Güvenlik kaynaklarından 15 Temmuz’da “B planı” açıklaması
Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün 15 Temmuz sonrası “kontrollü darbe” söylemini B planı olarak devreye soktuğunu belirtti.
Ankara’da güvenlik kaynakları, 15 Temmuz darbe girişiminin 10’uncu yılında FETÖ’nün darbe sonrası propaganda faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaynaklar, örgütün darbenin başarısız olması ihtimaline karşı “kontrollü darbe” iddiasını B planı olarak hazırladığını ve bu söylemin dezenformasyon amacıyla kullanıldığını ifade etti.
GÜVENLİK KAYNAKLARINDAN 15 TEMMUZ DEĞERLENDİRMESİ
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçerken, güvenlik kaynakları FETÖ’nün darbe teşebbüsü ve sonrasındaki propaganda faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kaynaklar, örgütün darbe girişiminin başarısız olması ihtimalini de hesaba kattığını ve bu durumda kamuoyunu yönlendirmeye dönük farklı bir söylem planladığını belirtti.
Güvenlik kaynaklarına göre bu planın merkezinde “kontrollü darbe” iddiası yer aldı. Kaynaklar, söz konusu söylemin darbe girişiminin ardından örgüt tarafından “B planı” olarak devreye sokulduğunu ve FETÖ’nün kendi eylemlerini perdelemeye yönelik bir dezenformasyon yöntemi olarak kullandığını aktardı.
FETÖ’NÜN MAHREM YAPILANMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün yaklaşık 40 yıl boyunca devlet kurumlarına gizlilik içinde sızdığını ve özellikle mahrem yapılanmalar üzerinden kadrolaştığını ifade etti. Kaynaklar, örgütün en fazla tepki görmesinin nedenlerinden birinin de bu mahrem yapı olduğunu vurguladı.
Açıklamada, örgüt elebaşının mahrem yapılanmaya verdiği önemin geçmişteki sözleriyle ortaya çıktığı belirtildi. Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün farklı meslek gruplarına yönlendirdiği mensupları aracılığıyla kamu kurumları, güvenlik birimleri ve yargı alanında etkinlik kurmaya çalıştığını kaydetti.
“ÖRGÜT NESİLLERİ MİLLETİNE YABANCILAŞTIRDI”
Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün Türkiye’ye verdiği en büyük zararlardan birinin, kendi yapısına dahil ettiği kişileri ailelerinden, çevrelerinden ve toplumsal aidiyetlerinden koparması olduğunu belirtti. Kaynaklar, örgütün bazı kişileri asker, polis, hakim, savcı veya öğretmen kimliğiyle konumlandırarak toplum içinde gizli bir yapı oluşturduğunu ifade etti.
Açıklamada, örgütün dış bağlantılı hedefler doğrultusunda hareket ettiği ve 15 Temmuz’a giden süreçte yargı, kolluk ve kamu kurumlarındaki imkanlarını kullandığı ileri sürüldü. Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün 15 Temmuz gecesi kendi halkını, Meclis’i ve kamu binalarını hedef almaktan çekinmediğini bildirdi.
2016 YAŞ ÖNCESİ TASFİYE ENDİŞESİ VURGUSU
Güvenlik kaynakları, 2016 Yüksek Askerî Şûra öncesinde FETÖ mensuplarına yönelik tasfiye kararlarının gündeme gelmesinin örgüt açısından kritik bir eşik oluşturduğunu belirtti. Kaynaklar, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmaya yönelik adımların örgütün “şah damarı” olarak gördüğü alana temas ettiğini ifade etti.
Bu sürecin ardından örgütün 15 Temmuz akşamı gerçek yüzünü ortaya koyduğunu belirten kaynaklar, darbe teşebbüsünün Türkiye ve millet nezdinde lanetlenmiş yerini koruduğunu kaydetti. Açıklamada, darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yıla rağmen toplumsal hafızadaki acının tazeliğini koruduğu vurgulandı.
“KONTROLLÜ DARBE” İDDİASI B PLANI OLARAK ANLATILDI
Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün darbe girişiminin başarısız olması halinde kendi sorumluluğunu perdelemek için “kontrollü darbe” söylemini kullanmayı planladığını öne sürdü. Kaynaklar, bu söylemin örgütün propaganda stratejisinde merkezi bir yer tuttuğunu bildirdi.
Açıklamada, örgütün geçmişten bu yana kendi eylemlerini başkalarına yükleme alışkanlığı bulunduğu ve darbe teşebbüsünden sonra da aynı yönteme başvurduğu belirtildi. Güvenlik kaynakları, “kontrollü darbe” iddiasının bu çerçevede örgütün B planı olarak devreye alındığını ifade etti.

ENVER ALTAYLI İDDİASI GÜNDEME GETİRİLDİ
Güvenlik kaynakları, FETÖ’ye uzun yıllardır destek verdiği belirtilen isimlerden birinin Enver Altaylı olduğunu açıkladı. Kaynaklar, Altaylı’nın yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu iddialarına ve örgütün yurt dışındaki firari unsurlarıyla temaslarına dikkat çekti.
Açıklamada, Altaylı’nın FETÖ’nün üst düzey isimlerinden Mustafa Özcan ile uzun yıllara dayanan yakınlığı bulunduğu ileri sürüldü. Güvenlik kaynakları, Altaylı’nın yurt dışındaki firari eski askerlerle temas kurarak bir ağ oluşturduğunu belirtti.
“A SEARCH FOR TRUTH” RAPORU HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ
Güvenlik kaynakları, soruşturma dosyasındaki kayıtlara göre Enver Altaylı’nın 15 Temmuz’a ilişkin FETÖ’cü askerlerce hazırlandığı belirtilen “A Search For Truth” başlıklı metin üzerinde çalışma yaptığını öne sürdü. Kaynaklar, söz konusu raporun “kontrollü darbe” iddiasının temelini oluşturduğunu ifade etti.
Açıklamada, Altaylı’nın bu raporu Nisan 2017’de kendi bilgisayarında düzenlediği ve örgüte yönlendirmelerde bulunduğu iddia edildi. Raporda, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün “senaryo” olduğu yönündeki iddiaların işlendiği belirtildi.
STOCKHOLM CENTER FOR FREEDOM DETAYI PAYLAŞILDI
Güvenlik kaynakları, “A Search For Truth” başlıklı raporun 16 Mayıs 2017’de FETÖ/PDY kontrolündeki Stockholm Center For Freedom adlı medya kuruluşu tarafından servis edildiğini bildirdi. Kaynaklar, raporda FETÖ mensuplarının darbe teşebbüsüne ilişkin gerçek dışı iddialarını yaymaya çalıştığını aktardı.
Açıklamada, “kontrollü darbe” söyleminin FETÖ ve Enver Altaylı’nın ortak ürünü olarak değerlendirildiği belirtildi. Güvenlik kaynakları, bu söylemin siyasi malzeme haline getirilmesinin örgütün kurduğu propaganda tuzağına düşülmesi anlamına geldiğini savundu.
17-25 ARALIK VE MİT TIRLARI SÜRECİNE ATIF YAPILDI
Güvenlik kaynakları, Enver Altaylı’nın 17-25 Aralık süreci, Gezi olayları ve MİT tırlarının durdurulması gibi başlıklarda da FETÖ çizgisindeki söylemlere katkı sağladığını ileri sürdü. Kaynaklar, Altaylı’nın daha sonra örgütün Türkiye’yi “IŞİD’e destek” veren ülke gibi göstermeye dönük propaganda çalışmalarında da rol aldığını iddia etti.
Açıklamada, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından FETÖ’cü eski askerler tarafından hazırlanan “Erdoğan ve Türkiye’nin Dönüşümü” başlıklı propaganda metnine de değinildi. Bu metnin Almanya ve İsrail’de üst düzey yöneticilere ulaştırılması için İsrailli Profesör Dr. Amatzia Baram’a gönderilmesini sağlayan kişinin yine Altaylı olduğu öne sürüldü.
HALKIN DİRENİŞİ DARBEYİ BAŞARISIZLIĞA UĞRATTI
Güvenlik kaynakları, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla vatandaşların meydanlara çıktığını ve darbe girişimine geçit vermediğini belirtti. Kaynaklar, halkın direnişi sayesinde FETÖ’nün planının başarısız olduğunu ifade etti.
Açıklamada, örgütün başarısızlık ihtimalini dikkate alarak Türkiye aleyhine yürüttüğü propaganda faaliyetlerini darbe sonrası dezenformasyon operasyonlarına dönüştürdüğü belirtildi. Güvenlik kaynakları, firari darbeci mensuplarca hazırlanan raporların farklı ülkelere ve etkili çevrelere ulaştırıldığını kaydetti.
“KAOS PLANI” İDDİASI AÇIKLANDI
Güvenlik kaynakları, Enver Altaylı’nın bilgisayarında bulunduğu belirtilen belgelerde Türkiye’ye yönelik kaos planına ilişkin ifadeler yer aldığını açıkladı. Kaynaklar, bazı darbeci askerlerde benzer içeriklerin ele geçirildiğini ve bu metinlerde toplumsal çatışma ortamı oluşturulmasına dönük değerlendirmeler bulunduğunu bildirdi.
Açıklamada, söz konusu belgelerde muhalif kesimlerin sokağa dökülmesi, ekonomik kriz ortamı oluşturulması ve uluslararası baskı mekanizmalarının devreye sokulması gibi başlıkların yer aldığı iddia edildi. Güvenlik kaynakları, bu planlamanın ülke içinde iç çatışma zemini oluşturma amacı taşıdığını belirtti.

CEZAEVLERİNDE İSYAN VE KAOS PLANLAMASI İDDİASI
Güvenlik kaynakları, FETÖ’nün mahrem yapılanmalarının Türkiye’deki cezaevlerinde isyan ve kaos planlamaları yaptığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu öne sürdü. Kaynaklar, örgütün darbe sonrası yalnızca yurt dışı propaganda faaliyetleriyle değil, ülke içinde de kaos arayışlarıyla hareket ettiğini ifade etti.
Açıklamada ayrıca, Enver Altaylı’nın bilgisayarında bulunduğu belirtilen 18 Şubat 2016 tarihli notlara da atıf yapıldı. Güvenlik kaynakları, bu notlardaki ifadelerin devlet yönetimine karşı ayaklanmayı destekleyen bir yaklaşımı ortaya koyduğunu savundu.
15 TEMMUZ SONRASI DEZENFORMASYON VURGUSU
Güvenlik kaynaklarına göre FETÖ, 15 Temmuz’un ardından darbe girişimindeki rolünü gizlemek ve kamuoyunda algı oluşturmak için dezenformasyon faaliyetlerine ağırlık verdi. Bu kapsamda “kontrollü darbe” söylemi, örgütün uluslararası alanda yaymaya çalıştığı ana iddialardan biri oldu.
Kaynaklar, Türkiye’nin meşru hükümetini hedef alan girişimlerin hem yargı dosyalarında hem de ele geçirilen dijital materyallerde delilleriyle ortaya konduğunu belirtti. Açıklamada, 15 Temmuz’un FETÖ’nün devlet ve millet karşıtı yapılanmasının en açık göstergelerinden biri olduğu ifade edildi.