Her konuyu fazla düşünen insanların gün içinde yaşadığı 8 şey: Sizde kaçı var?

Gün içinde yaşanan bir konuşmayı tekrar tekrar düşünmek, gönderilen mesajın anlamını sorgulamak veya henüz gerçekleşmemiş olaylar için endişelenmek… Fazla düşünen insanlar, çoğu zaman çevrelerine belli etmeden zihinsel olarak yorulabiliyor. İşte günlük hayatta sık karşılaşılan 8 durum...

Okunma Süresi: 6 dakika 48 saniye
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Her konuyu fazla düşünen insanların gün içinde yaşadığı 8 şey: Sizde kaçı var?
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir

ZİHNİ BİR TÜRLÜ SUSMAYAN İNSANLARIN GÜN İÇİNDE YAŞADIĞI 8 ŞEY

Bazı insanlar için gün içinde yaşanan küçük bir olay, birkaç dakikalık bir düşünceyle kapanıp gider. Bazıları ise aynı olayı saatlerce zihninde tekrar tekrar değerlendirir. Söylenen bir sözün altında başka bir anlam aramak, gönderilen mesajın neden kısa yazıldığını düşünmek veya henüz yaşanmamış bir olayın olası sonuçlarını hesaplamak bu duruma örnek gösterilebilir.

Günlük hayatta sık karşılaşılan bu durum, çoğu zaman fazla düşünme ya da İngilizce kullanılan adıyla overthinking kavramıyla açıklanır. Kişi bir sorunu çözmek için düşünmeye başlasa da zamanla aynı ihtimaller arasında dönüp durabilir. Üstelik bu düşünceler, dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen bir zihinsel yorgunluğa da neden olabilir.

Her ayrıntıyı düşünmek tek başına bir sorun veya psikolojik rahatsızlık anlamına gelmez. Ancak düşünceler günlük yaşamı, uykuyu, ilişkileri ya da karar verme sürecini zorlaştırmaya başladığında üzerinde durulması gereken bir alışkanlığa dönüşebilir.

Peki, her konuyu fazla düşünen insanlar gün içinde hangi durumları daha sık yaşıyor? İşte bu kişilerin kendilerinden bir parça bulabileceği 8 yaygın durum…

1. KONUŞMALARINI ZİHİNLERİNDE TEKRAR TEKRAR OYNATIRLAR

Fazla düşünen insanların gün içinde yaşadığı en yaygın durumlardan biri, bitmiş konuşmaları zihninde yeniden canlandırmaktır. Bir arkadaşla yapılan sohbet, iş yerinde söylenen bir cümle veya aile içinde yaşanan kısa bir tartışma, olay sona erdikten sonra da düşünülmeye devam edebilir.

Kişi, “Acaba bunu söylemesem daha mı iyiydi?”, “Yanlış mı anlaşıldım?” ya da “Karşımdaki kişi neden öyle cevap verdi?” gibi sorulara yanıt arayabilir. Bazen konuşmanın üzerinden saatler geçse bile zihin aynı noktaya geri döner.

Buradaki temel güçlük, konuşmayı yeniden düşünmenin her zaman yeni bir sonuca ulaştırmamasıdır. Kişi bir açıklama bulmaya çalışırken aynı ayrıntıları tekrar tekrar değerlendirebilir ve giderek daha fazla yorulabilir.

2. KISA BİR MESAJIN ARDINDA FARKLI ANLAMLAR ARARLAR

Birinden gelen kısa bir mesaj, bazı insanlar için yalnızca birkaç kelimeden ibarettir. Fazla düşünen biri ise mesajın neden kısa yazıldığını, nokta kullanılıp kullanılmadığını veya karşı tarafın önceki mesajlara göre daha farklı davranıp davranmadığını sorgulayabilir.

Örneğin, normalde uzun mesajlar atan bir arkadaşın yalnızca “Tamam” yazması, “Bana mı kızdı?”, “Bir şey mi yaptım?” veya “Artık benimle konuşmak istemiyor mu?” gibi soruları beraberinde getirebilir.

Oysa kısa bir mesajın nedeni yoğunluk, yorgunluk veya o anki koşullar olabilir. Sorun, elde yeterli bilgi bulunmadığı hâlde olumsuz ihtimallerin kesin gerçeklermiş gibi değerlendirilmeye başlanmasıdır.

Bir mesajın tonunu yalnızca birkaç kelimeden hareketle kesin olarak anlamak mümkün değildir. Böyle durumlarda hemen sonuç çıkarmak yerine daha fazla bilgi edinmek, gereksiz kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir.

3. KÜÇÜK KARARLARDA BİLE UZUN SÜRE DÜŞÜNÜRLER

Fazla düşünme yalnızca büyük ve önemli kararlarla sınırlı değildir. Ne giyeceğine karar vermek, hangi ürünü satın alacağını seçmek, bir davete katılıp katılmamak veya birine nasıl cevap vereceğini belirlemek bile uzun bir değerlendirme sürecine dönüşebilir.

Kişi seçenekleri karşılaştırırken bu kez yanlış seçim yapma ihtimalini düşünmeye başlayabilir. Bir seçeneğin avantajlarını değerlendirdikten sonra dezavantajlarına odaklanabilir ve ardından diğer seçeneğin daha iyi olup olmadığını sorgulayabilir.

Bu süreçte amaç en doğru kararı vermek olsa da bütün ihtimalleri önceden hesaplamak mümkün değildir. Sonuç olarak karar vermek kolaylaşmak yerine zorlaşabilir.

Günlük hayattaki küçük seçimler için süre belirlemek, seçenekleri birkaç temel ölçüte göre karşılaştırmak ve her kararın kusursuz olmak zorunda olmadığını kabul etmek bu döngüyü hafifletebilir.

4. HENÜZ YAŞANMAMIŞ OLAYLAR İÇİN KÖTÜ İHTİMALLERİ DÜŞÜNÜRLER

Fazla düşünen insanlar yalnızca geçmişte yaşananları değerlendirmekle kalmayabilir; gelecekte yaşanabilecek olayları da zihninde tekrar tekrar canlandırabilir.

Önemli bir görüşme öncesinde verilecek cevapları defalarca düşünmek, bir buluşmada yaşanabilecek aksilikleri hesaplamak veya henüz ortada bir sorun yokken olumsuz bir sonuçla karşılaşacağını varsaymak bu duruma örnektir.

“Ya istediğim gibi gitmezse?”, “Ya yanlış bir şey söylersem?” veya “Ya işler daha da kötüleşirse?” gibi sorular, hazırlıklı olma isteğiyle başlayabilir. Ancak ihtimallerin sürekli çoğalması, kişinin henüz gerçekleşmemiş sorunlarla şimdiden uğraşmasına neden olabilir.

Elbette geleceği planlamak ve riskleri değerlendirmek faydalıdır. Aradaki fark, düşüncenin somut bir hazırlığa dönüşüp dönüşmediğidir. Bir sorun için uygulanabilir bir plan hazırlamak işe yararken aynı ihtimali çözüm üretmeden tekrar tekrar düşünmek zihinsel yorgunluğu artırabilir.

5. BAŞKALARININ DAVRANIŞLARINI KENDİLERİYLE İLİŞKİLENDİREBİLİRLER

Birinin daha sessiz davranması, selam verirken eskisi kadar sıcak görünmemesi veya bir konuşmada beklenen tepkiyi göstermemesi, fazla düşünen kişilerin dikkatini çekebilir.

Böyle durumlarda kişi, karşısındaki insanın davranışının kendisiyle ilgili olup olmadığını sorgulayabilir. “Bana mı alındı?”, “Yanlış bir şey mi yaptım?” veya “Aramızda bir sorun mu var?” gibi sorular gündeme gelebilir.

Ancak insanların davranışlarını etkileyen pek çok farklı neden vardır. Yorgunluk, kişisel sorunlar, iş yoğunluğu veya o anki ruh hâli, bir kişinin iletişim biçimini değiştirebilir.

Başkalarının düşüncelerini kesin olarak bilmek mümkün olmadığından, yalnızca tahminlere dayanarak kendini suçlamak gereksiz bir yük oluşturabilir. Ortada gerçekten açıklığa kavuşturulması gereken bir durum varsa sakin bir şekilde konuşmak, varsayımlar arasında kaybolmaktan daha sağlıklı bir yol olabilir.

6. DİNLENİRKEN BİLE ZİHİNLERİNİ DİNLENDİREMEZLER

Günlük işlerini tamamlayan veya dinlenmek için oturan bir kişi, fiziksel olarak rahatlamış olsa bile zihinsel açıdan aynı rahatlığı hissedemeyebilir.

Gün içinde yapılması gereken işleri hatırlamak, geçmişte yaşanan bir olayı yeniden düşünmek, ertesi günün planını yapmak ve farklı ihtimalleri değerlendirmek birbiri ardına gelebilir. Kişi bir düşünceyi geride bıraktığını sanırken başka bir konuya geçebilir.

Bu nedenle film izlemek, kitap okumak veya uyumaya hazırlanmak gibi dinlenme anlarında bile zihni meşgul kalabilir. Özellikle yatmadan önce düşüncelerin yoğunlaşması, uykuya geçişi zorlaştırabilir.

Böyle durumlarda akıldan geçenleri kısa notlar hâlinde yazmak, ertesi gün yapılacak işleri listelemek veya uyumadan önce sakinleştirici bir rutin oluşturmak yardımcı olabilir. Amaç bütün düşünceleri zorla susturmak değil, her düşüncenin hemen çözülmesi gerekmediğini fark etmektir.

7. GEÇMİŞTEKİ HATALARINI UZUN SÜRE UNUTAMAZLAR

Hata yapmak günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Çoğu insan zaman zaman yanlış bir kararını, söylememesi gereken bir sözü veya kaçırdığı bir fırsatı hatırlar. Ancak fazla düşünen kişiler, geçmişte yaşanan bu olaylara uzun süre takılı kalabilir.

Örneğin, yıllar önce yapılan bir konuşma aniden akla gelebilir. Kişi o sırada neden öyle davrandığını sorgulayabilir veya aynı durum yeniden yaşansa nasıl hareket edeceğini düşünebilir.

Geçmişi değerlendirmek, hatalardan ders çıkarmak açısından yararlıdır. Fakat aynı olayı tekrar tekrar düşünmek, yeni bir bilgi ya da çözüm sağlamıyorsa kişiyi ilerlemekten alıkoyabilir.

Bu noktada kendine şu soruyu sormak faydalı olabilir: “Bu olaydan çıkarabileceğim bir ders var mı, yoksa yalnızca kendimi yeniden mi suçluyorum?”

Bir ders çıkarıldıysa geçmişteki olayı sürekli yeniden değerlendirmek yerine dikkati bugünkü davranışlara yöneltmek daha işlevsel olabilir.

8. ZİHİNLERİNDEKİ DÜŞÜNCELER NEDENİYLE KENDİLERİNİ YORGUN HİSSEDEBİLİRLER

Fazla düşünmenin etkisi yalnızca zihinsel süreçlerle sınırlı kalmayabilir. Sürekli endişelenmek, kararları tekrar tekrar gözden geçirmek ve belirsizlikleri çözmeye çalışmak, günün sonunda kişinin kendisini tükenmiş hissetmesine katkıda bulunabilir.

Bazen gün boyunca fiziksel açıdan yoğun bir iş yapılmamış olsa bile kişi kendisini yorgun hissedebilir. Bunun tek nedeni fazla düşünmek olmayabilir; uyku kalitesi, stres düzeyi, iş yükü ve diğer yaşam koşulları da bu hissi etkileyebilir.

Önemli olan, zihinsel yorgunluğun sürekli hâle gelip gelmediğini ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini fark etmektir. Düşünceler uykuya dalmayı güçleştiriyor, işlere odaklanmayı engelliyor veya ilişkileri olumsuz etkiliyorsa profesyonel destek almak değerlendirilebilir.

FAZLA DÜŞÜNME ALIŞKANLIĞI NASIL AZALTILABİLİR?

Fazla düşünmeyi azaltmak, akla gelen her düşünceyi tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Düşüncelerin farkına varmak ve hangilerinin gerçekten çözüm üretmeye yardımcı olduğunu ayırt etmek daha gerçekçi bir başlangıçtır.

Günlük hayatta uygulanabilecek bazı yöntemler şunlardır:

Düşünceyi somutlaştırın: Aklınızı meşgul eden konuyu birkaç cümleyle yazın. Böylece belirsiz bir kaygıyı daha net değerlendirebilirsiniz.

Gerçeklerle varsayımları ayırın: “Bana kızdı” düşüncesi kesin bir bilgi mi, yoksa karşı tarafın davranışından çıkardığınız bir sonuç mu? Bu ayrım, aceleci yorumları fark etmenizi sağlar.

Çözüm odaklı bir soru sorun: “Neden sürekli bunu düşünüyorum?” sorusuna takılmak yerine “Şu anda yapabileceğim somut bir şey var mı?” diye sorun.

Kararlara sınır koyun: Önemsiz seçimlerde uzun süre düşünmek yerine kendinize makul bir karar süresi tanıyın.

Dikkatinizi şu ana yöneltin: Kısa bir yürüyüş, nefes egzersizi, günlük bir işle ilgilenmek veya çevrenizdeki ayrıntılara odaklanmak düşünce döngüsünden uzaklaşmanıza yardımcı olabilir.

Dinlenmeyi ertelemeyin: Her konuyu aynı gün çözmek zorunda değilsiniz. Bazı soruların yanıtı zamanla veya yeni bilgilerle netleşebilir.

Bu yöntemler herkes için aynı ölçüde etkili olmayabilir. Fazla düşünme yoğun kaygıya, belirgin uyku sorunlarına veya günlük işlevlerde zorlanmaya yol açıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak uygun olabilir.

HER ŞEYİ FAZLA DÜŞÜNMEK NE ANLAMA GELİR?

Her konuyu fazla düşünmek, tek başına belirli bir kişilik tipini veya psikolojik rahatsızlığı göstermez. Bazı insanlar belirsizlik karşısında daha fazla analiz yapabilir; stresli dönemlerde ise bu eğilim daha belirgin hâle gelebilir.

Burada önemli olan, düşünmenin kişiye yardımcı olup olmadığıdır. Bir konuyu değerlendirmek yeni bir çözüm, karar veya hazırlık sağlıyorsa işlevsel olabilir. Aynı düşünceler sürekli tekrarlanıyor, yeni bir sonuca ulaşılmıyor ve kişinin yaşamını zorlaştırıyorsa düşünme biçimini değiştirmek için adım atmak yararlı olabilir.

Her ihtimali düşünmek, her ihtimali kontrol edebileceğiniz anlamına gelmez. Bazen yapılabilecek en iyi şey, eldeki bilgiyi değerlendirmek, mümkün olan adımı atmak ve geri kalan belirsizliğe bir miktar alan tanımaktır.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa