Ankara'daki İletişim Şurası'nda sonuç bildirgesi açıklandı
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 2. İletişim Şûrası’nın sonuç bildirgesini açıklarken dijital dönüşümden dezenformasyonla mücadeleye kapsamlı öneriler sundu.
Okunma Süresi: 5 dakika
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’daki ATO Congresium’da düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın kapanış programında sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Şûra kapsamında siyasal iletişim, kamu diplomasisi, stratejik iletişim, gazetecilik, dezenformasyonla mücadele, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları, iletişim eğitimi, dijital dönüşüm ile sinema ve televizyon gibi iletişim alanının farklı başlıkları ele alındı. Duran, şûra boyunca iletişimin farklı boyutlarının kapsamlı şekilde değerlendirildiğini belirterek sürece katkı sunan katılımcılara teşekkür etti. Sonuç bildirgesinde ise iletişim alanındaki mevcut ihtiyaçların yanı sıra teknolojik ve toplumsal değişimlere uyum sağlayacak yeni yaklaşım ve mekanizmalara ilişkin öneriler yer aldı.
STRATEJİK İLETİŞİMDE ORTAK ÇALIŞMA GRUBU ÖNERİSİ
Sonuç bildirgesinin “Stratejik İletişim” bölümünü açıklayan Duran, İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubu kurulmasının önerildiğini belirtti. Kriz dönemlerinde kullanılacak yetki, sorumluluk ve onay süreçlerinin önceden belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Hibrit tehditler ve uluslararası krizlerle mücadelede proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflığın temel ilkeler olarak benimsenmesi gerektiği bildirgede yer aldı. Stratejik iletişimde veri temelli içerik üretiminin esas alınması, analiz süreçlerinde ise yapay zekâ teknolojilerinden güvenli ve etkin biçimde yararlanılması önerildi. Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrencilerin iletişim elçileri olarak değerlendirilmesi, stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak bir sistem geliştirilmesi ve Türk akademik yayınlarının küresel görünürlüğünün artırılması da bildirgede yer alan öneriler arasında sıralandı.
SİYASAL İLETİŞİMDE VERİ ODAKLI YAKLAŞIM VURGUSU
Bildirgenin “Siyasal İletişim” bölümünde ise iletişim çalışmalarının veriye dayalı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Sosyolojik değişim ve dönüşümlerin dikkate alınması gerektiği belirtilirken, olası krizlerin yönetilebilmesi için stratejik ve proaktif bir yaklaşım benimsenmesi önerildi. Dijitalleşmenin siyasal iletişim alanında ortaya çıkardığı fırsatların değerlendirilmesi gerektiği ifade edilirken, beraberinde getirdiği risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirlerin alınması gerektiği vurgulandı.
KAMU DİPLOMASİSİNDE İŞ BİRLİĞİ VE TÜRKİYE MARKASI
“Kamu Diplomasisi” başlığında kamu kurumları, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması önerildi. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin Türk dış politikasıyla uyumlu şekilde yürütülmesi ve etkili anlatı stratejilerinin geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin uluslararası yayıncılık kapasitesinin geliştirilmesi, kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetlerin çok dilli anlatı stratejileriyle ele alınması da bildirgede yer aldı. Kamu diplomasisinin etkisinin yapay zekâ ve yeni medya teknolojileri kullanılarak ölçülmesine yönelik mekanizmaların kurulması önerildi. Türkiye markasının güçlendirilmesi için markalama çalışmalarının artırılması, bu çalışmaların bir ülke markalaması strateji belgesine dönüştürülmesi ve buna bağlı bir eylem planı hazırlanması gerektiği ifade edildi.
GAZETECİLİKTE DOĞRULAMA MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLECEK
“Gazetecilik ve Dezenformasyonla Mücadele” bölümünde, medya çalışanlarının dezenformasyona karşı farkındalığının artırılması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin tecrübelerinden yararlanılabilecek eğitim programlarının geliştirilmesi önerildi. Yapay zekânın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımı konusunda eğitimlerin yaygınlaştırılması; medya ve dijital okuryazarlık, doğrulama süreçleri, dezenformasyonla mücadele, telif hakları ve dijital etik konularının eğitim programlarında yer alması gerektiği belirtildi. Haber ve içerik üretiminde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşların iş birliğiyle yerli ve millî yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi ve “Türkiye Medya Veri Tabanı” oluşturulması önerildi. Dijital krizler, siber tehditler ve bilgi kirliliği gibi risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryolarının hazırlanması ve düzenli olarak güncellenmesi de bildirgede yer aldı.

NİTELİKLİ HABERCİLİK VE SAHA GAZETECİLİĞİ VURGUSU
Sonuç bildirgesinde saha gazeteciliğinin güçlendirilmesi için mesleki ve kurumsal destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamalarının gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılması gerektiği ifade edildi. Haber üretiminin tıklanma ve popülerlik baskısından uzaklaştırılması ve nitelikli haberciliğin desteklenmesi önerilirken, serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne ilişkin mevzuat düzenlemelerinin yapılması gerektiği kaydedildi. Konvansiyonel medyanın sürdürülebilirliğine yönelik ortak proje ve desteklerin artırılması, engelli bireylerin medya içeriklerine erişiminin kolaylaştırılması ve korsan yayıncılıkla mücadelede yasal, toplumsal ve teknolojik çözümlerin geliştirilmesi de bildirgede yer alan başlıklar arasında bulundu.
HALKLA İLİŞKİLERDE STRATEJİK YÖNETİM VURGUSU
“Halkla İlişkiler” başlığında mesleki terminolojinin standartlaştırılması ve ortak kavram setlerinin yaygınlaştırılması önerildi. Halkla ilişkilerin kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine daha etkin şekilde dahil edilmesi gerektiği belirtildi. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamalarının halkla ilişkiler süreçlerinde verimliliği artıracak şekilde kullanılması, ancak insan odaklı iletişim anlayışının korunması gerektiği ifade edildi. Nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliklerinin kurumsallaştırılması da önerildi.
DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENLİ İLETİŞİM
“Dijitalleşme” bölümünde Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak katkısıyla yürütülmesi gerektiği belirtildi. İletişim hukukunun dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmesi, kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki dengenin gözetilmesi gerektiği ifade edildi. “Unutulma hakkı” için açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeve oluşturulması, dijital ebeveynliğin güçlendirilmesi ve çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere ulaşmasının sağlanması önerildi. Çocuklara yönelik güvenli içerik politikalarının ve dijital medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması, yapay zekâ ve dijital platformlarda şeffaflık, hesap verebilirlik ve bireysel hakların korunmasını esas alan düzenlemelerin oluşturulması gerektiği kaydedildi.
KRİZ DÖNEMLERİ İÇİN YENİ İLETİŞİM MEKANİZMALARI
“Kriz İletişimi” başlığında, afet ve kriz dönemlerinde resmi bilgilendirme süreçlerinde Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında TAMP İletişim Grubu’nun merkezi rolünün güçlendirilmesi önerildi. Afet iletişimini yöneten ekiplerle afeti yöneten ekiplerin birbirinden ayrılması, afet iletişimi konusunda sürekli koordinasyon sağlayacak bir yapının oluşturulması ve dezenformasyonla mücadele mekanizmalarının kriz yaşanmadan önce hazırlanması gerektiği ifade edildi. Kriz dönemlerinde medya platformlarının alanında yetkin ve akredite kişilere yer vermesini sağlayacak standartların geliştirilmesi, kurumsal teyit mekanizmalarının yayıncılıkta zorunlu mesleki kurallardan biri haline getirilmesi önerildi. Afet bölgelerinde görev yapan gazeteciler ve içerik üreticileri için “Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları” oluşturulması da sonuç bildirgesinde yer aldı.
İLETİŞİM EĞİTİMİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
“İletişim Eğitimi” başlığında iletişim fakültelerinde verilen eğitimin dijital dönüşüm doğrultusunda güncellenmesi gerektiği belirtildi. Öğrencilerin eğitimlerinin son dönemlerini sektörde geçirmelerine imkan sağlayacak staj programlarının yaygınlaştırılması önerildi. İletişim fakültesi mezunlarının kamuda istihdam imkanlarının geliştirilmesi ve tüm üniversite programlarında medya okuryazarlığının temel ve zorunlu ders haline getirilmesi gerektiği ifade edildi.
SİNEMA VE DİZİ SEKTÖRÜ İÇİN YENİ ÖNERİLER
Şûranın sonuç bildirgesinde sinema, dizi, film, animasyon ve belgesel sektörüne ilişkin öneriler de yer aldı. Değişen teknolojik ve sosyolojik koşullara uygun yeni bir sinema politikası geliştirilmesi, araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımına yönelik ulusal sinema platformlarının artırılması önerildi. Film sektörünün uluslararasılaşması amacıyla ortak yapımların, film fuarlarının ve sektörel iş birliklerinin desteklenmesi gerektiği belirtildi. Kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan özgün yapımların teşvik edilmesi gerektiği ifade edilirken, Türkiye’nin kendi hikâyesini kendi ürettiği içeriklerle anlatmasının önemine dikkat çekildi. Ayrıca hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasının teşvik edilmesi ve bu platoların bölge turizmine katkı sağlamasına yönelik desteklerin artırılması önerildi.