Fon vurgununa ezber bozan açıklama: ''Dini söylemler kılıf olamaz!''
Milyonlarca liranın buharlaştığı fon krizinin yankıları sürüyor. İnsan ve Medeniyet Hareketi, yaşanan olayın ardından ezber bozan bir bildiri yayımladı.
Okunma Süresi: 1 dakika 38 saniye
Türkiye kamuoyunu sarsan dev fon dolandırıcılığı iddialarının ardından sivil toplum kuruluşları da sessizliğini bozuyor. İnsan ve Medeniyet Hareketi, yayımladığı yazılı bir metinle yaşanan süreci salt isimler üzerinden değil, toplumsal ahlak ve haksız kazanç ekseninde değerlendirerek tüm vatandaşları kapsamlı bir vicdan muhasebesine davet ediyor.
Hukuki ve mali boyutlarıyla tartışılmaya devam eden fon krizi, ekonomik ilişkilerin temelindeki ahlaki çürümeyi de tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Kolay para kazanma hırsının toplumda yarattığı tahribatı ele alan kurum yetkilileri, İslam’ın temel iktisadi prensiplerini yeniden hatırlatıyor. Emek harcamadan, alın teri dökmeden elde edilen servetlerin toplumsal barışı dinamitlediği belirtilirken, asıl zenginliğin başkasının hakkını gasp etmekte değil, helal lokmanın getirdiği huzurda yattığı ifade ediliyor. Özellikle inanan insanların bu tür finansal cazibelere karşı çok daha dirençli ve kanaatkar bir tutum sergilemesi, daha azıyla yetinme erdemini göstermesi bekleniyor.

DİNİ SÖYLEMLER ŞEFFAFLIĞIN VE DENETİMİN YERİNİ TUTAMAZ
Ticari ilişkilerde sadece yasal mevzuata veya piyasa kurallarına uymak, yapılan işlemin vicdani ve ahlaki olduğu manasını taşımıyor. Yayımlanan bildiride, kardeşlik bağlarının veya kişisel dini itibarın hiçbir zaman resmi denetimin, hesap verebilirliğin ve şeffaflığın alternatifi olamayacağı kesin bir dille aktarılıyor. Kur'an-ı Kerim'de yer alan ticari ahlak uyarıları ile Hz. Muhammed'in dürüstlük üzerine verdiği öğütler hatırlatılarak, aldatmanın sadece yasal bir suç değil, aynı zamanda inançla doğrudan çelişen büyük bir sapma olduğu kaydediliyor. Bu süreçte zarara uğrayan tüm vatandaşların mağduriyetlerinin ivedilikle giderilmesi ve gasp edilen hakların eksiksiz iade edilmesi, en güçlü hukuki talep olarak sıralanıyor.
KİŞİSEL HATALAR İSLAM'IN TOPLUMSAL İMAJINA ZARAR VERİYOR
Toplumda dindar kimliğiyle tanınan veya bu imajı kullanan kişilerin karıştığı usulsüzlükler, sadece o bireylerin şahsi itibarlarını sıfırlamakla kalmıyor, aynı zamanda inanç sisteminin genel algısına da ağır darbeler indiriyor. Bireysel açgözlülüklerin ve suistimallerin faturasının İslam'a kesilmesine zemin hazırlamak, işlenen kabahatin vebalini daha da katlıyor. Takva ekseninde toplumsal değişim idealinin sadece ibadethanelerde değil; ofislerde, ticarethanelerde ve kamu kurumlarında da yaşatılması çağrısını yapan İnsan ve Medeniyet Hareketi, herkesi büyük bir özeleştiriye davet ediyor. Hak ihlali yapanların derhal bu yoldan dönmesi, haksız kazançları sahiplerine teslim etmesi ve adaleti kendi çıkarlarının önüne koyması isteniyor.