İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu konuştu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Okunma Süresi: 6 dakika 24 saniye
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Önce çıkan başlıklar şu şekilde:
"SADECE KELLE DEĞİL, HESAP VERİLSİN"
Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, fon vurgunu iddialarına ilişkin değerlendirmesinde, olayın magazinleştirilmemesi gerektiğini belirterek sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu.
"İlk andan itibaren de önemli bir noktanın altını çiziyorum. Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir. O yüzden, işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz. Bu yüzden, sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz.” Dervişoğlu, olayla bağlantılı kamu görevlilerinin görevden ayrılmasına ve ekonomi bürokrasisindeki gelişmelere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Görevini yapmayanların, yapılanlara göz yumanların, olaya bizzat iştirak edenlerin görevden bir an önce el çektirilmesi gerekiyor.
SPK Başkanı “sağlık gerekçesi ile” istifasını sundu.
Gerekçeye bak, sağlık sorunları…
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı da emeklilik dilekçesini verdi.
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı da görevden alındı.
Ekonomi bürokrasisindeki üç kritik koltuklar boşaldı.
E, şimdi biz ne yapacağız? Gerekçe mi dinleyeceğiz?
Yoksa devletin tepesinde ne olup bittiğini mi soracağız?”
“HIRSIZA GÖNLÜNDEN NE KOPARSA DİYECEK BİR DEVLET YOKTUR”
Fon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan kişilerin elde ettikleri paraları iade ettiklerine ilişkin haberlere de değinen Dervişoğlu, yasal yükümlülüklerin eksiksiz uygulanması gerektiğini savundu.
“Tutuklu bulunan 17 kişinin haksız kazançla elde ettiği, halk tabiriyle soyduğu paraları iade ettiğine dair haberler çıkıyor.
Oysa kanun metni açıktır. Bahse konu olan miktarın 2 katı iade edilir diyor.
Geçen hafta söylediğimi de aynen tekrar ediyorum:
Hırsıza "gönlünden ne koparsa" diyecek bir devlet yoktur.
Varsa, onun adı zaten devlet değildir.
Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular.
Güleriz ağlanacak halimize…
Parayı çalıyor, sonra yakalanıyor, getir parayı yerine koy diyorlar. Ve her şey temize çıkıyor.
Orman kanunlarında yeri vardır belki ama bizim kanunlarda yeri var mıdır bunun?
Atanıp soyguna katılanlar, istifa ederek bu işten sıyrılıyor.
Parayı iade eden soyguncu da temize çıkıyor.
Bütün bu sistemi kuran, atamaları yapan, burnunu ucunu görmeyen reis bey de sözüm ona temizlik yapıyor.
Utanmasalar kiliseye girip günah çıkaracaklar.
Aziz milletim uyanık olun, bunlar yarın bir gün cennetten arsa satmaya bile kalkar.”
“BU VURGUNUN BOYUTLARI ANLATILANDAN ÇOK DAHA BÜYÜK”
Dervişoğlu, iddiaların boyutunun kamuoyuna yansıyandan daha büyük olduğunu ileri sürerek sürecin şeffaf ve samimi yürütülmesinin ekonomik güven açısından önem taşıdığını dile getirdi.
“Bakın, bu vurgunun boyutları bize anlatılandan çok daha büyük.
Yağmanın faturası, bunların söylediğinden çok daha yüksek.
Bu süreç dürüst ve samimi bir şekilde yürümezse vatandaş piyasaya, yatırımcı kurala, sanayici yarınına, sermaye hukuka güvenmez.
Sonunda dışarıdaki yatırımcı da size güvenmez.
Bir fon vurgunu böylece fonun içinde kalmaz.
Bankanın bilançosundan fabrikanın kapısına, kredi maliyetinden istihdama kadar üretimin tüm damarlarına yayılır.”
DERVİŞOĞLU: TÜRKİYE’DE ÜRETİM DEĞİL, YAĞMA EKONOMİSİ VAR
Dervişoğlu, Türkiye’deki ekonomik tablonun üretimden uzaklaştığını belirterek gelir dağılımındaki eşitsizliğe ve tüketim alışkanlıklarına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
"9. yılına doğru giden ekonomik kriz ve bunalımımız açıkça göstermektedir ki,
Türkiye’de üretim değil, bir yağma ekonomisi vardır.
Bereket yerine tüketim, yatırım yerine faiz, katma değer yerine rant vardır.
Enflasyonun da en büyük sebebi, bu azgın saray azınlığının koyacak yer bulamadığı parasındandır.
Sen bir ömür bir ev alamazken, o 3’er 5’er alıyor.
Sen evladına bir okul çantası hesabı yaparken, o en lüks markadan 3’er 5’er alıyor.
Sen bir külüstür araba alayım diye düşünürken, o koleksiyon yapıyor, 3’er 5’er alıyor.
Sana da “Büyük Türkiye” diyor işte.
Türkiye büyük, büyük tabii ki.
Büyük de bu büyüklük içinde, hırsızlar da büyük, çok büyük!
O yüzden, millete ekmek kalmıyor, ev kalmıyor, refah ve rızık kalmıyor."
“ÜRETİM EKONOMİSİ, BEREKET EKONOMİSİ BAŞKA BİR ŞEYDİR”
Üretim odaklı bir ekonomik modelin önemine vurgu yapan Dervişoğlu, Türkiye’nin girişimci, mühendis ve yazılımcı potansiyeline rağmen ekonomik koşulların bu kesimleri zorladığını ifade etti.
"Arkadaşlar,
Üretim ekonomisi, bereket ekonomisi başka bir şeydir.
Sermayeyi üretime, bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ihracata, emeği refaha bağlar.
Böylece devlet üretenin sırtına binmez, önünü açar.
Zor mudur bunları yapmak?
Bizim girişimcimiz yok mudur?
Yazılımcımız, mühendisimiz, mucidimiz yok mudur?
Hepsi vardır ama ya bu çarkın içinde geçim derdinden küsmüştür; ya batmayayım diye ince ip üzerinde yürüyordur, ya da el üstünde tutulacakken, el kapılarında “azıcık aşım ağrısız başım” diye yurt dışına gitmiştir."
DERVİŞOĞLU’NDAN “BEREKET EKONOMİSİ” VURGUSU
İYİ Parti’nin tarım, sanayi ve ticarette üretimi önceleyen bir ekonomik yaklaşımı savunduğunu belirten Dervişoğlu, mevcut tablonun değiştirilebileceğini söyledi. Dervişoğlu, Türkiye’nin ekonomik potansiyelini değerlendirebileceğine ilişkin mesaj verdi.
"İyi Parti, bu sebeple, tarımda, sanayide, ticarette bereket ekonomisi demektedir.
Evet, yaşadığımız tablo karanlıktır.
Ancak ondan kurtulmak da bir o kadar kolaydır.
Anadolu’nun bereketini yükseltmek elimizdedir.
Biz bu işi başarırız.
Büyük Türkiye, büyük götürenlerin değil, pastayı büyütenlerin Türkiye’sidir."
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iktidarın seçim takvimi, Meclis iradesi ve yeni anayasa sürecine ilişkin açıklamalarını eleştirdi. Anayasal süreçler tamamlanmadan bazı kararların ve sonuçların önceden ilan edildiğini savunan Dervişoğlu, iktidarın yaklaşımını sorguladı.
DERVİŞOĞLU'NDAN İKTİDARA “RUTİN DIŞI YASAMA” TEPKİSİ
Siyasi gündemde kullanılan bazı kavramların tesadüf olmadığını belirten Dervişoğlu, 2028 seçimlerinin tarihine ilişkin açıklamalar üzerinden Meclis iradesinin nasıl değerlendirildiğini gündeme taşıdı.
"Bir süredir iktidarın çevresinde yeni bir sözlük dolaşıyor:
"Rutin dışı yasama", "irade seviyeleri", "fikri aksatma", itiraza karşı "tedbir"...
Bu kelimeler tesadüf değildir.
Oportünist siyasi geçmişinden, Alman sivil toplum vakıflarının avukatlığına, oradan da Cumhurbaşkanı danışmanlığına tayin ve terfi edilen zat, geçtiğimiz günlerde 2028 seçimlerinin mart veya nisan ayında yapılmasının "büyük ölçüde netleştiğini" söyledi.
İyi de netleşen nedir?
Anayasa ortadadır. Seçimlerin yenilenmesi için Meclis kararı gerektiği ortadadır.
Meclis o kararı vermiş midir? Hayır.
O halde bugünkü Meclisin henüz vermediği kararın sonucunu bu zat hangi sıfatla ilan etmektedir?
Daha açık sorayım: Eksik irade nereden gelmektedir? Hangi milletvekili, önüne teklif bile gelmeden size taahhüt vermiştir?
Ya da millet idaresinin temsilcisi milletvekillerine şantaj mı yapıyorsunuz?"
“AYNI USUL HER YERDE KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR”
Dervişoğlu, iktidarın siyasi ve ekonomik uygulamalarına yönelik eleştirilerini sürdürerek anayasa, borsa ve siyaset alanındaki gelişmeler arasında bağlantı kurdu. Açıklamasında, hukuki süreçlerin işleyişine ilişkin itirazlarını dile getirdi.
"Aynı usul her yerde karşımıza çıkmaktadır.
Anayasada hile yapmayı kendine hak gören, borsada düzenbazlıkla soygunu millete reva gören, kutsalı istismar ederek siyaset yapanlar için bunlar kaçınılmaz şeylerdir."
TERÖRLE MÜCADELE SÜRECİNE İLİŞKİN TAKVİM ELEŞTİRİSİ
Terör örgütünün silah bırakmasına ilişkin tespit sürecini de değerlendiren Dervişoğlu, henüz resmi tespit yapılmadan belirli bir takvimin ve sonucun öne çıkarılmasını eleştirdi.
"Terör örgütünün fiili varlığının sona erdiğine ve silahların teslim edildiğine ilişkin tespit henüz yapılmamış, fakat o tespitin yıl bitmeden yapılması için "en yüksek çaba" istenmektedir.
Yani tespiti yapacak kurum daha karar vermeden, kararın takvimi ve arzulanan neticesi önüne konulmaktadır."
Kehanet mi? Öngörü mü? Talimat mıdır?"
Gelecek dönemde oluşacak Meclis'in yapısı ve siyasi dengesi henüz belli değilken yeni anayasa sürecine ilişkin sonuçların önceden kesinmiş gibi sunulmasına karşı çıkan Dervişoğlu, açıklamasını peş peşe yönelttiği sorularla tamamladı.
"29'uncu Dönem Meclisi daha seçilmemiş.
Millet sandığa gitmemiş.
Hangi parti kaç sandalye alacak, kim milletvekili olacak, nasıl bir siyasi denge doğacak bilinmiyor.
Ama o Meclisin yeni anayasayı kabul edip millete sunmasının "kaçınılmaz" olduğu bugünden ilan ediliyor.
Şimdi tabloya bakın: Meclis yok, kararı var.
Seçim kararı yok, tarihi var.
Tespit yok, neticesi var.
Kehanet mi? Öngörü mü? Talimat mıdır?"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gazetecilerin karşı karşıya kaldığı soruşturma ve tutuklamalara tepki göstererek basın özgürlüğü üzerinden iktidarı eleştirdi.
“GAZETECİLER YA EVLERİNE, YA SİLİVRİ’YE HAPSEDİLİYOR”
Gazetecilerin haber yapma özgürlüğünün kısıtlandığını savunan Dervişoğlu, gazetecilik faaliyetlerinin suç unsuru sayılmasına tepki gösterdi.
"Gazeteciler ya evlerine, ya Silivri’ye hapsediliyor.
Yapılan haberleri geçtim, yapılamayan haberler de suç unsuru sayılıyor.
Gak diyene soruşturma, guk diyene demir parmaklık, hep bu hakikat düşmanlığının sonucudur.
Hakkıyla ve adaletle değil, iktidarın menfaatine göre gazetecilik istemeleri, yalanlarla kurdukları zorbalık düzenini de ele veriyor.
Yaşadıklarımız, bu düzenin gücünü değil, güçsüzlüğünü; cesaretini değil, korkaklığını; zaferini değil, yenilgisini gösteriyor.
Hürriyetlerin önüne duvarlar örmenize müsaade etmeyeceğiz"
Türkiye’deki mevcut tabloya ilişkin değerlendirmesinde iktidara seslenen Dervişoğlu, özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı mücadele edeceklerini belirtti.
"Türkiye, bu zulmü daha fazla taşıyamaz.
Biz sizi görüyor, sizi biliyoruz!
Siz de bilin ki,
Anayasa’nın arkasından dolanıp, milletin iradesini hain bir pusuda yok edip, azgın ve arsız oligarşinizin Cumhuriyeti mağlup etmesine, hürriyetlerin önüne duvarlar örmenize müsaade etmeyeceğiz.
Sizi makul, sizi makbul, sizi meşru gösterecek hiçbir bir oyunun içinde olmayacağız."