Ankara'da yeraltında gizli tarih mi saklanıyor?

Ankara’nın altında Roma yolları, Bizans kilisesi, savaş sığınakları gerçekten duruyor mu, yoksa hepsi şehir efsanesi mi?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara'da yeraltında gizli tarih mi saklanıyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da son yıllarda artan kazı çalışmaları, imar uygulamaları ve restorasyonlar, başkentin altında Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı bir yeraltı mirası bulunduğunu somut biçimde ortaya koyuyor. Ulus, Kale ve çevresinde ortaya çıkarılan kalıntılar, mevzuata göre koruma altında tutulurken, bazıları ziyaretçiye açılıyor, bazıları ise hâlâ bodrum katların, asfaltın ve modern binaların altında “gözden ırak” yaşamaya devam ediyor.

ANKARA’NIN YERALTINDA HANGİ TARİHİ KALINTILAR BULUNUYOR?

Ankara, Roma İmparatorluğu’nun önemli bir eyalet başkenti olan Ancyra’nın modern devamı kabul ediliyor. Bu statü, kentin altını adeta bir “tarih arşivi”ne dönüştürüyor.

Bugün özellikle Ulus ve Hacı Bayram Veli Camii çevresi, Ankara Kalesi kuşağı ve Bentderesi hattı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili müze müdürlüklerinin denetiminde yürütülen çalışmalar sayesinde, bu yeraltı mirasının en görünür olduğu bölgeler hâline gelmiş durumda.

Roma hamamları, antik yollar, yeraltı ısıtma sistemleri, sarnıçlar, su kanalları, Bizans kilise kalıntıları ve yakın döneme ait savaş sığınakları; hem 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hem de Ankara’daki koruma kurullarının ilke kararları doğrultusunda tescil edilerek kayıt altına alınıyor.

ROMA HAMAMI ALTINDA NASIL BİR YERALTI SİSTEMİ BULUNUYOR?

Ulus’taki Roma Hamamı ören yeri, çoğu Ankaralı için “üstteki sütunlardan ibaret” gibi görünse de asıl mühendislik mirası zeminin altında yer alıyor.

  • HYPOCAUST SİSTEMİ NE ANLATIYOR?

Hamamın altında, hypocaust olarak adlandırılan gelişmiş bir ısıtma sistemi bulunuyor. Tuğla sütunlar üzerinde yükselen zemin ile yer tabanı arasında bırakılan boşluklardan, fırınlarda ısıtılmış sıcak hava dolaştırılıyordu.

Bu sistem:

  • Roma döneminde Ancyra’nın ileri mühendislik altyapısına sahip olduğunu,
  • Kamusal yapıların sadece işlevsel değil, konfor odaklı da tasarlandığını,
  • Bugün görülebilen kalıntıların, yüzeyde gördüklerimizin çok daha ötesine uzandığını gösteriyor.

Ören yerinde yapılan bilimsel kazılar, hamama temiz su taşıyan ve atık suyu uzaklaştıran eski künk hatlarının bir kısmını da ortaya çıkardı. Bu hatların Elmadağ yönünden gelen su yollarıyla ilişkili olabileceği, arkeolojik bulgularla destekleniyor.

ANKARA’DA ROMA YOLLARI HÂLÂ KULLANILIYOR MU?

Bugün Ulus’ta yürürken, aslında bir kısmı hâlâ yerin altında uzanan antik Roma ana yollarının izleri üzerinde dolaşılıyor.

  • ROMA ANA CADDESİ NEREDE ORTAYA ÇIKTI?

Son yıllarda Valilik binası çevresi ve Hacı Bayram Veli Camii yakınlarında yapılan kazılarda, Ancyra’nın ana caddesi olan Cardo Maximusa ait geniş taş döşemelerin bölümleri gün yüzüne çıktı.

Bu bulgulara göre:

  • Yol, dev mermer bloklarla döşenmiş,
  • Bugünkü modern binaların bodrum seviyelerine yakın kotlarda yer alıyor,
  • Ankara’nın kent dokusunun, Roma planlaması üzerine katman katman yükseldiği anlaşılıyor.

Kamu yatırımları, altyapı yenilemeleri ve kentsel dönüşüm projeleri sırasında bulunan bu tür kalıntılar, mevzuat gereği derhal müze müdürlüklerine bildiriliyor, kurtarma kazıları yapılıyor ve gerekirse proje revize edilerek kalıntıların korunması sağlanıyor.

ANKARA KALESİ ALTINDA GERÇEKTEN TÜNELLER Mİ VAR?

Ankara Kalesi, başkentin hem siluetine hem de yeraltı hikâyelerine damgasını vuran yapıların başında geliyor. Kale ve çevresi, Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyetin izlerini taşıyor.

  • KALE İÇİNDE HANGİ YERALTI YAPILARI TESPİT EDİLDİ?

Kalenin iç kesimlerinde ve eteklerinde yapılan çalışmalar, halk arasında anlatılan “gizli tünel” anlatılarını tamamen doğrulamasa da şu yapıları somut biçimde ortaya koyuyor:

  • Kayaya oyulmuş derin su sarnıçları,
  • Bu sarnıçlara inen merdivenli tüneller,
  • Kuşatma dönemlerinde erzak depoları olarak kullanıldığı düşünülen, mağaravari boşluklar,
  • Savunma amaçlı kısa kaçış dehlizleri.

Bu alanların çoğu, günümüzde hem güvenlik hem de koruma gerekçeleriyle kontrollü biçimde temizleniyor; bazıları restorasyon projelerine dahil ediliyor. Ziyarete açılan bölümler ise rehberli turlar ve resmi etkinlikler kapsamında gösteriliyor.

KALE ALTINDAKİ II. DÜNYA SAVAŞI SIĞINAĞI NASIL KULLANILDI?

Ankara’nın yeraltı yapıları sadece antik dönemle sınırlı değil. II. Dünya Savaşı sırasında inşa edilen sığınaklar, Cumhuriyet tarihinin “görünmeyen yüzünü” temsil ediyor.

  • SAVAŞ DÖNEMİ SIĞINAKLARI NE AMAÇLA PLANLANDI?

Kale eteklerindeki kayalık bölgeye oyulan büyük sığınak, dönemin güvenlik anlayışının ürünü. Arşiv bilgileri ve uzman açıklamalarına göre:

  • Sığınak, olası bir hava saldırısında hükümet üyelerini ve belirli sayıda sivili korumak amacıyla tasarlandı.
  • Proje, dönemin uygulamalarına paralel biçimde yabancı uzman ve mühendislerin teknik katkısıyla yürütüldü.
  • İçeride birbiriyle bağlantılı koridorlar, odalar, havalandırma bacaları ve çelik kapılar planlandı.

Günümüzde bu alan, uzun süre kapalı kaldıktan sonra restorasyon ve işlevlendirme gündemine girdi. Güvenlik, statik ve koruma kurulu onayları çerçevesinde, “müze veya hafıza mekânı” olarak düzenlenmesi tartışılıyor. Bu tür kararlar, hem ilgili bakanlıkların hem de koruma kurullarının ortak onayıyla alınıyor.

AZİZ KLEMENTOS KİLİSESİ NEDEN GÖZDEN UZAK KALDI?

Ankara’daki en çarpıcı örneklerden biri, Bizans dönemine tarihlenen Aziz Klementos Kilisesi kalıntıları. Kent merkezinde olmasına rağmen, neredeyse “göz önünde saklanan” bir durumda.

  • KİLİSE KALINTILARI NEREDE VE HANGİ DURUMDA?

Uzman raporları ve saha gözlemlerine göre:

Kalıntılar, Ulus’ta Anafartalar ve Denizciler caddeleri arasında, modern binaların arasında sıkışmış bir noktada bulunuyor.

Bir yapının yangın merdiveni arkasında, zeminden daha aşağıda kalmış durumda; bu da yapının zamanla şehir kotunun yükselmesiyle “çukurda” kalmasına yol açmış.

Ankara’da ayakta kalan yegâne Doğu Roma (Bizans) kilise kalıntılarından biri olarak anılıyor.

Duvar parçaları, kemerli bölümler ve plan izleri, yapının tarihsel önemini ortaya koysa da fiziksel durumun zayıf olması nedeniyle, yerinde korunma ve güçlendirme süreçleri, ilgili koruma mevzuatı çerçevesinde hassasiyetle yürütülmesi gereken bir başlık olarak öne çıkıyor.

ANKARA’DA BAŞKA HANGİ YERALTI YAPILARI TESPİT EDİLİYOR?

Ankara’nın yeraltı haritasını oluşturan öğeler, sadece tek tek anıt yapılardan ibaret değil; kenti besleyen ve ayakta tutan altyapı sistemleri de bu mirasın parçası.

  • SU YOLLARI, SARNIÇLAR VE ANTİK TİYATRO NASIL KORUNUYOR?

Uzmanların sınıflandırmalarına göre Ankara’nın yeraltı varlıkları özetle şöyle anlatılıyor:

Isıtma sistemleri (hypocaust): Özellikle Ulus’taki Roma Hamamı çevresinde görülen, Roma dönemine ait zemin altı ısıtma yapıları, ziyaretçiye açık bölümleriyle tanınıyor.

Su yolları ve sarnıçlar: Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan, Kale ve Bentderesi çevresinde tespit edilen hatların bir bölümü arkeolojik olarak belgelenmiş durumda, ancak tamamı henüz ortaya çıkarılmış değil.

Bizans kilise kalıntıları: Aziz Klementos, hem konumu hem korunma durumu nedeniyle özel başlık olarak öne çıkıyor.

Antik tiyatro kalıntıları: Kale eteğinde, çeşitli dönemlerde gündeme gelen kazı alanlarında, Roma tiyatrosuna ait yapı elemanlarının ortaya çıkarılması için çalışmalar sürdürülüyor.

Bu alanlar, mevzuat gereği tescilli kültür varlığı statüsüne alınarak, hem kazı hem de koruma süreçleri bilimsel kazı başkanlıkları ve koruma kurulları denetiminde yürütülüyor.

ANKARA’DAKİ YERALTI TÜNELLERİ SADECE EFSANE Mİ?

Ankara’da kuşaktan kuşağa aktarılan bir söylenti, “Kaleden Etlik’e kadar giden tünel” hikâyesi. Bu anlatı, kentin yeraltına dair merakı sürekli canlı tutuyor.

TÜNELLER HAKKINDA BİLİMSEL VERİLER NE SÖYLÜYOR?

Bugüne kadar yapılan arkeolojik çalışmalar ve resmi raporlar:

Kilometrelerce uzanan, atlı arabaların geçebildiği dev tünellerin varlığını destekleyen somut bir kanıt ortaya koymuş değil.

Buna karşın, kale çevresinde kısa mesafeli kaçış tünelleri, su kanalları, sarnıç bağlantıları gibi gerçek yeraltı geçitleri tespit edilmiş durumda.

Efsaneler, çoğu zaman bu gerçek, küçük çaplı tünellerin ve dehlizlerin, yıllar içinde halk arasında büyütülmüş hâli olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre, Ankara’nın altı bugün için “efsaneleri doğrulayan dev tünel ağları”ndan çok, parça parça ama gerçek yeraltı mekânlarını içinde barındıran bir tarih laboratuvarı niteliğinde.

SONUÇ OLARAK ANKARA’NIN YERALTINDA NE SAKLANIYOR?

Ankara’nın altında, Roma’nın kamusal yapıları ve yolları, Bizans’ın ibadethaneleri, Osmanlı’nın su sistemleri ve Cumhuriyet’in savaş endişesiyle tasarladığı sığınaklar, aynı coğrafyada üst üste birikmiş durumda.

Şehirde bugün herhangi bir hafriyat, altyapı çalışması veya restorasyon yapılırken, mevzuat gereği arkeolojik mirasa zarar verilmemesi, buluntuların derhal yetkili kurumlara bildirilmesi ve projelerin gerektiğinde bu mirasa göre revize edilmesi zorunlu.

Ankara’da Ulus’ta dolaşırken, Hacı Bayram’da otururken ya da Kale yokuşundan çıkarken, bastığınız yerin metrelerce altında, 2000 yıl öncesinin caddesi, unutulmuş bir tapınak temeli veya bir sığınak kapısı bulunması artık bir ihtimal değil; şehir planlamasının dikkate almak zorunda olduğu somut bir gerçek.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa