Ankara’dan Gordion’a nasıl gidilir, UNESCO listesine giren Kral Midas’ın kenti bir günde gezilir mi?

Ankara’dan 1 saatte ulaşılabilen UNESCO mirası Gordion’da Kral Midas’ın izini nasıl sürebilirsiniz, hangi rotayı izlemeli ve nelere dikkat etmelisiniz?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’dan Gordion’a nasıl gidilir, UNESCO listesine giren Kral Midas’ın kenti bir günde gezilir mi?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’dan yaklaşık bir saatlik yolculukla ulaşılan, Polatlı’ya bağlı Yassıhöyük’teki Gordion Antik Kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin ardından hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Frigya’nın başkenti kabul edilen antik yerleşim, Midas Tümülüsü, Gordion Müzesi ve akropol alanıyla, gün içinde rahatça gezilebilen, tarih ve arkeoloji meraklıları için ideal bir rota sunuyor.

GORDİON NEDEN UNESCO LİSTESİNDE?

Ankara sınırları içindeki Gordion’un UNESCO listesine alınmasında en önemli gerekçe, Midas Tümülüsü’nde yer alan ve MÖ 8. yüzyıla tarihlenen ahşap mezar odasının, insanlık tarihinden günümüze ulaşmış en eski ahşap yapı olması görülüyor. Frig uygarlığının siyasi merkezi sayılan bölge, Gordion Düğümü efsanesinin de sahnesi kabul ediliyor. Böylece Ankara, sadece Cumhuriyet’in başkenti değil, antik Frigya başkentiyle de anılan çift başkentli bir kimlik kazanıyor.

ANKARA’DAN GORDİON’A NASIL GİDİLİR?

Gordion Antik Kenti, Ankara şehir merkezine yaklaşık 90 kilometre mesafede bulunuyor ve özel araçla ortalama 1 saatlik sürüşle ulaşılıyor. 

Ankara–Eskişehir yolu üzerinden Polatlı yönüne ilerleyen ziyaretçiler, ilçeye yaklaşırken “Gordion / Yassıhöyük” tabelalarını takip ederek, son 10–15 kilometresi asfalt köy yolundan oluşan güzergahtan bölgeye varıyor. Yolun büyük kısmının duble yol olması, Ankara’dan günübirlik plan yapanlar için önemli bir konfor sağlıyor.

Toplu taşımayı tercih edenler, Ankara Garı’ndan hızlı tren veya bölgesel trenlerle Polatlı Garı’na ulaştıktan sonra taksi ya da belirli saatlerde hareket eden köy minibüslerini kullanarak Yassıhöyük’e geçebiliyor. Ancak antik kentte Midas Tümülüsü, müze ve akropol alanı arasındaki mesafelerin yürümek için uzun sayılabileceği, araçla dolaşmanın daha konforlu olduğu belirtiliyor.

MİDAS TÜMÜLÜSÜ NASIL ZİYARET EDİLİR?

Bölgeye girişte ziyaretçileri, bozkırda irili ufaklı yükselen 100’den fazla tümülüs karşılıyor. Bunların en görkemlisi, 53 metre yüksekliğiyle “Büyük Tümülüs” olarak da bilinen Midas Tümülüsü oluyor. Tümülüsün içine, hafif eğimli, dar ve kimi ziyaretçiler için klostrofobik sayılabilecek uzun bir tünelden geçilerek ulaşılıyor.

Tünelin sonunda ziyaretçiler, MÖ 740 yılı civarına tarihlenen, ardıç ve çam ağaçlarından inşa edilmiş mezar odasıyla karşılaşıyor. Uzmanlara göre, bu ahşap yapı, dünyada ayakta kalmış en eski ahşap bina niteliği taşıyor. İçeride hissedilen serin hava ve yoğun koku, yaklaşık 3000 yıl öncesinden gelen bir atmosfer yaratarak, Midas dönemine adeta canlı bir geçit sunuyor.

GORDİON MÜZESİ NELER VAR?

Midas Tümülüsü’nün hemen karşısında yer alan Gordion Müzesi, mezar odasından çıkarılan buluntuların bir bölümüne ve bölgeden ele geçen çok sayıda esere ev sahipliği yapıyor. Friglerin günlük yaşamına, inanç dünyasına ve zanaatına ışık tutan eserler, ziyaretçilere antik kentin sadece bir “tümülüsler alanı” olmadığını, köklü bir uygarlığın merkezi olduğunu gösteriyor.

Müzede öne çıkan eserler arasında, Friglerin meşhur çengelli iğneleri olan fibulalar, Kral Midas’a ait olduğu düşünülen kafatasının rekonstrüksiyonu ve antik dönemin en eski örneklerinden kabul edilen çakıl taşı mozaikler yer alıyor. Bu mozaikler, zemin süslemesinin ne kadar erken tarihlerde gelişmiş bir sanat olduğunu somut biçimde ortaya koyuyor. Müze, MüzeKart sahiplerine açık olup, Ankara’dan gelen ziyaretçiler için ekonomik bir kültür rotası sunuyor.

ANTİK KENTİN ÖNEMİ NE?

Müzeden araçla yalnızca 2–3 dakikalık mesafede bulunan höyük alanı, Gordion’un akropolü yani antik kentin asıl yönetim merkezi olarak biliniyor. Burası, tarih ve efsanenin iç içe geçtiği yerleşim noktası olarak öne çıkıyor.

Akropol, özellikle Büyük İskender’le ilişkilendirilen ünlü Gordion Düğümü hikâyesi nedeniyle merak uyandırıyor. Rivayete göre, Asya’ya hâkim olacağına inanılan düğümü çözemeyen İskender, kılıcını çekerek düğümü bir hamlede kesiyor ve Gordion’u tarihin seyrini değiştiren bir dönüm noktasına dönüştürüyor.

Ziyaretçilerin görmesi gereken en önemli yapılardan biri, Erken Frig Dönemi’ne tarihlenen anıtsal sur kapısı oluyor. Dev boyutlu taş bloklar, düzgün işçilik ve kapının genel mimari düzeni, dönemin mühendislik bilgi düzeyini gözler önüne seriyor. Akropol alanında yürürken, bozkır manzarasıyla birleşen antik kalıntılar, Ankara sınırları içinde farklı bir tarih koridoru deneyimi sunuyor.

GORDİON ZİYARETİNDEN SONRA POLATLI'DA BAŞKA NE YAPILIR?

Gordion’un bulunduğu Polatlı, her ne kadar bir gastronomi merkezi olarak tanımlanmasa da, bölgeye özgü bazı tatlar öne çıkıyor. Dönüş yolunda, yol kenarına kurulan tezgâhlardan coğrafi işaretli Polatlı soğanı alınabiliyor; bu ürün, Ankara ve çevresinde mutfaklarda tercih edilen yerel bir marka niteliği kazanmış durumda.

Gordion çevresinde, müze yakınında birkaç küçük gözlemeci ve çay bahçesi hizmet veriyor. Ziyaretçiler, Frig vadisini ve bozkırı gören manzaraya karşı çay molası verebiliyor. Daha kapsamlı bir yemek alternatifi arayanlar ise Polatlı ilçe merkezine dönerek, esnaf lokantalarında “Polatlı Tavası” başta olmak üzere klasik et yemeklerini tercih edebiliyor. Böylece Ankara’dan çıkan bir kültür rotası, yöresel lezzetlerle tamamlanan bir gün haline geliyor.

NE ZAMAN ZİYARET EDİLMELİ?

Yetkililer ve bölgeyi tanıyan rehberler, Gordion ziyaretini planlayanlara bazı pratik önerilerde bulunuyor. MüzeKart’ın geçerli olduğu hatırlatılarak, ziyaretçilerin kartlarını yanlarında bulundurmaları tavsiye ediliyor.

Bölgeyi gezmek için en ideal dönem, ilkbahar ve sonbahar ayları olarak gösteriliyor. Yaz aylarında bozkır sıcağı sert hissedilirken, kışın ise ayaz ve rüzgâr zorlayıcı olabiliyor. Özellikle Midas Tümülüsü’nün içindeki tünel serin, dışarısı ise mevsime göre oldukça sıcak veya soğuk olabildiğinden, katmanlı giyinmek öneriliyor.

Rahat ve taban desteği güçlü yürüyüş ayakkabısı kullanımı önem taşıyor; zira akropol alanında ve tümülüs çevresinde zemin düzensiz olabiliyor. Tüm antik kent, müze ve tümülüs gezisi, yol hariç ortalama 2–3 saatte tamamlanıyor. Böylece Ankara’dan sabah çıkıp, akşam dönülen planlar için Gordion, uygun bir rota olarak öne çıkıyor.

GORDİONUN ANKARA İÇİN ÖNEMİ NE?

UNESCO tescilinin ardından, Gordion ve çevresinde çevre düzenlemelerinin ve koruma önlemlerinin hızlandığı belirtiliyor. Ankara’nın son yıllarda öne çıkan müze ve ören yerleri ağına, dünya çapında tescilli bu antik kent de güçlü bir halka olarak ekleniyor.

Henüz yoğun turist kalabalıklarıyla dolmamış olan Gordion, sakin atmosferi, bozkırın kesintisiz manzarası ve 3000 yıla uzanan tarihiyle, Ankara’dan yola çıkanlar için nadir bulunan bir “sessiz tarih koridoru” sunuyor. Uzmanlar, hem Ankara’da yaşayanlara hem de kente kısa süreli gelen ziyaretçilere, Gordion’u vakit kaybetmeden deneyimlemelerini, bölgenin sürdürülebilir turizme uyumlu şekilde tanınmasının önem kazandığını vurguluyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa