Macron dönemi kapanırken Fransa neden krize sürüklendi?

Fransa'yı ekonomik devrimlerle dönüştürme vaadiyle yola çıkan Macron'un görev süresi, derinleşen yapısal krizler ve aşırı sağın yükselişiyle gölgeleniyor.

Okunma Süresi: 2 dakika 46 saniye
NG
Neşat Gündoğdu Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Macron dönemi kapanırken Fransa neden krize sürüklendi?
NG
Neşat Gündoğdu Editör

New York Times'tan Mark Landler imzalı analize göre, Fransa'yı temelden değiştirme vizyonuyla iktidara gelen Emmanuel Macron, on yıllık görev süresinin son aylarına derin bir belirsizlik ve kriz ortamında giriyor. Öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş kesimlerin sokaklara döküldüğü, kamu maliyesinin alarm verdiği ve aşırı sağın güç kazandığı bu süreç, iddialı reformcunun siyasi mirasını tartışmaya açıyor.

KİTLESEL PROTESTOLAR VE ÇÖZÜLEMEYEN SOSYAL SORUNLAR

Geçtiğimiz günlerde binlerce lise öğrencisinin eğitim sistemindeki eksiklikleri, bakımsız okul binalarını ve öğretmen açığını protesto etmek amacıyla sokaklara dökülmesi, ülkedeki genel huzursuzluğun yalnızca bir boyutunu gözler önüne seriyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde 160 binden fazla kişinin katıldığı ve haftalardır süren bu kitlesel eylemler, yönetim krizinin derinliğini gösteriyor. Toplumsal tansiyonun bu denli yükseldiği bir dönemde, Cumhurbaşkanı Macron'un bir donanma gemisini ziyaret ederek balistik füze fırlatılışını izlemesi, iç siyasetin çalkantılarından uzak kalmayı tercih eden bir lider imajı çiziyor. Macron, yükselen toplumsal öfkeyi yatıştırma ve krizi yönetme görevini ise Başbakan Sébastien Lecornu'nun omuzlarına bırakıyor.

Fransa Başakanı Sébastien Lecornu

IFOP siyasi analistlerinden Jérôme Fourquet, Macron'un 2017'deki iddialı "Devrim" (Révolution) kitabını hatırlatarak, beklenen sistemik değişimin gerçekleşmediğini vurguluyor. Uzmanlara göre, Macron radikal bir reformcu olarak anılmak yerine, işlemez hale gelen bir refah devletinin "gemideki son kaptanı" olarak siyasi tarihe geçebilir.

EKONOMİK REFORM VAATLERİ NEDEN ÇÖKTÜ?

Macron'un yatırım bankacılığı geçmişi ve ekonomi bakanlığı tecrübesi, iktidarının ilk döneminde piyasaları canlandırmaya yönelik cesur adımlar atılmasını sağladı. Şirket vergilerinin düşürülmesi ve iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi gibi hamleler, ülkenin yatırım cazibesini artırdı. Ancak ekonomik büyümeyi hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen en kritik adım, yani emeklilik yaşının 62'den 64'e çıkarılması planı, devasa bir sosyal patlamaya yol açtı. İlerleyen süreçte parlamentodaki çoğunluğunu kaybeden hükümet, toplumsal baskılara boyun eğerek 2025 yılı için bu düzenlemeyi rafa kaldırmak zorunda kaldı. Servet vergisinin kaldırılmasıyla üzerine yapışan "zenginlerin cumhurbaşkanı" etiketi ise, Sarı Yelekliler eylemleriyle başlayan hayat pahalılığı krizini Macron için aşılması zor bir siyasi engele dönüştürdü.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron

BÜTÇE KRİZİ VE YÜKSELEN KAMU BORCU

Fransa'nın kamu maliyesi tablosu, devasa harcama kalemleri ve giderek artan borç yüküyle Avrupa'nın en sorunlu ekonomilerinden birine dönüştü. Sosyal refah devletinin korunmasına ayrılan bütçe, ulusal gelirin önemli bir kısmını yutmaya devam ediyor.

Finansal göstergeler, yatırımcı güvenini derinden sarsarken, olası bir temerrüt veya Avrupa Merkez Bankası (ECB) kurtarma paketi senaryolarını fısıltıyla da olsa gündeme getiriliyor. Macron'un eski danışmanlarından Alain Minc'e göre, Fransa'nın ECB müdahalesine ihtiyaç duyması ihtimali bile "dramatik ve aşağılayıcı" bir mirasın göstergesi. Covid-19 salgını ile Ukrayna ve Orta Doğu'daki bölgesel savaşlar gibi öngörülemeyen küresel şoklar, savunma harcamalarının artmasına ve bütçe dengelerinin daha da bozulmasına yol açarak bu yapısal krizi körükledi.

Macron'un Eski Danışmanı Alain Minc

AVRUPA VİZYONUNDA BAŞARI, İÇ SİYASETTE ÇÖKÜŞ

Tüm bu iç siyasi ve ekonomik çalkantılara rağmen, Macron'un uluslararası arenada sergilediği vizyon takdir toplamaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'ne olan güvenlik bağımlılığını azaltmayı ve Avrupa'nın "stratejik özerkliğini" inşa etmeyi hedefleyen politikaları, özellikle Trump'ın NATO'ya yönelik kuşkucu yaklaşımları göz önüne alındığında oldukça ileri görüşlü bir hamle olarak değerlendiriliyor. Eski Washington Büyükelçisi Gérard Araud'nun da belirttiği gibi, Macron küresel ölçekte "Avrupa'nın güçlü bir sesi" olmayı başardı. Ancak bu entelektüel ve vizyoner duruş, gündelik yaşam mücadelesi veren Fransız halkında bir karşılık bulamadı ve liderin seçmenden tamamen kopuk olduğu algısını pekiştirdi.

Fransa Eski Washington Büyükelçisi Gérard Araud

Ipsos araştırmalarına göre Macron'un halk nezdindeki onay oranı yüzde 15 gibi tarihi bir dip seviyeye indi. En büyük siyasi vaatlerinden biri olan aşırı sağı durdurma hedefi ise, kendi merkezci siyasi hareketini kurumsallaştıramaması nedeniyle büyük yara aldı. Zayıflayan siyasi merkez, Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağın gelecek seçimlerde iktidara gelme ihtimalini hiç olmadığı kadar güçlü ve gerçekçi bir senaryoya dönüştürdü.

Ulusal Cephe Lideri Marine Le Pen

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa