Ankara’nın yeşil papağanları nereden çıktı, tehlike mi renk mi?

Ankara’nın parklarını saran yeşil papağanlar Esenboğa’dan kaçan kaçak kuşlar mı, yoksa gizli bir istilacı tür mü? Kent ekosistemi için risk ne?

ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’nın yeşil papağanları nereden çıktı, tehlike mi renk mi?
ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör

Ankara’da Altınpark, Botanik Park ve çevresinde son yıllarda sıkça görülen yeşil papağan sürüleri, hem kuş gözlemcilerinin hem de kent sakinlerinin ilgisini çekiyor. Asya ve Afrika kökenli bu tropikal türler, Ankara iklimine uyum sağlayarak kalıcı koloni oluşturuyor; yerli kuş türleriyle yuva rekabetine giriyor ve “istilacı yabancı tür” tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.

ANKARA’DA GÖRÜLEN TÜRLER KENTİN YENİ SAKİNLERİNİ OLUŞTURUYOR

Uzmanlara göre Ankara semalarında gördüğümüz “yeşil papağanlar” aslında iki türden oluşuyor. En yaygın olanı, bilimsel adı Psittacula krameri olan Yeşil Papağan. Kırmızı gagası, fıstık yeşili gövdesi ve özellikle erkek bireylerde belirginleşen siyah-pembe boyun halkasıyla tanınıyor. Diğer tür ise Psittacula eupatria, yani İskender Papağanı. Gövde rengi benzer olsa da daha iri yapılı, daha büyük gagalı ve kanatlarında kırmızı bir leke ile ayırt ediliyor.

Her iki tür de doğal olarak Güney Asya ve Sahra Altı Afrika kökenli. Ancak bugün Londra, Brüksel, Berlin gibi Avrupa kentleriyle birlikte İstanbul ve Ankara’da da yerleşik popülasyonlar oluşturmuş durumda. Ankara’da özellikle Altınpark, Gençlik Parkı, Botanik Park ve büyük mezarlık alanları, yaşlı ağaçların yoğunluğu sayesinde bu papağanlar için cazip yaşam alanları sunuyor.

ESENBOĞA EFSANESİ ANKARA’DA GERÇEKLE KARMAŞIYOR

Ankara’daki yeşil papağanların hikâyesi, şehir efsanesi tadındaki bir anlatıyla hafızalarda yer etmiş durumda. Sıkça aktarılan iddiaya göre, 1990’ların sonuna doğru Esenboğa Havalimanı gümrüğünde kaçak yolla Türkiye’ye sokulmak istenen çok sayıda papağan yakalandı. Mevzuat gereği el konulan bu kuşların nakledilmesi sırasında yaşanan bir kaza ya da kafeslerin açılmasıyla birlikte yüzlercesi doğaya karıştı.

Alan çalışmaları ve kuş gözlemleri ise bu popülasyonun tek bir kazaya bağlı olamayacak kadar çeşitli ve yaygın olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Ankara’daki yeşil papağan varlığının “karma bir kaçış hikâyesi” olduğunu vurguluyor. 

ANKARA SOĞUĞU TROPİKAL TÜRLERE UYUM İMKÂNI SAĞLIYOR

Tropikal kökenli bu kuşların Ankara’nın kuru ayazına nasıl dayandığı, kentte en çok merak edilen başlıklardan biri. Hava sıcaklığının zaman zaman -10 dereceyi bulduğu kış gecelerinde bile hayatta kalmayı başaran papağanlar, biyolojik uyum stratejileriyle dikkat çekiyor.

Uzmanlar bu uyumun üç ana başlıkta toplandığını belirtiyor:

  • ŞEHİR ISI ADASI KENTİN ÜZERİNE BATTANİYE ÖRTÜYOR

“Şehir ısı adası” (urban heat island) olarak bilinen olgu, Ankara örneğinde de etkili. Yoğun betonlaşma, asfalt yüzeyler, araç trafiği ve binaların yaydığı ısı, kent merkezini kırsal çevreye göre birkaç derece daha sıcak tutuyor. Bu durum, özellikle gece sıcaklıklarının düşüşünü yumuşatarak papağanların kış aylarında hayatta kalma şansını artırıyor. Altınpark, Botanik ve şehir içi parklar bu ısı adası etkisinden doğrudan yararlanıyor.

  • AĞAÇ KOVUKLARI DOĞAL ISI YALITIMI SAĞLIYOR

Yeşil ve İskender papağanları yuva inşa etmiyor, mevcut ağaç kovuklarına yerleşiyor. Ankara’nın eski parklarındaki yaşlı ağaçların derin kovukları, kış aylarında doğal bir yalıtım görevi görüyor. Kalın gövdenin iç boşlukları, rüzgârı kesiyor ve ani ısı kaybını engelliyor. Papağan sürüleri, özellikle soğuk gecelerde kovuklarda birbirine sokularak vücut ısılarını paylaşıyor ve bu sayede tropik kökenlerine rağmen Ankara iklimine uyum sağlayabiliyor.

  • ESNEK BESLENME STRATEJİSİ YAŞAM ŞANSINI ARTIRIYOR

Bu türler oportünist beslenme davranışlarıyla biliniyor. Ankara’da çam kozalakları, ağaç tomurcukları, tohumlar, süs bitkilerinin meyveleri, sokak ve park çevresine bırakılan ekmek parçaları ve zaman zaman çöp kutularındaki gıda artıkları besin kaynağı oluşturuyor. Yazın parklardaki meyve ağaçları, kışın ise çam ağaçları ve kent içi atıklar onların adeta “açık büfe”si haline geliyor. Bu esneklik, sert iklim koşullarında bile şehirde tutunmalarını sağlıyor.

İSTİLACI TÜRLER YERLİ KUŞLARLA ÇATIŞMAYA NEDEN OLUYOR

Yeşil papağanların Ankara’nın gökyüzüne kattığı renk ve hareketlilik, ekolojik açıdan tartışmasız bir zenginlik görüntüsü sunuyor. Ancak işin bilimsel tarafında, bu kuşların “istilacı yabancı tür” olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü şehir ekosistemine dışarıdan geliyor, hızla çoğalıyor ve yerli türlerle doğrudan rekabete giriyorlar.

YUVA REKABETİ YERLİ TÜRLER ÜZERİNDE BASKI KURUYOR

Ankara’nın doğal kuş faunasında yer alan ağaçkakanlar, sıvacı kuşları, baştankaralar ve serçeler gibi pek çok tür de ağaç kovuklarını barınma alanı olarak kullanıyor. 

Ağaçkakanlar çoğu zaman bu kovukları kendileri oyarak oluşturuyor. Papağanlar ise hazır bulunan bu oyuklara yerleşmeyi tercih ediyor. Sürü halinde hareket eden, güçlü gagalı ve agresif davranışlar sergileyebilen papağanlar, yuvalar için girdikleri rekabette yerli türleri dezavantajlı konuma itiyor. Uzmanlar, uzun vadede yuva bulamayan yerli türlerin popülasyonlarında azalma riskine dikkat çekiyor.

GÜRÜLTÜ VE YOĞUNLUK MAHALLE YAŞAMINI ETKİLİYOR

Bu papağanlar yüksek perdeli, keskin ötüşleriyle biliniyor. Özellikle akşamüstü ve sabah erken saatlerde büyük sürüler halinde tek bir ağaca konduklarında, çıkardıkları sesler kent sakinleri için gürültü kirliliği kaynağına dönüşebiliyor. Bazı mahallelerde vatandaşlar, günün belirli saatlerinde artan ses düzeyi nedeniyle şikâyetlerini belediyelere iletiyor. Bu durum, istilacı türlerin sadece diğer kuşları değil, insan yaşam konforunu da etkileyebildiğini gösteriyor.

TARIM ALANLARI İÇİN ORTA VE UZUN VADEDE RİSK OLUŞTURUYOR

Şimdilik Ankara’daki yeşil papağanların büyük bölümü şehir içi park ve mezarlık alanlarıyla sınırlı görünüyor. Ancak Avrupa’da benzer türlerin meyve bahçeleri ve tahıl alanlarına yöneldiği ve ciddi ürün kayıplarına yol açtığı biliniyor. Uzmanlar, Ankara çevresindeki bağ ve bahçelere olası yayılımın, orta ve uzun vadede tarımsal zarar riskini artırabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle, popülasyonun büyüklüğü, dağılımı ve beslenme alışkanlıklarının düzenli olarak izlenmesi öneriliyor.

YERLİ KUŞLAR DOĞAL MİRAS, YABANCI PAPAĞANLAR KALICI İSTİLACI SAYILIYOR

Ankara’daki tabloyu anlamak için yerli kuşlarla yeşil papağanları yan yana düşünmek gerekiyor. Ağaçkakanlar, baştankaralar ve diğer yerli türler, Anadolu ve Avrasya kökenli, ekosistemin doğal parçası ve “doğal miras” olarak tanımlanıyor. Yuva ihtiyaçlarını çoğu zaman kendileri karşılıyor, böcek ve larvalarla beslenerek orman sağlığına katkı sunuyorlar.

Yeşil ve İskender papağanları ise Güney Asya ve Afrika kökenli, hazır ağaç kovuklarını tercih eden, sürü halinde yaşayan ve yüksek rekabet gücüne sahip türler olarak öne çıkıyor. Mevzuat açısından “yerleşmiş yabancı tür” ve biyolojik açıdan istilacı kategorisinde değerlendirilmeleri, yönetim planları için kritik önem taşıyor. Ankara özelinde, hem türlerin refahını gözeten hem de yerli faunayı koruyan dengeli bir yaklaşım ihtiyacı öne çıkıyor.

MEVZUAT VE ANKARA PRATİĞİ DENGE ARAYIŞINI ZORUNLU KILIYOR

Türkiye’de biyolojik çeşitliliğin korunmasına ilişkin mevzuat, genel çerçevede yabancı ve istilacı türlerin kontrolünü öngörüyor. Uygulamada ise şehir merkezlerinde, özellikle de vatandaşın sevdiği ve benimsemiş göründüğü türlerde, doğrudan müdahale yerine izleme ve bilinçlendirme ön plana çıkıyor. Ankara’da da belediyelerin ve doğa koruma birimlerinin önceliği, papağan popülasyonunu yakından takip ederek yerli türler üzerindeki baskıyı tespit etmekten yana.

Uzmanlar, vatandaşların evcil papağanlarını doğaya salmaması gerektiğinin altını çiziyor. Bu salımlar hem yeni gen akışlarıyla mevcut popülasyonu güçlendiriyor hem de hastalık taşıma riskini artırıyor. Ankara’daki mevcut kolonilerin geleceği, büyük ölçüde insan kaynaklı bu ek katkıların sınırlandırılmasına ve bilimsel izleme çalışmalarının sürekliliğine bağlı olacak.

ANKARA GÖKYÜZÜNE HEM RENK HEM SORU EKLENİYOR

Ankara’nın yeşil papağanları, insan faaliyetlerinin doğayı nasıl dönüştürdüğünün canlı örneği olarak öne çıkıyor. Bir yandan Altınpark’ta, Anıtkabir çevresinde ya da Botanik Park’ta süzülen bu tropik misafirler kentin griliğine renk katıyor; diğer yandan yerli kuşlar üzerindeki baskıları ve olası tarımsal riskleriyle yeni bir ekolojik denge arayışını zorunlu kılıyor.

Uzmanlar, Ankara’da yaşayanların bu türleri hayranlıkla izlerken, aynı zamanda “sevimli işgalciler” olduklarını unutmamalarını, yerli kuşlara alan açacak yeşil alan politikalarının önem kazandığını vurguluyor. 

Ankara’daki yeşil papağanların geleceği, kentin doğa ile kuracağı yeni dengenin önemli göstergelerinden biri olacak.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa