Ankara'ya 1 saat mesafedeki terk edilmiş köy nerede, eski kayı köyüne nasıl gidilir?
Ankara’ya sadece 1 saat uzaklıktaki, “zamanın durduğu köy” diye sosyal medyada paylaşılan, kimsenin yaşamadığı bu terk edilmiş yer gerçekten nerede, adı ne ve Eski Kayı Köyü’ne nasıl gidilir?
Ankara sınırları içinde, Yenimahalle ile Kazan hattında, Kurtboğazı Barajı civarında yer alan Eski Kayı Köyü, 1980’lerden sonra heyelan riski ve afet bölgesi kararı nedeniyle tamamen boşaltılan, bugün ise fotoğrafçıların ve keşif meraklılarının ilgisini çeken, resmî giriş ücreti olmayan terk edilmiş bir yerleşim olarak öne çıkıyor. Köyde eski evler, okul ve cami büyük oranda kaderine terk edilmiş durumda.
ANKARA’DA “ZAMANIN DURDUĞU KÖY” NEDEN ESKİ KAYI KÖYÜ OLARAK ANILIYOR?
Ankara’da sosyal medyada sık sık “Başkentte kimsenin bilmediği köy” başlığıyla dolaşan fotoğraflar, çoğu zaman Eski Kayı Köyü’ne ait kareler. Bu köy, hem konumu hem hikâyesiyle diğer kırsal yerleşimlerden ayrışıyor.
Eski Kayı, adını Osmanlı’nın kurucu unsurlarından olan Kayı Boyu’ndan alıyor. Bölgenin tarihi dokusundan beslenen bu isim, köyün geçmişinin yaklaşık 900 yıl öncesine dayandığı yönündeki anlatıları da güçlendiriyor. Resmî arkeolojik veya tarihsel ayrıntılar sınırlı olsa da, yerel hafıza bu köyü “kadim bir yerleşme” olarak kodlamış durumda.
Zamanın durduğu hissi ise köyün bugünkü halinden geliyor: Yıllar önce terk edilen evlerin bazı odalarında hâlâ eski takvimler, cam kenarında unutulmuş şişeler veya mutfak raflarında birkaç parça eşya görülebiliyor. Doğa, duvarlara, çatılara ve sokaklara yavaş yavaş geri dönmüş durumda; bu da hem hüzünlü hem sinematik bir atmosfer yaratıyor.
ESKİ KAYI KÖYÜ NEDEN BOŞALTILDI, AFET BÖLGESİ KARARI NASIL ALINDI?
Eski Kayı Köyü’nün tamamen terk edilmesi tesadüf değil, mevzuata dayalı bir sürecin sonucu. Türkiye’de 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirler Hakkında Kanun” ve devamındaki afet mevzuatı, heyelan, kaya düşmesi, sel gibi risk taşıyan yerleşim alanlarının boşaltılmasına imkân tanıyor.
1980’li ve 1990’lı yıllarda yapılan jeolojik incelemeler ve sahadaki pratik gözlemler, Eski Kayı Köyü çevresinde heyelan riski ve yerleşim alanının darlığına dikkat çekti. Bu değerlendirmeler ışığında bölge “afet bölgesi” statüsüne alındı.
Afet bölgesi kararıyla birlikte:
- Köyün mevcut yerleşim alanında yaşamın sürdürülmesinin can güvenliği açısından sakıncalı olduğu vurgulandı.
- Vatandaşların daha güvenli bir alana taşınması için kamu eliyle yeni yerleşim planlandı.
- Eski Kayı sakinleri, birkaç kilometre mesafedeki “Yeni Kayı Köyü” yerleşkesine taşındı.
Ankara pratiğinde, özellikle kuzey ve batı aksında, jeolojik risk taşıyan bölgelerde benzer şekilde köy yerleşimlerinin taşındığı biliniyor. Eski Kayı da bu uygulamaların en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor: Eski yerleşim tamamen boşaltılıyor, ama yeni yerleşim aynı sosyolojik dokuyu koruyarak yakına kuruluyor.
ESKİ KAYI KÖYÜ’NDE ZİYARETÇİLERİ NASIL BİR ATMOSFER BEKLİYOR?
Eski Kayı Köyü’ne adım attığınız anda, klasik bir kırsal mahalleden ziyade kapısı kapatılmış bir film platosu hissi oluşuyor.
Bunun birkaç nedeni var:
Terk edilmiş evler: Taş ve kerpiçten yapılmış, çatılarının bir kısmı çökmüş, duvarları çatlamış yapılar ilk göze çarpan öğeler. Bazı evlerin içinde hâlâ dolap, soba, yatak iskeleti gibi eşyalar görülebiliyor.
Eski okul ve cami: Köyün sosyal hayatının bir dönem merkezi olan bu yapılar, bugün sessizlik içinde. Boyası dökülmüş sınıflar, boş tahtalar veya cami avlusunda yer yer otların yükseldiği alanlar, köyün bir zamanlar ne kadar canlı olduğunu hatırlatıyor.
Doğanın köyü geri alması: İnsan elinin çekilmesiyle, yollar ve bahçeler yabani otlarla kaplanmaya başlamış. Duvar aralarından fışkıran bitkiler, pencereleri sarmaya başlayan sarmaşıklar, doğa-kültür çatışmasının görsel bir özeti gibi.
Fotoğraf meraklıları için bu atmosfer, özellikle sabahın erken saatlerinde ve gün batımında dramatik ışık oyunları sunuyor. Ancak bu “fotojenik” alanın aynı zamanda ciddi fiziksel riskler barındırdığını unutmamak gerekiyor.

ESKİ KAYI KÖYÜ’NE ANKARA MERKEZDEN NASIL GİDİLİR, KONUM NEREDE?
Eski Kayı Köyü, idari olarak Ankara’nın Yenimahalle ilçesi sınırlarında, Kazan (Kahramankazan) hattına yakın bir noktada bulunuyor. Konum olarak Kurtboğazı Barajı çevresinin kuzeyinde, Ankara’nın klasik hafta sonu kaçış rotalarından biraz daha içeride kalıyor.
Mesafe: Kızılay’a ortalama 35–40 kilometre uzaklıkta. Trafik yoğunluğuna bağlı olarak 45 dakika ile 1 saat arasında değişen bir yolculuk süresi söz konusu.
Güzergâh:
İstanbul Yolu istikametinde Kazan yönüne doğru ilerleniyor.
Kurtboğazı Barajı’na yaklaşmadan önce, köy yollarına sapan ayrımlardan Eski Kayı bölgesine geçiliyor.
Harita araması: Navigasyon uygulamalarında genellikle “Tarihi Kayı Köyü”, “Eski Kayı” veya benzeri isimlerle kayıtlı. Farklı varyasyonları da çıkabildiği için bölgede yol tarifi alabilecek noktalar üzerinden teyit etmek faydalı.
Ankara pratiğinde, özellikle haftasonu rotalarında sıkça tercih edilen Ayaş, Beypazarı, Güdül gibi destinasyonlara göre çok daha sakin olan Eski Kayı, bu yönüyle de “kimsenin bilmediği köy” algısını güçlendiriyor.
ESKİ KAYI KÖYÜ’NDE GÜVENLİK AÇISINDAN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Terk edilmiş bir yerleşim alanının, turistik bir ören yerinden temel farkı, düzenli olarak kontrol edilmemesi ve yapısal güvenlik açısından garanti sunmamasıdır.
Eski Kayı’da da durum böyle:
Yapıların durumu: Evlerin çoğu bakımsız, duvar ve çatıları yorgun. İçeriye girildiğinde çökme, kiremit düşmesi, zeminde göçme gibi riskler söz konusu. Bu nedenle mümkün olduğunca evlerin içine girmemek, dışarıdan gözlemle yetinmek hayati önem taşıyor.
Telefon çekim gücü: Bölgenin bazı noktalarında cep telefonu sinyali zayıflayabiliyor. Acil bir durumda haberleşme sorunu yaşanmaması için tek başına gitmemek, en az bir kişiye konum ve planlanan dönüş saati bildirmek gerekiyor.
Issızlık: Köyde sürekli yaşayan kimse bulunmadığı için, gece saatlerinde ziyaretten kaçınmak, gündüz ve tercihen sabah-öğlen zamanlarını tercih etmek öneriliyor.
Defineci tahribatı: Türkiye genelinde olduğu gibi burada da define arayışıyla açılmış çukurlar, kırılmış duvarlar, bozulmuş zeminler görülebiliyor. Bu çukurlar hem estetik hem güvenlik açısından ciddi risk; özellikle akşamüstü ve loş ışıkta daha dikkatli olmak şart.
Hukuki açıdan da, özel mülkiyet alanlarına izinsiz girmenin ısrarlı şekilde sürdürülmesi, Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca sorun doğurabiliyor. Bu nedenle ziyaretçiler, hem can güvenliği hem hukuki sorumluluk açısından temkinli davranmalı.
ESKİ KAYI KÖYÜ FOTOĞRAFÇILAR VE KAMPÇILAR İÇİN UYGUN MU?
Eski Kayı Köyü, atmosferiyle özellikle:
- Şehirde yaşayan ama kısa sürede farklı bir dünyaya geçtiğini hissetmek isteyenlere,
- Terk edilmiş yapıları, dokusu bozulmuş duvarları, doğa ve harabe kontrastını fotoğraflamayı sevenlere,
- Ankara çevresinde yeni ve “bilinmeyen” rota arayanlara,
çekici geliyor. Ancak bu ilgi, kontrolsüz kullanımla birleştiğinde risk yaratıyor.
Fotoğrafçılar için:
Geniş açı lenslerle köy panoraması, dar sokaklar ve yıkık cepheler ilgi çekici kareler veriyor. Portre çekimlerinde arka plan olarak da çok tercih edilebilecek bir atmosfer var. Yine de tripod kurarken veya kadraj ararken adım atılan zeminin sağlamlığını sürekli kontrol etmek gerekiyor.
Kampçılar için:
Resmî, düzenlenmiş bir kamp alanı değil. Güvenlik, su kaynağı, tuvalet, aydınlatma gibi hiçbir altyapı yok. Bu yüzden bölgede gece konaklamak yerine, günübirlik keşif yapıp havanın kararmasına yakın ayrılmak çok daha rasyonel. Ankara’da kamp için altyapısı daha uygun, izinli alanlar bulunduğu unutulmamalı.
ESKİ KAYI KÖYÜ ANKARA’NIN HANGİ TURİZM VE KÜLTÜR DOKUSUNA OTURUYOR?
Ankara, çoğu zaman yalnızca “bürokrasi ve plaza kenti” olarak algılansa da, çevresinde ciddi bir kırsal ve tarihsel katman barındırıyor. Eski Kayı Köyü de bu katmanın dramatik halkalarından biri.
Tarihsel süreklilik: Kayı Boyu’na atıf taşıyan isim ve köyün geçmişine dair anlatılar, başkentin yalnızca Cumhuriyet tarihiyle sınırlı olmayan, çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatıyor.
Kırsal dönüşüm: 1980’lerden itibaren uygulanan afet, göç ve yeniden yerleştirme politikaları, birçok köyün taşındığı veya boşaltıldığı bir dönemi işaret ediyor. Eski Kayı, bu politikaların fiziksel izlerini bugün dahi üzerinde taşıyor.
Kent-kır ilişkisi: Kızılay’a 1 saat mesafede, tamamen terk edilmiş bir yerleşimin varlığı, Ankara’da kentsel merkez ile kırsal çevre arasındaki mesafenin sadece kilometre değil, sosyolojik bir kopuş da olduğunu gösteriyor.
Bu açıdan bakıldığında Eski Kayı, sadece “ilginç bir fotoğraf mekânı” değil; aynı zamanda Ankara’nın değişen kırsal yüzünü ve afet mevzuatının sahadaki yansımalarını anlamak için de yaşayan bir laboratuvar niteliğinde.