İnanılmaz gerçek! Orta Çağ’da insanlar hiç yıkanmaz mıydı? Tarihçilerden şaşırtan yanıtlar
Orta Çağ denildiğinde akla genellikle hijyen yoksunluğu, kirli sokaklar ve hiç yıkanmayan insanlar geliyor. Peki bu ne kadar doğru? Gerçekten Orta Çağ insanları hiç yıkanmıyor muydu? Tarihçilerin ortaya çıkardığı bilgiler, bu yaygın inanışı tersine çevirecek nitelikte. İşte detaylar...
Orta Çağ’da Hijyen Anlayışı
Avrupa’da Orta Çağ boyunca hijyen anlayışı günümüzden oldukça farklıydı. Kilisenin etkisi, suyun hastalık getirdiğine dair inançlar ve savaşların yarattığı koşullar, yıkanma alışkanlıklarını ciddi şekilde sınırladı. Ancak bu durum, insanların hiç yıkanmadığı anlamına gelmiyor.

Hamamlar ve Yıkanma Kültürü
Özellikle Orta Çağ’ın erken dönemlerinde Avrupa’da hamam kültürü yaygındı. Roma İmparatorluğu’ndan miras kalan bu alışkanlık, pek çok şehirde halka açık banyolarla devam etti. İnsanlar buralarda sadece yıkanmakla kalmıyor, sosyalleşiyordu da. Ancak 14. yüzyıldaki veba salgınlarıyla birlikte, kalabalık hamamların hastalık yaydığına inanıldı ve bu kültür zamanla geriledi.

Kilisenin Etkisi
Hristiyan dünyasında kilise, beden temizliğini ikinci plana atarak ruh temizliğine önem veriyordu. Çok sık yıkanmak, lüks ve günah olarak görülebiliyordu. Bu nedenle Orta Çağ’ın ilerleyen dönemlerinde insanlar yıkanmayı azalttı.
Gerçekten Hiç Yıkanmıyorlar mıydı?
Tarihçiler, Orta Çağ insanlarının tamamen yıkanmaktan uzak olmadığını belirtiyor. Özellikle köylüler, nehirlerde veya göletlerde sık sık yıkanıyordu. Ayrıca saç, el ve yüz temizliği günlük hayatın bir parçasıydı. Soğuk bölgelerde ise yıkanma alışkanlıkları daha seyrek görülüyordu.

Orta Çağ’da Temizlik Araçları
Bitki özleri ve sabun benzeri karışımlar temizlikte kullanılıyordu.
Sirke ve şarap ile eller ve yüz temizlenebiliyordu.
Giysiler sık sık değiştirilip güneşte havalandırılıyordu.
Sonuç: Efsaneler Abartıyor!
Orta Çağ’da insanlar günümüz standartlarına göre daha az yıkanıyordu, ancak “hiç yıkanmıyorlardı” demek doğru değil. Hijyen anlayışları dini inanışlar, salgın hastalıklar ve toplumsal şartlara göre değişiklik gösteriyordu.