Mahmut Tanal'dan cunta ve Ekrem İmamoğlu değerlendirmesi!

Cumhuriyet Halk Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, cunta ve Ekrem İmamoğlu, tartışmalarıyla ilgili Ankara Masası'na önemli açıklamalarda bulundu.

ZEÇ
Zülfinur Ecem Çetin Muhabir
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Mahmut Tanal'dan cunta ve Ekrem İmamoğlu değerlendirmesi!
ZEÇ
Zülfinur Ecem Çetin Muhabir

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'un tutuklanması ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kullandığı "cunta" ifadesi siyaset gündeminden düşmüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz haftalarda tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "cunta" ifadesini kullandı.

Özgür Özel'e tepkiler yağarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine "cunta başkanı" diyen Özel'e 500 bin liralık tazminat davası açtı.

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, cunta ve Ekrem İmamoğlu gündemiyle ilgili Ankara Masası'na özel açıklamalarda bulundu. 

"siyasiler en sert eleştirileri tahammül etmek zorundadır"

Ankara Masası'ndan Ecem Çetin'in sorularını yanıtlayan Mahmut Tanal, siyasilerin en sert eleştirilere tahammül etmek zorunda olduğunu söyledi. 

"Su anda yargı adeta yürütmeyle, iktidarla birlikte hareket ediyor"

Mahmut Tanal, "Yani siyasiler bu sert tartışmaları tahammül etmeksizin her siyasi eleştiriyi mahkemeye taşırsa...Bu sefer mahkemelerde cumhurbaşkanı ne diyor ona göre karar veriyorlar. Şu anda yargı adeta yürütmeyle birlikte hareket ediyor. İktidarla birlikte hareket ediyor" dedi.

"YARGI BASKI ALTINDA"

"Yargıya sürekli bir gözdağı da veriyorlar" diyen CHP Milletvekili Tanal, yargının baskı altında olduğunu söyledi. Tanal, tarafsız ve bağımsız bir yargının da olmadığını ifade etti.

"SİNDİRME VE KORKUTMA"

Mahmut Tanal, şöyle devam etti:

"Yani burada cumhurbaşkanının en ağır sert eleştirilere tahammül etmesi lazım. Ne Turgut Özal bu kadar dava açtı. Ne Kenan Evren açtı. Ne Fahri Korutürk açtı. Ne rahmetli Demirel açtı. Hiç kimse bu kadar dava açmadı ki. Davayla adeta sindirme ve korkutmanın peşinde. Teorik olarak bakıldığı zaman, bu ülkede sen kalkıyorsun baroları kapatıyorsun. Kalkıyorsun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına kayyım atamak için yapıyorsun. Sen kalkıyorsun CHP'nin genel merkezine, il başkanlığına kayım olarak atamaya çalışıyorsun. Peki buna ne denilir? Bu rejimin adı ne olur? Türkiye'de temel hak ve özgürlüklerden bahsedebiliyor muyuz? Yani çocuklar kalkıp bir demokratik, barışçıl, silahsız bir toplantı ve gösteri yürüyüş hakkını kullanıyorsa dahi, bu çocuklara bir terörist muamelesi yapılıyorsa bu rejimin adı demokrasi olabilir mi? Bu rejimin adı otoriter değil de nedir, bunun başka bir adı nedir yani? Çünkü dünya siyaset sistemlerinde, sistemlerin adlarında bu sistemlerin dışında; otoriter, faşizm, demokrasi, sosyalizm veya komünist bu sistemlerin dışında başka hangi ülkeye benziyor şu anda Türkiye? Malezya'da mesela şu andaki devlet başkanı daha önceki devlet başkanın karşısına çıkıyor güçlü bir figür olarak aynen bugün Ekrem İmamoğlu'nun Tayyip Bey'in karşısına çıktığı gibi. Bugünkü Ekrem Bey'e yapılan o format suçlamalar neyse aynısını da onu yapıyorlar. Cezaevine attılar. Adam cezaevinden çıktı şu anda devlet başkanı. Pakistan'da aynı şey oldu. Mısır'da aynısı oldu" 

"Bunun adı demokratik bir seçimde olmaz"

Tanal, "Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı değilim demiş olsaydı onun diploması iptal edilir miydi? Edilmezdi. Bugün cezaevinde olur muydu? Olmazdı. Niye? Güçlü rakip. Ben seçim dışına atayım. Peki güçlü rakibi seçim dışına atan rejimin adı ne olur? Bu demokrasi mi? Yani sadece sandığa gitmek, otoriter rejimlerde de sandık var ama o sandık; seçim sandığı adil değilse, demokratik değilse, yani muhalifin de iktidar olabilme şansını, fırsatını tanımıyorsa bunun adı demokrasi olmaz. Bunun adı demokratik bir seçimde olmaz" dedi. 

CUMHURBAŞKANI, AÇTIĞI DAVADA HAKSIZ VE HUKUKSUZ 

Muhabirimizin "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açtığı tazminat davası" ile ilgili sorusuna, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açtığı davanın haksız ve hukuksuz olduğu yanıtını veren CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, tamamen bunun bir baskılamaya yönelik olduğunu ifade etti. Türkiye'nin hukuk güvenliğine ihtiyacını olduğunu belirten Tanal, "Hukuk güvenliği olursa yerli ve yabancı yatırımcı, yatırımcı yapar. Bu ülkede yatırım olur. Bu ülkede işsizlik ve enflasyon düşer. Bu kadar ekonomi krize derinleşmez. Onun sözü ne istiyorsunuz? Hukuk güvenliğini de istiyoruz. Temel hak özgürlükleri de istiyoruz. Temel hak ve özgürlükler uğruna güvenlikten vazgeçmiyoruz. Güvenlik uğruna temel hak özgürlükle de vazgeçmiyoruz" ifadelerini kullandı. 

"bizim yargımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür. En büyük itibarsızlaştırma operasyonudur bu"

"Ekrem İmamoğlu, hukuk kırıntısı olmuş olsaydı tutuklanmaması gerekiyordu" diyen Mahmut Tanal, şunları söyledi: 

"Tutuklanma gerekçesi; 'kaçacak'. İmamoğlu'nu götürüp sınırın dışından oraya bir zincire de vursanız gelip burada Cumhurbaşkanı seçimlerine katılmak için o zincirleri kırar ülkesine gelir. Yani bu şekilde bir insanı itham bundan daha ağır bir itham olamaz. Adam hem cumhurbaşkanı adayı hem Büyükşehir Belediye Başkanı. Efendim diyor ki yurt dışına kaçacak diyor. Ya kusura bakmasın buna çocuklar güler. Bir insan, cumhurbaşkanı adayı olacak hem Büyükşehir Belediyesi hem de Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı... Bu şekilde algı yaratmak suretiyle itibarsızlaştırma hiç kimsenin hakkı yok. İnsanın lekelenmeme hakkı var. Daha halen hakkında bir kesinleşmiş mahkumiyet kararı yok. Siz kalkacaksınız terörden dolayı yargılanıp mahkumiyet kararı olan insanlar cezaevine atmayacaksınız ama Ekrem İmamoğlu'nu kalkıp algı yönetmek ve itibar suikastı amacıyla cezaevine atacaksınız. Bunu, hukuk devleti olan bir ülke kabul etmez. Beğenmedikleri bu on iki eylül anayasası var ya, bu anayasa kabul etmez mi? Etmiyor. Diyor ki zaten kişinin mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar masumdu diyor. Kaldı ki sen kalkıyorsun yapay deliller yaratıyorsun. Delilin ciddi olması lazım. Delilin samimi olması lazım. Delilin dürüst olması lazım. Yani kalkıp kötü sorgu yöntemleriyle, yasak sorgu yöntemleriyle, yasak delil yöntemleriyle, delil uydurarak davayı vesaire açmaman lazım. Bu bizim Türk yargısına, bu bizim hukuk devletine, bu bizim yargımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür. En büyük itibarsızlaştırma operasyonudur bu"

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa