Ankara’da Özel Güvenlik Çalışma Koşulları: Angarya, Düşük Ücret, Kimlik Baskısı
Ankara’daki özel güvenlik görevlileri AVM, site ve kamu kurumlarında hangi hak kayıplarıyla karşılaşıyor, kimlik kartı iptali korkusu onları nasıl savunmasız bırakıyor?
Ankara’da AVM’lerde, sitelerde ve kamu kurumlarında çalışan özel güvenlik görevlileri, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un çizdiği sınırlar ile sahadaki fiili uygulamalar arasına sıkışmış durumda çalışıyor. Uzayan vardiyalar, iş tanımı dışı görevler, kimlik kartı iptali baskısı ve düşük ücretler; başkentte on binlerce özel güvenlik emekçisini güvencesizliğe, sürekli bir geleceksizlik hissine ve ağır psikolojik strese sürüklüyor.
ANKARA’DA ANGARYA UYGULAMALARI YAYGINLAŞIYOR
Ankara’da özel güvenlik görevlilerinin en görünür sorunlarının başında, “iş tanımı dışı çalıştırma” yani angarya geliyor. 5188 sayılı Kanun güvenlik görevlisinin temel görevini; can ve mal güvenliğini sağlama, giriş-çıkış kontrolü yapma, önleyici ve destekleyici güvenlik tedbirlerini uygulama olarak tanımlıyor. Ancak başkentteki pek çok AVM, site ve kamu kurumu uygulamada bu sınırların dışına çıkıyor.
Başkentteki büyük AVM’lerde 12 saatlik vardiyalar boyunca, zaman zaman 10-11 saate varan “ayakta sabit nokta nöbeti” uygulaması özel güvenlik görevlileri arasında artık olağan kabul edilen bir işkenceye dönüşmüş durumda. Güvenlikler, oturmalarının yasaklanması nedeniyle dinlenemiyor, uzun vadede varis, bel fıtığı ve kas–iskelet sistemi hastalıkları ile baş başa kalıyor. Pek çok görevli, “çökersek görüntü bozulur” gibi gerekçelerle oturmanın amirleri tarafından açıkça engellendiğini aktarıyor.
SİTELERDE GÜVENLİK GÖREVLİLERİ KAPICI GİBİ KULLANILIYOR
Ankara’nın Çankaya, İncek, Eryaman gibi bölgelerinde yükselen lüks sitelerde özel güvenlik görevlilerinin işi çoğu zaman “site güvenliği” ile sınırlı kalmıyor.
Görevliler, çöp toplama, kargo taşıma, site sakinlerinin market poşetlerini daireye çıkarma, hatta zaman zaman vale hizmeti verme gibi görevlerle karşı karşıya kalıyor. Bu işler hem 5188 sayılı Kanun’daki görev tanımıyla hem de İş Kanunu’nun işçinin rızası olmadan esaslı görev değişikliği yapılamayacağına ilişkin ilkesiyle çelişiyor.
Ancak pratikte, işe ihtiyaç duyan güvenlik emekçileri “ya yap, ya çık git” baskısıyla bu angaryayı kabullenmek zorunda kalıyor. Şikâyet edenlerse çoğu zaman “uyumsuz eleman” yaftasıyla başka bir projeye sürülüyor ya da işten ayrılmaya zorlanıyor. Sendikalar, Ankara’daki site projelerinde güvenlik dışı işlere zorlanmanın sistematik hâle geldiğini özellikle vurguluyor.

KAMU KURUMLARINDA GÜVENLİK GÖREVLERİ BELİRSİZLEŞİYOR
Ankara’daki kamu kurumlarında çalışan ve KHK’larla taşerondan kadroya geçen pek çok özel güvenlik görevlisi, kağıt üzerinde “4/D sürekli işçi” statüsünde olsa da, fiiliyatta amirlerin keyfi talimatlarıyla güvenlik dışı işlerde görevlendirildiğini dile getiriyor. Bazı kurumlardan gelen bilgilere göre, güvenlik personeli zaman zaman evrak takibi, mutfak–çay ocağı desteği, fotokopi işleri ya da şoförlük gibi işlerde kullanılabiliyor.
Bu durum, işçinin yaptığı iş üzerinde söz ve denetim hakkına sahip olması gereken düzenlemelerle çakışıyor. Fakat kamu kurumlarındaki hiyerarşik yapı ve “emre itaatsizlik” baskısı, güvenlikçilerin itiraz kanallarını fiilen tıkıyor. Sendikalar, Ankara merkezli eylemlerde “güvenliğin güvenliğe dönmesi, güvenlik dışı işlerin son bulması” talebini öne çıkarıyor.
KİMLİK KARTI İPTALİ ANKARA’DA “SİVİL ÖLÜM”E YOL AÇIYOR
Ankara’da özel güvenlik görevlilerinin en büyük korkusu ise, Valilik onayıyla verilen özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesi. 5188 sayılı Kanun uyarınca kimlik kartı almak ve beş yılda bir yenilemek zorunlu. Ancak uygulamada, özellikle Ankara Valiliği bünyesindeki komisyon kararları üzerinden yürüyen iptal süreçleri ciddi bir baskı aracına dönüşmüş durumda.
Hukukçular, bazı kimlik iptallerinin henüz kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan soruşturmalar, istihbari bilgiler ya da basit nitelikli suçlamalar gerekçe gösterilerek yapıldığını, bunun da hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini vurguluyor. Kimlik kartı iptal edilen bir özel güvenlik görevlisi, başka bir iş bulması son derece güç bir noktada, adeta “sivil ölüm”e itilmiş oluyor. Özellikle Ankara’da, kamu ve özel sektörün güvenlik kadroları yoğun olduğu için, bu kartın kaybı doğrudan ekmeğin kaybı anlamına geliyor.
KİMLİK YENİLEME MALİYETLERİ GÜVENLİĞİN SIRTINA YÜKLENİYOR
Kimlik kartı sorunun bir diğer boyutu da ekonomik yük. Yenileme için zorunlu olan eğitim ücretleri, sınav harçları ve sağlık raporları, çoğu zaman işveren tarafından değil, asgari ücret civarında maaş alan güvenlik görevlisi tarafından karşılanıyor.
Ankara’da faaliyet gösteren sendikalar, bu toplam maliyetin kimi zaman bir aya yakın maaşa denk geldiğini, birçok çalışanın bu masrafı borçlanarak karşıladığını belirtiyor.
Bazı projelerde firmalar, “senin lisansın, sen ödeyeceksin” anlayışıyla maliyeti tamamen çalışana yüklüyor. Bu da zaten kırılgan olan gelir–gider dengesini altüst ediyor. Yenileme dönemlerinde ödemesini yapamayan bazı güvenlik görevlileri ise kimlikleri zamanında çıkmadığı için geçici işsizlikle karşılaşıyor.

EKONOMİK HAK KAYIPLARI ANKARA’DA DERİNLEŞİYOR
Ankara’da hayat pahalılığı artarken, özel güvenlik görevlilerinin büyük çoğunluğu asgari ücret veya buna çok yakın ücretlerle geçinmeye çalışıyor. Barınma ve ulaşım giderleri başkentte yükseldikçe, güvenlik görevlilerinin reel geliri hızla eriyor. Bunun üzerine bir de promosyon, fazla mesai ve yan haklardaki kayıplar ekleniyor.
Bankaların maaş anlaşmaları kapsamında ödedikleri promosyonların pek çok taşeron güvenlik firması tarafından işçilere yansıtılmadığı, şirket hesabına gelir olarak geçirildiği iddiaları sık sık gündeme geliyor. Ankara’daki çeşitli kamu kurumlarında çalışan güvenlikler, promosyon ve “tayin/tahsis” bedeli gibi ödemelerin adil dağıtılması için defalarca basın açıklaması yaptı.
FAZLA MESAİ VE RESMİ TATİLLER YETERİNCE ÖDENMİYOR
AVM ve site projelerinde yoğun olarak uygulanan 12/36 ya da 2/2/2 vardiya sistemleri, fiili olarak fazla mesaiyi kaçınılmaz kılıyor. Buna rağmen Ankara’daki pek çok özel güvenlik görevlisi, resmi tatil ve bayram çalışmalarının ya hiç ödenmediğini ya da eksik yansıtıldığını anlatıyor. Bazı işyerlerinde, fazla mesai ücretinin yerine “izin” kullandırıldığı, ancak bu izinlerin tam kullandırılmadığı ya da vardiya planına göre eritildiği ifade ediliyor.
İş Kanunu’na göre resmi tatil ve bayram çalışmalarında ek ücret zorunlu olmasına rağmen, talepte bulunan görevli kimi projelerde hedefe konabiliyor. Sendikalar, fazla mesai ve resmi tatil ücretlerinin merkezî denetimlerle takip edilmesini talep ediyor.

YEMEK VE YOL ÜCRETLERİ GERÇEK MALİYETİ KARŞILAMIYOR
Ankara’da toplu ulaşıma gelen zamlar ve yemek fiyatlarındaki artış, özel güvenlik görevlilerini doğrudan etkiliyor. Ancak bazı firmalar, yemek kartı (Multinet, Sodexo vb.) limitlerini uzun süre güncellemiyor ya da çok düşük seviyede tutuyor. Aynı şekilde, yol ücreti adı altında ödenen tutarlar da Ankara’nın güncel ulaşım maliyetini çoğu zaman karşılamıyor.
Bu nedenle birçok güvenlik görevlisi, yemek kartını ay sonuna varmadan tüketiyor, ulaşım giderinin bir kısmını cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Düşük ücret, yetersiz yan haklar ve düzensiz çalışma saatleri birleştiğinde, Ankara’da özel güvenlik işi “yaşamaya yetmeyen bir meslek” olarak tarif ediliyor.
SENDİKALAR VE HUKUKÇULAR ANKARA’DAN UYARIYOR
DİSK/Güvenlik-Sen’in raporları, Ankara’daki AVM’lerde uzun çalışma saatleri, mobbing ve sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarılma iddialarının yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Türk-İş’e bağlı Güvenlik-İş Sendikası ise Ankara merkezli açıklamalarında, tek tip kıyafet, kimlik kartı iptalleri ve yıpranma payı hakkının tanınmamasını sıkça gündeme taşıyor.
Ankara Barosu’ndan hukukçular, 5188 sayılı Kanun’un özel güvenlik görevlilerini korumaktan çok cezalandırmaya açık hükümler barındırdığını, özellikle kimlik iptallerinde “katalog suçlar” dışındaki basit suçlamalara dayanılmasının hukuki devlet ilkesiyle bağdaşmadığını belirtiyor. Bazı basın kuruluşlarına yansıyan haberlerde de, ANKAmall ve Gordion örneğinde olduğu gibi “oturma yasağı” eylemleri ve promosyon hakkı protestoları dikkat çekiyor.
Sonuç olarak Ankara’daki özel güvenlik görevlileri, yetkisi sınırlı, sorumluluğu ağır, güvencesi ise pamuk ipliğine bağlı bir düzende ayakta kalmaya çalışıyor.
Birçok güvenlik emekçisi için, amirle yaşanacak en küçük tartışma sonrası tutulacak bir tutanak, sadece işini değil, Valilik onaylı kimlik kartını da kaybetme, dolayısıyla ekmeğinden olma ihtimali anlamına geliyor. Bu da başkentte, güvenliği sağlayanların kendi gelecekleri konusunda kendilerini güvende hissetmedikleri paradoksal bir tabloyu gözler önüne seriyor.