Ankara apartman tabelaları ve şehir estetiği nasıl şekilleniyor?

Ankara sokaklarını süsleyen o meşhur apartman isimleri ve tabelalar mevzuata uygun mu, başkentin görsel hafızası yasal sınırlarla nasıl oluşuyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara apartman tabelaları ve şehir estetiği nasıl şekilleniyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara genelinde Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri tarafından yürürlüğe konulan ilan ve reklam yönetmelikleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamındaki dış cephe standartları şehrin görsel kimliğini doğrudan belirliyor. Vatandaşların aile büyüklerinin veya memleketlerinin isimlerini yaşattığı apartman tabelaları ve ticari levhalar, Kent Estetiği Kurulu kararları doğrultusunda hem nostaljik bir doku hem de yasal sınırları çizilmiş bir düzen oluşturuyor.

ANKARA APARTMANLARINA NEDEN İNSAN İSİMLERİ VERİLİYOR VE NOSTALJİK TABELALAR NEYİ ANLATIYOR?

Ankara sokaklarında başınızı kaldırıp binalara baktığınızda, bir şehirden çok bir "aile albümü" ile karşılaşırsınız. Özellikle Bahçelievler, Ayrancı ve Aşağı Ayrancı gibi köklü semtlerdeki apartman isimleri; "Mükerrem", "Fazilet", "Uğurlu" veya "Özçelik" gibi şahıs ve soyadı ağırlıklıdır. Bu isimlendirme geleneği, arsa sahibinin veya binayı yapan müteahhidin hatırasını yaşatma arzusundan kaynaklanır. Numarataj Yönetmeliği çerçevesinde tescil edilen bu isimler, sadece bir adres bilgisi değil, mülkiyetin ve aidiyetin sembolüdür. 1970’li ve 80’li yılların modası olan pirinç harfli veya el yazısı fontlu, ışıklı "Neon" tabelalar, bugün grafik tasarımcılar ve kent tarihçileri tarafından "Ankara Tipografisi" olarak incelenmekte ve korunması gereken bir kültürel miras olarak değerlendirilmektedir.

ANKARA NEDEN "GRİ ŞEHİR" OLARAK ANILIYOR VE MANTOLAMA YÖNETMELİĞİ BU DOKUYU SİLİYOR MU?

Şehrin "gri" olarak anılmasının temelinde, bir dönem imar pratiğinde yaygın olarak kullanılan ve Ankara ile özdeşleşen "taraklı mozaik" ve "yıkanmış mozaik" dış cephe kaplamaları yatar. 

1950-1980 arası inşa edilen binalarda ısı yalıtımından ziyade sağlamlığı ve maliyeti önceleyen bu malzeme, şehrin pastel ve mat renk paletini oluşturmuştur. Ancak Isı Yalıtımı Yönetmeliği ve Enerji Verimliliği Kanunu’nun devreye girmesiyle birlikte, "mantolama" zorunluluğu ortaya çıkmış ve bu karakteristik mozaik cepheler, tek tip boyalı ve strafor kaplı yüzeylerin altında kaybolmaya başlamıştır. Belediyelerin İmar ve Şehircilik Müdürlükleri, mantolama işlemlerinde renk kartelasına müdahale ederek, caddelerin estetik bütünlüğünü korumaya çalışsa da, özgün doku giderek azalmaktadır.

TABELA KİRLİLİĞİ DENETİMLERLE ÖNLENMEYE ÇALIŞILIYOR

Ticari alanlarda ve dükkan üstlerinde yer alan tabelalar, Ankara Büyükşehir Belediyesi İlan ve Reklam Yönetmeliği’ne tabidir. Bu yönetmelik; tabelaların boyutlarını, binaya montaj şeklini, ışıklandırma şiddetini ve yola olan mesafesini milimetrik olarak belirler. Özellikle Kızılay, Tunalı Hilmi ve 7. Cadde gibi prestijli bölgelerde "totem" tabelaların görüntü kirliliği yaratması nedeniyle boyutsal sınırlamalar getirilmiştir. Ayrıca Türk Standartları Enstitüsü (TSE) kuralları gereği, tabelalarda Türkçe kelimelerin kullanımının teşvik edilmesi ve yabancı kelimelerin belirli oranlarda tutulması, zabıta ekiplerince denetlenen bir diğer husustur. Kurallara uymayan işletmelere idari para cezası uygulanması ve tabelaların sökülmesi, şehir estetiğinin disiplin altına alınması için uygulanan yasal bir yaptırımdır.

ESTETİK KURULU ŞEHRİN SİLÜETİNE MÜDAHALE EDİYOR

Şehrin ana arterlerinde ve protokol yollarında görüntü kirliliğini önlemek amacıyla kurulan Kent Estetiği Kurulu, binaların dış cephe renklerinden klima ünitelerinin konumlandırılmasına kadar geniş bir yetkiye sahiptir. Balkonların camekanla kapatılması veya sonradan eklenen uydu antenleri, Kat Mülkiyeti Kanunu ve estetik kurul kararlarıyla çatışabilmektedir. 

Kurul, özellikle Atatürk Bulvarı ve Cinnah Caddesi gibi tarihi akslarda, binaların özgün mimarisine aykırı eklentilerin kaldırılmasına karar vererek, şehrin hafızasını korumayı amaçlar. Bu müdahaleler, "mülkiyet hakkı" ile "kent hakkı" arasındaki dengenin yasal düzlemde nasıl kurulduğunun en net göstergesidir.

KENTSEL DÖNÜŞÜM TİPOGRAFİK HAFIZAYI SİLİYOR

Ankara’nın estetik okumasında en büyük kırılma noktası, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile başlayan kentsel dönüşüm sürecidir. Yıkılan her eski apartmanla birlikte, o apartmanın girişinde asılı olan, dönemin zanaatkarları tarafından el işçiliğiyle hazırlanan ferforje kapılar, posta kutuları ve özel tasarım yazı karakterleri de moloz yığınları arasında kaybolmaktadır. 

Yeni yapılan binalarda ise standart, fabrikasyon, dijital baskı tabelaların tercih edilmesi, şehrin tipografik çeşitliliğini yok ederek tekdüze bir görüntüye neden olmaktadır. Bu durum, Ankara’nın sadece binalarını değil, "yazı karakterini" de değiştiren sosyo-mekansal bir dönüşüm olarak kayıtlara geçmektedir.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa