Ankara Hamamönü Ramazan’da nasıl değişiyor? Nostalji parkına dönen semte ilgi neden artıyor?

Ankara’nın tarihi Hamamönü semti Ramazan’da neden adeta “Eski Ramazanlar” parkına dönüşüyor, bürokrattan öğrenciye herkesi plastik sandalyelerde buluşturan çekim gücü ne?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara Hamamönü Ramazan’da nasıl değişiyor? Nostalji parkına dönen semte ilgi neden artıyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’nın tarihi Hamamönü semti, Ramazan ayında adeta “nostalji theme park”ına dönüşüyor. Osmanlı macunu, şerbet ve kumda kahve tezgahlarıyla kurulan “Eski Ramazanlar” dekoru, kentin her kesiminden Ankaralıyı akşam saatlerinde bölgeye çekiyor; bürokratından öğrencisine herkes plastik sandalyelerde aynı kalabalığı paylaşıyor.

Ankara’nın Altındağ ilçesindeki tescilli tarihi dokuya sahip Hamamönü, yılın büyük bölümünde sakin ve restore edilmiş bir kültür alanı olarak varlığını sürdürürken, Ramazan ayı boyunca yoğun yaya trafiği, geç saatlere kadar süren kalabalıklar ve geçici satış tezgahlarıyla “Ramazan konseptli etkinlik alanı”na dönüşüyor. Semtte, belediye ve esnaf işbirliğiyle iftar sonrası başlayan hareketlilik sahura kadar devam ediyor, alan nostalji temalı tüketim pratiklerinin merkezine yerleşiyor.

RAMAZAN'DA HAMAMÖNÜ RAMAZAN PARKINA DÖNÜŞÜYOR

Ankara’nın Cumhuriyet sonrası planlı, bürokratik kimliğiyle öne çıkan yapısına karşılık Hamamönü, Ramazan boyunca “duygusal hafıza mekânı” işlevi görüyor. Bölgedeki restore edilmiş tarihi konaklar, süslemeler, ışıklandırmalar ve geçici organizasyonlarla birlikte, özellikle akşam ezanından sonra sinematik bir set atmosferi yaratıyor.

Normal günlerde el sanatları atölyeleri, küçük kafeler ve kültürel etkinliklerle varlığını sürdüren semt, Ramazan’da farklı bir ritme bürünüyor. İftar sonrasında dar sokaklarda yürümek güçleşecek ölçüde kalabalık oluşurken, tezgahlar, ışıklı tabelalar, sokak müzisyenleri ve ilahi sesleriyle birlikte yoğun bir görsel-işitsel atmosfer kuruluyor.

Bu atmosferin merkezinde ise, tarihsel gerçeklikten çok “deneyimlenebilir geçmiş” öne çıkıyor. Tarih, belgelerden ve arşivlerden çıkıp macun kâğıdı, karton bardak ve plastik tabak eşliğinde tüketilen bir ambiyansa dönüşüyor.

NOSTALJİ ENDÜSTRİSİ HAMAMÖNÜ’NDE TEZGAH KURUYOR

Hamamönü’nde Ramazan akşamları kurulan tezgahların çoğu, doğrudan nostalji çağrışımı üzerinden işliyor. Burada sunulan ürünler, yalnızca gıda değil; aynı zamanda “duygu paketi” niteliği taşıyor.

Osmanlı macunu, rengarenk ve gösterişli sunumuyla özellikle çocukların ilgisini çekerken, yetişkinler için de çocukluk hafızasını tetikleyen bir sembol işlevi görüyor. Macunun tadı, çoğu ziyaretçiye göre ikincil; asıl olan, macuncunun çubuğa spiral şeklinde sardığı o anı izlemek ve telefon kamerasıyla kayda almak.

Sırtında güğüm taşıyan şerbetçiler ise, tarihsel figürün popüler kültür uyarlaması gibi. Üzerlerindeki kıyafetler çoğu zaman polyester, modern dikimli ve teatral; ancak bu teatral olma hali, ziyaretçiler tarafından bilinçli şekilde kabulleniliyor. Bir bardak şerbet, geçmişe açılan kapı olarak değil, “Ramazan akşamı ritüeli”nin tamamlayıcısı olarak tüketiliyor.

Kumda kahve tezgahları da Ankara pratiğinde özellikle son yıllarda çoğalan “otantiklik” arzusunun vitrinine dönüşüyor. Elektrikli ocakta birkaç dakikada yapılabilecek kahve, sıcak kumun üzerinde yavaş yavaş pişirilerek, bekleme süresi bile “deneyim”in bir parçası haline getiriliyor. Bu yavaşlık, hızlı ve yoğun iş temposundan çıkan kent sakinleri için bilinçli bir karşıtlık sunuyor.

RAMAZANDA HAMAMÖNÜNDE HERKES AYNI İFTAR SOFRASINDA BULUŞUYOR

Ramazan döneminde Hamamönü’nün en dikkat çekici unsurlarından biri, mekânsal ve sınıfsal hiyerarşilerin geçici olarak çözülmesi. Ankara’nın bürokratik kültüründe sıkça görülen “rezervasyonlu masa”, “özel loca” gibi ayrımlar burada büyük ölçüde geri plana düşüyor.

İftar sonrası bölgede kurulan plastik masa ve sandalyeler, farklı sosyo-ekonomik grupları aynı seviyede buluşturuyor. Aynı dar sokakta, bir bakanlıkta görevli üst düzey bürokratla, Kızılay’dan otobüsle gelen üniversite öğrencisi yan yana çay içebiliyor. Sandalyelerin konforu, markası ya da mekânın prestiji değil; paylaşılmış kalabalığın yarattığı “geçici eşitlik” hissi ön plana çıkıyor.

Bu plastik sandalye düzeni, bilimsel literatürde “geçici kamusal topluluklar” olarak adlandırılan duruma sahne oluyor. Normalde birbirini fark etmeyen, aynı metro hattını kullansa bile temas etmeyen insanlar, Hamamönü sokaklarında omuz omuza yürürken, çarpışmamak için göz göze geliyor; bu küçük temaslar bile büyükşehrin anonim yalnızlığını kısa süreliğine deliyor.

KURGULANMIŞ TARİH DUYGUSU BİLİNÇLİ ŞEKİLDE TÜKETİLİYOR

Ankara’da Hamamönü’ne gelenlerin önemli bir kısmı, kurulan sahnenin “yapay” olduğunu farkında olarak kabul ediyor. Buradaki tarih, müze panolarında anlatılan, uzman rehberler eşliğinde dolaşılan bir tarih olmaktan çok, tüketilebilir bir atmosfer olarak işliyor.

Restorasyonla yenilenmiş konakların arka plan oluşturduğu bu simülasyon, ziyaretçiye iki katmanlı bir deneyim sunuyor:

  • Birinci katmanda sokakta yürüyen, macun alan, şerbet içen, kahve kokusunun yayıldığı kalabalık var.
  • İkinci katmanda ise, arkada sessizce duran ve hem bu kalabalığı meşrulaştıran hem de ona geçmişle bağ kuruyormuş hissi veren tarihi mimari. 

Bu mimari, her ayrıntısıyla gerçek; ancak içine yerleştirilen Ramazan dekoru, gerçek olanı “oyun alanı”na çeviriyor.

Bu durum Ankara ölçeğinde, “tarih bilinci”nden çok “tarih atmosferi” talebinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ziyaretçiler, arşiv belgesi okumak ya da kronoloji öğrenmek için değil; dumanlı sokaklarda yürüyüp “eski zaman hissi” taşırken fotoğraf çekmek için Hamamönü’nü tercih ediyor.

ANKARA’DA GRİ GÜNDEN RAMAZAN KAOSUNA GEÇİŞ NORMALLEŞİYOR

Hamamönü’nün yıl içindeki iki farklı yüzü, Ankara’nın genel ruh halini de özetliyor. Normal zamanlarda sakin, düzenli, ağırbaşlı ve görece steril bir kültürel rota olan bölge, Ramazan’da kalabalık, gürültülü, dumanlı ve hareketli bir akşam-sahur hattına dönüşüyor.

Yılın 11 ayında ziyaretçi, “tarihi bir semti geziyorum” duygusuyla dolaşırken, Ramazan’da “eski bayramları yaşıyorum” hissi öne çıkıyor. Ses manzarası da buna paralel değişiyor: gündüzleri hafif müzik ya da sessizlik hâkimken, Ramazan akşamları insan uğultusu, kaşık çatal sesleri, çocuk kahkahaları ve kimi zaman ilahi yayınları bölgenin standart fon sesi haline geliyor.

Bu geçiş, Ankara’nın “gri ceketli” memur şehrinden, ayda bir kez renkli ve hafif dağınık bir yüzünü göstermesine izin veriyor. Hamamönü, kentlilerin bu geçişi deneyimlemek için tercih ettiği sahnelerden biri olarak öne çıkıyor.

SOSYOLOGLAR ORTAK DUYGUYA VE YALNIZLIK YORGUNLUĞUNA DİKKAT ÇEKİYOR

Kent sosyolojisi açısından bakıldığında, Hamamönü’nde Ramazan boyunca yaşanan yoğunluk, yalnızca dini bir pratik ya da alışveriş davranışı olarak değil, “bir arada olma ihtiyacı”nın dışavurumu olarak yorumlanıyor. Ankara’da gün boyu ofis, plaza, kamu kurumları, üniversite kampüsleri gibi kapalı ve kontrollü alanlarda bulunan bireyler, akşamları Hamamönü gibi alanlarda “kontrollü kaos”a karışarak nefes alıyor.

Uzmanlar, bu tür mekânların, büyükşehirlerde artan yalnızlık hissini hafifletici bir rol oynadığını vurguluyor. Hamamönü Ramazan pratiğinde “Osmanlı özlemi”nden çok, “birlikte gülme, birlikte bekleme, birlikte üşüme” gibi mikro deneyimlerin ön plana çıktığı belirtiliyor.

NOSTALJİ ENDÜSTRİSİ ELEŞTİRİLİYOR AMA TALEP DEVAM EDİYOR

Hamamönü’ndeki Ramazan organizasyonları, zaman zaman “fazla yapay”, “aşırı ticarileşmiş” ya da “tarihi hafızayı yüzeyselleştiriyor” şeklinde eleştirilere konu oluyor. Buna karşın Ankara pratiğinde, her yıl artan bir ilgi gözleniyor.

Bu çelişki, modern kent yaşamının gerilimlerinden biri olarak okunabilir: Ziyaretçiler hem “biliyorum bu bir kurgu” diyor, hem de o kurguya katılmaktan gönüllü olarak vazgeçmiyor. Plastik sandalyede içilen çay, macunun yapay rengi ya da polyester kostümlü şerbetçi, bu çelişkinin görünür simgeleri haline geliyor.

Sonuçta Hamamönü, Ramazan ayında Ankara’nın kolektif hafızasını, günlük stresini ve yalnızlık yorgunluğunu aynı dar sokaklarda buluşturan bir ara sahneye dönüşüyor. Kentli, bu “yalan”ın farkında olarak, bile isteye bu sahnenin figüranı olmayı seçiyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa