Bakan Güler’den NATO mesajı: 5’inci madde sarsılmaz

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’daki NATO programında 5’inci maddeye bağlılığın sarsılmaz olduğunu vurguladı.

HA
Kaynak İHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Bakan Güler’den NATO mesajı: 5’inci madde sarsılmaz
HA
Kaynak İHA

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamındaki “Müttefikler Ankara’da” programında konuştu. Güler, NATO’nun geleceğinin yalnızca savunma bütçeleriyle değil, bu kaynakların ne kadar hızlı askerî kabiliyete dönüştürüldüğüyle belirleneceğini belirterek, 5’inci maddeye bağlılığın sarsılmaz olduğunu söyledi.

BAKAN GÜLER NATO ANKARA ZİRVESİ’NDE KONUŞTU

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 36’ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’da düzenlenen “Müttefikler Ankara’da” programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada NATO’nun mevcut güvenlik ortamındaki rolünü değerlendiren Güler, ittifakın yalnızca askerî bir yapı olmadığını vurguladı.

Güler, NATO’nun kuruluşundan bu yana kolektif savunmanın, siyasi dayanışmanın ve transatlantik bağın kurumsal ifadesi olduğunu belirtti. Ankara Zirvesi’nin kritik bir dönemde yapıldığını dile getiren Güler, ittifakın birlik, caydırıcılık, savunma yatırımları, savunma sanayi üretimi ve Ukrayna’ya destek konularında net mesajlar vermesi gerektiğini ifade etti.

Milli Savunma Bakanı Güler, “Ankara’dan verilecek mesaj açık olmalıdır. 5’inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askerî güçle desteklenecektir” dedi.

NATO’NUN ÜÇ DÖNEMLİ EVRİMİ ANLATILDI

Bakan Güler, konuşmasında NATO’nun tarihsel gelişimini üç ana aşamada ele aldı. Güler’e göre NATO 1.0 olarak tanımlanan ilk dönem, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan Soğuk Savaş yıllarını kapsadı. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma anlayışı içinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı kurmak oldu.

İkinci aşamayı NATO 2.0 olarak nitelendiren Güler, bu dönemde terörizm tehdidi, Balkanlar’daki savaşlar, kriz yönetimi ve alan dışı harekâtların öne çıktığını söyledi. NATO’nun bu süreçte yalnızca sınır savunmasına değil, kriz bölgelerinde istikrarın sağlanmasına da odaklandığını belirtti.

Güler, 2014 yılından itibaren ise konvansiyonel savaş riskinin NATO sınırlarına doğru kademeli biçimde yaklaştığını, yeni büyük güç rekabetinin ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifakı NATO 3.0 dönemine taşıdığını kaydetti.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler

NATO 3.0 DÖNEMİNDE KOLEKTİF SAVUNMA ÖNE ÇIKTI

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO 3.0 döneminin temel sınamasının güvenilir kolektif savunmanın yeniden tesis edilmesi olduğunu söyledi. Güler, ittifakın kriz yönetme kabiliyetini korurken her yönden gelebilecek tehditlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.

Bu yeni dönemin daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO’yu zorunlu kıldığını ifade eden Güler, Avrupa’nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Ancak transatlantik bağın ve ABD’nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğunu da vurguladı.

Güler, mevcut dönüşümün son derece karmaşık bir güvenlik ortamında yaşandığına dikkati çekti. Ukrayna’daki savaşın Avrupa-Atlantik güvenliğini şekillendirmeyi sürdürdüğünü belirten Güler, İran, İsrail ve ABD’yi kapsayan son çatışmanın bölgesel krizlerin küresel sonuçlara yol açabildiğini gösterdiğini ifade etti.

TEHDİTLERİN BİRBİRİYLE BAĞLANTILI OLDUĞU VURGULANDI

Bakan Güler, güncel güvenlik risklerinin artık tek bir bölgeyle sınırlı olmadığını belirtti. Füze saldırıları, insansız hava aracı tehditleri, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzında yaşanabilecek aksamalar ve tedarik zincirleri üzerindeki baskıların birbirine bağlı riskler oluşturduğunu söyledi.

Güler, NATO’nun doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınırları kapsayan kapsamlı bir 360 derece güvenlik bakış açısını koruması gerektiğini dile getirdi. Bu yaklaşımın, ittifakın hem konvansiyonel tehditlere hem de hibrit saldırılara karşı hazırlığını güçlendireceğini belirtti.

Ankara’daki zirvenin bu nedenle yalnızca diplomatik temaslardan ibaret olmadığını ifade eden Güler, alınacak kararların NATO’nun caydırıcılık kapasitesi ve savunma planlaması açısından doğrudan sonuç doğuracağını söyledi.

TÜRKİYE’NİN TECRÜBESİ SON DERECE DEĞERLİDİR

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, konuşmasında Türkiye’nin askerî tecrübesine özel bir vurgu yaptı. ABD’nin Avrupa’daki askerî varlığına ilişkin düzenlemelerinin ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha görünür hâle getirdiğini belirten Güler, bu süreçte Türkiye’nin birikiminin stratejik önem taşıdığını söyledi.

Güler, “Bu bakımdan Türkiye’nin tecrübesi son derece değerlidir” dedi. Avrupa’nın büyük bölümünün Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçülttüğünü hatırlatan Güler, Türkiye’nin aynı yolu izlemediğini belirtti.

Türkiye’nin büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını koruduğunu ifade eden Güler, hazırlık seviyesinin artırıldığını, savunma sanayisine yatırım yapıldığını ve zorlu ortamlarda harekât icra etme kabiliyetinin sürdürüldüğünü kaydetti. Güler’e göre bu devamlılık, bugün hem Türkiye hem de NATO için stratejik avantaja dönüştü.

TÜRKİYE NATO 3.0 SÜRECİNDE GÜÇLÜ KONUMDA

Bakan Güler, bazı müttefiklerin birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve mühimmat stoklarını yenilemeye çalıştığı bir dönemde Türkiye’nin mevcut yapılarıyla hızlı katkı sağlayabildiğini ifade etti.

Türkiye’nin operasyonel bilgi birikimi, personel kapasitesi, savunma sanayisi altyapısı ve sahada edinilen tecrübesiyle NATO 3.0 sürecinde güçlü bir konuma sahip olduğunu belirten Güler, bu kapasitenin ittifakın caydırıcılığını desteklediğini söyledi.

Güler, Türkiye’nin yalnızca kendi millî güvenlik ihtiyaçlarını karşılamadığını, aynı zamanda NATO’nun ortak savunma hedeflerine de katkı sunduğunu vurguladı. Bu çerçevede Türkiye’nin hazırlık seviyesi, aktif kuvvet yapısı ve savunma sanayi üretim kapasitesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

SAVUNMA HARCAMALARI TEK BAŞINA CAYDIRICILIK ÜRETMEZ

Milli Savunma Bakanı Güler, NATO’nun önündeki en önemli sorulardan birinin siyasi taahhütlerin ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askerî kabiliyetlere dönüştürülebileceği olduğunu söyledi.

Savunma harcamalarının artırılmasının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Güler, caydırıcılığın yalnızca bütçe rakamlarıyla sağlanamayacağını ifade etti. Güler’e göre gerçek caydırıcılık; eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta-kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılıkla mümkün oluyor.

Bu nedenle Ankara Zirvesi’nin temel mesajlarından birinin taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olması gerektiğini belirten Güler, “NATO’nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİ NATO’YA KATKI SUNUYOR

Bakan Güler, Türkiye’nin savunma sanayisi alanında önemli kabiliyetlere sahip olduğunu belirtti. NATO yetenek hedefleri ve millî ihtiyaçlar doğrultusunda önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik verileceğini söyledi.

Güler, Türk savunma sanayisinin insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık teknolojileri ile komuta ve kontrol alanlarında ileri seviyeye ulaştığını ifade etti.

Türkiye’de ihracat projeleri de dâhil olmak üzere 50 askerî geminin inşasının sürdüğünü belirten Güler, insansız ve yeni nesil hava platformlarının modern harbin şekillenmesine katkı sağladığını dile getirdi. Bu kabiliyetlerin yalnızca millî kapasite olmadığını, doğru şekilde bütünleştirildiğinde NATO’nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sunabileceğini söyledi.

AVRUPA’NIN SAVUNMA KATKISI NATO’YU GÜÇLENDİRMELİ

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı konusunun kritik başlıklardan biri olduğunu belirtti. Avrupa’nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Güler, bu katkının NATO ile rekabet etmemesi gerektiğini söyledi.

Güler, “Avrupa’nın savunma katkısı NATO’yla rekabet etmemeli, NATO’yu güçlendirmelidir” dedi. Daha güçlü bir Avrupa sütununun transatlantik bağı desteklemesi gerektiğini belirten Güler, NATO’nun Avrupa’nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğini vurguladı.

Avrupa güvenlik girişimlerinin, ilgili kabiliyetlere sahip Avrupa Birliği üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olması gerektiğini ifade eden Güler, ittifak ruhunun kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçleneceğini söyledi.

ORTAK ÜRETİM VE GÜVENE DAYALI İŞ BİRLİĞİ MESAJI

Bakan Güler, Türkiye’nin savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı iş birliğini savunduğunu belirtti.

Bu yaklaşımın NATO içindeki sanayi iş birliğini güçlendireceğini dile getiren Güler, müttefiklerin savunma yatırımlarını somut kabiliyetlere dönüştürmesi gerektiğini söyledi. Hazır kuvvetler, dayanıklı altyapı, sürdürülebilir mühimmat stokları ve modern teknolojilerin bu dönüşümün temel unsurları olduğunu kaydetti.

Güler, Ankara Zirvesi’nin NATO’nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna’ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu ifade etti.

5’İNCİ MADDEYE BAĞLILIK MESAJI VERİLDİ

Konuşmasının sonunda NATO’nun kolektif savunma ilkesine dikkat çeken Bakan Güler, 5’inci maddeye bağlılığın sarsılmaz olduğunu vurguladı. Güler, siyasi taahhütlerin ancak güvenilir askerî güçle desteklendiğinde caydırıcı ve anlamlı olacağını söyledi.

Ankara’dan verilecek mesajın net olması gerektiğini belirten Güler, müttefiklerin savunma yatırımlarını hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmesi gerektiğini ifade etti.

Bakan Güler’in açıklamaları, Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nin savunma planlaması, yük paylaşımı, Avrupa güvenliği, Türkiye’nin askerî kapasitesi ve savunma sanayisi açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa