ODTÜ Ormanı Ankara’nın göbeğinde nasıl yaban hayat sığınağına dönüştü?

Ankara’nın merkezindeki ODTÜ Ormanı, tilki ve yaban domuzu gibi türlerle birlikte yaşamayı nasıl zorunlu kılıyor, bu hassas ekosistemi korumak için neler yapılmalı?

ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ODTÜ Ormanı Ankara’nın göbeğinde nasıl yaban hayat sığınağına dönüştü?
ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör

Ankara’nın merkezinde, ODTÜ Ormanı’nın halka kapalı, derin bölgelerinde yapılan fotokapan çalışmaları, kızıl tilki ve yaban domuzu popülasyonunun son yıllarda belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, ormanın bir “yaban hayatı adası” haline geldiğini belirtirken, hem öğrencileri hem Ankaralıları besleme ve yaklaşma konusunda uyarıyor. Gece kayıtları, şehirle iç içe yaşayan fakat kendi kurallarıyla var olan bir ekosistemin ayrıntılı görüntüsünü sunuyor.

ANKARA’DA ODTÜ ORMANI YABAN HAYATI İLE ÖNE ÇIKIYOR

Ankara’nın yoğun yapılaşma baskısı altındaki Çankaya aksında yer alan ODTÜ Ormanı, Eymir Gölü çevresindeki bilinen yürüyüş rotalarının ötesinde, kampüsün “arka bahçesi” sayılan derin zonlarda bambaşka bir manzara sunuyor. Burası, klasik bir üniversite kampüsünden çok, geceyle birlikte canlanan bir belgesel platosu gibi işliyor. Ağaçlandırma politikalarının sonucu oluşan bu yapay orman, zaman içinde kendiliğinden gelişen zengin bir yaban hayatını da beraberinde getirdi.

Uzmanlara göre ODTÜ Ormanı, Ankara ölçeğinde bir “ekolojik koridor” işlevi görüyor. Çevredeki parçalanmış habitatlar ile kırsal alanlar arasındaki sürekliliği sağlayan bu koridor, hayvanların şehirden tamamen kopmadan, yine de görece güvenli alanlarda avlanmasına, barınmasına ve üremesine izin veriyor. Özellikle karayolu ağları ve yoğun yerleşimle çevrili bir şehirde, bu tip korunaklı alanlar, birçok tür için son sığınak haline gelmiş durumda.

ORMAN ANKARA’DA BİR EKOLOJİK SIĞINAK GÖREVİ GÖRÜYOR

1960’larda başlatılan ağaçlandırma seferberliği sayesinde, bozkır niteliğindeki alan zamanla milyonlarca ağaca ev sahipliği yapar hale geldi. Bu yapay orman dokusu; toprağın, böceklerin, küçük memelilerin ve kuş türlerinin çeşitlenmesini tetikledi. Onların peşinden gelen yırtıcılar ve büyük memelilerle birlikte, bugün artık ODTÜ Ormanı, Ankara merkezinde nadir görülen bir ekosistem niteliği taşıyor.

Şehirleşmeyle birlikte yaşam alanları daralan tilki, yaban domuzu, porsuk, tavşan ve kirpi gibi türler, ormanın özellikle insan hareketinin az olduğu kısımlarını aktif olarak kullanıyor. Böylece kampüsün binalarla, asfalt yollarla, otoparklarla dolu yüzüyle; karanlıkta bambaşka bir ritimle işleyen “vahşi yüzü” yan yana varlığını sürdürüyor. Bu ikili yapı, Ankara’nın doğa ile ilişkisindeki çelişkileri ve potansiyelleri aynı anda gösteriyor.

TİLKİLER KAMPÜSTE İNSANLA BİRLİKTE YAŞAMAYA UYUM SAĞLIYOR

ODTÜ Ormanı’nın en görünür sakinlerinden biri olan kızıl tilkiler, Ankara’da özellikle gece geç saatlerde kampüste kalan öğrenciler ve çalışanlar tarafından sık sık görülüyor. Bu tilkiler, hem ormanın derinliklerindeki kemirgen ve kuş popülasyonundan besleniyor, hem de zaman zaman yurtlar bölgesine ve Teknokent çevresine yaklaşarak çöp alanları ve insan kaynaklı “kolay yemek” fırsatlarını değerlendiriyor.

Fotokapan görüntüleri, tilkilerin belirli patikaları adeta “devriye güzergâhı” gibi kullandığını ortaya koyuyor. Kamera kayıtlarında, aynı noktadan her gece benzer saatlerde geçen bireyler tespit ediliyor. Özellikle ilkbahar döneminde, yavruların oyun oynadığı, koşup saklandığı, ebeveyn tilkinin ise avlanmayı öğretir tarzda davranışlar sergilediği sahneler dikkat çekiyor. Bu durum, şehir ekosistemi içinde bile karmaşık sosyal davranışların sürdüğünü gösteriyor.

ODTÜ’deki tilkiler insan varlığına büyük ölçüde alışmış durumda. Çoğu zaman insan görünce panikle kaçmak yerine, belli bir mesafeyi koruyarak meraklı bakışlarla izlemeyi tercih ediyorlar. Ancak uzmanlar, bu alışkanlığın yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Tilkinin yaklaşmaya izin veriyor görünmesi, onun “evcil” olduğu anlamına gelmiyor; hayvan hâlâ tamamen vahşi, hızlı ve tahmin edilmesi zor bir tür niteliğini koruyor.

YABAN DOMUZLARI GECE ORMANI TAMAMEN KONTROL EDİYOR

Tilkilerle kıyaslandığında, yaban domuzları ODTÜ Ormanı’nda çok daha gizli, fakat sayıca güçlü bir nüfusa sahip. Sık çalılıklarla kaplı, insan geçişinin az olduğu derin bölgeler, özellikle de Yalıncak tarafındaki ormanlık alanlar, sürülerin yoğun şekilde kullandığı rotalar arasında yer alıyor. Fotokapanlar, çoğu zaman önde iri bir dişinin, arkasında ise 5 ila 10 arasında çizgili yavrunun peş peşe ilerlediği görüntüler kaydediyor.

Yaban domuzları, güçlü burunlarıyla toprağı kazarak kök, soğan, böcek ve çeşitli bitkisel materyali çıkartıyor. Bu “kazı” davranışı, ekolojik açıdan toprağın havalanması ve organik maddenin karışması gibi olumlu etkilere sahip. Ancak belirli noktalarda peyzaj alanlarına, yürüyüş patikalarına ve fidan dikim sahalarına da zarar verebiliyor. Bu nedenle, orman yönetimi ile ekoloji uzmanları, hem ekosistem hizmetini hem de insan kullanımı alanlarını dengede tutmaya çalışıyor.

Gündüz saatlerinde yaban domuzları, genellikle sık çalılık ve orman içindeki kapalı alanlarda dinleniyor. Güneş battıktan sonra ise büyük ölçüde noktürnal bir ritimle hareket ederek, orman tabanında yiyecek arayışına çıkıyorlar. Uzmanlar, özellikle yavru döneminde annelik içgüdüsü çok yüksek olduğundan, sürüye fazla yaklaşmanın ciddi risk doğurabileceği konusunda uyarıyor. Domuzlar normalde insan temasından kaçınsa da tehdit algıladıklarında agresif yaklaşabiliyor.

FOTOKAPAN KAYITLARI ANKARA İÇİN ÖNEMLİ BİLİMSEL VERİ SAĞLIYOR

ODTÜ’de biyoloji ve ekoloji alanında çalışan araştırmacıların ormanın derinliklerine yerleştirdiği fotokapan sistemleri, insan gözünün çoğu zaman ulaşamadığı saat ve noktalardaki davranışları belgeliyor. Hareket sensörlü bu kameralar, gece boyunca yüzlerce kısa video ve fotoğraf kaydederek, tür çeşitliliğini, birey sayısını ve mevsimsel hareketliliği izlemeye olanak tanıyor.

Kayıtlarda kızıl tilki ve yaban domuzu en sık görülen büyük memeliler olarak öne çıkarken; porsuk, tavşan, kirpi ve farklı kuş türleri de düzenli olarak tespit ediliyor. Ara sıra, transit geçen kurt gibi daha nadir türlere ilişkin görüntülere de rastlandığı aktarılıyor. Bu kayıtlar, Ankara’nın yalnızca “bozkır ve beton” kombinasyonundan ibaret olmadığını, aksine içinde hâlâ dirençli bir yaban hayat barındırdığını gösteriyor.

Mevsimsel olarak bakıldığında, kış aylarında kar örtüsü altında yiyecek bulmakta zorlanan yaban domuzu sürülerinin birlikte hareket ederek daha yoğun alanları taradığı, ilkbaharla birlikte ise hem tilkilerde hem domuzlarda yavrulama dönemine bağlı bir hareketlilik artışı yaşandığı belirtiliyor. Bu döngülerin izlenmesi, hem yaban hayatın korunması hem de olası insan-hayvan çatışmalarının öngörülmesi açısından kritik önem taşıyor.

TİLKİ VE DOMUZ ANKARA’DA FARKLI DAVRANIYOR AMA AYNI ALANI PAYLAŞIYOR

Ankara’daki ODTÜ Ormanı’nda, kızıl tilki ve yaban domuzu aynı habitatı paylaşıyor olsa da davranış kalıpları ve insanla ilişkileri ciddi şekilde farklılık gösteriyor. Tilkiler, gün batımı ve gün doğumu çevresinde, yani alacakaranlık saatlerinde daha aktif olmakla birlikte, zaman zaman gündüz de görülebiliyor. Yaban domuzları ise büyük oranda geceleri hareket etmeyi tercih ediyor ve gündüz görünürlükleri çok sınırlı kalıyor.

Sosyal yapı açısından, tilkiler çoğunlukla yalnız ya da küçük aile birimleri şeklinde hareket ederken, yaban domuzları kalabalık sürüler oluşturuyor. Beslenme tarafında her iki tür de hepçil; tilkiler kemirgen, kuş, böcek, meyve ve zaman zaman insan atıklarını tüketirken, domuzlar kökler, bitki örtüsü, mantar ve leş gibi geniş bir yelpazeden yararlanıyor. İnsanla karşılaşmada tilkiler meraklı ve nispeten cesur, domuzlar ise çekingen fakat tehdit algıladığında saldırgan bir yapıya sahip.

Fotokapan görüntüleri, bu iki türün çoğunlukla birbirini görmezden geldiğini, aynı güzergâhları farklı saat dilimlerinde kullanarak olası çatışmadan kaçındığını gösteriyor. Sadece yiyecek kaynaklarının daraldığı dönemlerde, özellikle ortak beslenme alanlarında rekabetin arttığına dair bulgulara rastlanıyor. Bu dinamik, sınırlı bir alanda birden fazla türün nasıl bir dengeyle yan yana yaşayabildiğini ortaya koyuyor.

VATANDAŞLAR YABAN HAYATIYLA TEMASTA KURALLARA UYMAK ZORUNDA

Uzmanlar, Ankara’daki ODTÜ Ormanı ve benzeri alanlarda yaban hayatı ile karşılaşan vatandaşlara net uyarılarda bulunuyor. En kritik başlıklardan biri, yaban hayvanlarının beslenmemesi gereği. İnsan eliyle verilen yemek, hayvanları hem doğal avlanma becerilerinden uzaklaştırıyor hem de onları insan varlığına ve çöp alanlarına bağımlı hale getiriyor. Bu durum, zaman içinde saldırganlaşma, kampüs içi kaza ve hastalık risklerini artırabiliyor.

Bir diğer hayati kural ise mesafeyi korumak. Özellikle yavrulu bir yaban domuzu sürüsüyle karşılaşıldığında, sessiz kalmak, ani hareketlerden kaçınmak ve yavaşça geri çekilmek gerekiyor. Uzmanlar, köpek gezdirenlerin bu bölgelerde tasma kullanımına azami özen göstermesini, köpeklerin yaban hayvanlarını kovalamasına izin verilmemesini istiyor. Tilkilerin meraklı tavrına kapılıp yaklaşmak, dokunmaya çalışmak ya da fotoğraf için fazla zorlamak da ciddi hatalar arasında sayılıyor.

Doğanın bu “gizli tiyatrosunu” izlemek için en iyi yöntem, sessizce durmak, far ve flaş gibi yoğun ışıklardan kaçınmak ve hayvanların sizi fark etmemesini sağlamak. 

Uzmanlar, Ankara’nın ortasında böylesine canlı bir yaban hayatı mozaiğinin varlığının, kent için paha biçilmez bir ekolojik ve kültürel değer olduğunu vurguluyor. Bu dengenin korunması, yalnızca ODTÜ için değil, Ankara’nın nefes almaya devam edebilmesi için de zorunlu görülüyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa