Sendikalar Ankara'da COP31 öncesi emek gündemini masaya yatırdı
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, Memur-Sen, Kamu-Sen, KESK ve ILO temsilcileri, COP31 öncesinde yeşil dönüşümün çalışma hayatına etkilerini değerlendirdi.
Okunma Süresi: 5 dakika 6 saniye
Ankara'daki bir otelde düzenlenen "COP31'e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi" programında, beş sendika konfederasyonunun başkanları ve ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan bir araya geldi. Konuşmacılar, Antalya'da kasımda yapılacak COP31 öncesinde iklim krizini, yeşil dönüşümü ve çalışma hayatına yansımalarını ele aldı.
COP31'E GİDERKEN EMEK DÜNYASININ ORTAK GÜNDEMİ PROGRAMINA KİMLER KATILDI?
Başkentte gerçekleştirilen programa TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak katıldı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan ile davetliler de salondaki yerini aldı.
Konuşmaların ardından "Yeşil ve İkiz Dönüşümün Çalışma Hayatına Etkileri: Riskler, Güvenceler ve Politika Önerileri" başlıklı panele geçildi.
ATALAY: "DOĞAYLA OYNAMAMAK GEREKİYOR"
Programda söz alan Ergün Atalay, Türkiye'nin ev sahipliğinde ilk kez Antalya'da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) 100 bin katılımcının gelmesinin öngörüldüğünü söyledi. Atalay, bu toplantının G20'den ve NATO'dan daha kapsamlı ve büyük olduğunu da dile getirdi.
Türkiye'de yaşanan selleri hatırlatan Atalay, şöyle konuştu:
"İstanbul'dan başlayıp Zonguldak'a kadar ülkenin değişik bölgelerinde arabaların, kamyonların, tırların kağıt gibi olduğu, oyuncak araba gibi duvarlara dayandığını beraber gördük. Doğayla oynamamak, çevrenin düzenini bozmamak gerekiyor. Günü geldiği zaman çevre de, doğa da diyor ki 'biz de sizin düzeninizi bozarız.'"
Atalay, doğayı korurken insan emeğinin de unutulmaması gerektiğini, asıl görevlerinin bu olduğunu vurguladı.
ARSLAN: YEŞİL DÖNÜŞÜM YENİ İSTİHDAM ALANLARI YARATTI
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yeşil dönüşümün çevreye duyarlı, imkanları verimli kullanan ve karbon azaltımını hedefleyen bir üretim ile ekonomik model sunduğunu belirtti. COP31'in Türkiye'de yapılmasının ülke için büyük kazanç olduğunun altını çizen Arslan, "Türkiye inşallah COP31 ile yeni bir anlayışı ve yaklaşımı inşa etme konusunda daha kararlı olacaktır. Bu, bizim açımızdan önemli bir avantaj." dedi.
Arslan, ILO'nun dijital dönüşüme ilişkin araştırmasına göre her dört çalışandan birinin yapay zekayla ilgili bir meslekte bulunduğunu aktardı ve şunları söyledi:
"Bu bize şunu gösteriyor, yapay zeka konusunda daha yoğun, daha hızlı kararlar almamız gerekiyor. Teknolojik dönüşüm, prensip olarak evet. Bu konuda da küreselleşmede düştüğümüz hatalara, yanlışlara inşallah düşmeyiz. Özellikle teknolojik dönüşümün hangi şartlarda, hangi kurallarda gerçekleşeceği de çok önemli. Dünyada yenilenebilir enerji konusundaki adımlar yeni bir tabloyu bizim önümüze koyuyor. Yine bu konuda hem ILO'nun hem de Yenilenebilir Enerji Ajansının yaptığı bir araştırmada tablo önümüze şöyle bir sonuç doğuruyor, dünyada yenilenebilir enerjinin doğurduğu istihdam 16,5 milyon kişiyi geçmiş durumda. Yenilenebilir enerji dahil, bu yeşil dönüşümün parçası olan alanlarda yeni istihdam alanları ortaya çıktı. Bunları da bu yeni yeşil dönüşümün sağladığı avantajlar olarak görüp, bunun üzerinde de çalışmamız gerekiyor."
YALÇIN: İKLİM KRİZİ BİR ADALET KRİZİDİR
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını belirtti. Yalçın'a göre kriz; ekonomik, toplumsal ve ahlaki boyutları bulunan çok yönlü bir "adalet krizi". Yeşil ve dijital dönüşümün daha temiz enerji, daha verimli üretim, daha güvenli çalışma ortamları ve yeni istihdam alanları için önemli fırsatlar barındırdığını söyleyen Yalçın, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ancak bu gelişmelerin kendiliğinden sosyal adaleti sağlayacağını düşünmek çok büyük bir yanılgı. Çünkü teknolojik ilerleme, insanların yaşam koşullarının kendiliğinden iyileşeceği anlamına gelmediği gibi ekonominin büyümesinin, refahın adil paylaşılacağı anlamına da gelmediğini görmemiz gerekir. Dönüşümün yeşil olması da onun kendiliğinden adil olduğu anlamına gelmemektedir. İşte bu nedenle dönüşümün yalnızca teknolojik sonuçlarını değil, ekonomik ve toplumsal niteliğini de sorgulamak zorundayız. Dolayısıyla iklim krizinin sonuçlarıyla mücadele ederken, nedenlerini göz ardı edemeyiz. Çünkü kriz yalnızca yanlış teknolojinin kullanılmasından değil, aynı zamanda üretim, tüketim, dönüşüm biçimlerinden kaynaklanan yapısal sorunlarla bağlantılıdır."
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının yalnızca diplomatik bir başarı olmadığını, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve fırsat sunduğunu ifade eden Yalçın, müzakere sonuçlarının çalışanların hayatına dokunan somut politikalara dönüşmesini ümit ettiklerini kaydetti. Bu politikaların sosyal adaleti güçlendirmesi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakması gerektiğini de sözlerine ekledi.
KAHVECİ: KALKINMA VE İKLİM HEDEFLERİ BİRLİKTE ELE ALINMALI
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, COP31'in Türkiye'de yapılmasını ülke adına büyük fırsat olarak niteledi. Dünyanın iklim gündeminin Türkiye'de ele alınmasının diplomatik kapasiteyi gösterdiğini, çalışma hayatı ve kamu hizmetlerini geleceğe hazırlama yükümlülüğünü de güçlendirdiğini belirten Kahveci, hazırlıkları yürüten kurumlara başarılar diledi.
Kahveci, aşırı sıcakların, kuraklığın, sellerin ve orman yangınlarının insan sağlığını, su kaynaklarını, tarımsal üretimi ve yerleşim alanlarını tehdit ettiğini söyledi. Bu gelişmelerin çalışma hayatındaki riskleri de değiştirdiğine dikkat çekti. İklim politikalarının başarısı değerlendirilirken insanların yaşamındaki farklılıkların da gözetilmesi gerektiğini belirten Kahveci, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin kalkınmasını sürdürmesi, enerji arz güvenliğini sağlaması ve istihdamını güçlendirmesi hayati önemdedir. Bu ihtiyaçlarla iklim hedefleri arasında bilimsel veriye ve toplumsal katılıma dayanan bir yol haritası oluşturmalıyız."
COP31'in Türkiye'ye bırakacağı kalıcı kazanımların düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Kahveci, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sendikaların katılımıyla hazırlanacak bir yol haritası, COP31 sonrasında da sürdürülebilecek ortak çalışmanın başlangıcı olabilir. Türkiye'nin ev sahipliği, emeğin sesini uluslararası iklim gündemine daha güçlü taşıyabileceğimiz bir fırsattır. Bu fırsatı çalışanların haklarını koruyan ve kamu hizmetlerini güçlendiren somut önerilerle değerlendirmek istiyoruz. Ülkemizin birikimini paylaşırken, diğer ülkelerin deneyimlerinden de yararlanabiliriz. Türkiye Kamu-Sen olarak ülkemizin kalkınmasına, milletimizin refahına ve çocuklarımızın sağlıklı bir çevrede yaşamasına hizmet edecek çalışmalara katkı sunmaya hazırız."
KOÇAK: İKLİM KRİZİNİN BEDELİNİ EMEKÇİLER ÖDÜYOR
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, teknolojik gelişmelerin, enerji dönüşümünün, istihdamın ve çalışma yaşamındaki değişimlerin çalışanlar üzerindeki etkilerinin tartışılmasının son derece önemli olduğunu söyledi. Koçak'a göre iklim krizinin bedelini en ağır ödeyenler, krizin ortaya çıkmasında en az sorumluluğu bulunan emekçiler. Koçak, şu ifadeleri kullandı:
"Savaşların doğayı zehirlediğini, yaşam alanlarını yok ettiğini, gezegenimizin geleceğini tehdit ettiğini, atılan tek bir bombanın dahi doğa açısından nasıl bir yıkım yarattığını incelersek görebileceğiz. Dolayısıyla kaynaklarımızın silahlanmaya ve yıkıma ayrıldığı bir dünyada iklim adaletinden söz edilemez. Bu nedenle militarizme ve savaş politikalarına karşı mücadele etmeden gerçek, tutarlı ve adil bir ekolojik dönüşüm mümkün olmayacak. Bunu en iyi biz emekçiler ve emek örgütleri biliriz."
ILO TÜRKİYE OFİSİ DİREKTÖRÜ HASSAN: YEŞİL EKONOMİYE GEÇİŞ SEKTÖRLERİ DÖNÜŞTÜRECEK
ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan, kasımda Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde bu etkinliğin yapılmasını son derece değerli bulduğunu söyledi. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının önemli bir fırsat olduğunu belirten Hassan, iklim değişikliğinin çalışma yaşamı üzerindeki etkilerinin hissedildiğini ifade etti. "Daha yeşil bir ekonomiye geçiş sürecinin" sektörleri dönüştüreceğini de sözlerine ekledi.
Hassan, ILO'nun temel yaklaşımının iklim eylemi ve sosyal adaletin birlikte ilerlemesi olduğunu kaydetti. Eğitim, sağlık, yerel yönetimler ve afetlere müdahale gibi alanlarda kamunun rolünün daha da belirginleştiğini vurguladı. ILO'nun Türkiye'nin "adil geçiş" stratejisine katkı sağlamak amacıyla yetkili kurumlarla işbirliği içinde olduğunu belirten Hassan, bu yöndeki çalışmaları anlattı.