ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack'tan ''Yemen'' açıklaması
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Ortadoğu’daki krizlerin çözümünde diplomasi ve bölgesel iş birliğini öne çıkarırken, Yemen’e kara müdahalesini sorguladı.
Okunma Süresi: 2 dakika 18 saniye
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda yaptığı konuşmada, Washington yönetiminin Ortadoğu’daki rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD’nin geçmişteki askeri müdahalelerinin sonuçlarını değerlendiren Barrack, bölge ülkelerinin güvenlik sorunlarını çözmek için yalnızca Washington’a bel bağlamak yerine kendi aralarında iş birliği geliştirmelerinin önemini vurguladı. ABD’nin bölgedeki ortaklarını terk etmediğini belirten Barrack, ancak her çatışmanın çözümünün Washington’dan beklenemeyeceğini ifade etti. ABD’nin doğrudan müdahale ve kontrol anlayışından uzaklaşarak bölgesel aktörlerin kendi güvenliklerini sağlamalarına destek vermeye yöneldiğini kaydetti.

“YEMEN’E ABD’NİN KARA MÜDAHALESİ ANLAMSIZ GÖRÜNÜYOR”
Yemen’de Husilere karşı olası bir kara operasyonunu değerlendiren Barrack, ABD askerlerinin doğrudan müdahalesinin uygun bir seçenek gibi görünmediğini söyledi. Washington yönetiminin Suudi Arabistan’a lojistik destek sağladığını belirten Barrack, Yemen’deki krizin çözümü için askeri müdahale yerine müzakere yollarının değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Suudi Arabistan, Husiler ve bölgesel arabulucuların katılımıyla yürütülebilecek görüşmelerin daha iyi bir alternatif sunabileceğini ifade eden Barrack, diplomasi ve diyaloğun bölgesel sorunların çözümünde önemli rol oynadığını dile getirdi.
ABD, İRAN’LA DİPLOMATİK ANLAŞMA ARAYIŞINDA
Barrack, Washington ile Tahran arasındaki gerilime de değinerek ABD’nin İran’la barışçıl bir anlaşmaya ulaşmak istediğini söyledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakerelere açık olduğunu belirten Barrack, askeri gerilimin artırılması yerine diplomatik çözüm yollarının değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Katar, Umman, Pakistan ve İsviçre’nin arabuluculuk girişimlerini hatırlatan Barrack, ABD ile İran Devrim Muhafızları Ordusu arasındaki güven eksikliğinin görüşmelerin önündeki önemli engellerden biri olduğunu kaydetti. Barrack, İslamabad mutabakatının değiştirilmiş bir versiyonunun yeni müzakereler için temel oluşturabileceğini ifade etti. Bu kapsamda ateşkesin sağlanması, deniz ulaşım yollarının yeniden açılması ve İran üzerindeki ekonomik baskının hafifletilmesi gibi başlıkların ele alınabileceğini belirtti.
“İRAN’IN GELECEĞİNE İRANLILAR KARAR VERMELİ”
Ortadoğu’daki siyasi krizlerin tarihsel ve karmaşık yapısına işaret eden Barrack, bölgedeki sorunların kısa sürede çözüme kavuşturulmasının kolay olmadığını söyledi. ABD’nin geçmişteki rejim değişikliği girişimlerini eleştiren Barrack, İran’ın siyasi geleceğinin dışarıdan müdahaleyle belirlenmemesi gerektiğini vurguladı. İran’da nasıl bir siyasi yönetim olacağına İran halkının kendi iradesiyle karar vermesi gerektiğini dile getirdi. ABD’nin daha geniş Ortadoğu bölgesinde 23 rejim değişikliği girişiminde yer aldığını belirten Barrack, geçmiş müdahalelerin sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Her müdahale etmeye, kişiyi veya rejimi değiştirmeye çalıştığımızda bunun bir hata olduğu görülüyor” ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın hata olup olmadığı sorusuna ise Barrack, “Bunun bir hata olup olmadığını bilmiyorum” yanıtını verdi.
İRAN’A YÖNELİK OPERASYONLARIN SONUÇLARI TARTIŞILIYOR
Barrack, Trump yönetiminin 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri operasyonları başlatırken öncelikli hedefinin rejim değişikliği olmadığını söyledi. Büyükelçi, Washington yönetiminin söz konusu operasyonları yakın bir nükleer tehdit olarak değerlendirdiği durumu önlemek amacıyla başlattığını ifade etti. ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın Ortadoğu’da ve bölge dışında istenmeyen sonuçlara yol açtığını belirten Barrack, Trump yönetiminin çatışmaların sürmesini istemediğini kaydetti. Ortaya çıkan durumu “korkunç” olarak nitelendiren Barrack’ın açıklamaları, askeri yöntemlerin yanı sıra diplomatik çözüm arayışlarının da gündemde olduğunu ortaya koydu. Büyükelçi ayrıca, İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir askeri çatışma yaşanması ihtimalini düşük gördüğünü belirtti.