Ankara Üniversitesi’nde ölü yaban hayvanlarına genetik inceleme

Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde doğada ölü bulunan yaban hayvanları üzerinde DNA analizi yapılıyor; sonuçlar bilimsel dergilerde yayımlanıyor.

DHA
Kaynak DHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara Üniversitesi’nde ölü yaban hayvanlarına genetik inceleme
DHA
Kaynak DHA

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde yürütülen çalışmalarda, doğada ölü bulunan yaban hayvanlarından alınan örnekler laboratuvarda inceleniyor. Ankara’daki zooloji laboratuvarında sürdürülen araştırmalarda doku, post ve kafatası materyalleri üzerinden genetik çeşitlilik, tür ayrımı ve akrabalık bağları bilimsel yöntemlerle değerlendiriliyor; elde edilen bulgular hem eğitime hem de akademik yayınlara katkı sunuyor.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZOOLOJİ LABORATUVARINDA GENETİK ARAŞTIRMALAR YÜRÜTÜLÜYOR

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesindeki zooloji laboratuvarında, doğada ölü halde bulunan yaban hayvanları üzerinde kapsamlı bilimsel çalışmalar yapılıyor. Laboratuvarda toplanan materyaller yalnızca biyolojik arşiv niteliği taşımıyor; aynı zamanda genetik analiz, morfolojik inceleme ve tür teşhisi gibi araştırmalara da kaynak oluşturuyor. Çalışmalar, Türkiye’de yaban hayatının bilimsel olarak kayıt altına alınması ve memeli türlerinin daha ayrıntılı biçimde anlaşılması açısından önem taşıyor.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK MEMELİ HAYVAN KOLEKSİYONUNDA 9 BİNDEN FAZLA ÖRNEK BULUNUYOR

Fakülte bünyesinde yer alan koleksiyonda 9 bini aşkın memeli hayvan örneği bulunuyor. Akademisyenler ve öğrenciler tarafından Türkiye’nin farklı bölgelerinden temin edilen vaşak, tilki, tavşan, dağ faresi, kirpi, sansar ve yarasa gibi türlere ait ölü hayvanlar, özel işlemlerden geçirilerek araştırma materyaline dönüştürülüyor. Bu süreçte örnekler post, kafatası ve doku materyali şeklinde hazırlanıyor. Böylece hem eğitim amaçlı hem de bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek geniş bir veri ve örnek havuzu oluşturulmuş oluyor.

DNA ANALİZLERİYLE GENETİK ÇEŞİTLİLİK VE AKRABALIK İLİŞKİLERİ İNCELENİYOR

Araştırmalarda özellikle doku örneklerinden elde edilen veriler öne çıkıyor. Laboratuvar ekibi, bu dokulardan DNA izole ederek belirli gen bölgeleri üzerinde analiz yapıyor. Elde edilen gen dizileri sayesinde türlerin genetik çeşitliliği, birbirleriyle olan akrabalık ilişkileri ve tür teşhisine yönelik bilimsel değerlendirmeler gerçekleştiriliyor. Post ve kafatası örnekleri üzerinde yapılan morfolojik çalışmalar da genetik verilerle birlikte ele alınıyor. Bu bütüncül yaklaşım, memeli hayvanların hem fiziksel hem de evrimsel özelliklerinin daha doğru yorumlanmasına olanak sağlıyor.

BİLİMSEL DERGİLERDE YAYIMLANAN ÇALIŞMALAR DİKKAT ÇEKİYOR

Laboratuvarda yürütülen araştırmalar yalnızca kurum içinde kalmıyor, bilimsel makaleler halinde ulusal ve uluslararası dergilerde de yayımlanıyor. Bu kapsamda dünyada yalnızca Konya ve çevresinde yaşayan endemik Anadolu Tarla Faresi üzerinde yapılan DNA analizleri, türün Shidlovsky Tarla Faresi ve Sosyal Tarla Faresi ile yakın akraba olduğunu ortaya koydu. Çalışmada ayrıca Anadolu Tarla Faresi’nin atasal kökeninin Güney Kafkasya’ya dayandığı ve Pleistosen Çağı’nda Anadolu’ya yayıldığı belirlendi. Söz konusu araştırma, Avrupa’nın memeli hayvan bilimi alanındaki saygın yayınlarından Mammalian Biology dergisinde yayımlandı.

KAR FARESİ ARAŞTIRMASINDA TÜRKİYE POPÜLASYONUNUN FARKLILIĞI SAPTANDI

Bölümde yürütülen bir başka inceleme ise Anadolu’nun Doğu Karadeniz bölgesi ile Kafkasya’da yayılım gösteren kar faresi üzerine yapıldı. Araştırmada, türün Türkiye popülasyonunun Rusya popülasyonundan önemli ölçüde farklılaştığı tespit edildi. Geçen yıl European Zoological Journal’da yayımlanan çalışmada, kar faresinin Türkiye’deki popülasyonunun farklı bir tür olarak kabul edildiği bildirildi. Bu bulgu, Türkiye’deki biyolojik çeşitliliğin ve bölgesel evrimsel ayrışmanın bilimsel olarak belgelenmesi bakımından dikkat çekici sonuçlar arasında yer aldı.

DERYA ÇETİNTÜRK: KOLEKSİYON EĞİTİM VE ARAŞTIRMA İÇİN KULLANILIYOR

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Derya Çetintürk, 9 bini aşkın örnekle Türkiye’nin en büyük memeli hayvan koleksiyonuna sahip olduklarını belirtti. Çetintürk, post, kafatası ve doku örneklerini hem araştırma faaliyetlerinde hem de lisans derslerinde eğitim materyali olarak kullandıklarını ifade etti. Bu materyaller sayesinde öğrencilerin hayvanları uygulamalı biçimde tanıyabildiğini, öğrenci projeleriyle çalışmalara katılabildiğini ve lisansüstü düzeyde tez çalışmalarıyla araştırmalara katkı sunduğunu aktardı. Böylece koleksiyonun yalnızca bir arşiv değil, yaşayan bir eğitim ve bilim altyapısı olduğu vurgulandı.

DNA İZOLE EDİLİYOR, ULUSAL VE ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ SÜRÜYOR

Çetintürk, doku örnekleri üzerinden DNA çalışmaları yaptıklarını belirterek, örneklerden izole edilen DNA üzerinde gen bölgelerini çoğalttıklarını ve bu verilerle genetik analizler gerçekleştirdiklerini söyledi. Türlerin genetik çeşitlilikleri, filogenetik bağları ve teşhis süreçleri bu çalışmaların temel başlıkları arasında yer alıyor. Çetintürk ayrıca laboratuvarın ulusal ve uluslararası iş birliklerine açık olduğunu, yerli ve yabancı araştırmacıların burada çalışabildiğini, ortak projeler ile akademik yayınların sürdüğünü dile getirdi. Bu yapı, laboratuvarın yalnızca yerel değil, uluslararası bilimsel ağların da bir parçası olduğunu gösteriyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa