Ankara Eskişehir Yolu iftar trafiği neden bir anda hayalet şehre dönüyor?
Ankara’da Eskişehir ve Konya Yolu’nda iftara 45 dakika kala başlayan trafik rallisi, ezanla birlikte nasıl post-apokaliptik bir sessizliğe bürünüyor?
Ankara’da özellikle Ramazan ayında, iftara yaklaşık 45 dakika kala Eskişehir Yolu ve Konya Yolu’nda yoğunlaşan araç trafiği, sürücülerin aynı anda gaza basmasıyla adeta ralli atmosferine dönüşen bir gerilim yaratıyor; ezanın okunmasıyla ise bu ana arterler bir anda boşalarak “hayalet şehir” hissi veren sinematografik görüntülere sahne oluyor.
ANKARA'DA İFTAR TRAFİĞİ NASIL BAŞLIYOR?
Ankara’da Ramazan ayı boyunca Eskişehir Yolu, Konya Yolu, Dumlupınar Bulvarı ve bu aksa bağlanan ana arterlerde her gün iftardan önce benzer bir tablo yaşanıyor. Mesai çıkışının Ramazan takvimiyle çakıştığı günlerde, özellikle kamu kurumları, plaza ofisleri ve üniversite bölgelerinden aynı anda yola çıkan binlerce kişi, iftara yetişme telaşıyla kentin batı ve güney aksında yoğunluk oluşturuyor.
Normal günlerde akşam saatlerinde akıcı sayılabilecek Ankara trafiği, Ramazan’da iftara 45-60 dakika kala belirgin bir şekilde ağırlaşıyor.
Sürücülerin çoğu evine, ailesinin yanına ya da dışarıda rezervasyon yaptıkları iftar sofralarına yetişmeye çalışıyor. Ankara’da uzun yıllardır gözlenen bu pratik, artık hem sürücüler hem de trafik ekipleri için “alışılagelmiş bir olağanüstü hal” niteliği taşıyor.
Ankara Valiliği ve İl Emniyet Müdürlüğü, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da özellikle Eskişehir Yolu ve Konya Yolu hattında hız limitlerine uyulması, makas ve şerit ihlallerinden kaçınılması için uyarılar yapıyor. Ancak, iftara az kala artan psikolojik baskı, pek çok sürücünün direksiyon başında daha agresif davranmasına neden oluyor.

ESKİŞEHİR VE KONYA YOLU İFTAR SAATİNE YAKIN YOĞUNLAŞIYOR
İftara 45 dakika kala Eskişehir Yolu üzerinde, Çukurambar’dan başlayıp Ümitköy, Çayyolu ve Yaşamkent istikametine doğru uzanan hatta trafik adım adım ilerliyor.
Konya Yolu’nda ise şehir içinden Gölbaşı yönüne gidişte benzer bir manzara görülüyor. Trafik lambalarının bulunduğu kavşaklarda korna sesleri sıklaşıyor, ani şerit değiştirmeler artıyor, en küçük boşluk bile değerlendirilmek isteniyor.
Araç içlerinde bambaşka bir gerilim atmosferi hakim. Kimisinin arka koltuğunda iftarlık yiyecekler, kimisinde iftara yetişmesi gereken çocuklar, yaşlılar bulunuyor. Navigasyon uygulamalarında kırmızıya dönen yoğunluk uyarıları, sürücüler üzerinde ek baskı yaratıyor. Dakikalar ilerledikçe, “Yetişecek miyim, yetişemeyecek miyim?” ikilemi bir tür zamana karşı yarış hissine dönüşüyor.
Uzmanlar, bu psikolojinin “yeniden düzenlenmiş akşam trafiği”nden çok daha fazlası olduğunu vurguluyor. Ankara’da Ramazan akşamlarının, özellikle Eskişehir ve Konya Yolu üzerinde, toplu bir “acelecilik davranışı”na sahne olduğu belirtiliyor. Bu da hız artışı, takip mesafesinin azalması ve dikkatin dağılması gibi trafik güvenliğini zedeleyen sonuçlar doğuruyor.
ANKARA'DA TRAFİK BİR ANDA YOK OLUYOR, ŞEHİR HAYALETLEŞİYOR
Asıl çarpıcı sahne ise ezan okunduğu an ortaya çıkıyor. Dakikalarca ilerlemeyen, kornaların susturulamadığı, herkesin birbiriyle yarıştığı o yoğunluk, Ankara semalarında ezan sesi yükseldiği anda neredeyse bir film sahnesi gibi değişiyor.
Ezanın başlamasıyla birlikte yol kenarına çekilen birkaç araçta su ve hurma ile açılan oruçlar görülüyor. Restoran önlerinde biriken kalabalık hızla içeri giriyor, kırmızı ışıklarda bekleyen yayalar adımlarını yavaşlatıyor. Trafikteki hareketlilik birkaç dakika içerisinde belirgin bir biçimde azalıyor. İftar saatinden yaklaşık 10-15 dakika sonra ise Eskişehir Yolu ve Konya Yolu, kısa süre önce yaşanan kaosun izlerini neredeyse tamamen silmiş oluyor.
Kentin en yoğun arterleri bir anda seyrekleşiyor; far ışıkları azalıyor, korna sesleri kesiliyor, yalnızca ara sıra geçen birkaç aracın sesi duyuluyor.
Bu ani dönüşüm, özellikle üst geçitlerden veya yüksek katlı binalardan bakıldığında, post-apokaliptik filmleri andıran bir “kıyamet sonrası sessizliği” hissi yaratıyor. Ankara’nın gün içinde en hareketli hatları, iftarla birlikte “hayalet şehir” atmosferine bürünüyor.

UZMANLAR SÜRÜCÜLERİ ACELECİLİKTEN KAÇINMAYA ÇAĞIRIYOR
Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelikler, Ramazan veya iftar gibi özel dönemlerde dahi hız limitleri ve trafik kurallarına herhangi bir istisna tanımıyor. Buna rağmen, Ankara’da her Ramazan benzer “iftara yetişme kazaları” yaşanıyor.
Trafik uzmanları, “İftar saati değişmiyor ama hayat değişebilir” diyerek sürücüleri uyarıyor. Ankara’daki uygulamalarda, özellikle iftar öncesi saatlerde, Eskişehir ve Konya Yolu üzerinde radar ve devriye denetimlerinin arttırıldığı, emniyet kemeri ve hız limitine uyulması konusunda sık sık anons yapıldığı belirtiliyor.
Uzmanlar, iftara yetişme telaşının, sürücülerde “zaman baskısı” ve “yetişememe kaygısı” ile birleşerek refleksleri zayıflattığını, stres hormonlarını yükselttiğini aktarıyor. Bu durum, basit bir ani fren veya sinyal ihlalini bile zincirleme kazaya dönüştürebiliyor.
Ramazan’da Ankara’da gözlemlenen “iftar rallisi”, mevzuat açısından hiçbir ayrıcalık taşımadan, sıradan bir trafik ihlali ve kaza riski olarak değerlendiriliyor.
ANKARALILAR İŞTEN ERKEN ÇIKIŞ VE TOPLU ULAŞIMA YÖNELİYOR
Ankara’da yıllar içinde gelişen pratikler ise bu tabloyu kısmen yumuşatıyor. Bazı kamu kurumlarında Ramazan ayında mesai saatleri iftar saatine göre yeniden düzenleniyor veya çalışanlara iftardan önce evine ulaşabilecekleri şekilde erken çıkış imkanı veriliyor. Özel sektörde de, özellikle plaza yoğunluklu bölgelerde, işverenlerin bir kısmı esnek çalışma saatleri uyguluyor.
Toplu taşımayı tercih eden Ankaralılar, iftardan en az bir saat önce yola çıkarak yoğunluğu görece daha hafif saatlere kaydırmaya çalışıyor.
Metro ve otobüs hatlarında da Ramazan ayı boyunca iftar öncesi saatlere ek seferler planlanabiliyor. Buna rağmen, bireysel araç kullanımının yüksek olduğu Eskişehir ve Konya Yolu akslarında iftar öncesi “ralli” atmosferi tamamen ortadan kalkmıyor.
Şehir plancıları ve ulaşım uzmanları, Ankara’da Ramazan akşamlarının artık öngörülebilir bir trafik deseni oluşturduğunu belirterek, sürücülerin hem kendi güvenlikleri hem de kentsel yaşamın sürdürülebilirliği için planlı hareket etmesini öneriyor.
“İftara yetişme yarışı”nı, günlük hayatın bir parçası haline getirmek yerine, gerekli zaman payını bırakmak, gereksiz riskleri azaltmanın ilk adımı olarak gösteriliyor.

ŞEHRİN SİNEMATOGRAFİK YÜZÜ ORTAYA ÇIKIYOR
İftar saatinde bir anda boşalan Ankara yolları, fotoğrafçılar ve görüntü yönetmenleri için de ilgi çekici bir sahne sunuyor. Gündüz trafiğiyle bilinen Eskişehir Yolu’nun neredeyse tamamen boşaldığı o birkaç dakikalık zaman diliminde, şehir ışıkları, ufka doğru uzanan asfalt şeridi ve seyrekleşen araç farları, sinematografik kadrajlar oluşturuyor.
Ankara’nın kamusal yaşam kültüründe iftar, yalnızca bir yemek saati değil; şehrin ritmini baştan sona değiştiren bir zaman işareti olarak öne çıkıyor. Eskişehir ve Konya Yolu hattında yaşanan “büyük kaçış” ve ardından gelen “hayalet şehir” atmosferi, bu ritmin en görünür yansımalarından biri.
Yetkililer, Ramazan boyunca hem Ankara’da yaşayanlara hem de şehir dışından gelen sürücülere, iftar saatlerini önceden planlamaları, yola çıkış saatlerini buna göre ayarlamaları ve “ralli”ye kapılmadan, güvenli sürüş ilkelerine uygun hareket etmeleri çağrısında bulunuyor.
Ankara’nın iftar sonrası sessizliği, ancak iftar öncesindeki kaosun kazasız atlatılması halinde gerçekten huzurlu bir manzara oluşturabiliyor.