Ulus pavyon sokakları gündüz nasıl? Ankara’nın gece hayatının perde arkası

Ankara Ulus’ta pavyonların ışıkları sönünce o sokaklar gündüz neye dönüşüyor, kimler geliyor, nasıl bir ekonomi ve hukuki çerçeve işliyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ulus pavyon sokakları gündüz nasıl? Ankara’nın gece hayatının perde arkası
EP
Esra Polat Editör

Ankara’nın en tartışmalı bölgelerinden Ulus’ta, pavyonların yoğunlaştığı sokaklar gece bambaşka, gündüz bambaşka bir yüz gösteriyor. Gece eğlence, alkol ve müziğin merkezine dönüşen cadde ve ara sokaklar, gündüz saatlerinde temizlik, tedarik, tadilat ve esnaf hareketliliğiyle ayakta kalıyor; tüm bunlar, hem mevzuat hem de Ankara’nın yerleşmiş pratiği içinde şekilleniyor.

ANKARA’NIN PAVYON HAYATI GÜNDÜZ YÜZE ÇIKIYOR

Ankara’da pavyon kültürünün en görünür olduğu alanlardan biri Ulus ve çevresi. Mevzuata göre bu mekanlar, ruhsat açısından “içkili yer”, “eğlence yeri” ya da “gece kulübü” statüsünde belediyelerden ve kolluk birimlerinden izin alarak faaliyet gösteriyor. Gece boyunca yüksek sesle müzik yayını yapan, canlı müzik ruhsatı bulunan bu işletmeler, Ankara Valiliği ve ilçe belediyelerinin belirlediği saat sınırlamalarına uyarak sabaha karşı kepenk indiriyor. Gündüz ise kapalı gibi görünen bu kapıların arkasında, geceyi mümkün kılan hazırlık başlıyor.

NEON IŞIKLAR SÖNÜNCE ULUS “MAKYAJINI SİLİYOR”

Geceleri insan kalabalığı, korna sesleri, vale hareketliliği ve “elektro bağlama” tınılarıyla dolan Ulus sokakları, sabahın erken saatlerinde şaşırtıcı bir sessizliğe bürünüyor. Ankara’nın gri sabah ışığında, gece parlak görünen neon tabelalar renklerini kaybediyor; devasa, hareketli yazılar, gündüz bakıldığında paslı ve bakımsız metal kasalara dönüşüyor.

Mekanların kapıları temizlik için aralanıyor. İçeride çamaşır suyu kokusu, bayat alkol ve kızarmış yağın karıştığı ağır bir hava dolaşıyor. Geceden kalan masalar toparlanıyor, kül tablaları boşaltılıyor, tabanlar tazyikli suyla yıkanıyor. Dışarıda ise kaldırım taşlarının arasına sıkışmış sigara izmaritleri, kırık cam parçaları ve meyve kabukları belediye temizlik ekiplerince toparlanıyor; gece yaşananın izleri, mümkün olduğunca gündüze taşınmamaya çalışılıyor.

YORGUN BİNALAR TARİHİ YÜKÜNÜ HATIRLATIYOR

Ulus, Ankara’nın Cumhuriyet’le birlikte şekillenmiş en eski ticaret ve idari merkezlerinden biri. Pavyonların bulunduğu alanlarda yer alan pek çok bina, 1930’lardan, 1940’lardan kalma yapılardan oluşuyor. Geceleri renkli ışıklarla kusurları gizlenen bu binaların, gündüz gözüyle bakıldığında sıvaları dökülmüş, camları kararmış, cepheleri yıpranmış bir hali var.

Şehircilik mevzuatı ve koruma kurullarının kararları çerçevesinde bir kısmı “tarihi doku” içinde kalan bu yapılar, pratikte çoğu zaman yeterli bakımı göremiyor. Bir yanda Ankara Kalesi, Birinci Meclis ve Hacı Bayram Veli Camii gibi semboller, diğer yanda aynı yürüme mesafesinde, üzeri neonla kaplanmış yorgun binalar… Bu tezat, Ankara’nın hem resmi tarihini hem de yazılmamış gece hayatı tarihini bir arada gösteriyor.

GECEYİ GÜNDÜZ İNŞA EDEN GÖRÜNMEZ EKONOMİ ÇALIŞIYOR

Gündüz Ulus sokakları, yüzeyde sakin görünse de aslında geceyi hazırlayan yoğun bir ekonomi dönüyor. Pavyon solistlerinin parlak, payetli, taşlı kıyafetleri, çoğu kez bölgede yıllardır bulunan terziler ve kostümcüler tarafından dikiliyor. Bu terziler, Ankara’nın resmi meslek sınıflandırmasında sıradan “giyim imalatı” ya da “özel dikim” işletmeleri olarak görünüyor; pratikte ise gece sahnesinin kostüm departmanı gibi çalışıyor.

Benzer şekilde, Rüzgarlı Sokak ve çevresinde bulunan enstrüman tamircileri ve luthierler, gecenin vazgeçilmezi olan saz, darbuka, org ve klavyelerin bakımını gündüz yapıyor. Resmi kayıtlarda “müzik aleti satışı ve tamiri” koduyla yer alan bu işletmeler, aslında Ankara’nın gece ekonomisinin teknik omurgasını oluşturuyor.

Tedarik zinciri de gündüz işliyor. İçecek kasaları, kuruyemiş kolileri, meyve tabaklarında kullanılacak meyveler, öğle saatlerinden itibaren dar sokaklara giren küçük kamyonetlerle taşınıyor. Alkol satışına ilişkin yasal düzenlemelere ve ruhsat koşullarına dikkat edilirken, işletmeler bir yandan da fiyat artışları ve tedarik maliyetleriyle mücadele ediyor.

ANKARA UYGULAMASINDA GÜVENLİK VE DENETİM ÖNE ÇIKIYOR

Ulus’taki pavyon kültürü, Ankara’nın güvenlik ve kamu düzeni politikalarından ayrı düşünülemiyor. Emniyet birimleri, özellikle gece saatlerinde kimlik kontrolü, trafik denetimi ve yüksek ses şikayetleri başta olmak üzere düzenli kontroller yapıyor. Gürültü düzeyi, çalışma saatleri ve ruhsat şartları, hem belediyeler hem de kolluk kuvvetleri tarafından mevzuata uygunluk açısından takip ediliyor.

Gündüz saatlerinde ise denetim daha çok işyeri açma ve çalışma ruhsatı, hijyen koşulları, yangın güvenliği, işçi sağlığı ve güvenliği gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. 

Pavyonların görünmeyen gündüz mesaisinde, temizlik ve mutfak hazırlıkları kadar, bu güvenlik ve ruhsat kontrollerine uyum da belirleyici rol oynuyor. 

Ankara pratiğinde, bölgede zaman zaman “dönüşüm” ve “düzenleme” projeleri gündeme geliyor; ancak pavyon kültürü, hukuki sınırlamalara rağmen sosyolojik olarak varlığını sürdürmeyi başarıyor.

GÜNDÜZ ULUS’TA İKİ AYRI ANKARA YAN YANA YÜRÜYOR

Gündüz Ulus sokaklarında, geceyi yaşayan kitle yerine bambaşka bir profil dolaşıyor. Bankalara, resmi kurumlara ve kamu binalarına gelen memurlar, emekliler, öğrenciler; tarihi dokuya ilgi duyan yerli ve yabancı turistler; onlarca yıldır aynı dükkanda soba satan, baharat çeken, kumaş satan eski esnaf… Hepsi, bir gece önce yüksek müzik eşliğinde, ağır masalar kurulan mekanların önünden sıradan bir yoldan geçer gibi geçiyor.

Gece “girilmesi cesaret isteyen” bu sokaklar, gündüz saatlerinde kısa yol, servis güzergahı, memurun öğle yemeği rotası haline geliyor. Bir yanda üzerinde gece hayatını çağrıştıran tabelalar, diğer yanda elinde dosya çantasıyla resmi dairesine yürüyen kamu görevlisi… Aynı kaldırımda, birbirine dokunmadan ama birbirinin farkında bir hayat akıyor. Bu da Ulus’u, Ankara’nın en çarpıcı sosyolojik laboratuvarlarından biri haline getiriyor.

ATMOSFER GECE VE GÜNDÜZ KÖKTEN DEĞİŞİYOR

Ulus’ta gece 22.00’den sonra başlayan hareketlilik, sabaha karşı yerini yorgunluğa bırakıyor. Gece boyunca kulakları dolduran yüksek sesli müzik, korna ve insan gürültüsü, gündüz saatlerinde yerini araç trafiğinin uğultusuna, esnaf sohbetlerine, zaman zaman da kuş seslerine bırakıyor.

Görsel olarak da ciddi bir dönüşüm var: Geceleri lüks sayılabilecek otomobiller, takım elbiseli müşteriler, abartılı giyimli sahne çalışanları görünürken; gündüz gri binalar, nakliye kamyonetleri, poşetlerle yürüyen vatandaşlar manzaraya hakim.

Koku da değişiyor: Gece parfüm, anason, yoğun sigara dumanı hissedilirken; gündüz çamaşır suyu, döner, kızartma ve egzoz kokusu baskın. Atmosfer, gece gergin ve kaotik bir enerji taşırken; gündüz telaşlı ama daha “gündelik” bir ticari hayat söz konusu. Kullanıcı profili ise eğlence arayan müşteriler ve gece çalışanlarından, memurlara, esnafa ve turistlere evriliyor.

ULUS PAVYON SOKAKLARI BİR TİYATRO SAHNESİ GİBİ YAŞIYOR

Tüm bu tabloya bakıldığında, Ulus’un pavyon sokakları Ankara için yalnızca bir “eğlence bölgesi” değil; aynı zamanda tarihle, ekonomiyle, hukukla ve sosyolojiyle iç içe geçen çok katmanlı bir alan. Gündüz, tiyatro salonunun ışıkları açılmış, izleyicisi dağılmış, dekoru yerinde duran ama büyüsü bozulmuş bir sahne gibi duruyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa