kararı verildi.
Bu takipsizliğe yaptığımız itiraz sonucu takipsizlik kararı kaldırılarak dosyanın soruşturması devam etti. 2016 yılına geldiğimizde dosyaya bir kez daha takipsizlik kararı verildi. 15 Temmuz hain FETÖ darbesinden sadece bir ay önce. Darbeye birkaç gün kala biz yine takipsizlik kararına itirazımızı yaptık. Henüz bu itirazımız karara bağlanmadan 15 Temmuz darbesi gerçekleşti.
15 TEMMUZ SONRASI GELEN TELEFON
Darbenin ertesi günü, cumartesi günü İzmir’den bir polis kardeşimiz, bir arkadaşımızın telefonundan beni aradı. Dedi ki: “Başkanım, ben İzmir Emniyetinde görevli şu şu isimli polis kardeşinizim. Bir Alperen’im. Biz akşam darbe gecesi, Cumhurbaşkanımıza Marmaris’te otelinde yapılan saldırıya mukavemet etmek için Marmaris’e gittik. Orada darbecilerle çatıştık. Neticede bunların bir kısmı kaçtı, bir kısmı öldürüldü. Bir kısmı da ele geçirildi. Bu yakalananlar içerisinde iki isim var ki bunlar rahmetli Muhsin Başkanımızın dosyasında ismi geçen isimler. Helikopterin üzerindeki o GPS aletlerini, SkyMap ve diğer Argus cihazını söken ekipten ikisi.”
KAHRAMANMARAŞ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA EK DİLEKÇE
Bunun üzerine biz hemen pazartesi günü bu bilgiyi de dilekçeye dökerek Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına ek bir dilekçe vererek takipsizlik kararının kaldırılmasını ve dosyanın bir hakkın soruşturulmasını talep ettik.
O günden sonra belli bir süreç, süreci takip ettik. Süreçte bir ilerleme göremeyince Adalet Bakanımız, dönemin Adalet Bakanı, ilgili bakan yardımcısı, ilgili genel müdür, başsavcı; bütün bunlara müracaatımızı yaparak dosyada gördüğümüz eksiklikleri ve yapılması gerekenleri bir dilekçeyle kendilerine ilettik. Yüz yüze de bunları anlattık ve ifade ettik.
YENİ KAZA KIRIM HEYETİ TALEBİ
Orada istediğimiz en önemli şey, yeni bir kaza kırım heyetinin, bilirkişi heyetinin kurulmasıydı. Çünkü helikopter düştükten sonra en az dokuz kişilik bir kaza kırım heyeti kurulması gerekirken maalesef 3 kişilik bir heyet kurulmuştu ve bunlar da Meclis komisyonuna geldiklerinde kendilerinin bu konuda uluslararası belgelerinin olmadığını ifade ettiler.
Bizim yeniden bu 9 kişilik bir kaza kırım heyeti görevi görecek bilirkişi heyeti kurulması talebimiz kabul edildi ve bunlar üç yıla yakın bir süredir çalışmalarını tamamladılar.
DOSYANIN ANKARA’YA GETİRİLMESİ
Bu aşamada bizim daha önce dosyanın Ankara’ya getirilmesiyle ilgili de hem parti olarak hem şehitlerimizin ailelerinin talepleri vardı. Bunları da hukukçularımız aracılığıyla hem Adalet Bakanlığına hem de diğer ilgili birim ya da kurum ya da şahıslara iletmiştik.
Neticede geçtiğimiz hafta biliyorsunuz Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı dosyaya yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderdi. Dosya, bütün bu süreç kapsamında toplanan deliller, raporlar, mahkeme süreçleri, tanık ifadeleri, bütün bunlardan oluşan yüzlerce dosya, evrak da biliyorsunuz dün Ankara’ya ulaştı.
YENİ HUKUKİ SÜREÇ
Artık Muhsin Başkanımızın ve onun yol arkadaşlarının, şehitlerimizin bu şehadet süreçleriyle ilgili, bunların hukuki yönden takibatıyla ilgili yeni bir sürece de geçilmiş oldu. Bizi umutlandırdı. Olayın tüm ayrı ayrıntılarıyla çözülmesi noktasında bizi umutlandırdı.
İnşallah Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında başta başsavcı, sonra görevlendirilecek olan başsavcı vekili, en az üç dört kişiden oluşacağını tahmin ettiğimiz dosya savcılarıyla birlikte inşallah bu süreç bütün şüpheler aydınlatılarak ve olay ortaya çıkarılarak, bu işte kastı ve kusuru olanlar da mahkeme önünde hesap verecek şekilde sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Bekliyoruz.
Bu kararlılığı gösteren başta Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek olmak üzere burada emeği geçen tüm yetkililerimize de teşekkür ediyoruz.
KAMUOYUYLA PAYLAŞILACAK BEKLENTİLER
Bizim tabii burada Büyük Birlik Partisi olarak daha önce dile getirdiğimiz ve bugün de dile getireceğimiz beklentilerimizi de siz kamuoyu, siz kıymetli gazetecilerimiz, basın mensuplarımız aracılığıyla kamuoyuyla da paylaşmak istiyorum.
Tabii ki bunun daha geniş ve tafsilatlı bir suretini biz Adalet Bakanlığımızla da Başsavcılıkla da ilgili bütün kurumlarla da paylaşacağımızı size buradan ifade etmek istiyorum.
SUİKAST VE SABOTAJ İHTİMALİ
Kıymetli basın mensupları, değerli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım. Burada suikast ve sabotaj ihtimalini güçlü bir şekilde hâlâ barındıran ve asla kaza demediğimiz bugüne kadarki bu süreçle ilgili: Bir, helikopterin düşüş nedeni. İki, radarlarda o anda meydana gelen dört buçuk dakikalık arıza ya da kesinti. Yani radarların karartılması.
GSM OPERATÖRLERİNDEN GELEN TESPİT RAPORLARI
Üç, merhum gazeteci arkadaşımız İsmail Güneş’in konuşması üzerine iki GSM operatöründen o gün olay mahallini tespit raporları geldi. İlki 17.17 sularında, yani helikopter düştükten yaklaşık iki saat sonra; ikincisi de 22.00 sularında. Gece saat 22.00, yani gece onda.
Neticede bu iki bilgi birleştirildiğinde bir kilometre çapında bir alana zaten tahmin düşürülmüştü. Yani helikopterin nereye düştüğüyle alakalı. Ama buna rağmen bu bilgiler eldeyken hâlâ aramaların farklı yönlerde yapılması ve enkaza ve naaşlara iki gün sonra ulaşılmasının sebebi nedir? Buna kim sebep olmuştur? Kimler oraya geç ulaşılmasını sağlamıştır?
KARBONMONOKSİT BULGULARI
Dört, başta pilot Kaya İstektepe ve Muhsin Yazıcıoğlu başkanımız olmak üzere helikopterde bulunan ve hayatını kaybeden herkesin kanlarında yüksek oranda karbonmonoksit belirlenmiştir. Ama maalesef adli tıptan alınan raporlar dönem dönem değişkenlik göstermiştir. Yalan yanlış bilgiler verilmiştir.
Bir kısım uzman ya da bilirkişiler, durdukça karbonmonoksit artar derken bir kısmı da bunun böyle olmayacağını söylemiştir. Dolayısıyla da bunun nedeni ortaya çıkarılmalıdır. Çünkü bu da en kuvvetli şüphelerden birisidir.
ASKERÎ UÇAK İHTİMALİ
Beş, askerî uçakların o gün ve o saatte orada uçtuğu muhakkaktır. Bu düşüşe bunlar sebebiyet vermiş midir ki güçlü bir ihtimaldir? Bunun da net bir şekilde ortaya çıkarılması gerekmektedir.
ENKAZDAN SÖKÜLEN CİHAZLAR
Altı, kazadan dört, enkazın bulunmasından iki gün sonra olay yerine orada yine kırıma uğrayan askerî helikopterin kaza kırım ekibi gitmiştir. Bu kaza kırım ekibinden dört beş kişi, işte bir an önce -Marmaris’te yakalananlar da bunların içinde- hiç yanına dahi yaklaşmaması, yaklaşmamaları gereken Muhsin Başkanımızın ve arkadaşlarımızın içinde bulunurken düştüğü helikopter enkazına da giderek sanki adeta onu incelemeye gelmiş gibi oradaki işte radarın, helikopterin bize uçuş bilgilerini, belki düşüş nedenini gösterecek, ondan ipuçları verecek iki cihazı ve başka cihazları söküp almış olmalarıdır.
Bir an önce söyledim. Birisi SkyMap, bir de diğeri ise Argus 500. Bunlar daha önce yargılanmıştır. Bazıları aylarca hapiste yatmıştır. Ama daha sonra serbest bırakılmışlardır. Daha sonra yargılandıkları mahkeme, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavazı’ndaki mahkeme, görevsizlik kararıyla Göksun’a göndermiştir ve Göksun’da maalesef ki maalesef hırsızlık suçundan yargılanmışlardır. Buraya da tekrar detaylı bir şekilde inilmesi gerekmektedir.
SİVİL HAVACILIK EKİBİ VE CİHAZLAR
Yedi: Sivil Havacılık tarafından, nasıl ki kaza kırım ekibi gitti askerî uçakla ilgili, Sivil Havacılık ekibi, Sivil Havacılık dönemi Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Kurumu tarafından görevlendirilen 3 kişilik kaza kırım heyeti ki daha sonra bunlar kazanın raporunu yazan kişilerdir; askerî ekipten bir gün önce oraya gitmelerine rağmen işte helikopterde bulunan bu önemli parçaları almamışlar. İlk almaları gereken parçalar olmasına rağmen orada bırakmışlar ve bir gün sonra gelen ekip onları almıştır.
Acaba aralarında bir irtibat var mıdır? Bu bilerek mi oraya bırakılmıştır? Bu da en çok sorgulanması gerekendir. Bize göre helikopterde ELT cihazı yoktu, yani yer bildiren. Ama bize gıcır gıcır bir ELT cihazı gösterdiler Sivil Havacılıkta. “Onu aldık oradan.” diye. Onu alıyorsun da ki bize göre almadılar ama o yoktu zaten. Öbürlerini niye almadın? Şimdi bu da sorulması ve araştırılması gereken konuların başında gelmektedir.
ARAMA KURTARMA SÜRECİNE İLİŞKİN İDDİALAR
Sekiz: Bu süreçte özellikle “Kurtuldular, geliyorlar.” Daha henüz saat 17’yi birkaç dakika geçmiş. Dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğünün ondan fazla ileti çektiği resmî yazı var: “Kurtuldular, hastaneye gidiyorlar.” diye.
Bu da bununla ilgili de yargılama olmuştur. Ama hata, ihmal suçundan yargılanmışlardır. Bütün bunlar birleştirildiğinde, bütün bu kadar hadiseyi, arama kurtarmayı başka yöne yönlendirenler, engelleyenler; bütün bunların hepsini değerlendirdiğimizde burada hata, ihmal, kusur elbette olmuştur ama bizim derdimiz o değil.
ÖRGÜTLÜ YAPI ŞÜPHESİ
Biz burada örgütlü bir yapı var mıdır? Bu kadar saydığım şüpheler tesadüfen tek başına ortaya gelebilecek durumda değildir. Yani hiçbirimizin aklı buna evet dememektedir.
Tabii bu arada bir şey daha var. Bütün bu 17 yıllık süre içerisinde görev yapan başsavcı, görevli başsavcı vekili, hâkim, savcılar; bunlar gerçekten bu kararları kendi vicdanları ve iradeleriyle mi vermişlerdir? Yoksa bunlara dışarıdan bir baskı ya da yönlendirme yapılmış mıdır? Bunların da araştırılması gerekir.
HTS kayıtlarına bakıldığında, varsa böyle bir şey, çok net bir şekilde de ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Aynı şekilde bizim burada en çok beklediğimiz şey de yine bu; o gün, onun bir gün öncesi ve bir gün sonrası, yani olayın olduğu gün, olayın bir gün öncesi ve bir gün sonrası ile ilgili yapılacak, belli kişiler üzerinde yapılacak telefon HTS kayıtları incelemesiyle, bunların birleştirilmesiyle olay aydınlatılacaktır ve şüpheler ortadan kaldırılacaktır diye biz düşünüyoruz.
ADALET BAKANLIĞI VE İLGİLİ KURUMLARA BAŞVURULAR
Tamam, bütün bunları da, şunu ifade ediyorum, sadece burada söylemiyoruz. Biz bütün bunlarla ilgili onlarca kez dilekçelerimizi, yazılarımızı ilgili kurumlarımıza da vermişiz. Bizzat giderek kendileriyle de görüşmüşüz.
Bu süreçte görev yapan tüm adalet bakanlarımızla, ilgili tüm bakan yardımcılarımızla, içişleri bakanlarımızla, dönem dönem Cumhurbaşkanımızla, diğer ilgili bakanlarla ve başsavcılarımızla, dosyaya bakan savcılarımızla ya şahsım ya hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılarımız, avukatlarımız; bazen ailelerle birlikte, bazen sadece parti heyeti olarak görüşmüşüzdür ve hepsini de bilgilendirmişizdir. Taleplerimizi de net bir şekilde dile getirmişizdir.
MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASININ TAKİBİ
Bugün bu hususla ilgili söyleyeceğim bunlardır. İlgiyle dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Tekrar şehit liderimiz Muhsin Başkanımızı, şehit dava arkadaşlarımızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz.
25 Mart 2009’dan bugüne kadar nasıl ki kesintisiz bir şekilde, her şart ve durumda bu davanın, bu soruşturma sürecinin takipçisi olmuşsak bundan sonra da her an takipçisi olmaya devam edeceğiz.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
Değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim; ülkemizin gündem maddelerinden birisi de erken seçim tartışmalarıdır. Daha önce de ifade ettim. Öyle kamuoyunda bazı gazetecilerin ya da siyasetçilerin dillendirdiği gibi bir erken seçim, hükûmetin ya da Cumhur İttifakı’nın ya da Cumhurbaşkanımızın bildiğimiz kadarıyla gündeminde yoktur.
Cumhurbaşkanımız 2014 yılından 2026’ya, yani yaklaşık 12 yıldır Cumhurbaşkanlığı görevini başarılı bir şekilde sürdürmektedir. Büyük Birlik Partisi camiası da yanındadır. 2018 ve 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak seçimlere girmiş ve her iki seçimden de Cumhur İttifakı’nın desteğiyle başarılı bir şekilde çıkmıştır. O günden bugüne de Türkiye’yi başarılı bir şekilde yönetmiştir ve yönetmektedir.
TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA VE ULUSLARARASI İLİŞKİLERDEKİ ROLÜ
Hem edindiği engin tecrübe, bilgi birikimi, dünyaya hükmeden ya da dünya devletlerinin en büyüklerinden en küçüklerine kadar bütün devlet başkanlarıyla da uluslararası kuruluşlarla da Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çok yüksek düzeyde ilişkileri vardır.
Bu da Türkiye’nin her zor dönemde bu zor dönemleri az hasarla ya da kolayca atlatmasına vesile olmuştur. Rusya-Ukrayna savaşı başladığında dünyada bir panik havası oluşmuştur. Ama Türkiye’nin girişimleriyle çok önemli krizler çözülmüştür, başta gıda krizi ve enerji krizi olmak üzere.
Can Azerbaycan’ın Karabağ zaferi ortadadır. Türkiye’nin buna katkısı ortadadır. Merhum Elçi Bey döneminde iki nakliye helikopteri göndermemiştir Türkiye’ye ya da gönderememiştir. Ama bu dönemde bütün gücüyle Azerbaycan’ın yanında olmuştur ve bunu da kimse engelleyememiştir.
Türk Devletleri Teşkilatları Birliği’nin kurulması, güçlenmesi ve her gün güçleniyor olması, bu da yine bu dönemde olmuştur. İşte en son ABD ve işgalin İran’a yönelik saldırıları, İran’ın direnişi, mukavemeti ABD’yi anlaşmaya zorlamıştır. Burada da yine Türkiye güçlü bir ara buluculuk rolü üstlenmiştir. Savaşın durması adına atılması gereken her adımı atmıştır. Bu örnekleri çok sayabiliriz, genişletebiliriz.
CUMHURBAŞKANININ ADAYLIĞI VE SEÇİM TAKVİMİ
Onun için inanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar aday olabilmesi noktasında önünü ya anayasa değişikliğiyle ya da Meclisin alacağı erken bir seçim kararıyla, erken seçim kararı demiyorum, normal seçimden yani Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini açıklamadan önce alacağı bir kararla tekrar adaylığının önünü açacağına inanıyorum.
Bunu bekliyoruz. Bu da ne zaman olur diye tahminler sorulduğunda elbette ki ona dair görüşümüz de 2027 sonbaharıyla 2028 ilkbaharının ilk ayları arasında olur.
YKS’YE GİRECEK ADAYLARA BAŞARI DİLEĞİ
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; bu hafta sonu üniversite sınavı var. Milyonlarca öğrencimiz ve aday sınava katılacak.
Ben tüm öğrencilerimize, adaylarımıza üniversiteye giriş sınavında, YKS sınavında üstün başarılar diliyorum. Sınavın güven içerisinde, adayların huzurla yarıştığı, soruları cevapladığı bir ortamda geçmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Her birine ayrı ayrı şahsım ve Büyük Birlik Partisi camiası adına başarılar diliyorum.
BAŞIBOŞ SOKAK KÖPEKLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; sokak köpekleriyle ilgili, başıboş sokak köpekleriyle ilgili bizim duruşumuz çok net biliyorsunuz. Çok net. Biz bu konuda tam Atatürk gibi düşünüyoruz. Tam net. 1934 tamimnamesi neyse tam onu savunuyoruz. Netiz.
Atatürkçülere de bu konuda Atatürk gibi düşünmesini tavsiye ediyoruz. Daha doğrusu Atatürkçü olduğunu iddia edenlere. Sokakta, caddede başıboş köpek olmaz arkadaşlar. Neticede köpek saldırgan bir hayvandır. Saldırgan olmayan da uyuzdur, mikrop taşır, uyuz bulaştırır, daha büyük hastalıklar bulaştırır. Onun için sokakta, hiçbir medeni ülkenin sokağında başıboş köpek olmaz.
Bununla ilgili kanun çıktı. Dünyanın en aydınlıkçı olduğunu söyleyen CHP buna karşı çıktı ve belediyelerine bunu uygulamamasını söyledi. Neticede bizim belediyelerimiz bu anlamda üstüne düşen görevi yaptı. Kendilerine teşekkür ediyorum. Diğer belediye başkanlarına da teşekkür ediyorum.
En son şimdi İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, bütün sokak köpeklerinin yılbaşına kadar barınaklara toplanacağını açıklamış. Bu konuda gösterdiği hassasiyet ve kararlılıktan dolayı da teşekkür ediyoruz ve bunu desteklediğimizi ifade ediyoruz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; Türkiye epeydir “Terörsüz Türkiye” diye başlayan, daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan komisyonla adı başka bir tanıma evrilen bir süreci yaşıyor.
Bu sürecin başında söylenenleri hatırlayalım. Kanlı terör örgütü PKK, binlerce asker ve polisimizin, şehidimizin katili, on binlerce insanımızın katili PKK; şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz silah bırakacak. Yetmedi; yine şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz tüm uzantılarıyla beraber kendini feshedecek.
Bugün geldiğimiz noktada bunun her ikisinin de olmadığını görüyoruz. Geçtiğimiz hafta Kandil’deki Karayılan, yaptığı açıklamada silah bırakmadıklarını, sadece silahı susturduklarını açıkladı. Yakılan 25-30 silahın, o eylemin simgesel bir eylem olduğunu söyledi.
PKK, İMRALI VE DEM PARTİ AÇIKLAMALARI
Şimdi ortaya bazı şartlar sürme ya da bazı konuları, başlıkları müzakere etme hadsizliğinde bulunuyorlar. Kim bulunuyor? Kandil bulunuyor. Yani PKK’nın karargâhı bulunuyor. İmralı’daki bebek katili bulunuyor ve onların uzantısı ve sözcüsü DEM Parti bulunuyor.
En son şimdi DEM Parti, 27-28 Haziran’da Van, Mersin, Diyarbakır ve İstanbul’da terörist başı, bebek katili, İmralı canisi Abdullah Öcalan için özgürlük mitingleri düzenleyeceğini açıkladı.
MİTİNGLER VE TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA UYARISI
Bir kere şunu çok net bir şekilde ifade ediyorum: Daha önce Diyarbakır’da yapılan mitingi de gördük, Nevruz kutlamalarını da gördük. Amed Spor’un Süper Lig’e yükseldiği, yükselmesinde yapılan kutlamaları da gördük.
Bunların tamamında bir tane Türk bayrağı göremedik. Bir kere İstiklal Marşı okunduğunu duymadık. Bir kere “Tek millet, tek devlet, tek bayrak” sloganları duymadık.
Ne duyduk, ne gördük? Ya PKK paçavraları gördük ya da sınırlarımız dışındaki bir bölgesel yönetimin bayraklarını gördük. Burada da aynısı olacak ve bu mitingler toplumsal bir kutuplaşmayı da artıracaktır. Onun için biz Büyük Birlik olarak bunlara müsaade edilmemesini buradan açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz.
AHMET TÜRK’E YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Ahmet Türk 6 dönem milletvekilliği yapmış. Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı iken kayyum atanmış yani. Bir kere önce bu şahsa şunu sormak lazım: Senin adın, soyadın niye Türk? Niye Türksen?
Sen kendini Türk sorunu olarak tanımlıyorsun. Senin soyadın Türk. Bunu senin ataların korkudan mı koymuş? Türkiye olan hayranlığından mı koymuş? Bir menfaat elde etmek için mi koymuş? Önemli şartlarına göre. Hepsi de birden olabilir.
Yani Türk’ten bu kadar rahatsızsan, Türk milleti kavramından rahatsızsan, Türk bayrağı kavramından rahatsızsan, Türk devleti kavramından rahatsızsan, Türkçe kavramından rahatsızsan, senin soyadın niye Türk?
“KÜRT SORUNU” AÇIKLAMASINA TEPKİ
Diyor ki bak şimdi bir şey daha söyledi şimdi. 83 yaşında söylüyor, durmuş durmuş 83 yaşında söylüyor. Ben, diyor, “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Kimliğim, dilim, hakkım yok sayılıyor.” İşte, diyor, tırnak içinde “ ‘Kürt sorunu benim. Kürt sorunu buradadır.’ diyorum” diyor.
Ben de diyorum ki Allah Allah, vay canım. Ya Türkiye’nin en çok geniş toprağı senin ailende, sende. Sende. Adeta bir şehri vermiş sana devlet. Seni sorun olarak görse bunu sana verir miydi?
Ya da altı dönem milletvekili yapmışsın çeşitli partilerden, farklı partilerden. Belediye başkanlıkları yapmışsın. Bu devletin onurlu pasaportuyla her yeri geziyorsun. Keyfin yerinde. Eğer sen sorunsan, sen sorunsan vallahi herkes senin yerinde olmayı ister sorun olarak. O bölgedeki herkes ister, Türkiye’nin her tarafındaki ister senin yerinde olmayı.
TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNU TARTIŞMASI
Ama bize göre zaten çok net söylüyorum: Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur. İşte Türkiye’de, tırnak içinde, bu Ahmet Türk gibi hainler ordusu sorunu vardır.
Yani sorun bu ve benzerleridir. Türkiye’nin, Türk milletinin ve özellikle de Kürt kardeşlerimizin bu sorunlardan kurtulması gerekir. Bu hainlerden kurtulması gerekir. Çünkü birliğimize, kardeşliğimize kasteden bunlardır. Ayrılık isteyen bunlardır. Devlet zafiyet göstersin isteyen bunlardır. Ülke bölünsün isteyen bunlardır. Millet bölünsün isteyen bunlardır. Bunun için bunlara asla prim vermemek gerekir.
UMUT HAKKI TALEBİNE TEPKİ
DEM Partili başka bir grup başkan vekili, Öcalan’a ve tüm PKK’lılara umut hakkı istiyor. Bunun bir evrensel hak olduğunu söylüyor.
Peki biz de ona buradan sormak istiyoruz: Şehitlerimizin hakkı ne olacak? Bu süreçte ölen binlerce şehidimizin kanı bebek katilinin elindedir. On binlerce masumun kanı onun elindedir. Bıraksınlar umut hakkını, bunun hesabını vermelidirler. Bunun hesabını vermelidirler.
Daha önce de ifade ettik, millet bize yetkiyi versin. Bakalım umut hakkı mı olur, idam mı olur? O zaman herkes görür.
KARAYILAN’IN ŞARTLARINA TEPKİ
Karayılan geçen hafta silah bırakmadıklarını söylüyordu. Bu hafta ne diyor? Terörist başı Murat Karayılan, silah bırakmak için üç pazarlık şartını sıralıyor.
Hani pazarlık yoktu? Üç şartını sıralıyor. Neymiş? Bir, bebek katili Öcalan’ın özgürlüğü; iki, Kürt tanımının anayasaya eklenmesi; üç, PKK’lıların affedilip siyasete katılması.
Bir kere daha söylüyoruz: Hani bir şart yoktu? Hani bir müzakere yoktu?
DEM PARTİ’NİN ÇERÇEVE YASA ÇAĞRISI
Bütün bunları ifade ediyoruz. DEM Parti çerçeve yasa çağrısı yapıyor. Meclis kapanmadan düzenleme yapılsın diyor. Ne için? Eşit yurttaşlık, demokratik cumhuriyet ve devletin ortak adı da Türkiye’lilik.
Şimdi bunlar rüyalarında gördüklerini elde edebileceklerini sanıyorlar. Biz zaten şu anda Kürt’üyle, Türkmen’iyle, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle hepimiz eşit vatandaşlarız. Hiçbirimizin bu konuda kanun önünde, yasalar önünde, anayasa önünde bir farkı yok ki zaten eşitiz. Ama bunların eşitlikten kastı bölücülüktür arkadaşlar. Bunu unutmayalım.
DEMOKRATİK CUMHURİYET VE TÜRKİYE’LİLİK TARTIŞMASI
Demokratik cumhuriyet; zaten bizim cumhuriyetimizin adı demokratik cumhuriyeti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Demokratik bir cumhuriyettir. Bu net.
Ama onlar demokratik cumhuriyetten ne anlıyorlar? Ayrı bir bölge anlıyorlar. Kendi ayrı bölgeleri olsun istiyorlar. Kendi ayrı bayrakları olsun istiyorlar. Kendi ayrı meclisleri olsun istiyorlar. Sadece şu aşamada bunları söyleyemiyorlar. Aşama aşama gitmeyi planlıyorlar. Ama biz bunu görüyoruz.
Ortak adla Türkiye’lilikmiş. Hadi oradan diyoruz. Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bu milletin adı da Türk milletidir. Senin hoşuna gitse de böyledir, gitmese de böyledir. Binlerce yıldır böyledir ve kıyamete kadar da böyle olacaktır.
Hoşuna gitmiyor mu? O zaman hemen sınırın öbür tarafında bir bölgesel yönetim var. Zaten onun bayrağını sallıyorsun. Al bayrağını, koşa koşa git orada yaşa.
ABD-İRAN MUTABAKATI VE CENEVRİ AÇIKLAMASI
Evet, kıymetli kardeşlerim, burada sadece ülke gündemi dışında dünya gündemi ile ilgili söyleyeceğimiz şey: Biliyorsunuz ABD ile İran arasında bir mutabakata varıldı. Ve bu cuma günü, yani ayın 19’unda İsviçre’nin Cenevri kentinde imza töreni gerçekleşeceği de açıklandı.
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı’nın cuma gününün sonuna kadar, cuma gününe kadar açılacağını ve ücretsiz olacağını duyurdu. Tabii ki bu anlaşmadan hem Türkiye olarak hem camia olarak büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum ama geçmiş aylarda da haftalarda da Trump pek çok kez “Anlaştık, anlaşmaya vardık. İşte Pakistan’da imzalıyoruz, şurada imzalıyoruz.” diye açıklamalar yaptı ama imza olmadan bir gün önce tekrar İran’a saldırılar başladı. Dolayısıyla da güvenilmez.
Ama inşallah cuma günü bu anlaşma Cenevre’de gerçekleşir, kalıcı barış sağlanır.
ABD BAŞKANI TRUMP’IN İSRAİL AÇIKLAMASINA TEPKİ
Tabii burada ABD Başkanı şunu da itiraf etti: “Biz olmasak İsrail olmaz.” dedi. O zaman İsrail’in yaptığı bütün bu katliamlardan, soykırımlardan sorumlusunuz.
Durdurun artık bu katiller sürüsünü, soykırımlar ordusunu, soykırımcılar ordusunu durdurun. Filistin’de durdurun, Lübnan’da durdurun. Yoksa bir gün zaten durdurulacak.”