Feti Yıldız, Hz. Ömer’in adalet mektubunu paylaştı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Hz. Ömer’in Kadı Ebu Musa’ya gönderdiği ve yargılamada adalet ilkelerini anlatan mektubu paylaştı.

Okunma Süresi: 3 dakika 40 saniye
OBE
Ozan Barış Erim Haber Müdürü
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Feti Yıldız, Hz. Ömer’in adalet mektubunu paylaştı
OBE
Ozan Barış Erim Haber Müdürü

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından Hz. Ömer’in Kadı Ebu Musa’ya gönderdiği belirtilen mektubu paylaştı. Yaklaşık 1400 yıl öncesine dayanan metinde hâkimlerin tarafsızlığı, taraflara eşit davranılması, delillerin değerlendirilmesi ve adalete uygun karar verilmesi gibi muhakeme hukukunun temel ilkeleri ele alınıyor.

HZ. ÖMER’İN KADILARA ADALET TAVSİYELERİ

Feti Yıldız’ın paylaştığı mektupta, yargılama görevinin önemi vurgulanırken hâkimlerin karar verirken dikkat etmesi gereken kurallar sıralanıyor. Metinde davaların dikkatle değerlendirilmesi, verilen hükümlerin uygulanması ve taraflar arasında ayrım yapılmaması gerektiği ifade ediliyor.

Mektupta yer alan ifadelerden biri şöyle:

“Duruşma salonundaki yerlerinde, duruşma anındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et; böylece onlardan zengin olanlar, adaletsizlik yapacağın zannına kapılmasınlar, zayıf olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler.”

“HAKKA DÖNMEK, HATALI YOLDA DEVAM ETMEKTEN DAHA HAYIRLIDIR”

Mektubun öne çıkan bölümlerinden biri, hâkimin daha önce verdiği bir kararın yanlış olduğunu fark etmesi durumunda nasıl davranması gerektiğine ilişkin tavsiye oldu.

Metinde, doğru kararın sonradan anlaşılması hâlinde önceki hükümde ısrar edilmemesi gerektiği belirtilerek şu ifadeler kullanılıyor:

“Bir gün davayı hükme bağladıktan sonra, ertesi gün, verdiğin hükmün doğru olmadığını anlar ve doğru bir hal çaresi bulur isen hakka dönmekten seni hiçbir şey alıkoymasın.

Çünkü hak olan bir şeyi hiçbir şey batıl kılamaz. Şu hususu da bil ki, hakka dönmek, hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır.”

DELİL, YEMİN VE EŞİT MUAMELE VURGUSU

Paylaşılan mektupta, davacının iddiasını delille ispatlaması ve davalının yemin etmesi gerektiği belirtiliyor. Taraflara haklarını ortaya koyabilecekleri makul bir süre tanınması, şahitliklerin değerlendirilmesi ve insanların karşısında adil davranılması da metnin temel başlıkları arasında yer alıyor.

Mektupta ayrıca tarafların anlaşarak sulh olabileceği, ancak bu anlaşmanın helali haram veya haramı helal hâle getirmemesi gerektiği ifade ediliyor.

HÂKİMLERE ÖFKE VE TARAFSIZLIK UYARISI

Hz. Ömer’e atfedilen metinde, muhakeme sırasında hâkimlerin öfke, hiddet ve sabırsızlıkla hareket etmemesi gerektiği de vurgulanıyor. Tarafları incitecek davranışlardan ve duruşmada adaleti zedeleyebilecek tutumlardan uzak durulması isteniyor.

Mektubun sonunda ise görevini samimiyetle yapan ve adaletten ayrılmayan hâkimin ödüllendirileceği, kararlarına gösteriş ve kötü niyet karıştıranların ise itibar kaybına uğrayacağı belirtiliyor.

Yıldız'ın açıklamasının tamamı şu şekilde: 

Hz. Ömer'in Kadı  Ebu Musa'ya 1400 Yıl önce gönderdiği mektup muhakeme hukuku için çok önemli bir vesikadır. 

“1- Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. 

2-Mü'minlerin emiri, Allah'ın kulu, Ömer'den Abdullah b. Kays’e Allah'ın selamı üzerine olsun. 

3- Kaza (muhakeme ve hüküm), şüphesiz sağlam ve muhkem bir vazife (farz) ve takip edilen bir âdet (sünnet)'tir. Sana dava olarak getirilen hususları iyice düşün. Dava senin nezdinde açıklığa kavuşunca,hükmünü ver ve onu hemen icra et; çünkü icra edilmeyen hak bir sözün (hükmün) mücerred söylenişi, bir fayda ve mana ifade etmez.  

4- Duruşma salonundaki yerlerinde, duruşma ânındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et; böylece onlardan zengin olanlar, adaletsizlik yapacağın zannına kapılmasınlar, zayıf olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler. 

5-Davasını delil ile ispat etmek davacıya, yemin ise davalıya (inkâr) edene düşer. 

6- İnsanlar arasında sulh yapılması caizdir; ancak helali haram, haramı da helal kılacak bir sulh câiz değildir. 

7- Bir gün davayı hükme bağladıktan sonra, ertesi gün, verdiğin hükmün doğru olmadığını anlar ve doğru bir hal çaresi bulur isen hakka  dönmekten seni hiçbir şey alıkoymasın. Çünkü hak olan bir şeyi hiçbir şey batıl kılamaz. Şu hususu da bil ki, hakka dönmek, hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır. 

8- Sana dava olarak getirilen hususların hükmü, Kur'an ve Sünnet'te olmayıp da kalbinde şek ve șüphe meydana geldiğinde, çok dikkatli olarak uzun müddet düşün. O hadise ve davanın benzerlerini araştır ve sonra bu hususta kıyas yoluyla sana göre Allah'ın indinde daha sevimli ve hakka daha yakın ve daha uygun düşecek hükmü ver.  

9- Hakkını iddia eden bir kimseye, delilini ikame edecek kadar bir müddet ver. Eğer beyyine (delil) getirirse, o şahıs hakkını alır. Ancak tanıdığın mühlet içerisinde, delillerini getiremeyen veya getirmeyenin aleyhine hüküm ver. Çünkü bu zaman içinde, müşkül olan durumlar açıklığı kavuşur ve hak açık bir surette gözükür. 

10- Müslümanlar birbirlerine karşı yapacakları şahitlikte adildirler; biri diğerinin leh ve aleyhinde şahitlik yapabilir. Ancak hadd-i kazif (namusa iftira cezası) icra edilmiş bulunan, yalancı şahitlikle tanınan ve akrabalık-yakınlık bağı bulunanlar müstesna. Gerçekten sadece Allah sırları bilir. Delillerle ve yeminlerle, sizden mes'uliyyeti gidermiştir.  

11- Muhakeme esnasında, insanlara karşı gazab ve hiddetten, bağırıp çağırmaktan, can sıkıntısından, davalıları incitmekten, duruşma esnasında garip davranışlardan sakın. Çünkü Allah kaza işleriyle meşgul olanlara mükâfat verir, ahrette onun amellerini güzel yapar. Allah, yaptığı işlerde, kendi rızasından ayrılmayan kadı'yı, insanlar ile kendi arasında meydana gelecek tehlikelerdin korur. Yaptığı işlere riya karıştıran ve hüsn-i niyeti ihlal eden kadı'yı ise Allah, halk içinde rezil rüsvay eder. Çünkü Allah, ancak samimi bir niyet ile yapılan amelleri kabul eder. 

12- Ve’s-selam.” Hayırlı Cumalar olsun.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa