Ankara’da memur ve işçi artık oda mı kiralıyor?
Ankara’da yükselen kiralar karşısında öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli personel, oda kiralama ve bir evde üç aile yaşama mecburiyetinde kaldığını anlatıyor; Ankara’daki kamu çalışanlarının barınma krizi, lojman ve sosyal konutla mı çözülecek, yoksa yeni bir kira desteği modeline mi ihtiyaç var?
Ankara’da özellikle yeni atanan öğretmenler, hemşireler, güvenlik görevlileri ve yardımcı hizmetler sınıfı personel, maaşlarının yarısını aşan kiralar nedeniyle ya oda kiralamaya ya da aynı evi birkaç aileyle paylaşmaya yöneliyor. Çankaya, Yenimahalle, Keçiören, Etimesgut ve Mamak gibi yoğun ilçelerde kiralar orta gelirli kamu çalışanı için dahi erişilmesi zor seviyelere çıkarken, mevcut lojman kapasitesi ve kira yardımı imkânları bu yükü hafifletmekte yetersiz kalıyor.
ANKARA’DA ÖĞRETMEN VE HEMŞİRE KİRA YÜZÜNDEN ODA PAYLAŞIYOR
Son yıllarda kiraların hızla yükselmesiyle Ankara’da görev yapan çok sayıda öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli personel, klasik “2+1 ev kiralama” modelini terk etmek zorunda kaldı.
Özellikle:
- Yeni atanan öğretmenler ve sözleşmeli personel, maaşının büyük bölümünü kiraya vermemek için oda kiralama yoluna gidiyor.
- Bazı mahallelerde, aynı dairede iki ya da üç memur ailesinin birlikte yaşadığı, mutfak ve salonu ortak kullandığı düzenler yaygınlaşıyor.
- Şehir dışından Ankara’ya atanan bekar personel, 3–4 kişi aynı evde yatak odalarını paylaşarak kira yükünü bölmeye çalışıyor.
Bu tablo, Ankara’daki kamu çalışanları arasında barınma sorununun artık sadece “yüksek kira şikâyeti” olmaktan çıkıp, insan onuruna yakışır yaşam koşulu tartışmasına dönüştüğünü gösteriyor.
YÜKSEK KİRA ANKARA’DA MAAŞ–GEÇİM DENGESİNİ BOZUYOR
Ankara’da kiralar, özellikle merkezi ilçelerde son yıllarda ciddi artış gösterdi. Öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli gibi mesleklerde:
- Net gelirin önemli bir kısmı kiraya ayrılıyor; kira/maaş oranı birçok çalışan için kritik eşiği aşıyor.
- Kira yetmeyince fatura, ulaşım, gıda gibi kalemlerde kısıntı yapılmak zorunda kalınıyor.
- Evli ve çocuklu kamu çalışanları, çocuğun eğitimi ve bakım masraflarını da ekleyince ciddi bir geçim baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
Hâlihazırda bazı kurumlarda sınırlı kira yardımı veya lojman imkânı bulunsa da, Ankara’daki kamu personelinin büyük çoğunluğu bu kapsamın dışında kalıyor.

LOJMAN SAYISI ANKARA’DA TALEBİ KARŞILAMADA YETERSİZ KALIYOR
Kamu lojmanları, Ankara’daki barınma krizine karşı önemli bir güvenlik supabı olabilecek potansiyele sahip. Ancak:
- Mevcut lojman sayısı, başkentte görev yapan öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli personelin ihtiyacının çok altında kalıyor.
- Lojmanların önemli bir kısmı, bakanlık merkez teşkilatında görev yapan kadrolu ve kıdemli personele tahsis ediliyor; okul, hastane ve güvenlik birimlerinde çalışan alt gelir grupları lojman sırasına girmekte zorlanıyor.
- Bazı eski lojmanların ekonomik ömrünü doldurması ve kentsel dönüşüm planları, mevcut kapasiteyi de daraltabiliyor.
Bu nedenle Ankara’da birçok kamu çalışanı için lojman, hâlâ “duyulan ama ulaşılamayan” bir imkân olarak kalıyor.
MEVZUAT KİRA VE BARINMA KONUSUNDA SINIRLI GÜVENCE SAĞLIYOR
Mevzuat açısından bakıldığında:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili düzenlemeler, lojman tahsisi, yol yardımı, tayin gibi başlıklarda çerçeve çiziyor.
Ancak kira artışlarına karşı özel bir kamu çalışanı barınma koruması ya da “asgari barınma desteği” gibi doğrudan bir güvenceden söz edilmiyor.
Kira artışları, genel kira hukuku çerçevesinde (konut kiralarına getirilen sınırlamalar, TÜFE oranları vb.) kontrol altına alınmaya çalışılıyor; fakat Ankara’daki kiralık konut arzı, nüfus hareketleri ve enflasyon etkisi, kamu çalışanı için bu sınırları pratikte çoğu zaman yetersiz kılıyor.
Bu nedenle öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli personelin yaşadığı oda kiralama ve bir evde üç aile yaşama deneyimi, mevzuatın öngördüğünden çok daha ağır bir tablo ortaya çıkarıyor.
“BİR EVDE ÜÇ AİLE” MODELİ SAĞLIK VE MAHREMİYET SORUNU DOĞURUYOR
Ankara’da kirayı paylaşmak için aynı evde birden fazla ailenin yaşaması, kısa vadede ekonomik çözüm gibi görünse de, uzun vadede:
- Çocuklu ailelerde mahremiyet ve psikolojik rahatlık sorununa,
- Ortak kullanım alanları nedeniyle hijyen ve sağlık risklerine,
- Ev içi ilişkilerde gerilim ve sosyal çatışmalara yol açabiliyor.
Özellikle nöbet usulü çalışan hemşire ve güvenlik görevlileri için, kalabalık ev düzeni dinlenme ve uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek iş performansını düşürebiliyor.
SENDİKALAR ANKARA’DA KİRA VE LOJMAN İÇİN YENİ MODEL TALEP EDİYOR
Ankara’daki eğitim, sağlık ve kamu emekçileri sendikaları, kira krizinin artık doğrudan kamu hizmetinin niteliğini etkilediğini belirterek çeşitli öneriler dile getiriyor:
Öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli gibi gruplar için kamu kira desteği veya “barınma ödeneği” benzeri modellerin gündeme alınması.
Lojman planlamasında, yalnızca merkez teşkilat değil, okul, hastane ve güvenlik birimlerinde görev yapan saha personelinin de öncelikli değerlendirilmesi.
Ankara’da belirli bölgelerde kamu personeline yönelik sosyal konut projeleri geliştirilmesi.
Bu talepler, kira krizinin yapısal boyutuna işaret ederken, çözümde merkezi ve yerel idarelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.

SOSYAL KONUT VE KİRA DESTEĞİ ANKARA’DA GÜNDEMDE YER TUTUYOR
Uzmanlar, Ankara özelinde barınma krizinin çözümü için birkaç temel başlık öneriyor:
Sosyal konut projeleri: Öğretmen, hemşire, güvenlik ve hizmetli personel için, işe yakın bölgelerde uzun vadeli, makul taksitli konut imkânları oluşturulması.
Bölgesel kira desteği: Kira seviyesi yüksek olan ilçelerde görev yapan kamu çalışanlarına, belirli kriterlere bağlı ek barınma desteği sağlanması.
Ulaşım–barınma dengesi: Merkezde ev bulamayan personel için, kent çeperinden merkeze güçlü ve ekonomik toplu ulaşım hatları ile ulaşılabilirliğin artırılması.
Bu politikalar, Ankara’da oda kiralama ve kalabalık ev paylaşımı gibi geçici çözümleri azaltarak, daha sürdürülebilir bir barınma modeli inşa edebilir.
ANKARA’DA BARINMA KRİZİ ÇÖZÜLMEZSE KAMU HİZMETİ OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR
Kira baskısı ve barınma sorunu devam ettikçe:
Bazı kamu çalışanları Ankara’da kalmakta zorlanıp tayin talebi ile başka illere gitmek isteyebilir.
Yeni atanan personel için Ankara, “yaşam maliyeti yüksek görev yeri” olarak daha az tercih edilir hale gelebilir.
Bu durum, eğitimden sağlığa pek çok alanda personel sürekliliğini ve hizmet kalitesini etkileyebilir.
Bu nedenle Ankara’daki kira krizinin sadece bireysel bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda kamusal bir planlama konusu olarak ele alınması gerektiği belirtiliyor.