Ankara’da erkek şiddet mağdurlara destek var mı? Psikolojik, hukuki, barınma imkânları ne durumda
Ankara’da şiddet gören erkekler için gerçekten ulaşılabilir psikolojik, hukuki ve barınma desteği var mı, erkek mağdurlar neden yetkililere başvurmaktan kaçınıyor?
Ankara’da aile içi şiddet ve yakın ilişki şiddeti denildiğinde akla çoğunlukla kadınlar ve çocuklar gelse de, erkekler de bu tablonun görünmeyen mağdurları arasında yer alıyor.
Mevzuat, erkekleri de koruma şemsiyesi altına alırken, Ankara’daki pratik hem kurumsal altyapı hem de toplumsal algı açısından önemli boşluklar içeriyor. Özellikle barınma, psikolojik destek ve adli süreçlere erişim, erkek mağdurlar için hâlâ görünmez engellerle örülü durumda.
ANKARA’DA ERKEKLER İÇİN RESMİ DESTEK MEKANİZMALARI SINIRLI KALDI
Mevzuata göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), şiddet mağduru olan tüm bireylere – cinsiyet farkı gözetmeden – psikolojik, sosyal ve hukuki rehberlik sunmakla yükümlü. Bu çerçevede Ankara ŞÖNİM, başvuran erkek mağdurlara da danışmanlık veriyor, adli süreçler hakkında bilgilendiriyor ve gerektiğinde ilgili kurumlara yönlendiriyor.
Ancak uygulamada tablo daha farklı. Ankara’da kadınlar için yıllar içinde yaygınlaşan kadın konukevleri ağına karşılık, erkekler için benzer bir “erkek konukevi” altyapısı bulunmuyor. Bakanlık geçmiş yıllarda İstanbul ve İzmir’de pilot nitelikte erkek konukevleri açsa da, bu model Ankara’da kalıcı ve yaygın bir sığınma evi sistemine dönüşmedi.
Bu nedenle Ankara’da şiddet nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kalan bir erkeğin barınma ihtiyacı ortaya çıktığında, çoğunlukla valilik, kaymakamlık veya sosyal hizmet birimleri devreye giriyor. Mağdurlar, imkân ve kontenjana göre otel, pansiyon ya da kimsesizlere yönelik barınma imkanlarına yönlendiriliyor. Bu çözümler ise genellikle geçici, süre ve kapasite açısından sınırlı ve şiddet mağdurluğuna özgü bir destek kurgusundan uzak.
ALO 183 TÜM MAĞDURLARA AÇIK AMA ERKEK ODAKLI DEĞİL
Bakanlığın Alo 183 Sosyal Destek Hattı, 7/24 hizmet veren ve cinsiyet fark etmeksizin şiddet mağdurlarına psikolojik ve hukuki rehberlik sağlayan ulusal bir hat. Ankara’da yaşayan erkekler de bu numarayı arayarak, şiddet türüne, risk düzeyine ve ihtiyaçlarına göre yönlendirme talep edebiliyor.
Fakat hattın kamu spotları ve toplumsal algıdaki karşılığı, büyük ölçüde “kadına yönelik şiddet” teması üzerinden şekillenmiş durumda. Bu da erkek mağdurların kendilerini bu hattın doğal başvuru sahibi olarak görmesini zorlaştırıyor. Hattın teorik kapsayıcılığı ile pratikteki “erkek görünmezliği” arasındaki makas, Ankara özelinde de belirgin biçimde hissediliyor.
HUKUKİ KORUMA MEVZUATTA ERKEKLERİ DE KAPSIYOR
Şiddet mağdurlarına yönelik temel düzenlemelerden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, ismindeki “kadın” vurgusuna rağmen, hukuken yalnızca kadınları değil, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan tüm bireyleri kapsıyor.
Ankara’da şiddete maruz kalan bir erkek de bu kanun kapsamında Aile Mahkemesi’ne başvurarak:
- Faile karşı uzaklaştırma kararı,
- İletişim yasağı,
- Ortak konuttan uzaklaştırma,
- Gerekli hallerde geçici koruma tedbiri
gibi önlemler talep edebiliyor. Başvurular, risk değerlendirmesine göre hızla sonuçlanabiliyor.
Hukuki destek tarafında ise Ankara Barosu kritik bir konumda. Baro bünyesindeki Gelincik Merkezi esas olarak kadın ve çocuk mağdurlara odaklanırken, maddi durumu yetersiz olan erkek mağdurlar Ankara Barosu Adli Yardım Bürosu üzerinden ücretsiz avukat talep edebiliyor. Yani hukuk sistemine erişim, kağıt üzerinde cinsiyet ayrımı yapmıyor; ancak uzmanlaşmış bir “erkek mağdur” birimi de bulunmuyor.
BARINMA ALTYAPISI ERKEKLER İÇİN NEREDEYSE YOK HÜKMÜNDE
Ankara’da sığınma evi altyapısının odağında kadınlar ve çocuklar bulunuyor. Kadın konukevleri, şiddet mağduru kadınların güvenliği ve psikososyal iyileşmesi için görece kurumsallaşmış bir çerçeve sunarken, erkekler için benzer bir “erkek sığınma evi” uygulaması hayata geçirilmiş değil.
Şiddet nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kalan, ailesi veya sosyal çevresi tarafından dışlanan erkekler için barınma seçenekleri çoğunlukla:
- Geçici kamu misafirhaneleri,
- Kimsesizler için barınma merkezleri,
- Geçici otel/pansiyon konaklamaları
üzerinden yürütülüyor.
Bu yerler, şiddet mağdurluğuna özgü uzman personel, psikolojik destek ve güvenlik protokollerine sahip olmadığı için, mağdurların travma sonrası iyileşme süreci sekteye uğrayabiliyor.
TOPLUMSAL ERKEKLİK ALGISI ERKEK MAĞDURU SUSTURUYOR
Ankara’daki kurumsal tablonun ötesinde, erkek mağdurların başvuru yapmaktan çekinmesinin en belirleyici faktörü toplumsal cinsiyet rolleri ve “erkeklik” algısı.
Toplumda yerleşik olan “erkek güçlüdür, dayanıklıdır, koruyucudur” kalıbı, erkeğin kendisini “mağdur”, “korunmaya muhtaç” veya “yardıma ihtiyaç duyan” biri olarak ifade etmesini zayıflıkla özdeşleştiriyor. Şiddet gördüğünü kabul etmek, birçok erkek için sadece fiziksel bir yaralanmayı değil, “erkeklik kimliğinde bir çatlak” olarak yorumlanıyor.
Şiddet, kamuoyunda ve medyada çoğunlukla “erkek fail – kadın mağdur” denklemi üzerinden anlatıldığı için, mağdur koltuğunda oturan bir erkek adeta “toplumsal anomali” gibi algılanabiliyor. Bu da erkeklerin hikâyelerini gizlemesine, hatta kendilerine bile itiraf etmekte zorlanmasına yol açıyor.
“BANA İNANMAZLAR” KAYGISI BAŞVURUNUN ÖNÜNÜ KESİYOR
Ankara’da erkeklerin destek mekanizmalarına müracaat etmesinin önündeki en somut bariyerlerden biri de inanılmama korkusu.
Destek kurumlarının dili, kamu spotları ve farkındalık kampanyalarının neredeyse tamamı kadına yönelik şiddet çerçevesinde kurgulandığı için, erkekler:
- Başvurularının ciddiye alınmayacağını,
- Alaya alınacaklarını, küçümseneceklerini,
- “Erkek adamsın, dayanamıyor musun?” gibi tepkilerle karşılaşacaklarını
düşünebiliyor.
Örneğin bir erkeğin Ankara’da herhangi bir karakola giderek “Eşim beni dövüyor, tehdit ediyor” demesi halinde, karşısındaki görevlinin olayı hafife alma ihtimali, erkeklerin zihninde gerçek bir risk olarak yer ediyor. Bu kaygı, hukuki ve psikolojik destek mekanizmalarına başvuruyu daha başlamadan frenliyor.
ERKEKLER FAIL OLARAK KODLANDIĞI İÇİN MAĞDUR OLARAK GÖRÜLMEKTE ZORLANIYOR
Aile içi çatışmalarda, özellikle fiziksel güç dengesinin erkek lehine olduğu varsayımı nedeniyle, erkeklerin otomatik olarak “saldırgan”, kadınların ise “mağdur” olduğu kabul edilebiliyor. Bu ön kabuller, başvurusunda şiddete maruz kaldığını anlatan bir erkeği, sistem nezdinde de şüpheli bir konuma itebiliyor.
Erkek mağdurlar, destek istedikleri sırada:
- “Acaba beni asıl fail sanırlar mı?”,
- “Karşı tarafın beyanı daha çok mu dikkate alınır?”,
- “Şikâyetçi olurken ben mi suçlanırım?”
gibi endişeler taşıyabiliyor. Bu da özellikle adli mercilere başvuruda ciddi bir psikolojik bariyer oluşturuyor.
ANKARA’DA ERKEK MAĞDUR İÇİN MEVCUT YOLLAR NELER?
Ankara’da şiddet mağduru bir erkeğin başvurabileceği temel kanallar şöyle özetleniyor:
Acil Müdahale:
- Polis 155, Jandarma 156
- Cinsiyet ayrımı olmaksızın olaya müdahale ediyor, tutanak tutuyor, gerektiğinde koruma mekanizmalarını devreye sokuyor.
Danışma ve Yönlendirme:
- Alo 183, Ankara ŞÖNİM
- Psikolojik ve hukuki rehberlik sağlıyor, barınma için ise çoğunlukla alternatif çözümler (otel, misafirhane vb.) üretiyor.
Hukuki Destek:
- Ankara Barosu Adli Yardım Bürosu
- Maddi durumu yetersiz olan erkek mağdurlara ücretsiz avukat desteği sunuyor. Gelincik Merkezi ise ağırlıklı olarak kadın ve çocuk dosyalarına yoğunlaşıyor.
Barınma İmkanları:
- Valilik, kaymakamlık ve yerel sosyal hizmet birimleri
- Özel bir “Erkek Sığınma Evi” olmaması nedeniyle, geçici kamu misafirhaneleri, barınma merkezleri ve anlaşmalı konaklama yerleri kullanılıyor.
SİSTEM ERKEKLERİ “GENEL MAĞDUR” HAVUZUNA ATIYOR
Sonuç itibarıyla Ankara’da erkek şiddet mağdurlarına yönelik sistem, mevzuat bakımından kapsayıcı görünse de, sahadaki kurumsal ağ “özelleşmiş” olmaktan uzak.
Erkekler, çoğu zaman “genel mağdur” kategorisi içinde değerlendiriliyor; kendilerine yönelik, isimlendirilmiş, görünür bir hizmet ağı bulmakta zorlanıyor.
Başvuru sayılarının düşüklüğünün tek nedeni hizmet eksikliği değil. En az bunun kadar etkili olan, erkeğin mağduriyetini dile getirmesini “erkekliğe sürülmüş leke” olarak gören toplumsal baskı.
Ankara’da erkek mağdurlar, hem sistemin kör noktalarıyla hem de toplumun katı erkeklik kalıplarıyla aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.