Gençlik parkı’nın nikah şekerleri: Ankara’da evlenen herkesin ortak hatırası

Ankara’da 80’ler ve 90’larda nikah sonrası Gençlik Parkı’na gidilmesi, badem şekeri ikramı ve “Ankara Hatırası” fotoğrafları nasıl bir dönemin simgesi oldu?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Gençlik parkı’nın nikah şekerleri: Ankara’da evlenen herkesin ortak hatırası
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da özellikle 1980’ler ve 1990’larda evlenen çiftler, nikah törenini takiben Gençlik Parkı’na giderek badem şekeri dağıttı, seyyar fotoğrafçılara poz verdi ve ailece çay bahçelerinde kutlama yaptı. Lüks düğün salonlarının ve kapalı, yüksek bütçeli organizasyonların yaygın olmadığı bu dönemde, Gençlik Parkı başkentin fiili “halk düğün salonu” işlevini üstlendi. Ankara’nın kent hafızasında park, mütevazı evlilik törenleriyle kamusal mutluluğun kesiştiği sembolik bir mekân olarak yer etti.

GENÇLİK PARKI, ANKARA’DA NİKAH RİTÜELİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR

Başkent Ankara’da evlenmek, uzun yıllar boyunca yalnızca resmi bir işlem olmaktan çıkıp Gençlik Parkı durağıyla anlam kazanıyor. Altındağ Evlendirme Dairesi, Opera ve Ulus civarındaki nikah salonlarından çıkan çiftlerin ilk durağı, büyük ölçüde bu park oluyor. Dönemin Ankara pratiğinde, nikah sonrası Gençlik Parkı’na uğramamak neredeyse eksik tören sayılıyor.

O yıllarda lüks otel lobileri, butik kır düğünleri, yüksek maliyetli organizasyon şirketleri Ankara’da bugünkü kadar yaygın değil. Bu nedenle Gençlik Parkı, “halkın sarayı” olarak konumlanıyor; hem mekân hem atmosfer, sade ama ortak bir mutluluk alanı yaratıyor. 

Parktaki bu ritüel, yalnızca iki kişinin hayatını birleştirmesi değil, ailelerin ve hatta parkta bulunan Ankaralıların da bu sevince ortak olması anlamına geliyor.

BEYAZ BADEM ŞEKERLERİ NİKAHIN SESSİZ BAŞROLÜ OLUYOR

O dönemin Ankara düğün pratiğinde, nikah hediyeliklerinin tartışmasız yıldızı beyaz badem şekerleri. Günümüzdeki sukulent, magnet, kokulu taş, konsepte özel minik kutular gibi çeşitlilik henüz yok; nikah şekerinin adı bile çoğu zaman tekil: “Badem şekeri”.

Sert yapısıyla “diş kıran” diye anılan bu şekerlerin dışı kalın beyaz bir şeker tabakası, içi kavrulmuş bademle dolduruluyor. Daha imkânı olan aileler, araya az sayıda gümüş renk kaplama şeker serpiştirerek hem görsel zenginlik hem de sembolik bir “özel”lik katıyor. 

Şekerlerin sunumu ise mevzuata ve dönemin sade anlayışına uygun biçimde, tül keseler ve ince kurdelelerle yapılıyor; çoğu zaman da avuçla ikram edilerek doğrudan paylaşım duygusu pekiştiriliyor.

Ankara sokak kültüründe, nikah sonrası kapıda bekleyen çocukların “Gelin abla, damat abi!” diye seslenip şeker kapma yarışına girmesi, Gençlik Parkı’na uzanan bu ritüelin doğal uzantısı niteliğinde. Havaya atılan badem şekerleri, Anadolu genelinde olduğu gibi Ankara’da da “ağız tadı bozulmasın, evlilik tatlı gitsin” dileğinin somut simgesi kabul ediliyor.

“ANKARA HATIRASI” YAZILI FONLAR HAFIZALARI ŞEKİLLENDİRİYOR

Gençlik Parkı’nın Ankara hafızasındaki yerini güçlendiren unsurlardan biri de şipşak çalışan seyyar fotoğrafçılar. Boyunlarında ağır makineleriyle park içinde dolaşan bu ustalar, adeta başkentin gayriresmî nikah fotoğrafçıları gibi çalışıyor.

Parkın kendi doğal manzarası yeterli görülmediğinde, dev fon perdeleri devreye giriyor. Üzerinde karlı dağlar, şelaleler, masalsı şatolar bulunan bu perdelerin altında veya üstünde mutlaka süslü harflerle “Ankara Hatırası” yazısı yer alıyor. Bu ifade, hem kent kimliğini hem de o günün özel oluşunu tek karede sabitliyor.

Poz düzeni de Ankara pratiğinde neredeyse standart: Gelin elinde yapma çiçekle oturuyor, damat bir adım geride ayakta durarak elini gelinin omzuna koyuyor. Yüzlerdeki ifade, ciddiyet ile mutluluk arasındaki ince çizgide donup kalıyor. Bu kareler, hem aile albümlerinin vazgeçilmezi oluyor hem de Gençlik Parkı’nı kuşaklararası ortak hafıza nesnesine dönüştürüyor.

HAVUZ BAŞI VE KÖPRÜLER NİKAH FOTOĞRAFI MEKÂNI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR

Fon perdesi kullanılmadığında, Ankara’da nikah sonrası fotoğraf denince akla gelen ilk yer Büyük Havuz. Fıskiyelerin önünde, arkada Gençlik Parkı’nın ikonik köprüleri görünecek şekilde konumlanan çiftler, rüzgârın da etkisiyle duvağın hafifçe uçuşmasını o günün en “artistik” karesi olarak hafızaya kazıyor.

Bu kareler, mevzuatla tarif edilen resmi nikah işlemlerinin çok ötesinde, Ankara’nın kamusal alan kullanımına dair güçlü bir ipucu da veriyor. Kente ait bu kamusal parkta, özel bir anın herkesin gözü önünde kutlanması, evlilik kurumunun “gizli ve kapalı” değil, “görünür ve ortak” bir sevinç olarak algılandığını gösteriyor.

ÇAY BAHÇELERİ VE LUNAPARK BAŞKENTTE HALK DÜĞÜNÜ HAVASI YARATIYOR

Nikah töreni tamamlandıktan, badem şekerleri dağıtıldıktan ve ilk fotoğraflar çekildikten sonra Ankara’daki kutlama çoğu zaman Gençlik Parkı içinde devam ediyor. Düğün salonu masrafına girmeyen, daha samimi ve ekonomik bir organizasyon arayan aileler için park içindeki çay bahçeleri doğal bir alternatif sunuyor.

Masalara gelen semaverler, ince belli bardaklarda içilen çaylar, yanında ikram edilen sade atıştırmalıklar, neredeyse “açık hava düğün salonu” atmosferi yaratıyor. Yan masalarda oturan Ankaralıların alkışlarla tempo tutması, kimi zaman da tanımadıkları gelin ve damadın mutluluğuna eşlik etmesi, bu dönemin en belirgin sosyolojik özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Biraz daha maceraperest çiftler ise, Ankara pratiğinde artık nostaljiyle anılan bir gelenek olarak, gelinlik ve damatlıkla Lunapark turuna çıkıyor. Dönme dolapta poz veren gelinler, çarpışan arabaya binen damatlar, başkentin “gri” bürokratik imajına karşı renkli ve neşeli bir karşı imge yaratıyor. Bu kareler, hem aile arşivlerinde hem de Ankara’nın sözlü tarihinde yer buluyor.

ANKARA’DA DÜĞÜN KÜLTÜRÜ ZAMANA GÖRE DÖNÜŞÜYOR

Geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda, Ankara’daki düğün kültürünün biçim değiştirerek sürdüğünü görmek mümkün. Gençlik Parkı döneminde ikramın merkezinde tül içinde verilen veya avuçla ikram edilen beyaz badem şekeri bulunurken, günümüzde yerini sukulent, özel tasarım mumlar, kokulu taşlar, magnetler ve konsept hediyeliklere bırakıyor. Fotoğraflar, “Ankara Hatırası” yazılı fonlardan çıkıp drone çekimlerine, “Save the Date” videolarına ve profesyonel düğün kliplerine evriliyor.

Mekân anlamında da dönüşüm belirgin: Eskiden parkın havuz kenarı ve çay bahçeleri ağırlıklı kullanılırken, bugün Ankara’da kır düğünü alanları, otel salonları ve kapalı prestijli mekânlar öne çıkıyor. Ulaşımda süslenmiş taksiler, aileye ait Doğan–Şahin türü araçlar, yerlerini çoğunlukla kiralanmış lüks arabalara ve limuzinlere bırakıyor. Bu değişim, hem ekonomik şartların hem de tüketim kültürünün Ankara ölçeğinde nasıl dönüştüğüne işaret ediyor.

Ancak ruh değişimi daha çarpıcı: Gençlik Parkı döneminde nikah sonrası kutlamalar, “herkesin katılabileceği halk eğlencesi” niteliği taşırken, günümüzde daha izole, davetli listesiyle sınırlı, kişiye özel organizasyonlar ağırlık kazanıyor. Böylece, Ankara’nın bir dönem kamusal alanda paylaşılan mutluluk geleneği, daha kontrollü ve kapalı mekânlara doğru çekiliyor.

NİKAH ŞEKERLERİ ANKARA’DA ORTAK HAFIZA SEMBOLÜNE DÖNÜŞÜYOR

Bugün Gençlik Parkı’nda o eski fon perdelerinin çoğu yok, seyyar fotoğrafçı sayısı azaldı, Lunapark’ın o dönemki atmosferi büyük ölçüde değişti. Buna rağmen, 80’lerde ve 90’larda Ankara’da evlenen kuşak için beyaz badem şekerinin tadı, parkın içindeki köprüler, Büyük Havuz’un fıskiyeleri ve “Ankara Hatırası” yazılı fotoğraflar hâlâ zihinde canlılığını koruyor.

Bu nostaljik öğeler, yalnızca bireysel anı değil, kentin sosyal hafızasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Gençlik Parkı, mevzuata uygun resmi nikahın ardından halkın içinde kutlanan mütevazı mutluluğun simgesi olarak Ankara tarihindeki yerini koruyor. Badem şekeri ise, bu hikâyenin hem en basit hem de en güçlü sembolü olarak başkentin geçmişine ince bir tat bırakıyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa