Ankaralı olmanın şifreleri: Şehirde hangi yazılı olmayan kurallar geçerli?
Bürokrasinin başkenti Ankara’nın gri yüzünün ardında nasıl bir yaşam akıyor ve memur kenti klişesi şehrin sosyal dokusunu gerçekten yansıtıyor mu?
Başkent Ankara genelinde ikamet eden vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar süren günlük hareketliliklerini kamu mesai saatleri ve şehir içi ulaşım dinamiklerine göre şekillendiriyor. Şehrin sosyolojik yapısını domine eden memur ve öğrenci nüfusu, bürokratik ciddiyet ile sosyal yaşam ritüellerini harmanlayarak, yazılı olmayan kurallara dayalı, disiplinli fakat samimi bir kent kültürü oluşturuyor.
ANKARA'DA MESAİ SAATLERİ NE?
Ankara’da hayatın akışı, büyük ölçüde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun belirlediği mesai kavramına endekslenmiş durumda.
Şehir, sabah 08.00-09.00 ile akşam 17.00-18.00 saatleri arasında adeta nefes alıp veren dev bir organizmayı andırır. Sabah saatlerinde Eskişehir Yolu ve İstanbul Yolu gibi ana arterlerde görülen servis aracı yoğunluğu, bu kitlesel hareketliliğin en somut göstergesi.
Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği kapsamında hizmet veren binlerce araç, mesai başlangıcında memurları bakanlıklara taşırken, akşam saatlerinde aynı disiplinle semtlere dağıtır. Bu düzen, sadece trafiği değil, esnafın kepenk açma saatinden fırınların sıcak simit çıkarma dakikalarına kadar tüm ticari döngüyü etkiler. Hafta sonları ise "resmi tatil" algısı tüm şehre yayılır ve sokaklar, hafta içine kıyasla daha geç saatlerde hareketlenmeye başlar.

ANKARA SİMİDİ COĞRAFİ İŞARETLE KORUNUYOR
Güne başlarken Ankaralıların vazgeçilmezi olan ve Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret Tescili ile koruma altına alınan "Ankara Simidi", şehrin en önemli gastronomik ritüelidir. Diğer şehirlerdeki simitlerden farklı olarak, üretiminde kullanılan pekmezleme yöntemi ve pişirme tekniği, Gıda Kodeksi’ne uygun standartlarda belirlenmiştir.
Sabahın ayazında vapur dumanı yerine sıcak simit buharının yükseldiği Kızılay ve Ulus meydanlarında, seyyar tezgahların belediye zabıta ekiplerince denetlenen hijyen kuralları çerçevesinde satış yapması sağlanır. Yanında üçgen peynir ve çay ile tüketilmesi adeta bir kural haline gelen simit, bürokratından öğrencisine kadar herkesin ortak paydasıdır ve şehrin sınıfsızlığını simgeler.

ANKARA'DA YÜRÜYEN MERDİVENLERDE KURALLAR NE?
Ankara’nın belki de en katı uygulanan yazılı olmayan kuralı, metro ve Ankaray istasyonlarındaki yürüyen merdiven kullanımı.
Acelesi olanların soldan geçebilmesi için sağ tarafta durulması, bir nezaket kuralından öte, toplumsal bir sözleşme gibi işler. Bu kurala uymayanlar, arkadan gelen "pardon" uyarılarıyla veya sert bakışlarla karşılaşır. Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Hizmetleri Yönetmeliği’nde açıkça belirtilmese de, bu pratik uygulama, Ankaralıların birbirlerinin zamanına duyduğu saygının ve şehir içi ulaşımda hız önceliğinin bir yansımasıdır. Başkentliler, İstanbul veya İzmir’den gelen misafirlerini genellikle ilk bu konuda uyarır; çünkü Ankara’da herkesin bir yere yetişmesi gereken ciddi bir işi vardır.

SOSYALLEŞME MEKANLARI NERELER?
Mesai saatinin bitimiyle birlikte kravatlar gevşetilir ve şehrin sosyal haritası Tunalı Hilmi Caddesi, Bahçelievler 7. Cadde ve Bestekar Sokak eksenine kayar.
Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği kapsamında belirlenen desibel sınırlarına titizlikle uyan mekanlar, akşam saatlerinde yoğun bir kalabalığı ağırlar. "Aspava" kültürü ise, özellikle öğrenci kesimi ve geç saatte yemek yiyenler için "soslu, soğanlı, dürüm" üçlemesiyle bir ziyafet ritüeline dönüşür. İkramların sınırsız ve ücretsiz olması, Ankara esnafının cömertliğini ve rekabet anlayışını yansıtır. Hafta sonlarında ise Seğmenler Parkı ve Kuğulu Park, gençlerin sandalyelerini alıp çimlere yayıldığı, Kabahatler Kanunu’na muhalefet etmeden özgürce vakit geçirdiği, şehrin en popüler açık hava sosyalleşme alanlarıdır.

"LA" KELİMESİYLE NEDEN KULLANILIYOR?
Ankara’nın kendine has bir konuşma dili ve hitabet şekli bulunur. Özellikle samimiyetin bir göstergesi olarak kullanılan "La" (Lan kelimesinin kısaltılmış ve yumuşatılmış hali) ünlemi, cümle sonlarına eklenerek aidiyet duygusunu güçlendirir.
Resmiyetin bu kadar yüksek olduğu bir şehirde, sokak dilinin bu denli samimi olması tezat gibi görünse de, Ankaralılar için bir denge unsurudur.
"Angara bebesi" tabiri, şehre doğuştan veya sonradan entegre olmuş, şehrin soğuğuna ve bürokratik düzenine alışkın bireyleri tanımlar.
Sokak röportajlarında veya sosyal medyada sıkça karşılaşılan bu jargon, Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer almasa da, Başkentin sokak literatüründe en çok kullanılan ve duyguları en net ifade eden kelime olarak kabul görür.